Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > TeknolojininAdresi Forum > Çöp Forum
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Çöp Forum Forum Başıklarına Uymayan ve Kırık Linkli Konular...


Yeni Konu aç  Kapalı konu
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 13-05-2007, 12:33   #1 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Dini Hikayeler Arşivi

 
ŞİMDİ TOP DEVRİDİR

Yavuz Sultan Selim Mısır'ı aldığından esir düşen kumandanlardan Kurtbay'ı huzuruna getirttir.
Kurtbay'a:

- Kurtbay yiğtlik ve cesaretine cidden hayran oldum. Sinanıma ve orduma yaptığını da biliyorum. Lakin imdi senin şecaat ve cesaretin neye yaradı. akibet memleketinizi kaybettiniz. O bahadırhane saldırışlar ne oldu? Ol şecaat kandedür dedi.

Kurtbay:

-Hünkarım! Allah'a şükür şecaat ve cesaretim bakidür. Lakin memketimizi siz kendi bahadırlığınız ve yiğitliğinizle almadınız. Bize ne yaptı ise ölüm saçan o menfur toplarınız yaptı. Onlar memleketimizin kaybına sebep oldu dedikten sonra şöyle ilave etti:
- Sultan Kansu zamanında bir Berberi Venedik'ten top getirip Mısır'a satmak istedi. Fakat rical-i devlet Peygamber Efendimiz' (s.av.)'in "Kılınç ve ok kullanınız" emr-i şerifine aykırı görerek bu topları almadı. O zaman o Berberi zat: "Yaşayan görecektir ki bu memleket bu toplara sahip olan bir millet tarafından elinizden alınacaktır" diye bağırmıştı. Görünen o ki Berberi haklı imiş dedi.
Yavuz Sultan Selim bunun üzerine:
-Kudret ve kuvvet Cenab-ı Hakk'ındır amenna. Kur'an ve sünnete bu kadar bağlı iken neden Resulullah Efendimiz'in (s.a.v) "Silaha aynı silahla karşılık veriniz" şeklindeki emr-i şerifini yerine getirmediniz. 900 sene geçti. O zaman kılınç ve ok devri idi. Şimdi top devridir dedi.
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 13-05-2007, 12:34   #2 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
ŞEYTAN İLE ODUNCUNUN DÖVÜŞÜ
Odunculukla hayatını kazanan bir zat vardı. Allah'a karşı kulluk" vazifesini yapar kimsenin ekşisine tatlısına karışmazdı. Bu zahit kişinin bulunduğu köyün yakınında bir köy daha vardı onlar da dağda kutsal diye kabul ettikleri bir ağaca taparlar ondan meded beklerlerdi.

Oduncu bir gün: «Şunların Allah diye taptıkları ağacı kesip odun edeyim pazarda satarak ekmek parası kazanırım; hem de bir kavmi Allah'a isyandan kurtarmış olurum» diye düşünerek Allah rızası için ağacı kesmeye karar verdi.

Dağa doğru giderken karşısına acaip suratlı pis bir adam çıkarak nereye gittiğini sordu. Oduncu:

- Halkın Allah diye taparak Allah'a isyan ettikleri ağacı kesmeye gidiyorum dedi. Adam oduncuya:

- Ben şeytanım... O ağacı kesmene müsaade etmiyorum deyince zahit oduncu şeytana çok kızmıştı.

Öldürmek için hücum ederek yere yatırdı ve üzerine oturup hançerini boğazına dayadı.

Şeytan zahide:

- Ey zahid sen beni öldüremezsin. Allah bana kıyamete kadar müsaade etmiştir. Fakat gel o ağacı kesme seninle anlaşalım. Ben sana her gün bir altın vereyim sen de ağacı kesmekten vazgeç. Hem el ağaca tapıyormuş günah işliyormuş senin neyine gerek altınını al işine bak dedi.

Adam şeytanı bırakmıştı. Şeytan adama akşam yatıp sabahleyin yastığının altına bakmasını söyledi ve anlaşarak ayrıldılar.

Adam ağacı kesmekten vazgeçip evine dönmüştü.. Akşam yatıp sabahleyin yastığının altına baktığında altını gördü. Memnun olmuştu ikinci gün oldu. Fakat bu sefer şeytan altını koymamıştı. Adam kızıp baltasını aldığı gibi dağa ağacı kesmeye gitti. Fakat yolda yine şeytanla karşılaştılar. Adam şeytana iyice kızmıştı. Görünce:

- Seni sahtekâr seni kandırdın değilmi beni?. diyerek üzerine hücum etti.

Fakat evvelkinin tam tersine bu sefer şeytan adamı tuttuğu gibi altına aldı. Adam şaşırmıştı. Bu nasıl hâl der gibi şeytanın yüzüne bakıyordu. Şeytan:

- Hayret ettin değil mi? Niçin bana yenildiğinin sebebini söyleyeyim: Dün sen Allah rızası için ağacı kesmeye gidiyordun. Seni değil ben dünyadaki bütün şeytanlar bir araya gelsek yine yenemezdik. Lâkin şimdi Allah rızası için değil de sana altını vermediğim için kızdığından gidiyorsun işte o yüzden bana mağlup oldun ve sana ağacı kesmene müsaade etmeyeceğim dedi.
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 13-05-2007, 12:35   #3 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
Şeytan ile Hz. İsa (a.s)

Hz. İsa (a.s) yarım kerpici başının altına koymuş yatıp uyumuştu. Uyanıp gözlerini açtığında İblis'i başında bekler buldu. Ona.

- A melun başımda ne bekliyorsun? diye sordu.


İblis ona dedi ki:

- Başının altına koyduğun benim kerpicim. Bütün dünya benim malım olduğuna göre bu ker**** parçası da benim malımdır demektir. Madem ki malımı kullanıyorsun bana ortak oldun demektir.


Hz. İsa (a.s) kerpici başının altından aldı fırlatıp attı. Yeniden uyumaya niyetlendi. İblis de savuştu gitti.


Ey dünya dertleriyle üzülen ip gibi eğilip bükülen adam!


Madem sonunda herşeyi arkanda bırakıp gideceksin açgözlülük yapmanın durmadan mal yığmanın ne âlemi var?
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 13-05-2007, 12:35   #4 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
ŞEYTAN'IN HİLESİ & ZEUS
Şeytan şeytanlığını yapabilmek için insanların zihnine girebilmek için kendine hep bir yol arayıp bula gelmiştir...


Bir zamanlar... Allah'tan sakınan gece gündüz ibadet eden birçok kimse vardı.

Onlar Allah'ı sever Allah'da onları severdi. Allah onların dualarını geri çevirmezdi.

Allah'ın bu sevdiği seçkin kullarını insanlarda sever ve sayardı.

Tabi şeytan da vardı. Ama Şeytan'ın işi zordu. İnsanoğlunun ayağını kaydırmak zordu. Bu salih kullar yoluna engeller koyuyor doluya koyuyor almıyor boşa koyuyor almıyor du. Şeytanlık bayağı zordu acınacak hali vardı İblis'in oğlunun.

Ama şeytan bu durur mu? Durmaz tabi... Düşündü düşündü yılları düşünmekle geçti ve bir gün fırsatını buldu.
Bu Allah dostları halk tecelli edip vefat etmeye başlayınca Şeytan balkarki engeller kalkmaya başlamıış halkın içine girebiliyor. O da her fırsatta onların içine girmiş ve her fırsatta onlara Allah dostlarını hatırlatmaya başlamış...


- Şunu şunu nasıl bilirdiniz?


- Allah Allah. Sorduğun soruya bak. Nasıl bileceğiz? Onlar Allah'a çok bağlıydılar. Duaları geri çevrilmezdi.


- Onlara ne kadar üzülüyorsunuz?


- Çok çok.. Tarifi mümkün değil.


- Öyleyse onları görmek isterdiniz değil mi?


- Hemde nasıl!


- Niçin onlara hergün bakmıyorsunuz?


- Ne demek istiyorsun? Hiç mümkün olabilir mi? Onlar vefat ettiler aramızdan ayrıldılar.


- Siz de onların resimlerine bakın!

Şeytan'ın bu sözleri halkın beğenisini toplar.


Bunun üzerine o salih insanların resimlerini yaparlar ve hergün o resimlere bakmaya başlarlar böylece ayrılık özlemlerini giderirler...


Zamanla resimlerden heykellere geçerler...


Bunları evlerine ve mabetlerine kadar her yere koyarlar...

Resim ve heykelleri ilk yapan bu insanlar Allah'a ibadet ediyorlar. O'na ortak koşmuyorlardı.


Bu heykellerin taştan yapıldığını yarar ve zararı olmadığını biliyorlar ancak gene de saygı gösteriyorlardı.


Gittikçe heykeller çoğaldı. Heykellerin çoğalmasıyla saygıda çoğaldı.


Heykellere saygı ve bağlılık gösterisinde bulunmak moda oldu. Öyle olduki salih bir kimse vefat edince hemen heykelini yapmak bir görev haline geldi.

Nesiller geldi nesiller gitti.


Çocuklar torunlar babalarının ve dedelerinin heykellere tavırların görmüş onların önünde başlarını eğdiklerini saygı duruşunda bulunduklarını görmüşlerdi.


Boynuz kulağı geçer misali çocuklar saygıda babalarınıda geçtiler secde etmeye ihtiyaçlarını heykellerden istemeye başladılar.


Bu arada heykeller için kurban kesmelerde başlamıştı.

Sonunda heykeller putlaştı. İnsanların ihtiyaçlarını gideren tanrılar olarak kabul görmeye başladı. İbadet artık onlaraydı. Şeytan'ın tuzağına düşülmüştü.


...ve sonraları tanrılaştırılan Zeus bile Hz. İdris'in Atina'ya Tevhid inancını tebliğ etmesi ve halkı çok tanrıcılığın parçaladığı ahlâkî yozlaşmadan kurtarması için gönderdiği valiydi.
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 13-05-2007, 12:35   #5 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
ŞEYTANIN MALI

Gafil bir adam bir şeyhin kapısına vardı Şeytan'dan bir hayli şikayetçi oldu.



"Şeytan beni yoldan çıkartıyor. Beni kandırıp dinimi ahiretimi mahvediyor. " dedi.

Şeyh de ona dedi ki:


"Ey genç adam senden az önce şeytan gelmişti buraya. O da senden bıkmış usanmış. Ona yaptığın zulümleri anlatıp şikayet ediyordu. Diyor ki:


"Dünyanın hepsi benim malımdır. O benim malıma göz koymaya kendi mülkümü elimden almaya çalışıyor. Ben de bu yüzden onun dinine saldırıyorum. Bana zararı olmayan malıma göz dikmeyen adamla benim ne işim olsunki!"
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 13-05-2007, 12:35   #6 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
ŞEYTANIN PİSLİĞİ

Cüneyd-i Bağdâdî'nin talebelerinden biri şeytanın vesvesesine kapılıp;

"Artık ben kemâle geldim. Sohbete devâm etmeme lüzum kalmadı." deyip kendi başına bir yere çekildi.

Benlik ve gururundan dolayı şeytânî bir rüyâ gördü. Rüyâsında bağlık bahçelik içinde güzel nehirler ve çok lezzetli yemekler yediğini gördü. Bu rüyâyı hakîkat zannedip kibiri daha da arttı ve bu hâlini arkadaşlarına anlattı. Onlar da Cüneyd-i Bağdâdî'ye arzettiklerinde Cüneyd-i Bağdâdî çok üzüldü ve anlatılan kimsenin yanına gitti. Baktı ki o kimseyi şeytan aldatmış Ona;

"Seni bu gece Cennet'e götürürlerse Cennet'e vardığında üç defâ Lâ havle oku." buyurdu. Hakîkaten o kimseyi rüyâsında Cennet'e götürdüler. O kimse Cennet'e vardığında üç defâ Lâ havle okudu. Gördüklerini ve kendisinde hâsıl olan şeytânî hâllerin hepsini unuttu. Bir anda kendisinin pislik ve çöplük içerisinde olduğunu gördü.Uyandığında gördüklerini hatırladı ve içine düştüğü hatâyı anladı. Çok pişman olup tövbe etti ve Cüneyd-i Bağdâdî'nin elini öptü. Sohbetlere devâm edip talebeler arasındaki yerini aldı.

Hazret-i Cüneyd-i Bağdâdî buyurdu ki:

"Herkese bir mürşid-i kâmil lâzımdır. Aksi halde mel'ûn şeytan gelip kendisine musallat olur ve insan maazallah ona tâbi olur."
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 13-05-2007, 12:35   #7 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
ŞEYHİN MÜRİDLERİNİ İMTİHANI
Mire-i Nişabûri (k.s.) Hazretleri yanında müridlerinden bir hizmetçisi olduğu halde Nesa denilen yere gitmişti. Orada büyük rağbet gördü bir hayli müridleri oldu. Başına toplandılar hatta onun zikrinden bile meşgul ediyorlardı. O bu durumdan incinmekte idi. Nesa'dan geri dönmeye karar verdi. Ve bir gün müridlerine Allaha ısmarladık diyerek yola çıktı. Onun etrafını saran yeni birçok müridi de kendisi ile gelmeye karar verdiler ve peşine düştüler. O her ne kadar siz gelmeyin kendi memleketinizde kalın dediyse de illâ da biz de gideceğiz diyorlar ve arkasından gelmeye devam ediyorlardı. Giderken bir tepenin başına vardılar. Şiddetli rüzgâr esmekte idi. Mire-i Nisabûrî Hazretleri şalvarını çözdü ayakta bevletmeye başladı hattâ kendi üzerini ve etrafında bulunan bir çok kimsenin de üzerini pisledi.

O zamana kadar tereddütsüzce bağlı olan müridleri:

- Bu ne biçim şeyhlik bu ne biçim hareket? diyerek peşini bırakıp gerisin geriye döndüler.

Sadece kendisi ile Nisabur'dan gelen hizmetçi peşini takip etmekte ve o da içinden:

- Bu nasıl iştir. Bunca yepyeni iştiyakla bağlanan müridi arkasında iken böyle yaptı? Hepsinin geri dönmesine sebeb oldu diye düşünüyor ve işi şeyhi inkâra vardırıyordu.

Şeyh Hazretleri hiçbir şey söylemeden yoluna devam ediyordu. Yolda bir akarsuya vardılar. Şeyh bütün elbisesi ile olduğu gibi suya daldı iyice elbisesini ve bütün vücudunu yıkadı. Sudan çıkıp yoluna devam etmeye başladı. Sonra dönüp baktı ki Nisabur'da yanına aldığı hizmetçi hâlâ arkasını takip etmekte. Ona dönerek şöyle dedi:

- Artık beni inkâr etmemelisin! Çünkü büyük bir meşguliyet ve âfeti bu halle giderebildim. Onların meşguliyetinden ve fitne-i fesattan kurtulmak için bu belâya razı oldum. Eğer evvelki belâya razı olsaydım belki de sermayemden olabilirdim. Onların bizi sevip etrafımızda toplanmaları bizde bir ayıp görmediklerindendir. Ama en küçük bir ayıp görseler veya onların isteklerinin hilâfına bir hâl zuhur etse işte böyle terkederler inkâr ederler buyurdu.

Zamanın büyük âlimleri şeyhülislâmlar bu hâdiseyi şöyle yorumlamışlardır:

- Onların kendini kabul etmesi şeyhin nefsine tabiatına hoş geldi ve bundan kurtulması için de öyle yapması vacipti. O da öyle yaparak kendisini kurtardı...
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 13-05-2007, 12:35   #8 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
ŞEYHİN KEDİSİ
Zamanın ulularından Ahi Fere Zencanî Hazretleri'nin bir kedisi vardı. Evinde de hiç misafir eksik olmazdı. Her zaman müritleri ziyarete gelirler o da müridlerine bir şeyler ikram ederdi.

Gelecek misafirlere yemek hazırlamak istendiği zaman kedi çağrılırdı. Kedi ne kadar miyavlarsa hizmetçi tencereye o kadar su ilâve ederdi. Her miyavlaması için bu miktar bir bardaktı. Bir gün yemek hazırlandı misafirlerin önüne kondu. Fakat gelen misafirlerin sayısı hazırlanan yemekten bir fazla çıktı. Kedinin eksik miyavlamasına şaşırıp kaldılar. Biraz sonra kedi misafirlerin içine girdi misafirleri teker teker kokladı. Ve en sonunda da birinin üzerine vardı işedi. Sonra araştırıldığı zaman o kimsenin bir gayr-i müslim olduğu anlaşıldı.

Yine bir gün aşçı çömleğe sütlaç yapmak için süt doldurmuştu. Bir zehirli yılan gelerek çömleğin içine girdi. Aşçının bundan haberi yoktu kedi gelip çömleğin etrafında miyavlamaya ve feryat etmeye başladı. Aşçı kedinin bu halinden bir şey anlamıyordu. Onu azarladı ve oradan kovaladı. Fakat bir fırsatını bulan kedi kendini çömleğin içine attı ve öldü. Çömleği boşalttıkları zaman kara bir yılanı çömleğin içinde ölmüş olarak buldular.

Şeyh Ahi Fere Zencanî Hazretleri:

— O kedi kendini dervişlere feda etti. Onu yıkayıp kabre koyunuz ve ziyaretgâh ediniz buyurdu.
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 13-05-2007, 12:36   #9 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
ŞAHSİ İŞLER

Saatlerce yol katetmişti kafile binenlerde ve binek hayvanlarının da her ikisinde de yorgunluk işaretleri belirmeye başlamıştı. Su bulunan bir mekana ulaştıkları vakit kafile konakladı. Kervanda bulunan Resul-i Ekrem (s.a.a) devesini çöktürdükten sonra indi. Hepsinin düşüncesi bir an evvel suya ulaşıp namaz mukaddematını hazırlamaktı.
Resul-i Ekrem (s.a.a) indikten sonra yürüyerek su bulunan tarafa doğru gitti fakat biraz sonra tek söz bile konuşmadan binek hayvanına doğru döndü. Ashab ve dostları şaşkınlıkla kendi kendilerine; acaba burayı konaklamak için beğenmedi mi? Yoksa hareket emri mi verecek diye düşündüler. Meraklı bakışlarıyla emir vermesini bekliyorlardı. Fakat bir an için topluluğun şaşkınlığı daha da arttı. Zira gördüler ki Peygamber devesinin yanına varınca devenin dizbağını kaldırarak hayvanın dizlerini bağladı ve sonra ilk maksadına doğru yürüdü. Feryatlar yükseldi etraftan neden bu işi yapmamız için bize emir vermedin de zahmet edip geriye döndün dediler. Bu işi yapmak bizim için büyük bir şerefti.

Onlara cevaben şöyle buyurdu: Şahsi işlerinizde asla başkalarından yardım istemeyiniz. Ve sonra şöyle devam etti sözüne; bir parça misvak için bile başkalarına dayanmayınız
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 13-05-2007, 12:37   #10 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
ŞÂH’IN KIZI


Şâh Şücâ Kirmânî’nin bir kızı vardı. Kirman vâlileri ona tâlibdi. Şâh onlardan üç gün mühlet istedi. Bu üç gün içinde mescidleri dolaştı. Güzel namaz kılan bir genç gördü. Namazı bitirinceye kadar onu seyretti. Sonra yanına gidip:
-Ey genç evli misin? diye sordu.
Genç; “Hayır.” deyince ona;
-Kur’ân-ı kerîm okuyan takvâ sâhibi ve güzel bir kızla evlenmek ister misin? dedi.
Genç;
-Bana kim kız verir ki dünyâda üç dirhemden başka hiç bir şeyim yokdedi.
-Ben veririm bu üç gümüşün biri ile ekmek biri ile katık biri ile güzel koku satın al dedi.
Şâh Şücâ kızını o genç ile evlendirdi. Kızı o fakir gencin evine girdiğinde bir kuru ekmek parçası gördü.
-Bu nedir?” diye sorunca genç;
-Senin nasibindir. Yarın sabah yemek için ayırmıştım dedi.
Şâh’ın kızı babasının evine doğru gitmeye başlayınca genç;
-Ah! Ben Şâh’ın kızının benim yanımda durmayacağını bilmiştim dedi.
Kız bunu işitince;
-Ben senin fakirliğin sebebiyle gitmiyorum îmânının zayıflığı için gidiyorum. Sen akşamdan sabahın ekmeğini hazırlıyorsun. Ben ise babama şaşıyorum bunca senedir yanındayım bana seni haramlardan kaçan dünyâyı hiç düşünmeyen birine vereceğim derdi. Bugün öyle birine verdi ki Rabbine îtimâd etmiyor rahat içinde bulunmuyor. Bu evde ya ben kalırım ya bu ekmek. Sen karar ver.” dedi.

Genç ekmeği bir fakire verdi. Şâh’ın kızı geri döndü ve onunla mesûd olarak yaşadı.
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Kapalı konu


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sihizim (Sıkh Dini) O'NEAL Çöp Forum 2 01-06-2008 20:27
ÜlKeLer BaşKeNtLeRi PaRa BiRiMleri DiLLeri ●MIПΣЯVΛ● Coğrafya 1 10-11-2007 02:11
Laiklik ve Din O'NEAL Din Kültürü 0 01-11-2007 21:40
Sihizim (Sıkh Dini) *{A R Є S}* Din Kültürü 0 16-05-2007 09:44
Avrupada TesettÜr TartiŞmasi •LaMaZ!_GoGo• Çöp Forum 0 09-05-2007 12:46


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:59 .


Powered by vBulletin 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TRplatform.Org
Yazılı Avatarlar