Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > TeknolojininAdresi Forum > Çöp Forum
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Çöp Forum Forum Başıklarına Uymayan ve Kırık Linkli Konular...


Yeni Konu aç  Kapalı konu
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 13-05-2007, 12:40   #21 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
SÖZ
Bir müslüman. Bir ateşperest. Birlikte çalışıyorlar. Namaz vakti.
Müslüman:
-Namaz kılacağım. Namaz kılarken bana ilişmiyeceğine dair söz verir misin?
-Veririm.
Namaz....
Bir müddet sonra... Ateşperest. İbadet zamanı...
-Şimdi sıra ben de ben ibâdet ederken bana ilişmiyeceğine söz verirmisin.
-Olur sana ilişmem... Rahatça ibâdetini yapabilirsin.
Fakat ateşperest ateşe tapmak üzere secdeye varınca Müslüman hemen üzerine atılır. Sözünde duramaz.. Tam o esnada şöyle bir ses duyar:
- Söz verdiğin zaman sözünü yerine getir.
Bunun üzerine adama ilişmeden geri çekilir. Sonra ateşperest ibâdetini bitirdiğinde sorar:
-Evvela hücum ettin. Sonra niye vazgeçtin?...
-Allah'dan başkasına secde ettiğin zaman dayanamadım üzerine atıldım. Seni öldürmek istiyordum. Fakat tam o anda :
-Söz verdiğin zaman ahdini yerine getir diyen bir ses beni o teşebbüsümden alıkoydu.
Bunun üzerine mecûsi:
-Şimdi inandım ki asıl ve gerçek ilâh senin Rabbindir. Kendi düşmanı için dostunu bile azarlıyor. İşte huzurunda müslüman oluyorum diyerek kelime-i şehâdet getirir.
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 13-05-2007, 12:42   #22 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
'SİLÂHINI TESLİM ET ONA!'
Ahzab Harbi'nde hendek kazmaktan yorulan Sa'd bin Muaz (r.a.) Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz'in yanında oturmuş dinleniyordu. Bu esnada toprak taşıyan Zeyd bin Sâbit (r.a.)'in çalıştığını görünce ona işaret ederek;
-Yâ Resûlellah dedi Allâh'a hamd olsun ki bunun babası beni sağ bıraktı da sana îmân etmek şerefini bana nasip eyledi. Buas günü ben bunun babası Sâbit bin Dahhâk ile boğaz boğaza boğuşmuştum!
Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz
-Fakat onun bu oğlu ne iyi çocuktur' buyurdu.

Zeyd bin Sâbit (r.a.)'in bir ara gözlerini uyku bürüyüp kendisi uyuyakalmıştı. Kalkanı oku yayı ve kılıcı yanında olduğu halde orada çalışmakta olan diğer Müslümanlar onu hendeğin kenarında uyur bir halde bırakarak etrafı dolaşmaya gitmişlerdi. Bu esnada onun yanına gelen Umâre bin Hazm şaka için silâhını alıp saklamış Zeyd bin Sâbit'in de bundan hiç haberi olmamıştı... Uyanıp silâhını bulamayınca da heyecanlanmış ve korkmuştu! Resûlüllah Efendimiz bunu işitince Zeyd'i çağırttı. Ona
-Ey uykucu! Sen uykuya daldın nihâyet silâhın da kaybolup gitti' buyurduktan sonra 'Bu çocuğun silâhının nerede olduğunu kim biliyor?' diye sordu.
Umâre bin Hazm
-Yâ Resûlellah ben biliyorum. Silah benim yanımdadır dedi.
Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz
- Silâhını teslim et ona! buyurdu ve şaka yollu da olsa Müslümanları korkutmayı veya onların herhangi bir şeyini alıp saklamayı yasakladı.
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 13-05-2007, 12:43   #23 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
SİN ŞIN'a GİRİNCE


Yavuz Selim Han mısır'a açtığı sefer sırasında Halep'ten Şam'a doğru giderken yolda hayatına Şam'da son verilen Muhyiddin-i Arabi Hazretleri'ni ve onun Yavuz'u işaret eden sözlerini hatırladı. "Sin Şın'a girdiğinde Muhyiddin'in kabri meydana çıkar" sözü Yavuz'un dikkatini çekmişti. Bu işaret zaman zaman aklına takılıp duruyordu. Şam'a vardığında oranın alim ve velileriyle görüşmelerde bulundu. Söz dolaşıp Muhyiddin-i Arabi Hazretleri'ne de geldi Şam'ın ileri gelenleri Hazret'in kabrinin bulunduğu yerin halen çöplük olduğunu hadiseden o güne kadar hazrete iyi gözle bakılmadığını anlattılar.

Yavuz Selim Han derhal harekete geçip kabrin yerini tesbit ettirdi. Oraya hemen bir türbe ve yanıbaşına büyük bir cami ve imaret inşaatı başlattı. Zamanımıza kadar muhteşem bir şekild gelen türbe cami ve imaret külliye olarak ortaya çıktı.


Ayrıca Muhyiddin-i arabi Hazretleri'nin vefatından önce ayağını yere vurarak:
"Sizin taptığınız benim ayağım altındadır" buyurduğu yeri tesbit ettirip kazdırdı. Oradanküp içinde altın çıktı. bundan Muhyiddin-i Arabi Hazretleri'nin: "Siz Allah Teâla'ya değil de paraya tapıyorsunuz" demek istediği anlaşıldı. Gerçekten de idmına sebep hazretin bu sözleri olmuştu.

Selim Han çıkan altınları Şam'ın fakirlerine dağıttı. "Sin" den maksadın Selim "Şın" dn maksadın da Şam olduğu kesin olarak ortaya çıkmıştı. Yavuz Sultan Selim Han bu sırada Şam'da üç ay kadar kalmıştır. *
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 13-05-2007, 12:43   #24 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
SİNEĞİN RIZKI

Birgün hadimlerinden müezzin Yakup Hazreti Şeyh Ahmed Rufai'nin elini uzatıp öylece tuttuğunu gördü. Elini niçin uzattığını bilmediği için Yakup koşarak geldi ve şeyhinin elini büyük bir şevkle öptü. Ahmed Rufai Hazretleri elini öpen zata şöyle söyledi:
-Evladım bîçare hayvanı niçin rahatsız ettin elimin üstünde bir sinek vardı ve rızkını elimi yiyerek temin ediyordu. Sen bu halinle o sineğin rızkına mani oldun.
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 13-05-2007, 12:44   #25 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
İstanbul'un fethinden sonra Hazreti Fatih bütün mahkümleri serbest bırakmıştı. Fakat bu mahkumların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar Bizans imparatorunun halka yaptığı zülüm ve işkence karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılmışlardı. Onlar da bir daha hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdi.
Durum Hazreti Fatih'e bildirildi. O asker göndererek papazları huzuruna davet etti. Papazlar hapisten niçin çıkmak istemediklerini Hazreti Fatih'e de anlattılar. Fatih o dünyaya kahreden iki papaza şöyle hitap etti:
- Sizlere şöyle bir teklifim var: Sizler İslam adaletinin tatbik edildiği memleketimi geziniz müslüman hakimlerin ve müslüman halkımın davalarını dinleyiniz. Bizde de sizdeki gibi adaletsizlik ve zulüm görürseniz hemen gelip bana bildiriniz ve sizler de evvelki kararınız gereğince uzlete çekilerek hâlâ küsmekte haklı olduğunu isbat ediniz.
Hazreti Fatih'in bu teklifi papazlar için çok cazip gelmişti. Hemen Padişahtan aldıkları tezkere ile İslam beldelerine seyahate çıktılar. İlk vardıkları yerlerden biri Bursa idi... Bursa'da şöyle bir hadiseyle karşılaştılar:
Bir Müslüman bir yahudiden bir at satın almış fakat hiçbir kusuru yok diye satılan at hasta imiş. Müslümanın ahırına gelen atın hasta olduğu daha ilk akşamdan anlaşılmış. Müslüman sabırsızlıkla sabahın olmasını beklemiş sabah olunca da erkenden atını alıp kadının yolunu tutmuş. Fakat olacak ya o saatte de kadı henüz dairesine gelmemiş olduğundan bir müddet bekledikten sonra adam kadının gelmeyeceğine hükmederek atını alıp ahırına götürmüş. Atını alıp götürmüş ama at da o gece ölmüş.
Hadiseyi daha sonra öğrenen kadı atı alan müslümanı çağırtıp meseleyi şu şekilde halletmiş:
- Siz ilk geldiğinizde ben makamımda bulunsa idim sağlam diye satılan atı sahibine iade eder paranızı alırdım. Fakat ben zamanında makamımda bulunamadığımdan hadisenin bu şekilde gelişmesine madem ki ben sebep oldum atın ölümünden doğan zararı benim ödemem lazım deyip atın parasını müslümana vermiş.
Papazlar islam adaletinin bu derece ince olduğunu görünce parmaklarını ısırmışlar ve hiç zorlanmadan bir kimsenin kendi cebinden mal tazmin etmesi karşısında hayret etmişler.
Mahkemeden çıkan papazların yolu İznik'e uğramış. Papazlar orada şöyle bir mahkeme ile karşılaşmışlar:
Bir müslüman diğer bir müslümandan bir tarla satın alarak ekin zamanı tarlayı sürmeye başlar. Kara sabanla tarlayı sürmeye çalışan çiftçinin sabanına biraz sonra ağzına kadar dolu bir küp altın takılmaz mı? Hiç heyecan bile duymayan Müslüman bu altınları küpüyle tarlayı satın aldığı öbür müslümana götürüp teslim etmek ister;
- Kardeşim ben senden tarlanın üstünü satın aldım altını değil. Eğer sen tarlanın içinde bu kadar altın olduğunu bilseydin herhalde bu fiata bana satmazdın. Al şu altınlarını der.
Tarlanın ilk sahibi ise daha başka düşünmektedir. O da şöyle söyler:
- Kardeşim yanlış düşünüyorsun. Ben sana tarlayı olduğu gibi taşı ile toprağı ile beraber sattım. İçini de dışını da bu satışla beraber sana verdiğimden içinden çıkan altınları almaya hiçbir hakkım yoktur. Bu altınlar senindir dilediğini yap der. Tarlayı alanla satan anlaşamayınca mesele kadıya yani mahkemeye intikal eder. Her iki taraf iddialarını kadının huzurunda da tekrarlarlar.
Kadı her iki şahsada çocukları olup olmadığını sorar. Onlardan birinin kızı birinin de oğlunun olduğunu öğrenir ve oğlanla kızı nikahlayarak altını cehiz olarak verir.
Papazlar daha fazla gezmelerinin lüzumsuz olduğunu anlayıp doğru İstanbul'a Hazreti Fatih'in huzuruna gelirler ve şahit oldukları iki hadiseyi de aynen nakledip şöyle derler:
- Bizler artık inandık ki bu kadar adalet ve biribirinin hakkına saygı ancak İslam dininde vardır. Böyle bir dinin salikleri başka dinden olanlara bile bir kötülük yapamazlar. Dolayısıyla biz zindana dönme fikrimizden vazgeçtik sizin idarenizde hiç kimsenin zulme uğramayacağına inanmış bulunuyoruz derler. (1)
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 13-05-2007, 12:45   #26 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
Seyyide Tün Nefise

Allah dostlarından.... Seyyide Tün Nefise Bir akşam vakti. Kapısı çalınıyor. Komşuları gayrimüslim bir çift. Bir ricaları var.
-Komşu sende biliyorsun bizim felçli bir kızımız var. Önemli bir işimiz çıktı sabaha kadar gelemeyebiliriz. Biz gelene kadar Allah için... kızımıza bakabilirmisin?
İşi gücü ibadet ve gözyaşı olan ulvi kadın:
- Ne demek siz işinize bakın evladınızı düşünmeyin.
Anne baba işlerine Seyyide Tün Nefise felçli kızın yanına gider.
Saatler saatler... Allah dostunun gözleri kızın üzerinde sevgi dolu bakışlar ve kızdan sevgi dolu karşılıklar...
İçi bir an bir garip bir garip oluyor.
Gönül diliyle:
- Allahım Allahım şu güzel kızı şu güzel kızı ayağa ayağa kaldır ve ona hak yolu nasip et.
Anne ve baba dönüyorlar. Hasta kızları komşularının ayağının dibinde oturmakta. Büyük bir mutluluk içersinde. Kapının açılmasıyla birlikte ayağa fırlıyor...
... ve hepsi artık Allah'ın razı oldukları içersinde İslamın içinde.
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 13-05-2007, 12:46   #27 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
SENİN GÖRDÜĞÜN

1994'lerde Haçka'ya giden bir polis memuru Haçkalı Hoca'nın evini sormuş. O tarihten 45 sene evvel Hakka yürüyen Haçkalı'nın evisorulunca:
-Hayırdır Haçkalı'yı nerden tanıysun? diye sormuşlar.
-Güneydoğu'dan demiş polis memuru.
-Güneydoğu?
-He! Urfa mardin diyarbakır!
Ne iş yapaysun daa?
-Polisim.
-Hocayla işin ne?
-Oradaki çatışmalarda kendisinden çooook yardım gördüm. Eğer o yardım etmeseydi beni hastahaneye götürmeseydi Allah bilir ya şimdi çoktaaan ölmüş olacaktım Kendisine teşekküre geldim.
Polis memuru böyle söyleyince Haçkalı'nın akıl sır ermez işlerine az çok âgâh ve âşinâ olan Haçkalılar Haçkalı'nın Haçka'daki cami ve türbesini göstererek:
-Gazan mübarek olsun uşağım Haçkalı Hoca işine gücüne akıl sır ermez bir ermişdur. yıllar evvel Rabbisine ermişdur. aha camisi ve türbesi. Get orada ziyaret et. Senin gördüğün onun ruhaniyetidir demişler.

Zaman mekân duvarını aşardı
Yeri gelir celâllenir taşardı
Darda kalan her mağdura koşardı
Gaibler şahini Haçkalı Baba
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 14-05-2007, 12:31   #28 (permalink)
 
arazi42 - ait Avatar
arazi42 - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
saoll devamı varmıydı
arazi42 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 14-05-2007, 12:32   #29 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
Sen mi beni sevdin ben mi seni sevdim?
ALÂÜDDİN ATTÂR (K.S.) ANLATIYOR

Şâh-ı Nakşibend hazreteleri beni kabul edince kendilerini o kadar sevdim ki sohbetlerinden ayrılamayacak hâle geldim. Bu halde iken bir gün bana dönüp;

'' Sen mi beni sevdin ben mi seni sevdim?' buyurdu.

'İkrâm sâhibi zâtınız âciz hizmetçisine iltifât etmelisiniz hizmetçinizde sizi sevmelidir' diyerek cevap verdim. Bunun üzerine:

'' Bir müddet bekle işi anlarsın' buyurdu. Bir müddet sonra kalbimde onlara karşı muhabbetten eser kalmadı. O zaman; 'Gördün mü; sevgi bizden midir senden midir?' buyurdu. Beyt:

Eğer mâ'şûktan olmazsa muhabbet âşıka

Âşığın uğraşması mâ'şûka kavuşturamaz aslâ!
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Eski 14-05-2007, 12:33   #30 (permalink)
 
Konya_Tuningcisi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dini Hikayeler Arşivi

 
Salevât-ı Şerîfe


Talebelerinin sayısının on binleri bulduğu rivâyet edilen Muhammed Cezûlî bir gün bir kuyu başına abdest almak için uğradı. Kuyunun yanında su çekmek için kova ve ip yoktu. Ne yapacağını şaşırmıştı. Bir kız onun bu hâlini yüksekçe bir yerden gördü ve ona şöyle dedi:
-Sen kimsin ve niye şaşırdın?
Muhammed Cezûlî onun kova getireceği ümîdi ile kendisini tanıttı ve hâlini bildirdi. Kız bunun üzerine ona;
-İnsanlar seni hayır ve kerâmetle överler. Sen ise kuyudan su çıkarmaktan âciz kaldın ve şaşırdındedi ve gelip kuyuya seslendi. Allahü teâlânın izni ile su kuyudan taşıp dışarıya akmaya başladı.
Muhammed Cezûlî abdest aldıktan sonra kıza;
-Sen bu kerâmete hangi amelin sebebi ile nâil oldun?" dedi.
Kız da;
-Resûl-i ekreme salevât-ı şerîfeyi çok getirmekle ve salevât okumaya devâm ederek kavuştum diye cevap verdi.
Muhammed Cezûlî bu duruma hayret ederek; "Acabâ hangi salevât-ı şerîfeyi okumaya devâm etsem?" diye düşünmeye başladı. O gece bu düşünceden dolayı uyuyamadı. Bu düşünce içerisinde yatakta yatarken hanımı yatağından kalktı. En güzel elbisesini giyip örtüsünü örtüp evden dışarı çıktı. Bunu görünce hanımının bu saatte nereye gittiğini merak ederek arkasından dışarı çıktı ve onun deniz kıyısına doğru gittiğini gördü. Önünde ve ardında bir arslan ona bekçilik ediyordu. Merakı daha fazla arttı. Hanımı kıyıya varınca denize girdi ve yürümeye devâm etti sonunda küçük bir adaya ulaştı. Arslanlar denizin kıyısında yattılar. Orada abdest alıp namaz kılmaya başladı. İbâdetten sonra yine su üzerinde yürüyerek kıyıya geldi. Arslanlar da kalkarak biri önde diğeri arkada yürümeye başladılar. Muhammed Cezûlî daha önce eve gelip uyuyor göründü. Hanımı eve gelip elbiselerini değiştirip yattı. "Hanım bunu her gece mi yapıyor?" diye düşünerek üç gece onu gözetledi. Hanımının her gece böyle yaptığını gördü.Üçüncü gecenin sabahında bu durumu hanımına sordu.
Hanımı ona;
-Siz bu işe şimdi mi vâkıf oldunuz? Uzun senelerdir ben böyle yapıyorum dedi.
Bunun üzerine Muhammed Cezûlî;
-Acabâ bu kerâmete ne sebeple kavuştunuz? diye sorunca hanımı;
-Resûl-i ekreme salevât-ı şerîfe okumayı hiç bırakmadım. Nîmete bu yüzden kavuştumdedi.
Muhammed Cezûlî;
-Devâm ettiğiniz bu salevât-ı şerîfe hangisidir? diye suâl etti.
Hanımı cevap vermedi. Isrâr edince;
-Bu gece istihâre edeyim izin olursa cevap veririm dedi.
Sabahleyin hanımı;
-Açıkça söyleyeyim haber vermeye izin yoktur. Ancak salevât-ı şerîfeleri topla onların içinde varsa "Vardır" diye haber veririm." dedi.
Bunun üzerine Muhammed Cezûlî birçok kitaplarda bulunan salevât-ı şerîfeleri topladı ve bir kitap yazdı. Hanımına yazdığı bu kitabı okuduğu zaman hanımı; "İçinde birkaç yerde vardır." dedikten sonra; "Bu kitabı okumaya devâm edenin Allahü teâlânın rahmetine kavuşacağında şüphe yoktur." dedi. Muhammed Cezûlî bu eserine; Hayırlara deliller ve nûrların doğuşu mânâsına gelen Delâil-ül-Hayrât ve Meşârık-ul-Envâr ismini verdi.


Delâil-ül-Hayrât'ta toplanmış olan salevât-ı şerîfelerden bâzıları şunlardır:

"Allahümme salli alâ Muhammedin ve ezvâcihî ve zürriyyâtihî kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve bârik alâ Muhammedin ve ezvâcihî ve zürriyyâtihî kemâ bârekte alâ âli İbrâhîme inneke hamîdün mecîd."

"Allahümme salli alâ Muhammedin kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ bârekte alâ İbrâhîme inneke hamîdün mecîd."

"Allahümme salli alâ Muhammedin-in-nebiyy-il-ümmiyyi ve alâ âli Muhammed."

"Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdün mecîd. Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdün mecîd. Allahümme ve terahham alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ terahhamte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdün mecîd. Allahümme ve tehannen alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ tehannente alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdün mecîd. Allahümme ve sellim alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ sellemte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdün mecîd."

"Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ bârekte alâ İbrâhîme inneke hamîdün mecîd."

"Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âlihi ve eshâbihî ve evlâdihî ve ezvâcihî ve zürriyyetihî ve ehl-i beytihî ve eshârihî ve ensârihî ve eşyâihî ve muhibbihî ve ümmetihî ve aleynâ maahüm ecmaîne yâ erhamerrâhimîn."

"Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin ve alâ ehl-i beytihî."
Konya_Tuningcisi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Kapalı konu


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sihizim (Sıkh Dini) O'NEAL Çöp Forum 2 01-06-2008 20:27
ÜlKeLer BaşKeNtLeRi PaRa BiRiMleri DiLLeri ●MIПΣЯVΛ● Coğrafya 1 10-11-2007 02:11
Laiklik ve Din O'NEAL Din Kültürü 0 01-11-2007 21:40
Sihizim (Sıkh Dini) ★ λ®ES ★ Din Kültürü 0 16-05-2007 09:44
Avrupada TesettÜr TartiŞmasi •LaMaZ!_GoGo• Çöp Forum 0 09-05-2007 12:46


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:15 .