![]() |
|
|||||||
| Çöp Forum Forum Başıklarına Uymayan ve Kırık Linkli Konular... |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#72 (permalink) |
![]() |
Bikinili Kizlara Bakarken Dinlenicek Sarkilar Diil...
"'Yıllar sonra arayıp senden röportaj isteyeceğim hiç aklıma gelmezdi' diye arıyorum Hayko Cepkin'i. Aslında bir an düşünüyorum da daha lise yıllarında Hayko özelliklerini yansıtıyordu. Özel günlerde ve sonunda da mezuniyet programımızı tamamen Hayko hazırladı. Skeçleri yazdı rolleri dağıttı hem oynadı hem yönetti... Hatta Bülent Ersoy taklidi vardı ki müdür yardımcısının salonu terk etmesine neden oldu. Boş derslerde 40 küsür kişilik sınıf öğretmen varken bile hiç bu kadar sessiz ve kürsüde oturanı bu kadar dikkatli dinlememişti çünkü o arada Hayko cüzdanında sakladığı ve minik kağıtların üzerine not aldığı fıkraları art arda anlatıyordu. Okul bitti. Herkes bir yol çizdi. Hayko tiyatrocu olmak istiyordu. Ders aldı konservatuara girmeye çalıştı ama bir türlü işlerini rayına oturtamıyordu. Ne zaman Beyoğlu'na gitsem onu bulabileceğim mekana uğruyor hatırını soruyordum. O bizim sınıfın komiği sanata meyillisiydi. Hayko Cepkin şimdi yıllar süren çalışmasının meyvesini aldı ve 'Sakin Olmam Lazım' adını verdiği ilk albümünü çıkarttı. Hayko Cepkin klavyeci olarak müzik piyasasına girdi. Bu albüme kadar dokuz yıllık bir çabasının olduğunu anlatıyor: 'Önce okumaya çalıştım ama hepsi yarım yamalak oldu. Timur Selçuk'tan iki yıl Academy İstanbul'da da bir yıl piyano eğitimi aldım. Mimar Sinan'da dışarıdan şan eğitimi aldım ama öğrencisi olamadım. Academy İstanbul'a gidip gelirken barda çalışıyordum. Öztürk ve arkadaşlarıyla karşılaştım. Klavyeci olarak çalışmaya başladım. Rahatsız bir adam olduğum için sahnede de fark ediliyordum. Bu da tekliflerin gelmesine neden oldu. Ogün Sanlısoy ile çalışmaya başladım. Aylin Aslım Koray Candemir Demir Demirkan derken düzenleme yapmaya başladım. Murathan Mungan'ın Sözvermiş Şarkılar albümünde Yeni Türkü'nün 'Kimdi Giden' parçasının düzenlemesini yaptım. Bir yandan da kendi albümüm için çalışmaya başlamıştım. Albüm için iki şirkete gittim. Biri EMI'dı. CD bıraktım akşamüzeri Hakan Kurşun aradı.' Albüm parçalar hazır olduğundan iki hafta içinde basılmış. SÖZLERİM BİR KADINA AİT DEĞİL Hayko Cepkin albümünün yazlık olmadığını söylüyor. 'Hava karanlık olacak yağmur olacak. İnsanlar 'offf' diyecek. O zaman kendilerinden bir sürü şey bulabilirler. İnsanlar çiçekler açarken bikini giyinmiş kızlara bakarken şarkılarımı dinlemek istemeyebilir. Ben de genelde kışın üretiyorum. Odam da karanlık. Eylülden sonra ikinci klip çekilirse beni daha yakından tanıyacak insanlar...' Albümdeki karamsarlığın nereden kaynaklandığını öğrenmek istiyorum. Çünkü aslında neşeli ve eğlenceli biri. 'Hayatım boyunca tırmalayarak çalıştım. Onun için çalışan kazanır mantığını biliyorum. Müziğin ameleliğini de yaptım. Para kazanmam gereken dönemler oldu. Okulları da bu yüzden aksattım. Piyano eğitimini alırken bir yandan da Moğolların turnesine giderek sahne teknisyenliklerini yapıyordum. Evet Hayko neşeli bir herif. Ama odasına kapandığında saklananlar ortaya çıkıyor. Bu neşeli görünen insanlarda olan bir durum. Kemal Sunal gibi. Komik filmlerin yıldızı ama son derece ciddi biri...' Hayko Cepkin'in şarkı sözleri yaşadığı bir duyguyu anlatmıyor. Hatta bir kadına da ait değil. Hepsi bir gün başına gelebilir düşüncesiyle yazılmış. Müzik tarzını belli bir kalıba oturtmayan Cepkin klavye çalarak bestelerini yaptığı için farklı bir sound yakaladığını anlatıyor. Cepkin 'Farklılık klavyeyi gitar mantığıyla çalmamdan kaynaklanıyor. Albümlerdeki kayıtlar canlı değil. Gitar sesleri de klavyeden çıkıyor. Neticede elektronik bir müzik. İçinde rock öğeleri var. Vokal olarak arabesk tadı var. Ozansal sözler var' diyor. SAHNEDE VAHŞİ OLUYORUM Hayko Cepkin ile ilk kez albüm kapağında karşılaşanlar merakla karışık şaşkınlık yaşayabilir. Yüzü renklendirilmiş maske tadında bir kapak. Kendi tabiriyle 'vahşi'lik söz konusu. Müzikle beraber değiştiğini söyleyen Cepkin bu değişimi en çok da sahnede yaşıyor. Sahne ona göre kutsal bir yer ve ulaşılmaz olması gerekiyor. Hayko Cepkin 'O enerjiyi vermek lazım. Sahne sanatları vardır. Görselliği sunmak zorundasın. Seyircinin gözünün içine bakacaksın. Bulunduğun sahnenin sesinin oturması gerekiyor. Işık ses ve görsellik birleştiğinde ulaşılmaz bir yerde olduğun ortaya çıkar. Klavyeyi benim gibi çalan yoktur. Gaza gelip bir tane daha klavye alacak param olmadığı halde klavyeyi sahneden atan sonra da oturup leyimleyen bir adamım' diyor. Cepkin'in sahneyi bu şekilde yaşaması birlikte çalıştığı sanatçıları da olumlu etkiliyor 'Şimdiye kadar memnuniyetsiz biri olmadı. İlginin bir kişiye odaklanması değil. Davulcu ne yapıyor insanların görmesi lazım. Dört kişi bir oyun oynuyor ve herkesin önde olması gerekiyor' diye anlatıyor. Alinti |
|
|
|
|
#73 (permalink) |
![]() |
"'Oğlum çok güzel böğürüyorsun'"
![]() Hayko Cepkin: "10 yıl önce bu müziğin geleceği yok aç kalacaksın diyen babam şimdi metalcileri sahiplendi. Eurovision'u bizimkiler kazandı diye seviniyor" Hayko Cepkin rock müziğinin yeni gözdesi. Ev yapımı albümü "Sakin Olmam Lazım"ı çıkaralı neredeyse bir yıl olacak. O bu sürede rock barok ve elektronik altyapılı müziği ve dillere destan sahne performansı ile hayran kitlesini giderek genişletti. Kral TV Müzik Ödülleri'nden eli boş dönmedi En İyi Erkek Rock Şarkıcısı ödülünü aldı. Üçüncü klibi "Fırtınam"ı çekti. Şimdilerde ekimde vizyona girecek korku filmi "Araf"ın müziklerini yapıyor. Rock'n Coke Festivali'nde gerçekleştireceği sahne şovunu planlıyor. Cepkin "Siyah saçlarım ve yeni şarkılarım bu festivalde görücüye çıkacak" diyor. Dedeniz akordeoncu babanız eski davulcu. Hayatınıza müzik onlar sayesinde mi girdi? Rahmetli halam da ut çalardı. Ama ailede kimse bu işi profesyonelce yapmadı. Evimizde tuşlu büyük bir çalgı vardı: Dedemin akordeonu. Babamın bana hediye ettiği orgla dedemin çaldıklarını taklit etmeye başladım. Derken kilise korosuna girdim. Dokuz yıl koroda şarkı söyledim. Hemen hemen tüm erkek çocuklarına org alınır. Çocukların hevesi geçince de odalarındaki gardıropların üstüne kalkar o orglar. Siz nasıl vazgeçemediniz çalmaktan? Sanırım ufak yaşta beste yapmanın tadına vardım. Bir şeyler yaratmış olmak mutluluk verdi ve devamı geldi. Sonraları profesyonelleşmek gerektiğine karar verdim. Eğitimden nefret ederim ama müziğin eğitiminin alınması gerektiğine inanıyorum. "Ben sinirli adamım " dövmecilik yapamadımYine de okuduğunuz Mimar Sinan Konservatuvarı Opera Şan Bölümü'ne iki yıl devam edebilmişsiniz. Okulu bitirmek zordu. Bitirsem de bazı kurumların kadro sınavları altı yılda bir açılıyor. O zaman da iki kişiyi falan ancak alıyorlar. Koroya girsem üç kuruş paraya lo looo diye bağıracaktım. Geçimimi sağlamak için evde öğrencilere piyano ve şan dersleri vermeye başlayacaktım. Böyle bir hayat istemiyordum. Bu yüzden okuldan ayrıldım. Timur Selçuk'un Çağdaş Müzik Merkezi'ne girdim. Bitince Akademi İstanbul'da bir yıl piyano eğitimi aldım. Bu dönemde barlarda DJ'lik yapıyordum. Bir de dövme ustası Ruhsel'in yanında çalışıyordum. Çalışıyordum derken... Siz de dövme yapıyor muydunuz? Yok yapamadım. Sinirli adamım ben. Usta makineyi bir kere verdi baktı sinirden ellerim kollarım titriyor. "Bırak makineyi sen sterilizasyona devam et" dedi. Ruhsel'in yanında küçük çekirge olarak dört-beş yıl kaldım. Dövmelerim de onun eseri. Sahnede klavye çalmaya ne zaman başladınız? 1997'de Öztürk'le Alt Kemancı'da. Ardından Ogün Sanlısoy Aylin Aslım Koray Candemir Demir Demirkan'nın klavyecisi oldum. Remiksler ve albüm düzenlemeleri geldi sonra. Albüm yapma fikri nasıl ortaya çıktı? Vallahi baktım yaş kemale eriyor. Demir'e Aylin'e Koray'a çalarken grupta en genç hep bendim. Ama aynı işe devam edersem yeni çıkan rock gruplarının içinde eski kaşar olacaktım. "Hayatımı sürdürmek için daha ne kadar klavye çalabilirim ki?" diyerek evde yaptığım kaydı EMI firmasına getirdim. "Bunlar demo. Sizden kayıt imkanı istiyorum" dedim. Ancak "Bu hali güzel" dediler ve hemen bastılar albümü. "Stüdyoya girseydim daha iyi bir albüm olurdu" gibi bir pişmanlığınız var mı? Ben değil de şirket çok pişman oldu. Şarkıların konser versiyonunu gördükten sonra "Keşke böyle bir kayıt yapsaydık" dediler. "Sakin Olmam Lazım"ı evde kaydettiğim için komşular rahatsız olmasın diye adam gibi söyleyemedim bağıramadım çağıramadım. İstediğim gitarlar vokaller yok. İkinci albüm bunları ekleyince tam istediğim gibi olacak. "Ortaya karışık bir şeyler" Yaptığınız müziği nasıl tanımlıyorsunuz? İçinde barok müziği de rock da var. Ortaya karışık bir şeyler yaptım. Klasik müzik eğitimim nedeniyle altyapı barok. Rock'çı kültürden geliyor olmamdan kelli üzerine rock eklendi. Elektronik var çünkü klavye çalıyorum. Türkiye ve Ermenistan'ın halk türküleri sayesinde albümde ağıt da var. Şarkılarımın içinde black metal kalıpları bile bulunuyor. Aileniz okulu bırakmanızdan ve barlarda çalmanızdan pek hoşnut değilmiş. Albüm çıkarmanızı nasıl karşıladılar? Hoşlarına gitti mi? Babam 10 yıl önce bu müziğin geleceği yok aç kalacaksın diye söylenirken şimdi metalcileri rock'çıları sahiplendi. "Eurovision'u bizimkiler kazandı" diyor. 10 yıl sonra bile olsa "Baba bak gördün mü? İstediğim gibi bir albüm yaptım ve tuttu" diyebilmek güzel. Babam geçenlerde konserime geldi şöyle dedi: "Oğlum çok güzel böğürüyorsun." Yeni albümünüz ne zaman çıkıyor? Şarkılar hazır. Kasımda çıkacak. Bu defa enstrümanlarla adam gibi kaydedilecek. Şirketim "Aman kendi başına bir şey yapma bu sefer stüdyoyu ayarlıyoruz" diyor zaten. Ama yüzde 70'i yine evde hazırlanacak. "Hatunlara şarkı yaptığımda ortaya berbat şeyler çıktı" Konserinize gidenler sahnede "süper" olduğunuzdan bahsediyor. Orada kendinizi nasıl hissediyorsunuz da bu kadar havaya giriyorsunuz? Savaştaymışım gibi hissediyorum. Tüm hırsım sahnede ortaya çıkıyor. "Sakin Olmam Lazım" ilk çıktığında parçalarımı aşk şarkıları sandılar. Oysa hiçbiri değildi. Pek çok kimse onların aşk şarkısı olmadığını ancak konserlerimde anladı. Hayatımda bir kez bile bir kadına şarkı yapmadım. Birine çok tutulmadınız diye mi aşk şarkısı çıkmadı sizden? Yok ondan değil. Hatun üzerinden yola çıkıp şarkı yapmaya çalıştığım zaman ortaya berbat şeyler çıktı. İlk bestelerim genelde böyleydi. Kötü ve samimiyetsiz. Sonra baktım ki aslında sorun bende. Kendime söylemem gerekenleri şarkı yaptım. [/i] |
|
|
|
|
#74 (permalink) |
![]() |
Haykoyla İlgili Yazılanlar....
ßi araLar masa üstü resnmimdi ama artık nedense deeL ![]() DOĞU İLE BATININ MODERN SENTEZİ Aylin Aslım Demir Demirkan ve Koray Candemir gibi isimlere yaptığı düzenlemelerle adını duyuran Hayko Cepkin alternatif müzikle alaturkayı aynı potada erittiği ilk albümü 'sakin olmam lazım'ı yayımladı. Türk müzisyenlere özellikle gençlere son bir yıldır en çok destek veren "major" plak şirketlerinin başında EMI Türkiye geliyor. Bunun bir numaralı sebebi kuşkusuz Türk müzik piyasasını ve müziği gayet iyi bilen genel müdürleri Hakan Kurşun. Bakış açısı ciddi bir biçimde değişen şirketin son aylardaki en önemli yerli bombalarından biri 110'du. Yeni yıldız ise Demir Demirkan Aylin Aslım ve Koray Candemir gibi isimlerle yaptığı çalışmalarla düzenlemeleriyle tanınan Hayko Cepkin. Albümün ilk dikkat çeken noktalarından biri Koray Doyran tarafından yapılan kitapçığının tasarımı. Son derece sıcak bir sese sahip olan Cepkin alternatif müzikal altyapı ile "post arabeskalaturka" bir vokal tonunu bütünleştirmiş. 'Yarası Saklı' ve 'Son Kez' parçalarında bu tat özellikle hissediliyor. Bunda Cepkin'in Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda aldığı şan derslerinin de etkisi büyük tabii. Tüm beste söz ve düzenlemeleri kendisi yapan Hayko Cepkin bu özelliği ile de (yaptığı müziğin ilgisi olmamasına rağmen) yerli bir Moby'yi andırıyor. Prodüksiyon anlamında çok başarılı olan albüm DoğuBatı sentezini en iyi bütünleştiren yerli çalışmalardan biri. Albümden ilk klip açılış parçası 'Yarası Saklı'ya çekildi. Levent Ayaşlı'nın yönettiği ve mekân olarak Kilyos'ta bir taşocağının kullanıldığı klip kullanılan görsel efektler sayesinde Ay'da çekilmiş izlenim veriyor. Hayko Cepkin her ne kadar 'Sakin Olmam Lazım'ın satır aralarında "Yok kimse duymaz sesimi" diyor olsa bile bu albümle sesini çok fazla insanın duyacağı kesin. Yeter ki gerçekten "sakin" olmayı başarabilsin...ALTERNATİF KÜLTÜRÜN YENİ MESİHİ Babylon'da bir bayram akşamı. İçerisi böyle bir akşama göre fena değil oldukça kalabalık. Elde biralar yüreklerde bir beklenti. Çok geçmeden müzik susuyor sahne kararıyor. Önce grubu çıkıyor; gitarda Umut Töre bas gitarda Onur Şengül ve davulda Murat Cem Ergül. Ardından da kendisi arz-ı endam ediyor sahneye. Her zamanki gibi yarı çıplak sadece siyah bir eşofman kollarında bileğinden dirseğe kadar uzanan siyah uzun bileklikler (normalde beyaz giyiniyor ama bu sefer çamaşırları yıkamayı unutmuş olmalı) omzundan aşağı kolunun üstüne ve sırtına taşan dövmeleri midesinin üzerindeki "The Crow" dövmesi. Hayko Cepkin. Antikahraman. Alternatif kültürün yeni mesihi. Canımız göz nurumuz bir tanemiz. Her zamanki gibi albümüne ilk klip çekilen şarkısı 'Yarası Saklı' ile başlıyor konsere. Ve her zamanki gibi albüm versiyonunun aksine acayip derecede şiddet yükü taşıyan şarkının doruğunu arada içinden kopan haykırışlar yakarışlar oluşturuyor. Ve yine her zamanki gibi bütün bir kitlenin suratına bir tokat gibi patlıyor sesi sureti kalbi. Eroinle yapılan ilk vuruş gibi. Önce bir acı sonrasında benzersiz hayatınızda tatmadığınız bir haz alıyorsunuz. Sonrası malum; amansız bir müptelalık. Ardından albümün ağır toplarından 'Görmüyorsun'a geçiyor. Suratı şekilden şekle giriyor. Her sözü her bakışı her mimiği kendi ikiyüzlülüğümüzü ortaya seriyor. Hayko kendini öldürüyor o sahnede bizim günahlarımız için. Bunun karşısında bizim yapabildiğimiz tek şey biraları ardı ardına yuvarlayıp kalbimize taş basmak oluyor. 'Son Kez'e geçtiğinde artık sahnede halkına cemaatine vaaz verircesine paralıyor kendini. Cemaat kendinden geçiyor. Ön saflarda yer alan Fatih Özgüven ilişiyor gözüme. Cennet ile cehennem arasında ağzı kulaklarına varmış kendinden geçercesine takip ediyor Hayko'nun her hareketini ağzından çıkan her sözcüğü. Murat Beşer ile aramızda daha önceden tanımladığımız "Hayko sarhoşluğu" yaşıyor belli. Hayko burada Türkiye nerede? Konserin Hayko'dan sonraki tek kahramanı Fatih Özgüven değil. Daha büyük daha yüce bir hayranı var orada Hayko'nun. Menajeri Suat'ın 4 5 yaşındaki oğlu Efe. Üst katta oturmuş pür dikkat Hayko'yu seyrediyor. Konserin başından sonuna kadar ilgisini hiç dağıtmadan arada yumrukları sıkarak havaya zıplamayı ihmal etmeden. 4 5 yaşında bir velet buradaysa Türkiye nerede? Niye hâlâ klibi doğru dürüst dönmez kanallarda niye çalınmaz radyolarda? Araya 'Siren' gibi 'Ölüyorum' gibi albümde yer almayan şarkılar giriyor. Her şarkıya her şeye yeni başlamış birisinin açlığıyla tutkusuyla sarılıyor Hayko. Sanki o gece orada o şarkıyı söylemese ölecekmiş gibi. Bütün korkularının dizginlerini bırakıyor adeta. Başka bir güç sarıyor onu sahnede. İlahi. Kutsal. The Dandy Warhols'un 'Sleep'inin girişindeki sample'ı kullandığı 'Seninki Dert Mi?' ile boğazımız düğüm düğüm olurken kederden 'Zaman Geçti'de "Unut geçmişi geriyi / Sen ol / Çok zaman geçti üstünden" diyerek Hayko aslında varlık nedenini hatırlatıyor bize: Yalansız samimi kendin olabileceğin bir dünyanın anahtarlığı. 'Yarası Saklı'yı tekrar söyleyerek konseri bitirdiğini zanettiğimiz Hayko seyircinin akıttığı sevgi histerisi üzerine daha önce yapmadığı bir şeyi bis yapıyor. Albümden çıkan yeni klip olacak olan 'Son Kez' ile bu kutsal ayin bir sonraki buluşmaya kadar sona eriyor. Hayko bitmiş ve hâlâ trans halinde kulise çökerken dışarıda bazı insanlar hâlâ olayın şiddetini yüzlerinde taşıyor. Belli ki "Hayko nereye ben oraya" kervanı yeni gönüllüler kazanmış. Etrafında insanlar toplaşırken kuliste ben çocuğunun üzerine titreyen pimpirikli ebeveyn gibi devamlı etrafında üstüne bir şey giydirmeye çalışıyorum. Üşütüp hasta olmasın diye. Çünkü biliyorum; bu hayatı böyle adamlar değiştirecek. Cilalı boyalı magazin kokoşları değil yalansız hesapsız samimi tutkulu farklı ve farklılığından utanmayanlar. Ve ağızdan ağza dolaşacak böyle insanların hikâyeleri. Birileri alacak başka şeyler yapacak gördüklerinden ve işte o zaman değişmeye başlayacak bir şeyler. Herkes kendi alanında buna girişse bambaşka bir yere dönüştüreceğiz burayı. O yüzden bu söylediklerimi fazla görmeyin bana. Çünkü bir umudum onda anlıyor musunuz?SAKLI AŞKLARIN YARALARI "Sakin Olmam Lazım" adlı albümüyle dikkat çeken Hayko Cepkin sahnede şekilden şekle giren yüzü aşk ve yakarış dolu nidalarıyla izleyicisinin aklını çeliyor Elindeki demo kaydıyla EMI Müzik Türkiye'nin müdürü Hakan Kurşun'un kapısını çalan genç adam nereden bilebilirdi ki o kaydın o haliyle albüm olacağını? Demo olmasına karşın stüdyo kayıtlarından aşağı kalmayan "Sakin Olmam Lazım" adlı bu albümün tek eksiği sahibinin kudretini anlatabilme konusundaki fiziksel kısıtlarıydı. Albüm çıktığı anda olağan tepkilerle karşılandı. Üç sesli vokal yapısında türkü etkilerine sahip kökleri klasik barok doğu müziği ve Ermeni kilisesine uzanan şarkıların sahibi Hayko Cepkin'in nevi şahsına münhasır yeteneği ve içindeki cevheri çırılçıplak görebilmek için konser vermesini beklemek gerekecekti. Mesih ve iblis arasında Duyarak çaldığını ve söylediğini yoğun hissettiren onun gibi çok az müzisyen görebilirsiniz sahnede. Absürd mimiklerine acıyı yüklenmiş haykırışlarına şekilden şekle giren yüzü vücuduna eşlik eden aşk ve yakarış dolu nidalarla izleyenin aklını çeler Hayko. Bir Mesih ile iblis arasında gidip gelen suretiyle günümüzün kâğıttan kaplanlarına benzemez; gerektiğinde yardım ve sevgi dilenmeyi gurur meselesi haline getirmeden yakar ağıtını. Ne kadar dünyalı olduğunu tartışma konusu yapan iki alt kimliği var Hayko'nun; ilki "Yarası Saklı" şarkısında tanık olduğumuz Tosca'nın "Scarpia"sındaki kötü polistir. Aşkın illa bir kadın ya da erkeğe duyulması mecburiyeti taşımayan içinde kinaye sertlik ve merhamet gibi çelişkili duyguları barındıran şarkıları onun bir sevgiliye seslenmediğini; dizelerinin monolog halindeki bir iç ses olduğunu gösterir bize. İkincisi ise "The Crow" filminin öteki dünyadan gelerek intikam ateşiyle tutuşan Eric Draven'idir. Hayko da akıntıya kürek çeker adrenalini yüksek bir yaşamı tercih eder. Sırtındaki kocaman karga dövmesi ile göbeğindeki "The Crow" logosu kararlılık hırs ve intikam duygularını temsil eder. Sahnede üstü çıplaktır; ama bu çıplaklık dövmeleri sayesinde ona yakışan güzel bir gömlek haline dönüşmüştür. Onu bir sokak arasında kalabalık caddede ya da ufak bir kafede görebilir; tevazu dolu kişiliğinden ve sevecen sohbetinden büyük haz alabilirsiniz. Ancak gündelik hayattaki kolay ulaşılabilirliği ile sahnedekinin elde edilemezliği arasındaki uçurum vardır. BÖYLE TÜRÜ BOZUĞA CAN KURBAN Bazen denk düşmüyor işte. Hayko Cepkinin Sakin Olmam Lazım adlı albümünü bir yıla yakındır düzenli aralıklarla dinliyorum. Hakkında iki satır yazmak ancak bu aralar müzik kanallarında dönen üçüncü klibi Fırtınama Cepkini sahnede canlı izlemek ise bundan birkaç hafta önce vuku bulan Radar Liveda nasip oldu.Amerikalıların "Dağ Muhammede gelmezse Muhammed dağa gider" şeklinde bir deyişi vardır. Serbest çağrışımın dalağını yaracağım ama benim de "Sen Aya Hayko Cepkine gidemezsen uzaylı Hayko Cepkin sana dünyaya gelir" gibi saçmasapan bir cümle kurasım var müsaadenizle.Bildiğiniz üzre Hayko Cepkin bundan önceki Yarası Saklı ve Görmüyorsun isimli şarkılarına çekilen kliplerinin senaryosu uzayda geçiyordu.Kendileri Fırtınam ile nihayet yeryüzüne teşrifatta bulunuyorlar. Fakat Doruk Can Çetin Fırat Giraygil ve Emir Can Arkman tarafından Durusu Park ve göl çevresinde çekilen klipte şahane bir fikr-i takiple bu kez de mitolojik insanüstü bir varlığı canlandırıyorlar. (Bağırsaktan yorum yapmıyoruz; bültenin yalancısıyız.)Canlı görüntülerin dijital ortama modifiye edilerek animasyonlarla süslenmesi suretiyle ortaya çıkarılan klipte Cepkin çevresinde yıkıcı etkiler yaratabilecek kudretinden habersiz bir şekilde kafasındaki sorulara cevap arıyor bu arada bir yandan bulunduğu çevreyi tanımaya çalışırken bir yandan da varlığını sorguluyormuş.SADECE SAHNE ADAMI DEĞİL Ben kafayı zorlasam da yer yer performans bölümlerinin de olduğu klibe böylesine derin anlamlar yüklemeyi becerebilir miydim şüpheli ama şarkı da klip de gayet güzel; bakın o kadarından kendi çapımda fevkaladenin fevkinde (!) bir şekilde eminim. Hayko Cepkin şahane bir adam. Ben bayılıyorum en azından. Şarkıları bir nefaset. Röportajlarını okumak gayet eğlenceli. Ve hani piyasaya çıktığından beri Cepkin tüm kayıtları KurtuluşTaki aile evinin odasında komşular rahatsız olmasın diye mırıl mırıl bir tondan yaptığı için şarkıların albümde sahnedeki icra hálinden ne kadar farklı olduğu konuşuluyor ya... Kendilerini nihayet dünya gözüyle görmeye muvaffak olduğumuz Radar Liverda anladım. Hayko Cepkinin sahnesi anlatılmaz yaşamak lázım! Zira albümün adını Sakin Olmam Lazım koymasına koymuş ama sahnedeyken bunu becerebildiğini söylemek zor. Ki zaten becerebilmek gibi bir kaygısı olduğunu da zannetmiyoruz. Ki olmasın da zaten.Bilen biliyordur: Hayko Cepkin 78 İstanbul doğumlu. Dedesi ve babası da enstrüman çalan adamımızın müzikle teşerrüfü Orta 1de girdiği Ermeni Kilisesi Korosunda vuku bulmuş. Orada geçirdiği dokuz yılın ve lisenin ardından iki yıl Mimar Sinanın şan bölümünde eğitim görmüş. Ardından Timur Selçuk Çağdaş Müzik Merkezinde iki sene şan solfej ve armoni... Akabinde Akademi İstanbulda bir yıl boyunca piyano eğitimi ve nihayet profesyonel hayat...Birçok tanınmış sanatçıyla birlikte çalışmış. Enstrüman çalarak düzenleme yaparak... Sadece sahne adamı değil yani son derece yetenekli bir mutfak erbabı..."Kış gelecek yağmur yağacak hava kararacak insanlar denize girmeyecekler mayolu kızlara bakmayacaklar o zaman bizim devrimiz gelecek. Aslında albüm direkt arabeskin yandan yemişi; rock müziği de sıyırtmış ama elektronik altyapıdan da emmiş bir tür. Ne tür bu? Türü bozuk."Kurban oluruz böyle türü bozuğa! Hem siz Cepkine kulak asmayın. Yani müziğine asın da tevazuuna takılmayın. Biz lafını edene dek yaz geldi geçiyor bile ama Sakin Olmam Lazım yazın da bir damacana yağmur suyunu lıkır lıkır kafaya dikercesine iyi geliyor zira. |
|
|
|
|
#75 (permalink) |
![]() |
Bachtan Cem Karacaya Uzun Mesafeli bir Kosu..
Ilk albümünüzün adi Sakin Olmam Lazim'di. 'Öfkenizi dindirmek istediginizi' söylemistiniz... Yeni albümünüzün adi ise Tanisma Bitti. "Hos bes tamam artik isimize bakalim " mi demek istiyorsunuz? - "Gerçek yüzümüz budur artik bundan sonra bunu göreceksiniz " demek istedim. 'KILISE KOROSUNDA ÇALDIM' - Ilk albümünüzde zamane bir dervis havasi vardi. Mesela 700 yil önce yasasaydiniz kendini yollara vuran bir âsik olurdunuz herhalde.... - Albümde onu anlatmaya çalistim. Kartonetin içerisindeki adamlar 17. yüzyilda yasiyormus gibi duruyorlar ama yasadigi hayata da ayak uydurmak zorunda olduklarini biliyorlar. - Sizin deyisinizle 'Kafadan gotik yandan Anadolu Pop uzaktan elektronika ' denilebilecek bir albüm olmus bu... - Aynen öyle ama pop degil folk demeyi tercih ederim. Farkli müzik türlerini iç içe geçirme halini çalisarak kazanmadim. Sekiz- dokuz yil kilise korosunda çaldim klasik müzik egitimi aldim. Timur Selçuk'tan dersler aldim. Klavyeci oldugum için elektronik müzikle irtibatim var vokalde farkli tonlama yapmayi seviyorum. 11 sene piyasada elektronik müzik yaptim. Yaptigim sey nasil ortaya çikti bilmiyorum ama birikimlerimin dogal bir uzantisi gibi geliyor bana. Albümde introlar kullanmamin amaci da sarkinin ana temasinin nasil ortaya çiktigini göstermek. Önce tema daha sonra da ana sarki giriliyor. CEM KARACA'NIN SESI - Sizi en zorlayan sey ne oldu albümü hazirlarken? - En büyük problemim davul ve vokallerdi. Davullari evde yazdigim için sorunlar yasiyordum bu kez stüdyoda istedigim seyleri yaptim ama albümün yüzde 80'i yine evde hazirlandi. - Mogollar'la çalistiniz klasik egitiminiz klavye kullandiginiz da düsünüldügünde uzaktan 'Anadolu folk havasi' da hissediliyor bu albümde. - Anadolu folk var tabii o olmak zorunda çünkü ben Cahit Berkay'larla büyüdüm. Onlar bana "Piyasaya bir deli lazimdi o da sen oldun " derdi. Mogollar'in sarkilari özellikle Alageyik Destani albümü bana çok sey ögretti. - Bertaraf Et sarkisindaki vokaliniz Cem Karaca'yi andiriyor... - Özellikle yaptim. O parçalari modern vokal yapisiyla söyledigimde sarkinin havasini vermiyordu. Girtlagi ezen bir vokal kullanarak daha eski bir hava yansitmak istedim. Bilmezsin sarkisi bir agittir. Türküyle her zaman irtibatim vardi. Baris Manço Erkin Koray'lardan çok sey ögrendim. Türkü her zaman ilgimi çekmistir zaten. Türkü konusunda mesela Arif Sag sevdigim bir sound'u yansitiyor. - Ama tam olarak folk geleneginin takipçisi de degilsiniz... - Degilim olamam da zaten. Çok karisik bir geçmise sahibim. Benim olmayan bir dünyanin içinde olamam. Bir sarkida duduk kulandik orada aslinda Dogu'ya gidisi anlattim. Ermeni müziginin temel enstürümani. Onu kullanmam gerekiyordu. Ben de The Crow hastaligi vardir. O filmin soundtrack'i dogunun havasini yansitir ve duduk da çalinmistir. Evde çalisirken duduk sesini çikarmak için piyanoda solo attim obua bile kullandim ama dudugun o havasini vermedi en iyi duduk sesi duduktan çikti yani. - Albümün konseptinin korku olacagini söylemissiniz... - Armonik yapisina korku hâkim. Armonik yapisinda korku olmayan mesela Ölüyorum adli sarkida da ölmekten korkan bir insanin ruh halini anlatiyorum. Kaybetmekten yalniz kalmaktan kenara itilmekten korkanlari anlattim. Ama bunlardan korksaniz da ayakta kalmaniz gerekir diyorum. - Bir röportajinizda "Bach benim evimdir " demissiniz... - Öyle hayatim onunla geçiyor. Her türlü varyasyonu olan eserleri var. Bach'in karanlik yapisini seviyorum. Bach'in bir sonatini dinlediginizde eserin içine giremezseniz ruhunuzu daraltir. Ama bu bana iyi geliyor. Beethoven bana hitap etmiyor. Onlardaki mars kültürünü degil daha karanlik kendini kolayca ele vermeyen eserleri seviyorum. Handel de öyledir mesela. Yine de Stanley Kubrick'in Otomatik Portakal filminde kullanilan Beethoven yorumlari bana yakin geliyor. Bir numaram Bach asil beslendigim kaynak odur. Çok naif eserleri de vardir piyano derslerine basladiginizda çalabileceginiz türden eserler de vermis... 'FARKIM TAVRIMDA' - "Albümüm ferahlatici bir çalisma degil " mi demek istiyorsunuz? - Bence umut vaat eden bir albüm umut asiladigimi düsünüyorum. Insanlara yasadigi hayati anlatiyorum. "Uyan kendine gel!. Kendini ne olarak görmek istiyordun olmak istedigin insan olmus musun?" diye soruyorum. Benim sarkilarimda söylenenler ilk defa söylenen seyler degil belki ama farkli olan sey tavir. Ben uyandirma servisi gibiyim. Beni izleyenlerin çogu üniversiteye hazirlanan gelecek kaygilari olan insanlar. Ben de ayni yerlerden geçtim. Her kazanamadigim sinavdan sonra hayatim bitmis gibi oldu ama su an sevdigim ve inandigim isi yapiyorum. - Hrant Dink'i vuran genç de üniversite çagindaydi ve kendince inandigi seyin pesinden kostu. Cenazeye katilmis miydiniz? - "Orada göründü" denilmesinden rahatsiz olurum. Böyle bir durumdan rant saglayacak biri degilim. Kendi ruh sagligim için ne dendigine aldirmadan kendi bildigim dogruyu yapmayi tercih ediyorum. Hrant Dink'i anma töreninde piyano çaldim görevimi orada gerçeklestirdim yani. |
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hayko Cepkin Albüm... | satanrium | Müzik Muhabbeti | 5 | 13-04-2009 14:12 |
| MAVİ BAYRAK alan PLAJLARIMIZ belli oldu | satanrium | Güncel Haberler | 4 | 05-09-2008 19:13 |
| ::hayko Cepkin:: | Lüü-si-an | Sevdiğimiz Sanatçılar | 13 | 07-03-2008 19:17 |
| Hayko Cepkin | GoLdaY | Biyografiler | 1 | 02-02-2008 22:02 |
| hayko cepkin fanları | belkis | Anketler | 0 | 18-10-2007 09:48 |