![]() |
|
|||||||
| Çöp Forum Forum Başıklarına Uymayan ve Kırık Linkli Konular... |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#11 (permalink) |
![]() |
Uçuk : Dudakta veya burun kenarında hafifçe şişmiş
kırmızı ve ağrılı bir leke şeklinde beliren bir hastalıktır. Nedeni tükürükte bulunan bir çeşit virüstür. Daha ziyade ateşli hastalıklar ve soğuk algınlığı sırasında görülür. Tıp dilinde herpes simplex denir. Dudak veya burun kenarında meydana gelen kırmızı lekeler bir süre sonra su toplar küçük kabarcıkar meydana gelir. Birkaç gün sonra da sararırlar ve kabuk bağlarlar. Ur : Vücudun herhangi bir yerinde görülen şişliklere halk arasında ur tıp dilinde ise tümör denir. İyi huylu kötü huylu ve iltihabi olmak üzere üç çeşidi vardır. Uykusuzluk : Tıp dilinde insomnia denilen uykusuzluğu doğuran nedenler çeşitlidir. Örneğin yorgunluk mide şişkinliği hazımsızlık zayıflatıcı veya uyarıcı ilaçlar fazla sıcak rahatsız edici ışık gürültü sinir bozukluğu fazla miktarda çay kahve veya sigara içmek ağrılar kalp veya akciğer hastalıkları ateş kaşıntı günlük olayların etkisi yatağın uygun olmaması tedirginlik gibi nedenler uykusuzluğa neden olur. Uykusuzluğu doğuran nedeni bulmak gerekir. Basit uykusuzluklarda yatmadan önce sigara çay kahve gibi şeyler içmemek müzik dinlemek yatak odasını havalandırmak bir bardak sıcak süt içmek ve sıcak banyo yapmak çok faydalıdır. Uyurgezerlik : Tıp dilinde somnambülizm adı verilen bu hastalıkta hastanın şuuru uykuda olduğu halde duyu organları uyanıktır. Belirtileri hastaya göre değişir. Bazıları uykularında gezer; bazıları ise uykularında konuşur bağırır el ve kol işareti yapar. Uyandıkları zaman da uykularında yaptıklarını hatırlamazlar. Daha çok ruhsal bir bozukluğun ifadesidir. Ayrıca başından yaralanmış olanlarda kanlarındaki şeker oranı düşük veya beyin damarlarında sertleşme olanlarda da uyurgezerlik görülebilir. Bazı kimselerde ise genetiktir. Uykuda gezen hastaların devamlı olarak ailesi tarafından kontrol altında tutulması başına gelecek herhangi bir kazayı önlemesi açısından faydalıdır. Uyuz : Serkopt denilen gözle zorlukla görülecek kadar küçük olan uyuz böceğinin üst derinin altına girerek meydana getirdiği kaşındırıcı ve bulaşıcı bir deri hastalığıdır. Özellikle el bilek parmak araları koltuk altları karın bölgesi ve kaba etlerde şiddetli kaşıntılar ve çizgi şeklinde yaralar görülür. Yapılacak ilk iş hastanın ve ilişkide bulunduğu kimselerin bütün çamaşırlarını elbiselerini yatak örtü ve çarşaflarını yıkamaktır. Üremi : Karaciğerde meydana gelip kan vasıtasıyla böbreklere taşınan ve idrarla dışarı atılan zararlı maddelere üre denir. Ürenin idrarla dışarıya atılmayıp vücutta kalmasından meydana gelen hastalığa da üremi denir. Nedeni böbrek hastalıkları ve prostat büyümesidir. Hastada devamlı baş ağrısı görme bulanıklığı hıçkırık gündüzleri uyuma ihtiyacı ve geceleri de uykusuzluk görülür. Vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Ayrıca tedaviye yardımcı omak amacıyla hastanın üşütmemesi yorulmaması düzenli beslenmesi sigara veya alkolü bırakması gerekir. Üşümek : Bazı kimseler üşümeyi gerektirecek hastalıkları olmadığı halde üşüdüklerinden yakınırlar. Bu şikayetleri kalorisi yüksek şeyleri yemekle geçer. Ayrıca aşağıdaki reçeteleri uygulamak da faydalıdır.Varis: Damarların büyümesi ve şişmesine varis denir. Çoğunlukla bacağın alt kısımlarında görülür. Nedeni ayakta fazla durmak şişmanlık kan damarlarındaki kapakların düzensiz çalışması veya jartiyer kullanmaktır. Belirtileri deri yüzeyindeki damarlar eğri büğrü olup şişerler. Deri rengini kaybeder. Akşam saatlerinde de ayak bilekleri şişebilir. Banyodan sonra aybaşı halinde sıcak havalarda veya uzun süre ayakta kaldıktan sonra yorgunluk bacaklarda ağrı karıncalanma ve dolgunluk hissedilir. Varis ülseri : Daha çok bacağın alt kısmında görülen yuvarlak bir yaradır. Nedeni varisli yerde meydana gelen herhangi bir yaralanmadır. Hastalık bacağın alt kısmında bileğe yakın bir yerde yuvarlak bir yara olarak ortaya çıkar. Ayak bileği şişer deri esmerleşir ve bazen de ağrı hissedilir. Doktor tedavisi şarttır. Veba : Bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Veba mikrobunu taşıyan farelerin pireleri tarafından insanlara geçer. Nedeni pisliktir. Pis ve güneş girmeyen yerler veba için en uygun ortamlardır. Hastalık mikrop kapıldıktan sonra gelen 2-8 gün içinde kendini gösterir. Hastada aniden başlayan baş ve sırt ağrıları ateş titreme kusma nefes darlığı halsizlik deri lekeleri burun kanaması kan tükürme kasık ağrıları ve devamlı dalgınlık görülür. Dili de kahverengi ve kurudur. Yapılacak ilk iş hastayı tecrit etmektir. Çevresindeki sağlıklı kimselerin de koruyucu aşı olması gerekir. Bugün için önemi kalmayan ve eski devirlerde olduğu kadar çok görülmeyen bu hastalığın tedavisi için geç kalmadan sağlık kuruluşlarına haber vermek gerekir. Verem : Akciğer veremi tüberküloz fitizi diye bilinir. Nedeni koch basili denilen ufak kıvrık içinde küçük noktacıklar görülen çomak şeklindeki verem basilidir. Verem mikrobu insan vücuduna çeşitli yollardan girebilir. Bu yolların başında solunum yolları gelir. Hastalık çoğunlukla veremlinin balgamı veya veremli ineklerin sütü ile bulaşır. Sağlık şartlarına uymamak aşırı yorgunluk üzüntü grip boğmaca kızamık veya şeker hastalığı vücudun direncini kaybetmesine ve hastalığın ihtimalinin artmasına neden olur. Verem üç devrede gelişir. Birinci devrede hastada genel yorgunluk iştahsızlık sırt ağrıları öksürük ve 38 dereceye varan ateş görülür.Verem basili bu devrede tüberkül adı verilen iltihaplı bölgeler oluşturur. İkinci devrede hiç bir belirti görülmeyebilir. Fakat basiller bütün vücuda yayılarak deri eklemler kemikler böbrekler bağırsaklar karın ve beyin zarına yerleşirler. Bu devrede tedaviye başlanmamışsa vücudun direnci azalmaya başlar. Üçüncü devrede varem basilleri kan veya lenf kanalları yoluyla yayılmaya devam eder. Hastada yorgunluk balgamlı öksürük akşamları yükselen hafif ateş iştahsızlık ve gece terlemeleri görülür. Bu devrede tedavi edilmezse diğer akciğer de hastalanabilir. Tedaviye 4 ila 9 ay kadar devam etmek gerekir. Tedavinin ilk şartı temiz ve açık hava bol gıda ve üzüntüsüz bir hayattır.Yanıklar: Sıcak bir şeyin veya yakıcı bir maddenin etkisiyle vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen hücre ve doku bozulmasına yanık denir. Yanıklar ikiye ayrılır: - Basit Yanıklar: Bunlar deride hafif bir kızarıklık meydana getiren yanıklardır. Bir süre sonra içi su dolu kabarcıklar ortaya çıkar. Bunları kesinlikle patlatmamak gerekir. Yapılacak şey gerekli ilacı sürüp iyileşmesini baklemektir. - Önemli Yanıklar: Yanık alanı büyük ve derinliği de fazla ise önemli bir yanık var demektir. Bu gibi durumlarda mutlaka hastaneye başvurmak gerekir. Yaralar: Herhangi bir kaza sonucu deride meydana gelen yarılma kesilme ezilme veya parçalanmalara yara denir. Birçok çeşidi vardır. Ateşli silahlar batıcı veya delici aletler yakıcı maddeler veya hayvan ısırmaları sonucu meydana gelen yaraların hiç vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gerekir. Yaralar temizlik şartlarına uyulmayıp da mikrop kapacak olursa yara yerinde şişme kızarma ateş ve ağrı görülür. Bu da yaranın iltihaplandığına işarettir. Bu durumdaki yaralar gereği gibi tedavi edilmeyecek olursa yaradan dağılan mikroplar vücudun diğer tarflarına da yayılıp çok tehlikeli hastalıkara yol açabilir. Yaralanmalarda yapılacak ilk iş; akan kanı durdurmaktır. Kanı durdurmak için kanayan yerin üstüne gaz bezi veya temiz bir bez parçası konup iyice bastırılır. Kan bir süre sonra durur. Kanama durduktan sonra bez kaldırılır yaranın üzerine bir parça tentürdiyot sürülüp yara temiz bir gaz bezi ile sarılır. Kan fışkırarak akıyorsa yaranın üzerine gaz bezi yea temiz bir bez parçası bağlandıktan sonra kanayan yere bastırılır. Sonra ipin uçları bir parça çubuğa bağlanıp döndürüle döndürüle iyice sıkılaşması sağlanır. Ve hiç vakit kaybetmeden hastaneye götürülür. Yılancık : Küçük yara veya sıyrıklardan giren mikropların neden olduğu ve tıp dilinde Erizipel denilen bir çeşit deri hastalığıdır. Halk arasında kızılyürük denir. Mikrop kapıldıktan bir kaç saat veya birkaç gün sonra; hastada ateş ve titreme görülür. Bilhassa yüz burun kanatları veya baldırlarda; çevresi kabarık yaygın kızarıklık ve ağrı görülür. Bu bölge bir süre sonra şişer deri gerilir. Ayrıca iştahsızlık ve baş ağrısı da görülebilir. Yılancık ihmal edilmemesi gereken bir hastalıktır. Bunun için de iyi bir tedavi şarttır. Tedavinin ilk şartı yatak istirahatidir. Yılan sokması : Yılan zehiri çok çabuk ve şiddetli tesir gösteren zehirlerdendir. Ancak bu zehirler ağızdan alındıkları zaman zehirlemezler. Zehirli yılanların çoğu büyük başlıdır. Bazılarının başları da üç köşelidir. Uzun kıvrık dilleri ve çatallı dişleri vardır. Soktukları zaman; dişlerinin dibinde bulunan bezden salgıladıkları zehiri dişin içindeki kanal vasıtasıyla soktukları yere aktarırlar. Orada ağrı şişme ve kızarma görülür. Bazı kimselerde de yılan zehirinin çeşidine göre kusma baygınlık titreme nefes darlığı uyuklama veya kısmi felç görülür. Yılan sokan kimseye zehir bütün vücuda yayılmadan önce aşağıdaki işlemi yapmak gerekir. Sokulan yer kol veya bacakta ise; yaranın üst tarafına sıkı bir bağ yapılır. Sonra alkole bandırılmış veya ateşte kızartılmış bıçak çakı veya jiletle yara kanatılır. Arkasından ağzın etrafına ve dudaklara zeytinyağı sürülür. Sokulan yer emilip tükürülür. Aynı işlem 3-4 kere tekrarlanır. Sonra madeni bir şey ateşte kızdırılıp sokulan yer dağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri veya bir kaçı uygulanır. Zehirlenme belirtileri varsa vakit kaybetmeden hastaneye götürmek gerekir. Yorgunluk : Uzun süre çalışmaktan sonra görülen durumdur. Organların sürekli olarak yorgunluğu sonucu bozulmasına da sürmenaj denir. Gereği gibi çalışmama isteksizlik halsizlik baş veya sırt ağrıları hazımsızlık huzursuzluk ve huysuzluk can sıkıntısı gibi belirtilerle ortaya çıkar. En kolay tedavi ılık duş alıp istirahat etmektir. Sabah akşam kol ve bacakları soğuk su ile yıkamak da çok faydalıdır.Zatülcenp : Akciğerleri saran zarın iltihaplanması sonucu görülen bir hastalıktır. Tıp dilinde plörezi denir. Nedeni zatürree verem veya akciğer absesinden yayılan iltihaptır. Tedaviye vakit geçirmeden başlamak gerekir. Zatürree : Halk arasında akciğer iltihabı tıp dilinde ise pnömani denir. 3 çeşidi vardır. - Lober Pnömoni : Pnömokok adı verilen mikropların neden olduğu had akciğer iltihabıdır. Mikroplu tozlar fazla yorgunluk soğuk algınlığı veya uzun süre güneşte kalmak hastalığın zeminini hazırlar. Hastalık ani baş ağrısı titreme kusma ve sırt ağrıları ile başlar. Ateş 40 dereceye kadar yükselir. Fakat 10. günden sonra düşmeye başlar. Öksürük kısa sürelidir. Balgam kanlı ve yapışkandır. Hastanın yüzü kızarmış dudaklarının etrafı kabarmış cildi kuru ve dili de paslıdır. Geceleri kriz gelebilir. - Virüs Zatürreesi : Virüslerin neden olduğu bir çeşit zatürreedir. Ya aniden ya da bir soğuk algınlığı sonunda görülür. Lober pnömoniden daha hafif geçer. Hastalığın ateşi 39 dereceye kadar yükselir. Kendini son derece yorgun hisseder. Öksürüğü kuru fakat az balgamlıdır. Kol ve bacaklarında da ağrılar vardır. - Bronköpnomoni : İyi tedavi edilmeyen grip boğmaca bronşit veya kızamıktan sonra ortaya çıkan bir hastalıktır. Nedeni akciğer ve bronşların yer yer iltihaplanmış olmasıdır. Hastalık bronşit gibi başlar tedbir alınmazsa 2-3 gün içinde ağırlaşır. Ateş sabahları 38 derece iken akşamları 40 dereceye kadar yükselir. Hastada öksürük cerahatli ve bazen de kanlı balgam görülür. Halsizdir nefes almakta güçlük çeker rengi de soluktur. Doktor tedavisi şarttır. Diğer tarftan hasta istirahat ettirilir ve morali üstün seviyede tutulur. Yanına fazla misafir kabul edilmez. Ağrı olan tarafına içine sıcak su doldurulmuş şişe konur. Sıcak su buharı teneffüs ettirilir. Ateşi yükseldiği zaman da; vücudu ıslak bezle silinir. Ateş düşürücü ilaçlar verilmez. Zayıflık : Vücut yeterli derecede beslenmezse kilo kaybeder. Bu durum bir çok müzmin hastalıklarda ve had hastalıkların hemen hemen hepsinde görülür. Zayıflık belirli bir hastalıktan kaynaklanıyorsa ilk önce onu tedavi etmek gerekir. Zihin yorgunluğu : Aklın geçmiş olayları öğrenilen şeyleri saklayıp zamanı gelince şuur üstüne çıkarıp hatırlaması kabiliyetine hafıza denir. Bu yeteneklerin geçici olarak kaybolmasına da zihin yorgunluğu denir. Zona : Göğüs veya gövdede ya da yüzde ve gözde çoğunlukla yalnız bir tarafta olmak üzere görülen ve sinirler boyunca yakıcı ağrılara zona veya herpes zoster denir. Hastalık başladıktan birkaç gün sonra ağrıların olduğu yerde bir kırmızılık ve ortasında içi su dolu küçük kabarcıklar görülür. Bu belirtiler bir hafta kadar devam eder. |
|
|
|
|
#12 (permalink) |
![]() |
Panik Atak ve Panik
Panik Bozukluğu Toplum ve TedaviToplumda hastalığın hayat boyu görülme yaygınlığı % 1.5-3 arasında değişmekte olup hastaların ¾ ‘unu kadınlar oluşturmaktadır. Kadınlarda % 2.1 erkeklerde % 0.6 oranında görülmektedir. Kişilerin 1/10’u hayatları boyunca en az bir kez panik atak geçirmekte ve bunların yaklaşık olarak 1/6’si panik bozukluğa dönüşmektedir. Kalıtımın etkisi var midir ? Panik bozukluğu vakalarının birinci derece yakınlarında bu hastalığın görülme olasılığı diğer kişilere göre 4-7 kat daha çoktur (normsalda 2-4 iken panik bozukluklu kişilerin yakınlarında % 2-21 oranında ). Bu hastalığı olanların yaklaşık % 50 ‘sinin yakınlarında bu hastalık gözlenmekte olup %15 vakada bu yakınlık birinci derecedendir. Panik bozukluğunun oluşumunda gelişimsel ve çevresel faktörler: Çocuklukta yaşanan “seperasyon (çocukluk döneminde anne-baba sevgisinin kaybı yaptıklarının anne ve babanın kalıpları ile uygunluk göstermemesi halinde terkedilecegi korkusu) anksiyetesi”nin panik bozukluk ve agorafobi ile ilişkisi olduğu iddia edilmektedir. Panik bozukluğu hastaları ailelerinin“kendilerine düşük derecede bakim verdikleri ancak çok fazla koruyucu olduklarını “ söylemektedirler. Boşanma olum sebebiyle daha çocukken anne-babadan ayrılma yaşantıları olanlarda da panik atakları fazla görülmektedir.Yapılan bazı araştırmalara göre panik bozukluğu başlamadan yaklaşık iki ay kadar önce kişi için önemli bir takım olaylar belirtilmiştir (önemli bir kişinin kaybı gibi Panik bozukluğunda beyindeki değişimler: “Hipokampal girus” denen bölgede metabolik asimetri gözlenmiş olup ‘her an olacak’ seklindeki beklenti anında beyin temposal bölgesinde kan akımında artış saptanmıştır. Karbon di okside aşırı duyarlılık noradrenerjik sistemin aşırı aktivitesi ve serotonin yapımındaki bozuklukların hastalıkta rol aldığı düşünülmektedir. Panik bozukluğu ile karışabilen diğer hastalıklar: Kansızlık kalp krizi (angina pectoris ve myokard enfarktüsü) kalp yetmezliği yüksek tansiyon astım akciğer ambolisi beyin-damar hastalıkları (enfarktlar-beyin kanamaları) epilepsi (sara hastalığı) migren multipl skleroz beyin tümörleri diabet (seker hastalığı) hipertiroidi (tiroid bezlerinin çok çalışması) hipoglisemi (kan sekeri düşüklüğü) hipoparatiroidi (paratiroid bezlerinin az çalışması) bazı maddelerle zehirlenme (amfetamin kokain marihuana nikotin teofilin antikolinerjik dediğimiz maddeler) bazı maddelerin kullanımının aniden kesilmesi ( alkol tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar uyku getirici ilaçlar) üremi vücut su-tuz dengesi bozuklukları yaygın enfeksiyonlar lupus hastalığı panik bozukluk tabloları ile karışabilmektedir. Hastalığın gidisi nasıldır? Genellikle yetişkinliğe geçiş ya da erken yetişkinlik dönemlerinde başlamakta ancak çocukluk cağında da başlayabilmektedir. Hastalığın görülme olasılığı ek olarak otuzlu yasların ortalarında gene artmaktadır. Tedavi yöntemleri : 1-İlaç tedavisi: En az 2-3 ay olmak üzere doz yavaşça yükseltilmek üzere kullanılmalıdır. 2- Bilişsel-davranışçı tedavi: Kişiye panik atakları ile ilgili olan yanlış bilgileri ve inançları gösterilir. Vücudundaki yanlış anlayıp algıladığı ufak hislerin kendini ölüme götürmediği bunların kısa sureli olduğu belirlenir. Böyle bir şey olduğunda durumu geçirmek için yapacağı şeyler gösterilir. Hastalığın tedavisi neden önemlidir? Vakaların % 40-80’inde majör depresyon dediğimiz tablo hastalığa eklenip durumu ağırlaştırmaktadır. Kişilerin bahsetmemesine karsın intihar riski yüksektir. Hastaların % 20-40’inda alkol ve madde bağımlılığı görülmektedir. Kişi ilerleyen donemde eve bağımlı hale gelebilmekte ya da hastane eczane gibi yerlere yakın olmayı yeğlemektedir. Hasta bu konuya yakın olmayan doktorları bir dolaşıp gereksiz ya da yanlış tedaviler almaktadır. Çevresi ile iletişimi bozulan kişinin mesleki sosyal ailesel işlevselliği azalmaktadır. |
|
|
|
|
#13 (permalink) |
![]() |
SAĞLIĞA DAİR YENİ GELİŞMELER
Yumurta margarin ve tuz hakkında bildiğiniz her şeyi unutun. Bu konuda yapılan son bilimsel araştırmalar bilinen tüm gerçekleri tersine çeviriyor.. Kolesterol efsanesi yıkılıyor...Eskiden kalbinize iyi bakmak o kadar da büyük bir problem değildi: Dengeli beslenir fazla içki içmez biraz egzersiz yaparsanız sağlıklı bir hayatı garantilediniz demekti. Gerçi çoğunluk bunları da yapmazdı ama en azından suçunu bilir diyete başlar ya da spora ağırlık verirdi. Sonra çeşitli 'araştırma sonuçları' gelmeye başladı; insanlar aslında "kalp zehri" yiyip içiyorlardı. Kırmızı et örneğin tereyağı yumurta; bunlar çok kötü şeylerdi; kalp damarlarını birer tıkaç gibi tıkıyorlardı. Tuz bir zehirdi; tansiyonu anında fırlatıyordu. Fazla yemek ve şişmanlık zaten koroner yetmezliği için yer ayırtmak gibi bir şeydi. Demek ki ne yapmak lazımdı: Kırmızı eti kes çok canın çekiyorsa haftada tek bir yumurta ye tereyağı yerine margarin kullan ve tuzluğu sakla.... Ama ardı ardına yürütülen bilimsel araştırmalar her gün başka bir 'bilimsel gerçeğe' ışık tutuyor. İşte kolesterol ve kalp sağlığı cephesinden son gerçekler: YUMURTA: Sanıldığı gibi kalp düşmanı değil. Kolesterol bombası ama artık biliyoruz ki kolesterolün bir iyisi bir de kötüsü var. Yumurta kandaki kötü kolesterol oranını yükselten gıdalar arasında değil. DOYMUŞ YAĞLAR: Kırmızı ette tereyağında ve diğer hayvansal gıdalarda var. Kalp ve damarlar için kolesterolden daha büyük bir tehlike teşkil edebilir. DİĞER YAĞLAR: Zeytinyağı diğer bitkisel yağlar ve somon ile ton balığı yağı sanki şifa: kötü kolesterol oranını düşürüp kan dolaşımına yardımcı oluyor. MARGARİN: Een az tereyağ kadar zararlı. Damar tıkayıcı. Genel kural; margarin ne kadar yumuşaksa o kadar iyi. TUZ: Tuzdan tansiyonu yükselttiği için kaçınmak gerekiyordu. Ama tansiyonu yüksek olmayanlar için durum nedir; hala açıklığa kavuşmuş değil. EGZERSİZ: Jogging'e son. Kalp sağlığını korumak için öyle hababam efor sarf etmek nabız atışlarınızı tırmandırmak zorunda filan değilsiniz. Uzmanlar bahçe işleriyle hatta ev işleriyle uğraşmanın kalp sağlığı ve vücut için gerekli egzersizi sağladığı görüşünde. Bilimin verdiği en iyi yenri haber ise şu: Birkaç anahtar noktayı öğrendiniz mi kalbinize iyi bakmak çok kolay... 1- Yağ ve kolesterol O ilk 'bilimsel hurafeler' artık çok basit kaldı. Yani yumurtayı kesmek tereyağ yerine bitkisel yağ kullanmak kırmızı et yememekle kolesterol düşmüyor. Son bulgular bu garipliklere bir nebze ışık tutuyor. Bir defa yediğiniz kolesterol oranı kanınızdaki oranı belirleyecek diye bir zorunluluk yok. Vücudun kendi kolesterol seviyesini ayarladığı da ortaya çıkan yeni sonuçlar arasında. Yağlardan uzak durmak da kötü bir fikir. Zira vücudun yağa ihtiyacı var. A ve D vitaminlerinin çözülmesi için yağ gerekiyor yoksa vücut tarafından absorbe edilemiyorlar. Düşük yağ oranlı diyetlerin de tam olarak kalbe hizmet etmediği doğrulandı. Akdeniz insanları mesela kalorilerinin en az yüzde 30'unu yağlardan alıyorlar ve kalp hastalığı oranları çok düşük.2-Tuz Yüksek tansiyonun kalp için kötü bir sinyal olduğu gerçeğini bilimadamları keşfedeli epey oldu. Ayrıca kılcal damarların da patlamasına yol açabilen yüksek tansiyon bu beyinde gerçekleşirse beyin kanamasına kalp krizinden sonra en yaygın ölüm nedenine yol açıyor. O yüzden tansiyonu yüksek kişilerin sodyumdan; yani tuzdan uzak durmaları gerekiyor. Ama bundan normal tansiyonlu kişiler için de tuz kullanmamanın iyi olduğu sonucu çıkmıyor. Özellikle egsersiz yapanlar için egsersiz sırasında vücutta tuz kaybı olduğundan tuz kullanmamak belki de hiç iyi bir fikir değil...3-Egzersiz 1950'lerde başlatılan araştırmalar spor yapanların kalp krizi geçirme riskinin daha düşük olduğunu gösterdi. Bunun nedeni olarak da uzun süre kalbin de bir nevi kas olduğu ve çalıştıkça direncinin arttığı söylendi. Bir diğer faktör de doktorlara göre damarlara daha çok kan pompalayabilmesi olabilir. Damarlar genişleyip kan dolaşımı arttıkça nabız hızlandıkça tansiyon da düşer ve böylece kalp krizi riski azalır. Egzersiz yapanların hala yüzde 30 daha şanslı olduğu düşünülüyor kalp krizi geçirmeme babında... Ama yine de bu tespitlerin hepsi kesin değil. En çok kafa kurcalayan sorun ise egzersiz yaptıkça daha çok yapmanız gerekiyor. Akıllı yiyin sağlıklı yaşayın...SOĞAN VE SARMISAK BİLDİĞİMİZ: Ağız kokuturlar; ihtiyarlar faydalı olduğunu rivayet eder... UZMANLAR ŞİMDİ NE DİYOR: Soğanlar "flavonoid" ve sarmısak da "polifenol" maddesi içerdiklerinden her ikisi de kalbe çok yararlı. NE YAPMALIYIZ: Her ikisinden de bolca yemeli. ZEYTİNYAĞI BİLDİĞİMİZ: Bu da bir çeşit yağ şişmanlatır. Kesinlikle uzak durulmalıdır. UZMANLAR ŞİMDİ NE DİYOR: Vücut bir takım yağlara ihtiyaç duyar. Ve doymamış yağ oranı yüksek olduğu için kolesterol seviyesini yükseltmeyeceğinden zeytinyağı en iyi kaynaktır. NE YAPMALIYIZ: Aşırıya kaçmamakta yarar var. Yemeklerde ve salatalarda kullanmak tavsiye edilir. KALP DOSTU derecesi *** Diğer yağlar : Çoklu ya da tekli doymamış yağ içeren yağlar iyidir. Doymuş yağlar ise kötüdür. Mısırözü yağı** Ayçiçek yağı** Palmiye yağı* YASAK LİSTESİNDEN ÇIKARIN BİLDİĞİMİZ: Yumurta kolesterol deposudur. Zehirdir. Uzak durmalıyız. UZMANLAR ŞİMDİ NE DİYOR: Gıdanın ihtiva ettiği kolesterol ille de kandaki kolesterol seviyesini yükseltmez. NE YAPMALIYIZ: Kolesterol problemi varsa yumurtadan kaçının. Ancak yoksa aşırıya kaçmadan yenmesinde bir sakınca yok. KALP DOSTU derecesi: ** KIRMIZI ET BEYAZ ETE KARŞI BİLDİĞİMİZ: Kırmızı et tavuktan daha çok kolesterol içerir. Bu nedenle kümes hayvanlarına yönelin. UZMANLAR ŞİMDİ NE DİYOR: Doymuş yağ sağlığa zararlıdır. Tavuk hala iyi özellikle derisini yemezseniz. Koyu renkli etlerden de kaçının. NE YAPMALIYIZ: Tavuk ısmarlayın. Ama kızarmış değil. KALP DOSTU : Tavuk** Biftek* NE KADAR YEŞİL O KADAR İYİ BİLDİĞİMİZ: Göbek salata ve marul. Her ikisi de yeşil ve her ikisi de yapraklı dolayısıyla sağlığa yararlı. DOKTORLAR ŞİMDİ NE DİYOR: Göbek salata sağlğınız için kötü değil. Ancak sudan da daha besleyici değil. Diğer koyu yeşil yapraklı sebzeler de "flavonoid" denilen (bir çişet bitki pigmenti) kalbe dost maddeyi içerdikleri için yararlı. NE YAPMALIYIZ: Salatanızdaki yeşilin rengini koyultun. KALP DOSTU derecesi : Marul**** Göbek salata* TUZU GEÇİN BİLDİĞİMİZ: Tansiyonunuzu yükseklere çıkarır. daima düşük sodyum içeren tuzları tercih edin. Tuzluğa dokunulmamalı. UZMANLAR ŞİMDİ NE DİYOR: Yüksek tansiyon probleminiz yoksa tuzluğa dokunabilirsiniz. NE YAPMALIYIZ: Düşük sodyumlu tuzlar zarar vermez hatta yararlı bile olabilir. Ancak tuzlu krakerlere itibar etmeyin. TEREYAĞ - MARGARİN BİLDİĞİMİZ: Tereyağının her kaşığı kalp krizine çıkarılan bir davetiyedir. Margarine dönün. UZMANLAR ŞİMDİ NE DİYOR: Bitkisel yağı katı margarine dönüştürmek tereyağı kadar kötü. NE YAPMALIYIZ: İyi kolesterolü artıracak yağlara dönülmeli. Sıvı margarin ya da tereyağına alternatif olarak üretilen Benecol önerilebilir. KALP DOSTU derecesi Benecol *** Sıvı margarin ** Tereyağı* Katı margarin* Yağsız süt **** ![]() Az yağlı süt *** Meyveli yoğurt** Tam yağlı süt* Dondurma* Lahana çorbasıyla 1 haftada 7 kilo Gomdi Diyet Brezilya'da ortaya çıkan ve Avrupa'ya sıçrayan yeni diyet sayesinde 1 hafta içinde 7 kilo veriliyor. İngiliz kalp uzmanlarının hastalara özellikle ameliyatlar öncesi uyguladığı diyetin ana yemeği lahana çorbası. Çorbayı nasıl hazırlayacaksınız? Günde iki öğün yenmesi gereken 'gomdi' denilen lahana çorbasının tarifi şöyle: Malzemesi: 6 Soğan 1 Yeşil Biber 1 Lahana 6 Domates 3 kereviz 1 paket sebze çorbası konsomesi... Hazırlanışı: Sebzeleri küçük küçük doğradıktan sonra yeteri kadar su ile 10 dakika kaynatın. Ağır ateşte 12 dakika pişirin. Çorbayı günde iki kez tuzsuz istediğiniz kadar yiyin. Kalp doktorları tarafından ameliyattan önce kalp hastalarına kilo kaybetmeleri için verilen çorba ile insanlar 1 haftada 7 kilo veriyor. İşte bir örnek diyet listesi 1. gün: İki öğün lahana çorbasının dışında muz hariç tüm meyveler. Kavun az şeker içerdiği için tavsiye edilir. Su şekersiz çay ve kahve şekersiz meyve suyu. 2. gün: Tüm sebzeler taze veya haşlanmış. Tuz ve yağ kullanmayınız. Yeşil salata marul tavsiye edilir. Akşam yemeğinde 1 adet kumpir (fırınlanmış kabuklu patates yağsız ve tuzsuz). İki öğün çorbayı unutmayınız. 3. gün: Sebze ve meyveler ve çorba. 4. gün: Bugün 3 adet muz ve tam yağsız süt. Bol su içiniz. Çorbayı unutmayınız. 5. gün: Izgara yağsız et veya derisi alınmış beyaz tavuk eti veya ızgara beyaz etli balık. 2 öğün çorba. 6 domates marul veya yeşil salata. 6. gün: Izgara et tavuk eti veya beyaz balık her zamanki iki öğün çorba. 7. gün: Yağsız pilav. 2 öğün çorbanız sebze ve bol su. Diyet boyunca alkol kullanmayınız. Diyeti bıraktıktan iki gün sonra alkol kullanabilirsiniz. Diyet bedendeki tüm yağları erittiği için alkol zarar verir. Ayrıca şeker kullanmayın su içmeyin. Bu diyet ile bir haftada bünyeye göre 3-7 kilo verilebilir. Akla giden yol mideden geçer Zeka diyeti : İşte akıl motorunu işleten gıdalar.... İstiridye: (Alerjisi olanlar sakınsın) Avustralya'da yapılan araştırmalara göre küçük yaşlarda istiridye yiyen çocuklar daha zeki oluyor. İstiridyede bol miktarda bulunan "çinko"nun zekayı artırdığı bilinen bir gerçek. Balık ve fıstık: Fosfolipid maddeler beyin hücrelerinin gelişmesini sağlıyor. Folik asitli kahvaltılık: (Mısır gevreği yulaf) Beynin düşmanı Alzheimer hastalına karşı iyi bir silah... Bol yeşil sebze lahana ıspanak portakal greyfurt: Beta carotenler ve C vitamini 65 yaş üzerinde çok yararlı küçük yaşlarda zeka gelişmesine yararlı. Zeka dopingi için çok yararlı. Bol ciğer: Demir B ve B12 vitamini yanısıra içinde zeka artıran maddeler bulunan ciğer özellikle küçük çocuklar için çok yararlı. Yüksek proteinli gıdalar: Uzakdoğu kökenli bitkisel maddeler içeren "Ginkgo Biloba" hapı zeka gelişmesi bakımından çok yararlı. (Ülkemizde seçkin eczanelerde bulunuyor). Vitamin E: Günde en az 1 adet vitamin hapı alın. Multivitamin hapları: Uzmanlar çocuklarda zeka gelişmesine çok yararlı olduğunu belirtiyor. Bunların dışında... * Sık sık ve az miktarlarda yiyiniz * Sabahları mutlaka kahvaltı yapınız * Günde 140 gr. Bir kase Karbonhidratlı gıda alınız (Kahvaltılık yulav ve mısır gevreği sütle birlikte) * Üzüm ve haftada 3-4 bardak kırmızı şarap yararlıdır * Günde 1 bardak bira fayda sağlar. Ne yapsan boş Feleğin garezine bak!!! Kap krizinin ortaya çıkması sadece kötü beslenme alışkanlıklarına şişmanlığa sigaraya bağlı değil. Bunlar kontrol edilebilir önüne geçilebilir risk faktörleri. Bir de irade dışı çoğu 'Allah vergisi' faktörler var ki uzmanlar onların da kalp krizi olasılığını yükselttiğini saptamış... Örneğin göbekli kel kışın soğuğunda bile kıllı göğsünü rüzgârlara germekten çekinmeyen dişleri bakımsız akşam 4-6 saatlerinde rakı-kebapın başına çöken bütün o has Anadolu çocuklarının kesin kalpten gidici olmak için ne gibi bir suç işlemiş olmaları lazım? KELLİK 'Kelaj' kıvamında amiyane ifadeyle bir kelle yalnızca façayı bozmakla kalmıyor uzmanlar kellerin saçlılara göre 3 kat daha fazla kalp krizi geçirdiğini ifade ediyor. SOĞUK HAVA Araştırmacılar soğuk havanın sadece soğukalgınlığına yol açmakla kalmadığını kalbi de etkilediğini ortaya çıkardılar. Çok düşük sıcaklıklara maruz kalmak kalp krizi riskini artırıyor. Kalbini seven kışı sevmez... DİŞ ETLERİ Araştırmalar diş eti hastalıklarının kalp krizi riskini neredeyse ikiye katladığını kanıtladı. Bakteriler kana geçip kalp damarlarındaki ölümcül pıhtılaşmaları kolaylaştırıyor.VÜCUT ŞEKLİ Fazla kilolar zaten kalbin en büyük düşmanı. Ancak fazla kiloların toplandığı yerler de kalp krizi riski açısından ipuçları taşıyor. Kalça yerine göbekte toplanan fazla kilolar kalp krizinin önceden habercisi sayılıyor.GÜN VE SAAT Kalp krizi olayları genellikle akşama doğru 4 ile 6 saatleri arasında meydana geliyor. Özellikle Pazartesi ve Cuma günleri kritik. |
|
|
|
|
#14 (permalink) |
![]() |
SOMATİZASYON
HİPOKONDRİAZİS (HASTALIK HASTALIĞI) Asagidaki belirtilerin varligi halinde hipokondriazisten bahsedilir. 1-kişinin vücudunda hissettiği algıladığı nitelik ya da niceliksel farklılıkları yanlış yorumlayıp bunlara kotu bir anlam vererek ağır bir hastaligi olduğu ya da olacağı düşünce ve korkusunu yaşaması.2-Gereken inceleme ve muayenelerin hekimlerce yapılarak o alanda bir sorunun olmadığının söylenmesine karşın bu düşünceler devam etmektedir.3-Hastanın bu düşünceleri kendinde yüksek bir gerilime yol açmakta mesleki ve sosyal alanlarında kendi işlev düzeylerinde bozulmalara neden olmaktadır.4-Bu rahatsızlık en az 6 ay devam etmektedir. 5-Bu düşünceler depresif bozukluklar panik ve yaygın anksiyete bozuklukları OKB gibi diğer rahatsızlıkların ait bir özellik olarak bulunmamalıdır.6-kişi belirli bir hastaliginin olmayabileceği ya da durumunu hastalık seklinde abartmış olabileceğinden bahsedebilir. Yani aksi ispatlanamayan sabit bir düşünce (sanrı) boyutunda değildir. Hastaneye başvuranların % 4-6 sında belirlenmiştir. Rahatsızlık her yasta başlayabilse de en çok 20-30 yas arasında görülmektedir. kişiler vücudun normal çalışmasına ait bir takım belirtilere anormal gözü ile bakmakta ve yanlış anlamlar yükleyip hastalık belirtisi olarak düşünmektedirler. Örnek olarak kalp atışları terleme hıçkırık öksürme esneme kabızlık göz seyirmeleri gibi durumlar ciddi bir hastalık (kanser kalp krizi ağır bir norolojik hastalık gibi ) bulunduğu fikrini oluşturur. Ayni anda bir çok organa ait kuşku olabilirken sadece bir organ veya hastaliga ait kuşku da bulunabilir. Çoğunlukla yeterli tetkik ve muayene yapılmadığından yakınırlar. Psikiyatriye sevk edildiklerinde bunu kabul etmez kendilerinde vucutsal bir hastalık olduğunu söylerler.Bu kişiler kendilerine kondurdukları hastalık nedeniyle özel bir muamele özel bir tedavi beklentisi içinde olabilirler. Çoğunlukla hissettikleri bu duyumlar nedeniyle islerine yönelik dikkat ve ilgileri azalır. Devamlı olarak sevk alarak hastanede yatış check-up tomografi MR incelemeleri talep ederler. Hatta bu nedenle yurt dışındaki tip merkezlerine ya da tip dışı bir takım şarlatanlara gidip para saçarlar.Rahatsızlığın oluş sebepleri: bazı hipotezlere göre kişide varolan cevreye yönelik saldırgan ve öfke yüklü dürtülerin "bastırma" ve " yer değiştirme" seklindeki savunma mekanizmaları ile fiziksel yakınma haline dönüştürüldüğü iddia edilmektedir. Hissedilen öfke kişinin geçmişte yaşadığı kayıplar yakınlarının hastalıkları çevresinin kendisini reddetmesi yeterli desteği vermemesi ve hayal kırıklıkları ile ilgili olabileceği düşünülmüştür.Ayrıca bu durumun kişinin hissettiği öfke ve saldırgan dürtüler nedeniyle oluşan suçluluk duygusuna karşı bir savunma; düşük benlik algısı ya da aşırı ölçüde kendisiyle ilgilenmenin bir sonucu olarak da düşünülmüştür. başka bir görüşe göre de ağrı ve diğer vucutsal duyumlar sembolik olarak geçmişte yapılan ya da yapıldığı farz edilen bir hata nedeniyle ceza görmeyi hakketme düşüncesi anlamına gelebilmektedir. Rahatsızlık yakın birisinin kaybı ya da stresli bir donemi takiben su yüzüne çıkabilir.Rahatsızlığın tedavisini iyi yönde etkileyen faktörler: Sosyoekonomik durumun iyi olması kaygı ya da depresif bozukluklar gibi tedavi edilebilir diğer rahatsızlıkların varligi Ani baslangicin olduğu durumlar Beraberinde bir kişilik bozukluğunun olmaması Beraberinde vucutsal bir hastaligin olmaması. Tedavi: Beraberinde herhangi bir depresif ya da kaygı bozukluğu varsa gerekli tedavisi uygun ilaçlarla yapılmalıdır. Psikoterapi bireysel ya da grup terapisi seklinde uygulanabilir. Rahatsızlığın tedavisinde olumlu gidisi sağlayan etkenler: Belirtilerin aniden başlaması Başlangıca yol açabilecek bir stres etkeninin varligi Rahatsızlığın başlamasından tedaviye dek gecen surenin kısa olması kişinin entellektuel düzeyinin yüksek olması Kas güçsüzlüğü konuşma ya da görme kaybı gibi belirtilerin olup titreme ya da kasılma-katilma belirtilerinin olmaması. Birlikte bulunabilen psikiyatrik bozukluklar: Depresif bozukluklar kaygı bozuklukları ( panik bozukluk yaygın anksiyete bozukluğu gibi) |
|
|