Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > İnsanları Etkileme Sanatı > Başarının Anahtarı
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Başarının Anahtarı İnsanları Başarıya Götüren Sanat...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 24-08-2007, 21:52   #1 (permalink)
 
..::PRéNSéS::.. - ait Avatar
..::PRéNSéS::.. - ICQ üzerinden Mesaj gönder ..::PRéNSéS::.. - AİM üzerinden Mesaj gönder ..::PRéNSéS::.. - MSN üzerinden Mesaj gönder ..::PRéNSéS::.. - YAHOO üzeri ndenMesaj gönder Send a message via Skype™ to ..::PRéNSéS::..
Tanımlı Spor Hukuku

 
1-Dünyada Spor Hukukunun tarihsel gelişimi nasıldır?

Bu bağlamda birkaç örnek vermemiz gerekirse Avrupa’nın bu dalda en eskisi olduğunu ifade eden Fransa Limoges Üniversitesi “ Spor Hukuku ve Ekonomisi Merkezi “ 1977’de kurulmuştur. İsviçre’de Neuchatel Üniversitesi’nde bulunan ve FIFA’nın malî desteği ile kurulmuş olan “Spor Araştırmaları Uluslararası Merkezi “ çok daha genç olup kuruluşu 1996 yılına aittir. A.B.D. Milwaukee’de bulunan Marquette Üniversitesi “ Ulusal Spor Hukuku Enstitüsü “ ise 1989 tarihlidir. Bu örnekleri yerimiz müsait olsa bir hayli arttırabiliriz; ancak hemen söyleyelim hepsi de geçen yüzyılın son çeyreğine ait oluşumlardır.

2-Türkiye’de Spor Hukukunun tarihsel gelişimi nasıldır?

Spor Hukuku Avrupa ve Amerika’da bu şekilde bağımsız bir hukuk disiplini haline gelir ve kurumsallaşırken; Türkiye Türk insanı Türk hukukçusu bu durumu hiç mi görmemiştir. Hayır böyle bir iddiada bulunmamız son derece yanlış bir yaklaşım olur. Ülkemiz insanı belki batılılardan dahi önce konuya değinmek istemiş ancak ilk tespitler kaybolup gitmiştir.

Gerçekten 1938 ve sonrası yıllarda Türkiye’de yayınlanan “ BEDEN TERBİYESİ VE SPOR “ adlı derginin üç sayısında (1940/24 1941/25 1941/26) Necdet AZAK imzasıyla ve “SPOR HUKUKU “ başlığı altında bir yazı dizisi bulduk. Dizinin üst başlığı “ SPOR BAKIMINDAN HUKUKÎ BİR TETKİK “. Sayın (herhalde şimdilerde merhum) Necdet AZAK’ın kim olduğunu bilmiyoruz şimdilik saptayamadık ; ancak ifadelerinden çok değerli bir hukukçu olduğu anlaşılıyor. Spor Hukuku hakkında bundan 64 yıl önceki tespitlerini burada aktarmayı bir vefâ borcu olarak görmekteyiz.

Bir kere Sayın Necdet AZAK disiplinin adını son derece çağdaş bir şekilde koymuş: SPOR HUKUKU. Derginin üç sayısında toplam yedi sayfa tutan tespitlerinin en çarpıcı noktalarını burada sizlere aynen aktarmak istiyoruz. Necdet AZAK diyor ki : “ Spor ile Hukuk’u karşılaştırdığımız zaman acaba ne gibi münasebet halkaları teşekkül eder ? Bu iki kelimenin ilk teması tabiî olarak şu iki suale yol açacaktır : 1) Fertlerin spor yapmak hakkı var mıdır ? 2) Spor hukuku diye birşey mevcut mudur ? ............. Filhakika spora bağlı olarak insanın bir hakkı vardır ; bu hoşuna giden bir sporu mertçe bu spor nev’i için memlekette vazedilmiş bulunan kaidelere uygun olarak yapmak hakkıdır. ............... Şu halde gerek medeni haklar bakımından gerekse bir şahsiyet olması dolayısıyla insanın spor yapmak hakkına malik olduğunu kabul etmek lâzımdır. ............ Spor hukuku diye bir şeyin mevcut olup olmadığını araştıracak olursak şayanı dikkat bir vaziyet ile karşılaşmış oluruz. Spor kulüplerinden başlayıp Beden Terbiyesi Genel Direktörlüğüne kadar uzanan muhtelif merhalelerin her birine muvazi olarak yürüyen bir hukuk mefhumu mevcuttur. .............. Bu vaziyette spor kulüpleri bir cemiyet olarak kabul edilince ve cemiyet de aslında bir içtimaî teşekkülden ibaret bulununca manevî şahsiyeti haiz olan bu topluluğun nefsinde mündemiç bir hukukun da mevcut olması icap edecektir. .............. Filhakika sporlar... hem iktidar kuvvetine hem kaideler tedvin etmek salâhiyetine hem de statüye ve hem de hukuki muhtariyete sahiptir. Buna nazaran müessesenin fevrî olarak vücuda getirdiği üç nevi hukuk vardır : Disiplin kaideleri şeklinde hukuk örf ve âdet hukuku ve dahilî nizamname kaideleri şeklinde hukuk. ............. Şu halde asıl spor hukuku kulüplerin ittifakların veya federasyonların dahilî nizamnamelerinde ve muhtelif sporlara ait olmak üzere tedvin edilmiş talimatnamelerde kendisini göstermektedir. .............İşaret edilebilecek diğer bir nokta da medeni kanun borçlar kanunu ceza kanunu ve bazı idarî kanunlar gibi umumî mahiyetteki mevzuatın spor muamelelerine tatbiki halidir. Bu mevzu dahi başlı başına bir etüdün çerçevesini teşkil edecek mahiyettedir. ..............Açıkça söylenilmesi icap eden ve tetkiklerimiz neticesi mesabesinde bulunan hakikat şudur ki : bugün tam manâsile bir spor hukuku mevcuttur ; bu hukuk kendi muhitinde carî olduğu gibi diğer hukuk sahalarile de mütemadî bir temas halindedir. ............ Bir memlekette belki de daha geniş olarak bütün dünyada muhtelif sporlara ait örf ve âdet kaideleri yavaş fakat kat’î bir tekâmül seyriyle spor hukukunun bir kısmını teşkil etmişlerdir. Örf ve âdet kaideleri sporun teknik kısmında olduğu gibi içtimaî cephesinde de tesirlerini gösterir. ...........Spor mevzuuna temas eden bir kanunun mevcut olmadığı devirlerde bile spor hukukuna ait kaidelere tesadüf etmek mümkündü. Çünkü spor hukuku kanundan evvel örf ve âdete dayanmaktadır. ...............Zamanımızda muhtelif sporlara ait olmak üzere gerek muhtelif memleketlerdeki federasyonlar tarafından gerekse beynelmilel federasyonlar marifetiyle kaleme alınan nizamnamelerdeki bir çok teknik kaidelerin menşeleri örf ve âdete dayanmaktadır. ............. Spor hukukuna iki numaralı kaynak olarak (iradenin muhtariyeti) gösterilebilir. ............ Muayyen bir sporu yapan muhtelif sporcular âza sıfatıyla korporatif bir müessese halinde toplandıkları vakit faaliyet ve münasebetlerini tanzim ve idare etmek üzere müştereken bazı kaideler kabul ederler. Büyük bir anlaşmanın mahsulü olan bu kaideler bir çok cihetten hakikî bir kanun mahiyetini arz etmekte ve bazen de tesir ve şumulleri muhtelif memleketlere kadar uzanmaktadır. .............Federasyonlar ve ittihadlar bu mevzuun daha şumullü ve canlı numuneleridir. ............. Spor hukukunun kaynaklarını sayarken bunların arasında bir (kanun)dan da bahsetmiştik. .............Türkiye’de henüz bu şekilde mevzuatın mevcut bulunmadığı zamanlarda spor hukukunun hangi kaynaklardan geldiği hakkında bir tetkik yapılsaydı bu tetkikatın neticesi yalnız örf ve âdeti ve irade muhtariyetini ortaya koymaktan ibaret olacaktı. ........... Beden Terbiyesi Kanunu da her istiyenin istediği şekilde spor ve idman yapmasını kabul etmiyerek fertlerin şu veya bu şartlar altında ve muayyen bir gayeye ulaşmak üzere spor yapmaları prensibini vazetmiştir. ............. Kanun her sporun veya bir kaç spor şubesinin teknik yani kaide bakımından federasyonlara bağlanmalarını âmirdir. Federasyonlar herhangi bir spor şubesinde örf ve adet ile müesses bulunan kaidelerden bâzılarını alıp bâzılarını da atmak suretiyle talimatname veya nizamnameler hazırlayabilirler. .............. Kaynakların kanun içinde birleşmeleri mevzuunda yer alabilecek diğer bir nokta da spor hukukunun iki numaralı kaynağı olan (irade muhtariyeti) nin vaziyetidir............... Bunları bir cümle ile ifade etmek istersek diyebiliriz ki beden terbiyesi kanunu bugüne nazaran en son tekâmül merhalesini teşkil etmek suretiyle spor hukukunun diğer kaynaklarını kendi çevresinde birleştirir. ....... “.

Yukarıdaki ifadeler 1940 yılına ait o dönemdeki spor – hukuk ilişkileri ve bilhassa henüz oluşmamış spor hukuku kavramları göz önünde tutulursa ne denli çağının ilerisinde ve hatta günümüzde incelemiş olduğumuz Fransızca İngilizce ve İtalyanca “ spor hukuku “ kitaplarındakinden de daha veciz ifadeler taşıdığını belirtmek isteriz. Şayet bundan 64 yıl önce Necdet Azak ‘ın açmış olduğu yol takip edilmiş hukuk fakültelerimizde spor hukuku bir disiplin olarak kabul edilmiş olsaydı bugün belki de dünyanın en ileri spor hukuku teorik ve pratik kavram ve kurumlarına (mevzuat ve kuruluşlarına) sahip olurduk...


5-Seyirci hareketlerinin suç ve ceza tanımları nelerdir?
Seyirci hareketlerinin suç ve ceza tanımlamasını yapmaya çalışırken bazı ayırımları çok net bir şekilde yapmak gerekir. Bu ayırımların birincisi “Ceza hukuku” ile “Spor Disiplin Hukuku” ayırımıdır; ikincisi “Seyirci hareketlerinin failleri “ ile “Spor Kulübü tüzel kişisi ve Yöneticilerinin sorumluluğu”dur. Diğer bir ifade ile kimin hangi eylemleri Devletin ceza hukuku çerçevesinde takip edilir ve cezalandırılır kimin hangi eylem ve sorumlulukları yetkili spor federasyonlarının yetkili disiplin organları tarafından o federasyonun disiplin cezaları ile cezalandırılırlar.

a) Türk Ceza Hukuku’na göre:

Seyircilerin ne gibi eylemlerinin olduğuna olabileceğine baktığımızda bunları tahdidi olmamak üzere şöyle hatırlatabiliriz: 1) bireysel veya toplu küfür hedef alınan gerçek kişiye veya tüzel kişinin manevi şahsiyetine hakaret teşkil edebilir; 2) sahaya atılan bir cismin bir kişiye isabeti ve yaralaması hali müessir fiil teşkil edebilir; 3) stadyumun içinde veya dışında taraftarlar arasında veya taraftarlar ile kulüp yetkilileri sporcuları arasında kavga kişi dövme yaralama gibi sonuçları ile yine müessir fiil oluşturur; 4) seyirci hareketleri sırasında Devletin güvenlik kuvvetlerine karşı mukavemet olması halinde yine Ceza Kanunu’nun ilgili suçu işlenmiş sayılabilir. Ancak Türk Ceza Kanunu’nun bu hükümlerinin spor karşılaşmalarındaki seyirci hareketlerine titizlikle uygulandığını söylememiz mümkün değildir.

Vurgulamamız gereken husus Türk ceza sisteminde sportif yarışma veya olaylarda meydana gelen seyirci eylemleri ile ilgili örneğin Fransız Hukuk sisteminde bulunan 13 Temmuz 1992 tarih ve 92-652 sayılı değişik 6 Aralık 1993 tarih ve 93-1282 sayılı değişik 21 Ocak 1995 tarih ve 95-73 sayılı “ Sportif Gösterilerin Güvenliği Hakkında Kanun”[1]veya İngiltere’de bulunan “Sportif Olaylar (Alkol Kontrolu v.s.) 1985 Kanunu Futbol Seyircileri 1989 Kanunu Futbol (Hakaretleri) 1991 Kanunu”[2] ya da İtalyan 1986“Sportif Tesislerin İnşası ve İşletilmesinde Yeni Güvenlik Kuralları Hakkında Kararname”si[3] gibi özel düzenlemelerin bulunmadığıdır. Bu güne kadar Türk Ceza Kanunu’nun 526. maddesindeki “Kabahat”[4] ile Spor Kulübü yönetici veya görevlilerine de bu eylemlerin hazırlıklarını bilebilecekleri varsayımı ile TCK’nın 530. maddesi[5] uygulanarak takibatta bulunulmuştur.

Seyirci eylemleri için ilk kez yakın tarihte(2004) Bursa’da meydana gelen bazı olaylar sonrasında TCK 313. maddesi uyarınca Çete oluşturmak isnadı ile dava açılmıştır[6]. Bu davanın sonucu Türkiye’de seyirci eylemlerine yeni bir bakış açısı getirebilir.

Seyirci eylemlerinin takip ve cezalandırılması konusunda değinmemiz gereken uluslararası bir belge Avrupa Konseyi’nin 1985 tarihli “Spor Gösterileri ve Özellikle Futbol Karşılaşmaları Sırasında Seyirci Şiddeti ve Taşkınlıkları Hakkında Avrupa Konvansiyonu”dur. (Türkiye bu uluslararası sözleşmeyi 30/11/1990 tarihinde onaylamıştır.) Ancak bu Sözleşme seyirci hareketlerine karşı alınması gereken tedbirleri ve bu alandaki uluslararası işbirliğini düzenlemektedir. Ne suç tanımları ne de cezalar içermektedir.

Avrupa Konseyi bu uluslararası Konvansiyon çerçevesinde ve bunun etkin bir şekilde uygulanması için ciddi çalışmalar sürdürmektedir. Bu çalışmaların en yenisi 3-4 Ekim 2002 tarihinde Antalya (Türkiye)’da organize ettiği “Uluslararası Sprint Semineri”dir. Bu seminerde 26 ülkeden 200’ü aşkın katılımcı bulunmuştur. Seminerin sonuç belgesinde yer alan bazı ülkemiz için de önemli bulduğumuz noktaları burada belirtmek istiyoruz:

Seyirci hareketlerine özgü hukuki çerçeveyi çizen suç tanımlarını yapan ve uygun cezaları belirleyen yasal düzenlemeler yapılmalıdır;

Organizatörlerin ve kamu yetkililerinin görevleri çok net bir şekilde belirlenmelidir; kuruluşlar ve spor kulüpleri sorumluluklarının bilincine vardırılmalı ve stad güvenliğini sağlamalıdırlar; polisin stad içindeki varlığı sınırlı tutulmalıdır;

Sporun bütün aktörlerinin (kulüpler ve seyirciler dahil) görev ve hakları açık bir şekilde tanımlanmalıdır;

Kulüplerin yönetimi ve finansman kaynaklarını şeffaf bir şekilde ortaya koyan özel ve sağlam bir yasal düzenleme yapılmalıdır;

Ceza Kanunlarına özel suç tanımlamaları yapan ve uygun müeyyidelerini öngören maddeler ilave edilmelidir;

Bilet satış ve dağıtım düzenlemesi sporda güvenliğin anahtarıdır; bu alanda aşağıdaki hususlara mutlaka uyulmalıdır:

- Stadlarda istihabının(oturma koltuklarının sayısı) aşılması önlenmelidir

- Rakip taraftarlar tecrit edilmelidir

- Karaborsa bilet satışı ile mücadele edilmelidir

- Stadyum yasaklarına uyulması sağlanmalıdır

- Sorumlulukların aktörler arasında paylaşımı sağlıklı şekilde yapılmalıdır

- Tarafların tanınmalarına özen gösterilmelidir[7].

Avrupa Konseyi “Şiddetin Önlenmesi Çalışma Grubu”nun 10 - 11 Ekim 2002 tarihlerinde Strasbourg’da yaptığı bir toplantıda da “Sporda Şiddeti Önleme Elkitabı” tasarısı hazırlamıştır. Bu çalışma henüz çok yeni ve tasarı halinde olmakla birlikte önce bazı saptamalarını ve daha sonra da çözüm önerilerini burada kısaca belirtmeyi uygun bulduk. Bunlara göre:

Şiddet sadece profesyonel sporu etkilememektedir amatör futbol düzeyinde de hem oyuncular hem de seyirciler arasında mevcuttur;

Günümüz futbolunda sürekli ve önceden düşünülmüş (taammüd unsuru) bir şiddet vardır; Holiganlar kendilerini taraftarların bir nevi elit (seçkin) sınıfı olarak görürler ve böyle bir gruba aidiyeti “bir yaşam tarzı olarak” benimserler ve sosyal yaşamlarının bir artı değeri olarak nitelerler;

Yeni iletişim teknolojileri (GSM İnternet) şiddet eylemlerinin organizasyonuna ve uygulamasına yardımcı olmaktadır;

Ulusal takımların taraftar profili ile kulüplerin taraftar profilleri biri birlerinden farklıdır; ulusal takım taraftarları çoğunluğunda daha yaşlı ve davranışlarında daha kontrolludur ekonomik bakımdan da daha varlıklıdırlar; bu taraftarlar arasındaki bayan yüzdesi de daha yüksektir;

Tedbirlere gelince öncelikle belirtilmiştir ki: İngiltere İspanya ve Portekiz birer “Sporda Şiddete Karşı Ulusal Konsey” kurmuşlardır; Fransa’da “Stadlarda Güvenlik Ulusal Karma Komisyonu” Almanya’da “Spor ve Güvenlik Ulusal Komitesi” mevcuttur;

Diğer bir tedbir taraftarları çerçeveleyen “Fan Koçluğu” (Fan coaching) ve “Taraftar Elçiliği” müesseselerinin kurulup çalıştırılmasıdır; (ancak bunların yapıları ve nasıl işletildiklerine burada bir yandan çalışmamızı çok fazla genişleteceği için diğer taraftan da Avrupa Konseyi’nde henüz bir taslak çalışma olduğu için girmek istemiyoruz)[8].

b-Futbolun ulusal disiplin kurallarına göre:

Önce Türkiye Futbol Federasyonu’nun düzenlemesine değinirsek Federasyonun varlığını ve özerkliğini oluşturan Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un (17.06.1992 tarih ve 3813 sayılı Kanun) 25. maddesi kulüplere ve Kulüp ile hukuki bir bağı olan (yönetici sportif yönetici sporcu ve kulüp görevlileri) kişilere ceza verilebileceğini hüküm altına almıştır[9].

Bu kanun ışığında çıkartılmış olan “Türkiye Futbol Federasyonu’nun Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Ana Statü” nün 45 ve 46. maddeleri Tahkim Kurulu’nu çalışma esaslarını kararlarının niteliğini ve görevlerini belirlerken[10] 59. maddesi de Disiplin Kurullarını ve cezalarının neler olduğunu belirler.[11]

TFF Futbol Müsabaka Talimatı’nın 25. maddesinin II. Fıkrası (e) bendi ile 27. maddesinin (b ve c) bendleri: bir Kulübün seyircileri yüzünden alabilecekleri cezaları düzenlemiştir.[12] Futbol Disiplin Talimatı’nın 11. maddesi disiplin cezalarının neler olduğunu tadat etmiştir. Aynı talimatın 15. maddesi “seyircilerin tutum ve davranışlarından doğan saha olayları ve tecavüzler nedeniyle” Kulüplere “Müsabakayı seyircisiz oynatma cezası” 16. maddesi de “Saha kapatma cezası” ve 17. maddesi de “Para cezası” verilmesini düzenlemiştir. Ancak burada dikkat edilecek husus seyirci hareketlerinden ötürü verilen cezaların doğrudan Kulüplere etkili olup 15 ila 16. madde cezalarının seyirciler üzerinde dolaylı etkide (bir sonraki maçı seyredememe veya bulunduğu şehirde seyredememe gibi bir uygulamanın seyirci üzerindeki cezai etkisi veya caydırıcılığı tartışmaya açıktır) olduğudur. Futbol Disiplin Talimatı’nın 33. maddesi “Türklüğün veya yabancı bir milletin onurunu kırıcı hareketleri” 34. maddesi “saha ve tesislerde güvenliği bozmak olay çıkarmak yaralamak yakıp yıkmak tahrip etmek bireysel veya toplu tecavüzlerde bulunan kişilere” verilecek cezaları düzenler. 35. madde “seyircileri suça teşvik”i 36. madde ise “müsabakanın devamına engel olmayı” cezalandırmıştır. Talimatın 44. maddesi “deplasmanda olay çıkartmak” olarak tanımlayabileceğimiz bazı eylemleri 45. madde ise “seyircilere kaba müstehzi ve küçük düşürücü söz sarf eden ve bu kabil hareketlerde bulunanlara” demek suretiyle yine seyircilere uygulanabilecek suç ve cezaları tarif etmektedir. Ancak burada da ceza “hak mahrumiyeti”dir. Bütün bu maddelerdeki cezalar “HAK MAHRUMİYETİ MÜSABAKALARDAN MEN ve PARA CEZASI”dır. Bu cezaların seyircilere ne derecede somutlaştırılabileceği ne kadar caydırıcı olabilecekleri ve uygulanabilirlikleri tartışmaya açıktır. Bu nedenle de bu Talimatın kapsamını belirleyen 2. maddesi seyircilerin işlediği eylemler için cezalar kapsamına onları almamıştır; burada tanımlanan seyirci hareketlerinden ötürü cezalandırılan taraftarı oldukları Kulüpler ve gereğinde yöneticileridir

TFF Fair Play Talimatı’nın 2. maddesi kapsamına “seyircileri” de aldığını belirtmiştir. 5. maddesi ise “Seyircilerin .... karşı takım oyuncularına maçı yönetenlere maçla ilgili diğer görevlilere seyircilere basın ve yayın temsilcilerine sportmence davranmaları ve bu konuda her türlü çabayı harcamaları ....... fair play hareketleridir” demektedir. Ancak halen Türkiye’de oynanan bir çok müsabakada seyirci fair play’i maalesef yoktur.

c) Futbolun uluslararası disiplin kurallarına göre:

UEFA Disiplin Talimatı’nın “SORUMLULUK” başlıklı 6. maddesi UEFA üyesi ulusal federasyonların ve kulüplerin “oyuncularının yöneticilerinin üyelerinin ve TARAFTARLARININ” davranışlarından sorumlu tutmaktadır. 8. maddeye göre bu kişi ve kitlelerin eylemleri UEFA tarafından disiplin cezası ile cezalandırılabilmektedir.

Talimatın 11. maddesinin (c) bendine göre: “seyircilerin sahaya girmesi veya sahayı işgal etmeleri sahaya yabancı cisimler atmaları yanıcı bir takım nesneleri tutuşturmaları ve stad içinde ve yakın çevresinde disiplin dışı hareketlerde bulunmaları” durumunda bu disiplin talimatının uygulanacağı belirlenmiştir. Bu maddenin uygulaması ile Galatasaray Spor Kulübü’ne hangi maçlarında hangi seyirci eylemleri sonucunda ne kadar para cezası uygulandığını bu çalışmamızın önceki bölümlerinde belirtmiştik. Cezaların nitelikleri UEFA Disiplin talimatının 14. maddesinde tanımlanmıştır.

UEFA’nın “Stadyumlarda Güvenlik Talimat”ı uyarınca maçların organizatörleri ulusal federasyonlar ve kulüpler stadyumlarda güvenliği sağlama ve seyirci taşkınlıklarını önlemekle yükümlü tutulmuşlardır. Bunu sağlamak için de bu Talimata göre birinci kural stadyumdaki bütün yerlerin oturulur olması zorunluluğudur (bunun nedenini daha önce belirtmiştik). Talimatın 1.04 maddesine göre Kulüplerin seyircilerine – taraftarlarına bilet sağlamadaki sorumluluklarını belirlemiştir. Talimatın 1.06 maddesi seyircilerin oturma düzenlerini ve rakip takım taraftarlarının birbirlerinden nasıl tecrit edilmeleri gerektiğini düzenlemektedir. 2.08 maddesi seyircilerin stadyuma girerken “üst aramalarını” düzenlemiştir. Talimatın 2.30 maddesi stad içinde ve yakın çevresinde “siyasi nitelikte faaliyette bulunulamayacağı” hükmünü koymuştur. 2.31 maddesi taraftarların ırkçı ve rakip takım taraftarlarını tahrik edici provokatif hareketlerde bulunması bu nitelikte bayrak veya pankart açmaları sorumluluklarını düzenlemektedir.(Örnek: son Galatasaray – Panatinaykos maçında iki takım fanatiklerinin karşılıklı açtıkları provokatif pankartlar).

Bütün bu hükümlerin önemini nasıl uygulandığını ve Türkiye’nin (Galatasaray maçları dolayısı ile) uluslararası temaslarda bazı yaşadıklarına bu çalışmanın “ULUSLARARASI BOYUTTA SORUNLAR” bölümünde değineceğim.

F.I.F.A.’nın aynı alandaki talimatlarına gelince öncelikle belirtelim ki yukarıda belirttiğimiz UEFA’nın Stad güvenliği hakkındaki Talimatı’nın son maddesi (5.01) bu talimatın FIFA’nın Avrupa’da oynanan maçlarında da geçerli olduğunu belirtmiştir. Ayrıca FIFA’nın Disiplin Talimatı da seyirci davranışları hakkında UEFA’nınkilere benzer hükümler içermektedir (FIFA Disiplin Talimatı 3. maddesi). FIFA cezaları Ulusal Futbol Federasyon’larına karşı uygulanmaktadır.



Dipnotlar:
1 Bakınız: Loi sur la Securité des Equipements et des Manifestations Sportives Code du Sport Paris Dalloz 2001 Edition s.52-54
2 Bakınız: Sporting Events (Control of Alcohol etc.) Act 1985 Halsbury’s Statutes Butterworths London 4. ed. 1989 vol. 12; Football Spectators Act 1989 Halsbury’s Statutes 4. ed. vol. 45; Football (Offences) Act 1991 Halsbury’s 4. ed. vol. 45
3 Bakınız: Decreto 10 settembre 1986 Nuove Norme di Securezza per la Costrizione e l’Esercizio di İmpianti Sportivi Gazetta Ufficiale della Repubblica İtaliana Serie generale no. 215 16 settembre 1986 s. 5.
4 Bakınız: Türk Ceza Kanunu Üçüncü Kitap: Kabahatlar Birinci Bab: Ammenin Nizamına Müteallik Kabahatlar Birinci Fasıl: Selahiyattar Mercilerin Emirlerine İtaatsizlik Madde 526: “(Buyruğu Dinlememe): Yetkili makamlar tarafından adli işlemler dolayısıyla ya da kamu güvenliği ve kamu düzeni veya genel sağlığın korunması düşüncesiyle kanun ve nizamlara aykırı olmayarak verilen bir buyruğu dinlemeyen veya bu yolda alınmış bir önleme uymayan kimse eylem ayrı bir suç oluşturmadığı takdirde üç aydan altı aya kadar hafif hapis ve altı bin liradan onsekizbin liraya kadar hafif para cezasıyla cezalandırılır.”
5 Bakınız: Türk Ceza Kanunu İkinci Fasıl: Cürmü Haber Vermekte Zühul Madde 530: “Hekim cerrah ebe yahut sair sıhhiye memurları eşhas aleyhinde işlenmiş bir cürüm asarını gösteren ahvalde sanatlarının icab ettiği yardımı ifa ettikten sonra keyfiyeti adliye veya zabıtaya bildirmezler yahut ihbar hususunda teahhür gösterirlerse – bu ihbar kendisine yardım ettikleri kimseyi takibata maruz kılacak ahval müstesna olmak üzere- beşbindörtyüz liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olurlar.”
6 Bakınız: Türk Ceza Kanunu İkinci Kitap: Cürümler Beşinci Bab: Ammenin Nizamı Aleyhine İşlenen Cürümler İkinci Fasıl: Cürüm İşlemek İçin Teşekkül Meydana Getirenler Madde 313: “(Cürüm İşlemek İçin Cemiyet Kurma) Her ne suretle olursa olsun cürüm işlemek için teşekkül oluşturanlara veya bu teşekküllere katılanlara bir yıldan iki yıla kadar ağır hapis cezası verilir. Bu teşekkül halk arasında korku endişe veya panik yaratmak veya siyasi veya sosyal bir görüşten kaynaklanan amaçla veya ammenin selahiyeti aleyhine cürümlerde kasden adam öldürmek veya yağma veya yol kesmek ve adam kaldırmak cürümlerini işlemek için meydana getirilmişse verilecek ceza bir yıldan üç yıla kadar ağır hapis cezasıdır. ............ Teşekkül yöneticileri hakkında yukarıdaki fıkralar uyarınca hükmedilecek ceza üçte birinden yarıya kadar arttırılır. ............ Bu maddede yazılı teşekkül iki veya daha fazla kimsenin birlikte cürüm işlemek amacı etrafında birleşmesiyle oluşur..........
7 Seminerin sonuç ve tavsiyelerinin tam metni için bakınız: “Avrupa Konseyi T-RV (2002) 20” dokümanı.
8 Avrupa Konseyi’nin “Sporda Şiddetin önlenmesi elkitabı” projesinin tam metni için bakınız T-RV(2002 13
prov. 30 sayfalık dokümanı.
9 Bakınız: Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Madde 25: “Futbol müsabaka ve çalışmalarında kulüpler ve kişilerce disiplin ve sportmenliğe aykırı fiiller ve bunlara uygulanacak müeyyideler milli ve milletlerarası teamüllere uygun olarak Federasyon Yönetim Kurulu tarafından hazırlanacak esaslarla tespit edilir. Belirlenecek fiillere uygulanacak cezalar ihtar yarışmadan men hak mahrumiyeti yarışmayı seyircisiz oynatma saha kapatma para cezası tescil iptali puan indirme ve küme düşürmedir. Uygulanacak para cezası beşyüzmilyon lirayı geçemez. Bu miktarı beş katına kadar arttırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.”
10 Bakınız: TFF’nin Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Ana Statü


Maddeler:

Madde 45: “(Tahkim Kurulu Çalışmaları Kararları) Tahkim Kurulu Genel Kurul’ca dört yıl süre ile seçilen hukukçu 5 asil ve 5 yedek üyeden oluşur. Üyeler kendi aralarından bir Başkan bir Başkanvekili bir Raportör seçerler. Kurul beş üye ile toplanır ve karar verir. Toplantıya üyelerden mazeretli olanların yerine sıradaki yedek üye alınır. Tahkim Kurulu kendisine intikal eden konular hakkında ilgililerden görüş bilgi ve belge ister gerekli delilleri toplar. Lüzum gördüğü takdirde ilgilileri davet ederek dinleyebilir. Tahkim Kurulu çalışmalarını 3813 sayılı Kanun bu Ana Statü hükümleri ile FIFA ve UEFA kurallarına ve yargılamaya ilişkin Kanunların ilgili hükümlerine göre yapar ve inceleme sonunda başvuru konusu talebin kısmen veya tamamen kabulü veya reddi ya da değiştirilerek karara bağlanmasına karar verir. Tahkim Kurulu kararları kesindir. İdari veya yargısal mercilerin onayına tabi olmadığı gibi bu kararlara karşı idari ve yargısal mercilere başvurulamaz. Kararlar Federasyon Başkanı ve Genel Sekreteri tarafından uygulanır. Tahkim Kurulu’nun çalışma esas ve usulleri Yönetim Kurulu tarafından çıkarılacak bir talimatla belirlenir.”

Madde 46 “(Tahkim Kurulunun Görevleri) Tahkim Kurulu Federasyon ile Kulüpler Federasyon ile Hakemler Federasyon ile Teknik Direktörler ve Antrenörler Kulüpler ile Teknik Direktörler ve Antrenörler Kulüpler ile Futbolcular Kulüpler ile Kulüpler arasında çıkacak ihtilaflar hakkında Yönetim Kurulunca verilecek kararlar ile Disiplin Kurullarının kararlarını ilgililerin veya Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulunun itirazı üzerine inceleyip karara bağlar.”

Madde 59: (Cezalar ve Disiplin Kurulları) Futbol müsabaka ve çalışmalarında kulüpler ve kişilerce disiplin ve sportmenliğe aykırı fiiller ve bunlara uygulanacak müeyyideler milli ve milletlerarası teamüllere uygun olarak Federasyon Yönetim Kurulu tarafından hazırlanacak esaslarla tespit edilir. Belirlenecek fiillere uygulanacak cezalar ihtar yarışmadan men hak mahrumiyeti yarışmayı seyircisiz oynatma saha kapatma para cezası tescil iptali puan indirme ve küme düşürmedir. Uygulanacak para cezası beşyüzmilyon lirayı geçemez. Bu miktarı beş katına kadar arttırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Disiplin cezaları belirlenecek esaslara göre amatör ve profesyonel futbol dalları için ayrı ayrı oluşturulan Disiplin Kurullarınca verilir.”

Bakınız: TFF Futbol Müsabaka Talimatı 25. madde II fıkra (e) bendi: “Ayrıca 16. maddenin (b) fıkrasında belirtildiği şekilde kendi seyircileri tarafından herhangi bir bölgenin emniyet ve inzibatını hakemlerin oyuncuların idareci ve görevlilerin veya müsabakayı seyreden diğer şahısların can emniyetini zedeleyecek derecede sahaların içinde veya dışında ciddi olaylar çıkarıldığında ve futbol Federasyonunca kanaat getirilen takımların bu talimatın 25. maddesinin (II-b) fıkrasının uygulanması bahis konusu olan veya olmayan ahvalde dahi mevsim sonuna kadar yapacakları müsabakaları iptal etmeye ve müteakip mevsimde de alt lige indirilmelerine veya en alt ligdekilerden lig dışı bırakılmalarına Futbol Federasyonunca karar verilebilir.

27. madde (b) ve (c) bendleri: “b) Seyircilerin taşkın ve edebe aykırı hareketleri ile birlikte müsabakaya fiili müdahaleleri sonucu müsabakanın devam ettirilmesine imkan kalmaması halinde hakem müsabakayı tatil eder.

c) Seyircilerin oyuna fiili müdahalesi olmaksızın devamlılık arz eden çirkin veya edebe aykırı tezahüratları halinde aşağıdaki tedbirler sırasıyla uygulanır: 1. Hakem oyunu geçici olarak durdurur Merkez Hakem Kurulu tarafından hazırlanarak kendilerine verilen birinci anonsu yaptırır ve oyunu başlatır. 2. Yukarıda belirtilen hareketlerin devamı halinde hakem oyunu tekrar durdurur; her iki takımın kaptanın yanına çağırır kendilerinden hareketlerin sona ermesi konusunda yardım ister ve olayın sona ermesi için makul bir süre sahada bekler. 3. Bu tedbirler başarılı olmadığı takdirde hakem oyunu tekrar durdurur soyunma odasına gider kulüp/kulüplerin başkan/başkanlarını veya yönetici/yöneticilerini çağırır ve kendilerinden ikinci anonsu seyircilere okumalarını ister on dakika bekledikten sonra oyunu yeniden başlatır ve oyunu tamamlatır. ............. Maddede öngörülen olay ve fiillerden birine sebebiyet veren kişiler Disiplin Kuruluna sevk edilir.
..::PRéNSéS::.. isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:56 .


Powered by vBulletin 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TRplatform.Org
Yazılı Avatarlar UslanmaM bilgi MaxiCep MeleklerMekanı izafet Web Hattı bebek tedavin ilginç Resimler SMF İndir Aşk Resimleri Rüya Tabirleri Güzel Sözler