Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > İnsanları Etkileme Sanatı > Başarının Anahtarı
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Başarının Anahtarı İnsanları Başarıya Götüren Sanat...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 09-02-2008, 10:43   #1 (permalink)
 
FONEX - ait Avatar
FONEX - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Ekonomi & İktisat & İşt. [İktisat ]

 
İktisat


İktisat EKONOMİ olarak da bilinir servetin üretimini bölüşümünü ve tüketimini konu alan toplumsal bilim.

Ekonomi bazı ana bölümlere ayrılabilir.

...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Mikro iktisat tüketiciler şirketler tüccarlar ve çiftçiler gibi ekonomik birimlerin tekil davranışlarını ele alır. Makro iktisat ise bir ekonomideki gelir düzeyi toplam çalışan sayısı ve toplam yatırım miktarı gibi büyüklükler üzerinde durur. İktisadın bir başka dah olan kalkınma iktisadında iktisadi etkinliğin zaman içindeki değişimi ve belli bir dönemdeki örgütlenmesi ele alınır iktisadi gelişmeyi sürekli kılacak kurumlar incelenir. Bu bölümlerin içinde kamu maliyesi para ve
Para genel kabul gören değişim aracına verilen isimdir. Para malların birbiriyle değiştirilebilmesini sağlar.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
bankacılık uluslararası ticaret emek sanayi örgütlenmesi tarımsal iktisat gibi iktisadın özel ilgi alanları yer alır. iktisadın araştırma alanları öbür toplumsal bilimlerin özellikle de siyaset biliminin ilgi alanıyla kesişir ama iktisat temelde malların üretimi değişimi ve tüketimiyle ilgili sorunlar üzerinde yoğunlaşır.

Genellikle iktisadın İskoçyalı düşünür
harcanan beden yahut kafa gücü
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Adam Smith'in An Inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nations (
1723-1790 yılları arasında yaşamış olan İskoç iktisatçı ve düşünür. Temel eserleri The Theory of Moral Senti:-)ments [Ahlâki Duygular Teorisi] ve An In:-)quiry into the Nature and Causes of the We:-)alth of Nations [Ulusların Zenginliğinin Doğası ve Sebepleri Üzerine Bir Soruştur:-)ma]
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
1776; Ulusların Zenginliği 1985) adlı yapıtını yayımlamasından sonra ayrı bilim haline geldiği kabul edilir. Bununla birlikte iktisadi olgular Smith'den önce de tartışma konusu olmuş.

...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Eski Yunanlılar ve
Eski Yunan terimi Yunanca "Helias"tan dolayı "Helenler" de denen Yunanistan Yarımadasında yaşayan kavimler ve onların kurduğu eski devlet ve uygarlıkları anlatmak için kullanılır.

Çiftçi bir halk olan Helenler ya da Eski Yunanlılar tarihlerinin başlangıcında çok sade bir yaşam sürerler sırtlarına kendilerinin dokuduğu yünden bir gömlek ayaklarına sığır derisinden çarık giyerlerdi. Köylüler tek bir odadan ibaret olan kulübelerde oturur evcil hayvanlarla birarada yatarlardı
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
ortaçağ skolastik düşünürleri bu konuda önemli katkılarda bulunmuşlardır.
Ortaçağ (Middleage)

Milattan Sonra 5. yüzyıl ve 13. yüzyıllar arasını kapsayan dilimin adı. Bu kelime 17. yüzyıldan beri Avrupa tarihi sözkonusu olduğunda kullanılmaya başlanmıştır. Bu kavram genellikle insanların öznel bilincinde biçimlendiği için kesin başlangıç ve bitiş noktalarından söz edilemez. Ancak bütün bu nedenlere rağmen tarih kitaplarında Roma imparatorluğunun bölünme tarihi (M.S. 395) yada son Batı Roma İmparatorluğunun düşüş tarihi (476) gibi
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
15. yüzyıl

...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
18. yüzyıllar arasında bugün

...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
merkantilizm olarak bilinen ve ekonomik milliyetçiliği temel alan öğreti yaygınlık kazandı. 18. yüzyılda Fransız fizyokratları oldukça ileri düzeyde bir iktisadi model geliştirdiler. Ama iktisat üzerine ilk kapsamlı incelemeyi kaleme alan ve sonraki kuşakların klasik iktisat okulu olarak adlandıracakları öğretiyi geliştiren A. Smith oldu. Smith Ulusların Zenginliği adlı yapıtında iktisadi gelişmeyi hızlandıran ya da engelleyen etkenleri ele alarak merkantilistlerin görüşlerine karşı serbest ticareti savunmuş özgür girişim sisteminin işleyişini incelemiştir. Ona göre rekabetçi bir piyasada bireylerin fiyatlar üzerinde son derece küçük bir etkisi vardır; fiyatları veri olarak almak zorunda olduğundan yalnızca bu fiyatlarla alacağı ya da satacağı malların miktarlarını değiştirebilir. Ama tek tek bireylerin eylemlerinin toplamı fiyatı belirler. A. Smith'in sıkça kullandığı deyimle piyasanın "görünmez eli" bireylerin amaçlarından bağımsız bir toplumsal sonuca yol açarak piyasada dengeyi sağlar. A. Smith'in yapıtında basit düzeyde ele alınan değer (ya da fiyat) bölüşüm uluslararası ticaret ve para kuramları bütün eksikliklerine karşın klasik ve modern iktisadın temel taşlarını oluşturur.

Devlet gücünü ve güvenliğini artırmak için bir ulusun ekonomik yaşamını düzenleyen hükümet uygulamaları ve ekonomik felsefesidir. Merkantilizm 16. yy.'da 18. yy.'a kadar Avrupa devletleri tarafından izlenen bir modeli oluşturdu. Bu dönemde Avrupa'da feodalizm çöküp yerine devletler kurulmuş ve ticaret kapitalizmi gelişmiştir. Bunun temelinde devletçilik ulusal ekonomiyi korumacılık ve sanayileşme vardır. Her devlet ihracatın ithalattan fazla olmasını sağlamaya çalıştı. İstenen ticaret dengesi a
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
David Ricardo'nun Principles of Political Economy and Taxation (

...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
1817; Siyasal İktisadın ve Vergilendirmenin İlkeleri) adlı yapıtı bir yönüyle Ulusların Zenginliği üzerine basit bir eleştirel yorum olmakla birlikte başka bir açıdan gelişmekte olan siyasal iktisat bilimine önemli katkılarda bulundu. Ricardo'nun geliştirdiği sistemin temelinde sınırlı topraklar üzerinde yetiştirilen tarımsal ürünlerin maliyetlerinin sürekli artmasından dolayı iktisadi büyümenin er geç duracağı düşüncesi yatar. Bu düşüncenin önemli bir öğesini Thomas Robert Malthus'un Essay on Population ( 1798; Nüfus Üzerine Deneme) adlı yapıtında açıkladığı nüfus kuramı oluşturur. Ricardo'ya göre işgücü arttıkça büyüyen nüfusu beslemek için gerekli tarımsal ürünler ancak daha verimsiz topraklar işlenerek ya da ekilmekte olan topraklarda daha fazla sermaye ve emek kullanılarak elde edilebiliri Ücretlerin düşük tutulmasına karşın rantların sürekli olarak yükselmesinden dolayı kârlar aynı oranda artmaz. Ekonomik gelişmeden yarar sağlayanlar toprak sahipleridir. Ricardo bu soruna çözüm olarak İngiltere'nin başka ülkelerden ucuz buğday ithal etmesini önermiş belirli bir sanayi dalında uzmanlaşıp ihracata yönelmesinin İngiltere'ye yarar sağlayacağını kanıtlamak amacıyla "karşılaştırmalı maliyetler yasası"nı geliştirmiştir. Ona göre ticaretten sağlanan yaran ülkeler arasındaki maliyet farkları değil her ülkenin ekonomisinin farklı dalları arasındaki maliyet farkları belirler. Göreli olarak daha ucuz üretebildiği malların üretiminde uzmanlaşan ve öbür mallan ithal eden bir ülke bundan yarar sağlar. Böylece örneğin
Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı İngiltere Avrupa’nın kuzeybatı kıyısında yer alan Britanya Adalar Topluluğu üzerinde dört ülkeden müteşekkil bir devlet. Bu adalar topluluğu Büyük Britanya ve İrlanda Adalarıyla birlikte 5000 küçük adadan meydana gelmiştir. Batısında İrlanda Denizi doğusunda Kuzey Denizi kuzeyi güneybatısı ve kuzeybatısı Atlas Okyanusu ile çevrilidir.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Hindistan oldukça ucuz bir biçimde üretebildiği dokumacılıkta uzmanlaşmalı ve İngiltere'den sermaye mallan ithal etmelidir. Ricardo'nun bu yasası 19. yüzyılın
Asya’da bulunan ve yüzölçümü bakımından dünyada yedinci nüfus bakımından ikinci sırada yer alan devlet. Kuzeyinde Keşmir ve Çin kuzeydoğusunda Nepal ve Bhutan doğusunda Bangladeş ve Birmanya güneydoğusunda Seylan güneyinde Hint Okyanusu kuzeybatısında Pakistan bulunur. Üçgene benzeyen Hindistan yarımadası ülkenin en büyük kısmını kaplar. Ülkenin kapladığı alan 3.287.590 km2 olup kuzey-güney uzunluğu 3200 km batı-doğu uzunluğu ise 2400 kilometredir.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
serbest ticaret öğretisinin temelini oluşturmuştur.

19. yüzyılın ortalannda

...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
KarlMarx kapitalist sistemin çelişkileri üzerinde durarak rekabetçi piyasa kuramlanna köklü eleştiriler yöneltti. Oluşturduğu bilimsel sosyalizm öğretisinin bir parçası olarak
Aydınlanmanın Fransız Devrimi'nin liberal ve eşitlikçi ideallerinin ve en:-)düstrileşme sürecinin ürünü olup sömüren sınıf ya da sınıfları tasfiye ederek insanın insan tarafından istismar edilmesinin önüne ‘geçmeyi toplumda bireyler arasında karşı:-)lıklı bir işbirliği ve yardımlaşma yaratmayı amaçlayan ve üretim araçlarının ortak mülki:-)yetiyle belirlenen toplumsal sistem.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Marksist iktisat kuramını geliştirdi. Ona göre siyasal iktisadın temel konusunu üretim sırasında insanlar arasında kurulan ve üretim ilişkileri denen toplumsal ilişkiler oluşturur. Değer ise mallar arasındaki niceliksel bir ilişki değil tarihsel koşulların biçimlendirdiği toplumsal bir kategoridir. İktisadi anlamda değerin tek yaratıcısı insan emeğidir dolayısıyla kapitalist düzende kâhn kaynağını işçilerin yarattıktan değerle kendilerine ödenen ücret arasındaki fark olan artı değer oluşturur. Marx kapitalizmin temel yasası olarak adlandırdığı bu kurama dayanarak işçilerin kapitalistlerce sömürüldüğünü savunmuştur. Marx'a göre bu yasa aynı zamanda sermaye birikimi ve üretimin genişlemesinin kaynağıdır. Bu yasanın işlemesiyle üretici güçler gelişecek ve kapitalizmin çelişkileri büyüyecektir. Ayrıca
Marksizm Bilimsel sosyalizm olarak bilinen ideolojinin kurucu isimlerinden Karl Marx'ın görüşlerini temel alan öğretinin genel adıdır. Marksizm bu anlamda bir ögreti olarak siyasal ekonomik ve felsefi bir bütünsellik içerir. Marksist iaw Marksizm düşüncesini savunan kişidir.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Das Kapital (Kapital 1936 1. cilt 3. bas.

...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
1986 3. cilt 2. bas.

...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
1990) adlı yapıtında belirttiği gibi

...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
kapitalist düzenin iç dinamikleri sonucu işçi sınıfı giderek yoksullaşacak kâr oranı düşecek ve iktisadi dalgalanmalar sıklaşacaktır. Ona göre bu dinamikler nedeniyle kapitalizmin yıkılması ve yerine sosyalist bir toplumun kurulması kaçınılmazdır.


...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
1870'lerden sonra birçok iktisatçı tam rekabet koşullarında kaynak dağılımı sorununu incelemeye başladı. Aralannda İngiliz iktisatçı Stanley Jevons Avusturyalı iktisatçı Karl Menger ve Fransız iktisatçı Leon Mvalras'ın bulunduğu ve marjinalistler olarak adlandırılan bu iktisatçılar emek değer kuramının yerine marjinal fayda kuramını geliştirdiler. Bir malın değerini sağladığı faydaya dayandırarak fiyatlann oluşumunu mal ve hizmetlerin artan büyüklükleri arasında seçim yapan tüketici davranışına indirgediler. Bu yaklaşım klasik kuramla modern iktisat arasındaki aynmı oluşturdu. Klasik iktisatçılar araştırmalannı emek ve sermaye miktanndaki değişmenin ülke ekonomisi üzerindeki etkisi konusunda yoğun-laştınrlarken marjinal fayda yaklaşımını benimsemiş olanlar üretim faktörlerinin tüketicilerin tatminini en yüksek düzeye çıkaracak biçimde dağılımı konusuyla ilgilendiler. Avusturya iktisat okulu değerin belirlenmesinde son tüketici açısından sağlanan faydanın önemini vurgulayarak klasik iktisadın tümüyle geçersiz olduğunu öne sürdü. Alfred Marshall'ın önderliğindeki İngiliz iktisat okuluysa klasik iktisatçıların öğretileriyle bir uzlaşma arayışına girdi. Marshall'a göre klasik iktisatçılar çabalannı arz üzerinde yoğunlaştınrlarken marjinal fayda kuramı talep üzerinde durmuştu; ama fiyatlar hem talep hem de arz tarafından belirlendiğinden her iki kuram da yetersiz kalıyordu. Marshall geliştirdiği "kısmi denge analizini" belirli piyasalara ve sanayilere uygulamaya çalıştı. Fransız iktisat okulunun önde gelen ismi Leon Walras ise iktisadi sistemi genel matematiksel formüllerle açıklayarak marjinal yaklaşımı en uç noktasına götürdü. Walras'a göre her malın kendi fiyatına başka malların fiyatlarına tüketicilerin gelirine ve zevklerine bağlı olarak değişen bir "talep fonksiyonu" ile üretim maliyetlerine üretici hizmetlerin fiyatlarına ve teknik bilgi düzeyine bağlı olarak değişen bir "arz fonksiyonu" vardır. Piyasada her mal için hem tüketicileri hem de üreticileri tatmin edecek bir "denge" fiyatı oluşur. Modern bir ekonomide milyonlarca piyasa olduğundan "genel denge" her piyasadaki kısmı dengenin eşanlı belirlenmesini içerecektir.

Marshall'ın Principles of Economics (
Alfred Marshall klasik okula mensup iktisatçılardan (1842-1924) yılları arasında yaşadı. En önemli eseri Ekonominin Prensipleri (Principles of Economics) dir. Marshall'a göre iktisad ilmi insanların günlük ihtiyaçlarını inceler. Günlük ihtiyaçlar ise iktisadi faaliyetler para ile ölçülebilen ve bir fiyatı olan faaliyetler olmaktadır. Marshall iktisadi olayların izahında geometriden de faydalandı. Marjinal fayda eğrileri toplam maliyet eğrileri marjinal gelirler gibi çeşitli analiz a
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
1890; İktisadın İlkeleri) adlı yapıtının yayımlanmasından 1929'daki Büyük Bunalım'a kadar geçen dönemde marjinal fayda kuramını savunan değişik okulların kaynaşmasıyla neo-klasik iktisat okulu oluştu. Fayda kuramı tüketici davranışını gelir ya da fiyat gibi değişkenlere bağlı olarak ele alan aksiyomatik bir sisteme indirgendi. Marjinal kavramının üretime de uygulanması "marjinal verimlilik" düşüncesini doğurdu. Böylece ücretlerin kârların faizin ve rantlann düzeyini üretim faktörlerinin marjinal verimliliğine dayandıran yeni bir bölüşüm kuramı geliştirildi. Marshall'ın "dışsal ekonomiler" kavramını geliştiren öğrencisi Arthur Pigou kişisel maliyetlerle toplumsal maliyetler arasında ayrım yaparak iktisadın ayn bir dalı olan refah kuramının temelini attı. Özellikle İsveçli iktisatçı Knut Wicksell'in katkılarıyla da tek tek mallann fiyatlannın belirlenmesinden ayrı olarak genel fiyat düzeyinin belirlenmesi sürecini açıklayan para kuramı geliştirildi.

1930'ların iki yeniliğini ise tekelci (ya da eksik) rekabet kuramıyla Keynesçi iktisat oluşturdu. Tekelci rekabet kuramı bir malın tüm piyasasını tek bir satıcının denetlediği "saf tekel" ile tek bir standart mal ve çok sayıda satıcıyla nitelenen "saf rekabet" arasında kalan bir dizi farklı piyasa yapısını ele alır. Gelişmiş ülkelerin çoğunda az sayıda büyük şirket piyasaya egemen durumdadır. Bu şirketler tam rekabet koşullarında uygulamak zorunda kalacakları fiyattan daha yüksek bir fiyatı dayatma gücüne sahiptir. Eksik rekabet kuramı fiyat kuramı üzerinde tartışması günümüze değin uzanan etkiler yaratmıştır. İngiliz iktisatçı John Maynard Keynes ise firma dengesi ya da kaynak-lann dağılımı yerine ulusal gelir ve istihdam düzeyini ele aldı. Sorun gene bir arz ve talep sorunu olmakla birlikte Keynes talebi ekonomideki toplam efektif talep düzeyi arzı da ülkenin üretim kapasitesi olarak tanımlıyordu. Efektif talep üretim kapasitesinin altında kalırsa işsizlik ve durgunluk üzerine çıkarsa enflasyon doğuyordu. Keynesçi iktisadın temel ilgi alanı efektif talebin Öğeleri olan tüketim yatınm ve kamu harcamalarıyla ilgili çözümlemelerdir. Çalışmalannı toplam tüketim ve toplam yatınm harcamaları gibi makro ekonomik büyüklükler üzerinde yoğunlaştıran Keynes bu iktisadi değişkenler arasındaki ilişkileri bilinçli olarak basitleştirerek bir dizi pratik soruna uygulanabilecek etkili bir model geliştirmiştir.

II. Dünya Savaşı sonrasında iktisatta önemli bazı değişiklikler ortaya çıktı. Önceleri diferansiyel ve integral hesabı dışında matematikten hemen hiç yararlanılmazken savaştan sonra matematik iktisadi araştırmaların temelini oluşturmaya başladı. Girdî-çıktı analizinin gelişmesiyle birlikte matris cebiri önem kazandı. İktisatçıları ilk kez kesin denklemler yerine eşitsizlikler matematiğiyle yüz yüze bırakan ve birçok işletme sorununa sayısal çözümler getiren doğrusal programlama gibi teknikler geliştirildi. Matematiksel iktisadın pratik sorunlara uygulanmasıyla birlikte matematiksel modeller ve ekonometri gelişti. Savaş sonrası yıllarda azgelişmiş ülkelere olan ilginin artması sonucunda kalkınma iktisadı iktisat kuramının önemli bir bölümünü oluşturdu. Ayrıca bölgesel iktisat kentsel iktisat sağlık iktisadı eğitim iktisadı gibi yeni dallar ortaya çıktı. 1960'ların sonları Batı'da iktisadın niteliğiyle ilgili eleştirilerin yoğunlaştığı yıllar oldu. Bu eleştirileri yöneltenler iktisadın insan hakları açlık emperyalizm ve nükleer savaş gibi günün büyük sorunlannı da ele alması gerektiğini öne sürdüler.
FONEX isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ekonomi & İktisat & İşt. [Bilgi Yönetimi ] FONEX Başarının Anahtarı 0 09-02-2008 10:41
Ekonomi & İktisat & İşt. [Pazar Kavramı ] FONEX Başarının Anahtarı 0 09-02-2008 10:39
iktisat nedir.. -BAŞŞAD- Başarının Anahtarı 0 17-10-2007 13:02
Milli Ekonomi Modeli ..::ŞeHZaDe::.. Ekonomi - Turizm 0 09-10-2007 13:15
Dünya ekonomik krizleri ..::ŞeHZaDe::.. Ekonomi - Turizm 0 09-10-2007 13:10


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:16 .


Powered by vBulletin 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TRplatform.Org
Yazılı Avatarlar UslanmaM bilgi MaxiCep MeleklerMekanı izafet Web Hattı bebek tedavin ilginç Resimler SMF İndir Aşk Resimleri Rüya Tabirleri Güzel Sözler