Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Yaşam ve Eğlence > Biyografiler
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Biyografiler Ünlü veya Önemli Kişilerin Biyografilerini Paylaşabileceğiniz Alan.


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 14-02-2008, 13:50   #1 (permalink)
 
●MIПΣЯVΛ● - ait Avatar
●MIПΣЯVΛ● - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

 
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
İle Söyleşi
Soru : Şiire nasıl başladınız? Niçin ve nasıl devam ettiniz?
Cevap : Şiire 11 yaşında başladım. İlkokulun 4. sınıfında idim. O yıl Erzincan zelzelesi olmuştu ilk şiirimi Erzincan zelzelesi üstüne yazdım ve okuldaki duvar gazetesine konuldu. Sonra kendimi şair sanmış olacağım ki çeşitli konularda şiirler yazmaya başladım. Bugüne kadar da hiç bırakmadım. Yazdıklarımdan bilinmeyenler bilinenlerden çoktur. Şiire niçin devam ettiğime gelince; kısaca en müessir ifade tarzı olduğu için; deyebilirim.
Soru : Eserleriniz konusunda bir kaç söz :
Cevap : İlk eserim "Bozkurtların Ruhu 1952" "Gençosman Destanı 1959" "Kür Şad ihtilâli Destanı 1970" "Malazgirt Destanı I97I" "Bozkurtların Destanı 1972" ilk ikisini şimdi beğenmiyorum. Son üç destanın beğendiğim tarafları vardır.
Soru : Şiirde "ölçü" sizce ne demektir; hangi ölçüyü tasvib ediyorsunuz?
Cevap : Şiiri olan milletlerin aynı zamanda şiir gelenekleri şiir kuralları da var demektir. Şiir bu kendine mahsus gelenekler ve kurallar içinde gelişir güzelleşir büyür... "Ölçü" de şiirin kuralları cümlesin-dendir. "Ölçü" derken "aruzu" ve "hece" yi kastediyorsunuz sanırım ikisi de bizimdir ve biri birinden çıkmış kadar yakınlıkları benzerlikleri vardır. Başka milletlerin de aruzu kullanmaları bu ölçünün bizim "milli şiir ölçümüz" olmadığına delil teşkil etmez.
Ölçüsüz (serbest) şiirin de kuralları gelenekleri vardır; başıboş değildir.
Soru : Dil konusunda düşünceleriniz şiirde dil?
Cevap ; Dil deyince konuşulan dili anlıyorum. Dilin gelişip zenginleşmesinde güzelleşmesinde yazarların şairlerin büyük görevleri olduğuna inanırım- Aynı zamanda Türkiye'de yayımlanan eserlerin bütün Türk dünyasında kolayca okunup anlaşılır bir nitelikte olmasına taraftarım.
Şiirde dil ana unsurdur. Kelimeler seçilir; ölçülür biçilir... Şiir dili mensub olduğu dilin kaymak tabakasıdır. diyebilirim.
Soru : Eski şairlerden ve yaşayanlardan sevdikleriniz kimlerdir?
Cevap : Bu soru çok tehlikeli ve politik.-Eski şairlerden sevdiklerim çoktur. Kopuzu ile ilk deyişi söyleyenden tutunuz da sanatı aşk ve iman olarak anlayan gördüklerini duyduklarını sezdiklerini anasının ak sudu ile yoğurup ana diliyle söyleyen Türk şairlerinin hepsini severim.
Mutlaka bir isim istiyorsanız; son büyük şairimiz Yahya Kemal'dir.
Yaşayanlara gelince; Şiiri heves ve caka satma ölçüsünden çıkarabilmiş şairlerimiz vardır. Arif Nihat Asya yaşayan en büyük şairimizdir.
Soru : Genel olarak san'atta gaye ne olmalıdır? San'atta hedef söz konusu mudur?
Cevap : San'atta hedef söz konusudur. Hedefi olmayan san'at aynı zamanda anlamı olmayan bir meşgaleden ibarettir.
Edebiyat musiki mimarî resim heykel tiyatro sinema şiir... geçmişin derinliklerinden günümüze ve geleceğe doğru filizlenen san'at dallarıdır. Her dalın gayesi beslendiği toprağın içtiği suyun soluduğu havanın tadını rengini özsuyunu ihtiva eden en olgun ve en güzel meyveyi verebilmek ve bu meyvelerle milletinin ruhunu besleyebilmektir.
Soru : Kendine has bir "Millî Türk San'atının" kaynakları neler olabilir neler olmalıdır?
Cevap : Türk San'atının kaynaklan pek tabii ki üç bin yıllık Türk harsı (kültürü) dır-Kökü bu kaynağa varamayan san'at cılız kalmaya hattâ kurumaya mahkûmdur. Nitekim günümüzdeki san'at anarşisi köksüzlükten yani Türk harsının derin kaynaklarına inmemekten ve onu inkâr etmekten ileri gelmektedir.
Bugün şiirle uğraşan yüzlerce şairden pek azı divan şairimiz hakkında bilgi sahibidir. Divan şiirimizi halk şiirimizi bilmeyen; kimselerin bir san'at anlayışı olabileceğine de inanamıyorum.
Soru : İktisadî gelişmeler ananevi cemiyet yapısında bazı derişiklikler yapmaktadır. Bu değişmenin san ata yüklediği görevler var mıdır? San'atla cemiyet töreleri arasında bir münasebet bir dayanışma düşünülebilir mi?
Cevap : İktisadî gelişmeler cemiyet yapısında değişiklikler elbette yapar. Hatta cemiyetin başını döndürüp tepe taklak edebilir. İşte marifet bu baş dönmesini önlemek ve iktisadî gelişmenin yaptığı sarsıntıya kaptırmadan milleti hedefine doğru yürütmektir. Bu iş san'atkârın görevidir iktisadî hayat günün şartlarına göre kendine mahsus ölçülerle değişebilen değişmesinde de sakınca olmayan bir olaydır. Ancak san'at böyle değildir. San'at bir harsa (kültüre) bağlı olduğu için değişmez; gelişir. Bu bakımdan iktisadî gelişmenin ölçüleri ile san'-attaki gelişmenin ölçüleri ayrı şeylerdir.
İktisat nasıl ki cemiyetin maddesi ise san'at manâsıdır. Bu bakımdan manânın bozulmaması san'atkârın sorumluluğuna bırakılmıştır. Manâ yukarıda söylediğimiz gibi üç bin yıllık bir geçmişten günümüze getirdiğimiz ve geleceğe götüreceğimiz harsî (kültürel) değerlerimiz olduğuna göre san'atkârın görevi iktisadî gelişmenin baş dönmesini millî değer ölçüleri dahilinde gidermektir. Şayet san'atkâr da kendini iktisadî gelişmenin hazzına kaptırmışsa cemiyet dediğimiz gemi batar.
Soru : Memleketimiz göz önüne alındığı takdirde iktisadî ve sosyal gelişmelerin Türk san'atına etkisi ne olmuştur? Batıya dönük bir sosyal yapıyı öngören beyinlerin san'atımız ve sanatkârlarımız üzerinde ne dereceye kadar tesirleri olmuştur? "Batıya dönük Türk san'atı ne demektir?
Cevap : Memleketimizdeki iktisadî ve sosyal gelişmelerin plânsız programsız anormal oluşu san'atkârı şaşırtmış; san'atı öldürmüştür. Daha doğrusu memleketimizde sosyal ve iktisadî "gelişme" değil "değişme olmuştur.
İktisat sosyal hayat san'at hayatımız bir anarşi içindedir. Anarşi bitmedikçe bu soruya sıhhatli bir cevap vermek mümkün değildir.
Batıya dönük sosyal yapıyı benimsemek batmaktır. Batının bin yıllık hedefi Türk milletini kendilerine benzeterek yer yüzünden silmektir. Türk kafası taşıyanlarda böyle "beyinbulunamayacağı için bunlar olsa olsa beyinsizlerdir. Batıya dönük "Türk San'atı" diye bir şey olmaz. Bu Batı taklitçiliği olur. Nitekim olmuştur. San'at diye pazara getirilen kırk yıllık san'at Batı mukallitliğinden başka bir şey değildirler.
Soru : Halka dönük san'at ne demektir? Bu deyimden anlaşılması lâzım gelen şey nedir? Genellikle nasıl yorumlanmaktadır? Bu yorumun Türk San'atını olumlu bir şekilde etkilemesi mümkün müdür?
Cevap : Halka dönük san'at halkta bulunan işlenmemiş cevheri alıp işlemek ve halka vermektir. "Halka dönük" deyimini uyduranlar bunu bizim anladığımız manâda anlamazlar. Onlar halkta bulunan işlenmiş işlenmemiş bütün cevherleri ufalayıp toz etmekte kısa zamanda onu da kendilerine benzetmeye çalışmaktadırlar.
Bu "dönekler" taifesinin Türk san'atını olumlu veya olumsuz hiç bir şekilde etkilemeleri mümkün değildir. Kendileri çalar kendileri dinlerler... Ancak bu gürültüyü kesmenin tek çâresi vardır. O da Türkçü san'atkârların yetişmesi ve canlarını dişlerine takıp çalışmalarıdır.
Soru : Bugün "Türk San'atı millîdir." diyebilir miyiz?
Cevap : Ortada Türk san'atı varsa elbette millîdir. Fakat Türkiye'de yaşıyor Türkçe konuşuyor diye her san'ata "millîdir> diyemeyiz.
Soru : Türk san'atı millî kaynaklarından kopmuş mudur? Niçin? Nasıl?
Cevap : Kopmuştur. Şöylece açıklayabiliriz; Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte Atatürk Türk dilinin araştırılması geliştirilmesi için "Türk Dilini Tetkik Cemiyeti" (Türk Dil Kurumu) ni kurdu. Sebebi : yapılan inkılâbın meydana getirdiği kopuklukları telâfi etmek ve millî kültür kaynaklarımızın yolunu açmaktı. Sonra "Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti" (Türk Tarihi Kurumu) nu kurdu Sebebi : Türk tarihinin dolayısı ile Türk kültürünün en derin kaynaklarına inmenin yollarını aramaktı. Atatürk'ün geçmesiyle adı geçen cemiyetler önce adlarını sonra istikametlerini değiştirdiler. Böylece Atatürk'-ün millî kaynaklarımızla kurmak istediği bağı koparmış oldular. Bu bağı yeniden kurmak için millî kaynaklarımızı teşkil eden ve her t"iri bir hazine değerinde olan eski san'at ve harsımıza ait eserlerin gün ışığına mutlaka çıkarılması gerekmektedir. Çünkü; San'atımızın tılsımı büyüsü ihtişamı... bütünüyle ortaya çıkmadan onu geliştirmek ve büyütmek mümkün olamaz.
Soru : Türk san'atının ve san'atkârının millî olabilmesi için gereken şartlar nelerdir? Siz Türk San'at hareketlerine yön verecek tir kişi olsanız neler yaparsınız?
Cevap : Millî olmanın ilk şartı inanmak sevmek ve saymaktır. Sonra araştırmak ve yorucu sabırlı çalışmayı göze almaktır. San'atın millî olabilmesi millete benzemesi onu yansıtması demektir. San'atkâr da öyle; şartlarını yukarıda saydık.
San'at araştırma işi olduğu kadar aynı gamanda bir eğitim işidir de. Bu bakımdan ciddi san'atkârlara bir takım imkânlar hazırlanması verilmesi lâzımdır.
Soru : San'atkârın milletinin tarihi ve gününün insanı ve olayları ile münasebetinde bir denge düşünülebilir mi?
Cevap : Tarih milletlerin hafızası olduğuna göre aklın ve mantığın işlemesinde de büyük rolü vardır. Dünü hatırlayamayan bir insan bugünün manâsını anlayamaz. Yeni doğmuş bir çocuk nasılsa öyledir. Hâfızasızlık devam ettikçe çocuklukda devam eder. Milletler de insanlar gibidir.
Geçmişlerini hatırlamaları hattâ bu hatıralarını daima canlı tutmaları gereklidir. Geçmişteki acı olayların tekrar olmamasını sağlamak; tatlı olaylar yaratmak tarih! ve tarihteki yerimizi tarihi yapan atalarımızı hatırlamakla mümkün olabilir.
Bu konuda san'at en uygun en etkili bir vasıtadır. San'atın konusu eski olmakla san'at eski sayılmaz. Geçmişle gelecek arasında köprü kuramayan san'atkâr görevini kavrayamamış demektir. Aynı zamanda san'atın manâsını da anlayamamıştır.
Millet sanatkârlarının verdikleri eserler ölçüsünde vardır. San'at eserlerinin aksettirebildiği manâ ile şahsiyet kazanabilir. Öyleyse geçmişle günümüz hatta geleceğimiz arasında denge kurmak ve "dün" "bugün" "yarın"diyebileceğimiz dayanaklar üzerine kurulan bir köprüden asıl hedefe yürümek mümkün olabilecektir. Bu hedef Türk düşüncesinin Türk san'atının dünya ölçüsünde insanlığı kucaklamasıdır. Bu görevi Türk milletine Tanrı'nın verdiğini unutmamalıyız.
Soru : "San'atkârın dünyası" denilen "dünya" nedir ne olmalıdır?
Cevap : San'atkârın dünyası san'atını icra ederken içinde bulunduğu ruh halidir diyebilirim. Bu icra sırasında san'atkâr yaşadığı çevreden uzaklaşır ve yeni bir çevreye intikal eder Yani kendinden geçer. Tasavvuf deyimiyle bir vecd ve istiğrak haline bürünür. Bu deyimden anladığım budur ve doğrudur. Gerçek sanat eseri ancak böyle bir ruh haline geçilmeden verilemez.
Soru ; Siz Türk şiirinde yepyeni bir çalışmanın temsilcisisiniz diyebiliriz. Yani Destan'dan bahsetmek istiyorum destan nedir? Türk sanatında yeri nedir ne olmalıdır?
Cevap : Destan milletin en yüksek duygu düşünce ve isteklerini ifade eden ve değişmez özelliği kahramanlık olan eserlerdir. Bu konuda bir ingiliz şairi şöyle diyor: "Bir kahramanlık şiiri şüphesiz ki insan ruhunun başarabileceği en büyük eserdir>. (Türk Ans. Cilt 13)
Türk destan kaynakları pek çok zengin olmakla beraber hemen hemen (Maraş Destanı hariç) hepsi ham madde halinde bulunmaktadır. Henüz tam bir destan niteliği kazandırılmadığı için destanımız san'at ölçüsünde^ifadesini bulamamıştır. Bu edebiyatımız sakatımız şiirimiz top yekûn harsımız bakımından büyük bir noksanlıktır. "Türk Destanı" nı işlemek günümüzün san'atkârı için bir vecibe olduğu kadar milletimiz için de büyük bir ihtiyaçtır.
Soru : "Kür Şad İhtilâli Destanı" ve "Bozkurtların Destanı" adlı eserlerinizle bugünün insanıma ve Türk milletine vermek istedikleriniz nelerdir?
Cevap : Yukarıdaki cevaplarımızda uzak-yakın temas ettiğimiz gibi geçmişle günümüzle ve gelecekle bağlantı kurmak zorundayız. Millet olarak var olmamızın yaşayabilmemizin ve atalarımızın Tanrı'dan alıp bize miras bıraktıkları büyük ülkümüzü gerçekleştirebilmemizin tek şartı budur. Destan tek başına bir konu olmakla beraber san'atın her dalına konu ve ilham veren derin geniş ve gür bir kaynaktır. Yukarıda adı geçen kitaplarımla bunu yapmak istedim. Aynı zamanda destan millî şuuru dinç tutan millî î dinamizmi yoğuran en büyük amillerden biridir. Millî şuur olmadan millî hiç bir şey yapılamayacağına göre gençlerin şuurlarına bilenmiş bir süngü parlaklığı ve keskinliği kazandırmak istedim. Destanda ibretler vardır; dünya görüşümüz vardır; acılarımız mutluluklarımız vardır... Bunları yansıtmaya çalıştım. :
Soru : Türk şiirinin geleceği konusunda düşünceleriniz genç şairlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Cevap ; Türk şiirinin büyün bir geçmiş? vardır. Bugün şiir pek az ve zayıf fakat kökü sağlam olduğu için deminden beri söylediklerimiz ölçü olarak alınırsa Türk şiiri yeni bir merhaleye girecek ve özlenen büyük şiir doğacaktır sanırım.
Büyük şiir daha doğrusu büyük san'at durup dururken doğmaz. Büyük heyecan ister. Büyük heyecanlar yaratılınca büyük san'atkâr da kendiliğinden gelir. Geçmişte san'-atın her dalında verdiğimiz büyük eserlerin son bin yıllık tarihimizdeki oluşlarını hatırlarsak bu iddiamızın doğruluğu meydana çıkmış olur. Şunu da belirteyim ki geçmişimiz bize en büyük heyecan kaynağı olarak şimdilik yeter. Onu günümüze aktarıp dünü bugünle yoğurabilecek san'atkâr ister. Genç şairlerimizin bu nokta üzerinden hareket etmelerini tavsiye ederim
Töre / 1973 / Sayı : 22
●MIПΣЯVΛ● isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yıldırım O'NEAL Astro Fizik 0 12-10-2007 21:25
Yıldırım Bayezid (Beyazıt I) O'NEAL Tarihimiz 0 23-09-2007 13:07
Yıldırımlar Ve Oluşumu HsrT Astro Fizik 2 10-07-2007 08:39
yılda 3 milyar yıldırım ∂αqℓαя ∂єℓisi İslam ve Din Bölümü 4 23-06-2007 12:26
Aziz Yıldırım = "3 YIL DAHA BURADAYIM" !.. SHaDoW PrEnS Spor Arşivleri 0 01-11-2006 21:05


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:52 .


Powered by vBulletin 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TRplatform.Org
Yazılı Avatarlar UslanmaM bilgi MaxiCep izafet Web Hattı bebek tedavin MeleklerMekanı ilginç Resimler SMF İndir Aşk Resimleri Rüya Tabirleri Güzel Sözler