![]() |
|
|||||||
| Aşk Bölümü Aşk hakkında herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz.Tüm Aşıkları ve Aşkı sevenleri bekliyoruz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
'kal'deseydin KALIRDIM...demedin oysa...
kuru bir bitmesinden başka birşey demedin. öyle kuru öyle soğuk öyle uzaktı ki ondaki anlam! bu kadar kolaymıydı herşey bu kadar yakınmıydık uçuruma? savunmayacakmıydın sevgimizi? 'kal'diye haykırmayacakmıydın ardımdan? düşündüğüm bu değildi... hayal ettiklerim beklediklerim başkaydı senden mücadele beklemiştim oysa... yelkensiz olan gemimizi kıyıya ulaştırırız sanmıştım... kıyıya ulaştırırsın sanmıştım... oysa onn denizin ortasında savunmasız bırakmama göz yumdun... bu kadar yıpratıcı olamzsın... oysa bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı. yüreğimizdeki martıların bir anlamı olmalıydı. beynimizdeki melodilerin aramızda ki çekimin geçen akşamki sonbetin bir anlamı olmalıydı. duygularmızın bir anlamı olmalıydı. yüreğimdeki tüm martıları uçurdun şimdi... hangi yöne gittiler bilmiyorum geri dönerler mi bilmiyorum. dünya boşaldı mı ne! neden bu kadar sessizleşti birden yaşam neden artık parlamıyor yakomozlar gözlerimde? neden artık rüzgar esmiyor herşey seninle mi kaldı yoksa? mantığım...mantığımı bana bırak lütfen ona ihtiyacım var. bazı şeyleri anlamak için ona ihtiyacım var! evet! ben istedim ayrılığı çıkmaz yollara yönelen bendim kucağında bir yığın noktayla karşına çıkan bendim kahretsin!bunu neden yaptığımı bilmiyorum ve senin buna neden göz yumduğunu... tıpkı balkonda ki akasyaları sularken fazla sudan dolayı sararacaklarını bilmediğim gibi... su onun için hayat olmalıydı oysa... ve...sen de benim tutunacak dalım! bazı şeyler vardı aramızda biliyorsun olmaması gereken ama daima varolan farklı uçlardaydık seninle farklı mevsimleri seviyorduk farklı zamanlarda... sen büyük fırtınalara vardın bense lodostan bile ürküyordum... oysa başardığımız şeyler vardı her şeye rağmen daha doğrusu öyle sanıyordum... binlerce yıldız arasında ayın güzelliğini gösterebilmekti tek amacım... yıldızları söndürmekti...sorunları yok etmekti... 'bitti'deyişim öylesine bir şeydi sıradan şakacıktan... 'hayır'demeliydin! hatta kıyametler koparmalıydın yüreğimde hendekler açmalıydın yoluma gidemeyeyim diye. sahip çıkmalıydın gözlerimde ki ay'a sevgimiz diye... beni yolumdan alıkoymalıydın... 'kal'demeliydin...defalarca'kal' demeliydin... oysa demedin... belkide senin çiçeklerin çoktan solmuştu ve ben akasyaları kışın yaşatmaya çalışmakla hata etmişim... belki böylesi daha iyi oldu... 'kal'deyseydin kalırdım...hemde seve seve kalırdım. martılarla kalırdım.yakamozlarla kalırdım. demedin oysa! bilirmisin? kaç çığlık olup yıkıldı yüreğim giderken... bilirmisin? nasıl bir cana hasretti yüreğim yolumdan döndürecek... bilirmisin? nasıl zor oldu ardıma bakmadan çekip gitmek... 'KAL'desen kalacaktım... |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
![]() |
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye
ağlayabilir; bir filme bir şarkıya bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe! İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğuLaNıR kadının sonra. Ağlamayacağım der içinden. Ama engel olamaz işte. Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok! Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan ağlama niye ağlıyorsun ki değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren! Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar o irini temizlerler yaralarındaki! Çünkü bilirler o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları. Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı... Çok ağlayan kadınlar bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü yenilmez mağrur ve aşka inanmayan... İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. E o zaman niye sarılsınlar ki! Niye sarılalım ki! Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur. Bilin ki gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da kim ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü! |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
![]() |
Sensizlikmiş yanlızlık...
Bu sevdaya düşmeden önce bilmezdim nasıl da bir başına kalınır o koskoca kalabalıklarda. Onca insanın ortasında olup da onca yürekte yer bulup da nasıl kimsesiz kalınır bilmezdim gülerdim kahkahayla. Kulak arkası ettiğim sevgiler ilgiler ve çiçeklerinden önce yapraklarını dallarını göremediğim ağaçlar ya da güneş hep gün batımı denk geldiğim bu derttendir belki de. Yalnızlıkmış sensizlik bilemedim... Bilmezdim nasıl da kördüğüm olursun kimsesizliğinle bu sevdaya düşmeden önce. Koşup koşup da koparmış gibi ipini bilmezdim nasıl da varamazsın kendine düşe kalka yara bere dizlerin dirseklerin. Kan çanağı gözlerin ağlayamazsın. Her yeni günle beraber sızmak için pencerenden odana bekliyorum geceyle gündüzün sessiz buluşmasını gözkapaklarım hasret birbirine bu derttendir belki de. Yalnızlıkmış sensizlik anlıyorum... Bu sevdaya düşmeden önce nasıl da yetmezmiş güç kırmaya zincirlerini bilmezdim bundanmış kaçamayışım kendime. Ellerime kollarıma yapışan bir şeyler var ayak bileklerime kenetlenen eller bir silkinişle geride bıraktığım kimseler var bir de yüreğimde yer edenler. Bilmezdim sorumlu dünlerin sorunsuz bir yarın hediye edeceğini bana. Benim yarınlarım onların dünlerine benzemesin diye bekliyorum henüz ışıyacağım elbet alacakaranlık vaktidir şimdilik bu derttendir belki de. Sensizlik yalnızlıkmış biliyorum... Nasıl da sabahlar gözbebeklerimde biri bilmezdim bu sevdaya düşmeden önce. Bilmezdim bir adımlık bakış kadar yakınken bana nasıl da uzak kalırsın. Ah bu mesafe geçer sevdamı da. Ufacık kareler var hayatımdan alınma; kiminde bir kaçamak bakışın gülümseyen yüzün ya da şöyle uzaktan yürüyüp gidişin kimindeyse. Öyle büyütürüm ki gözümde hep gözümde bu derttendir belki de. Sensizlikmiş yalnızlık bilmezdim... Gözlerimi bir kırpışımla yanaklarımı ıslatan sanma ki yağmurdur. Onda da bir parça sen var bir parça düş ve gelecek bir parça. Anlayacağın üç nokta (...). saçlarımdan tel tel süzülendir yağmur. Nasıl da ıslakmış yaşamak bilmezdim bu sevdaya düşmeden önce. Bu sevdaya düşmeden önce bilmezdim. Sensizlikmiş yalnızlık... |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
![]() |
Senden Sana
Bütün durağan duyguların kaidelerinden sıyrılıp soğuğun iliklerime kadar işlediği kör bir gecenin iskelesinde içimi ruhumu kalbimi hülyalarımı hatıralarımı kor bir ateşin yakıcılığı ile simanın yansıdığı odamda hasretimin sonsuzluğu ile ısıtıyorum. Kırık dökük duygularımın cenderesinde bunalmış ruhumla tüm pişmanlığımın prangaları içinde günahkar ellerimi kaldırıyor kırılmış kalbimle huzurunda sımsıkı sarıldığım dua köprüleriyle gecelerime dilşad oluyorum. Melalimin ahengi ile çığlık çığlığa bir hüznün tükenmiş sabırıyla direniyorum dünyanın tüm eziyetlerine. Asırlar öncesinden medineye göç edenlerin edasıyla ruhumla geriye dönüp baktığımda seninle değiştiğini farketmişimtim kainatın rengini. Değişen sadece kainat değil yüreğimin ve özlemlerimin rengiydi oysa. Tüm gözlerden uzak odamın en kuytu köşesinde ellerimi başıma alıp düşünüyorum. En ciddi en donuk hayallerimin ötesinde ben ile yüzleşmenin cenderesi büyüyor en kesif dönemeçlerimde. İçimde hiçte söyleyemediğim itiraf etmeye koktuğum duygularımın kırgınlığımın hapsindeyim. Yitik bir sevdanın kahredici azabı içinde omuzlarıma ve gözlerime çöken ağırlığı taşımak hayatın tüm girift yönlerini yaşamaktan daha zor olduğunu acı bir şekilde öğrendim. Günler süren kuşatmanın ardından bana kalan kopkoyu hüzünlerle mücadele ediyorum şimdi. Hatıralarımın terennümleri altında ezilirken göğsümün orta yerinde ağır bir sızının ızdırabıyla yutkunuyorum. Tüm kalelerim yerle bir herşeye karşı savunmasız herşeye karşı boynu bükük.... |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
![]() |
Yaralısın...Yaralıyım...
Çünkü yaşıyor olmak bazı kalpleri yaralıyor.Bu hayatı böyle çırılçıplak görmek hiç korunmadan ona öylece ve yıllarca maruz kalmak yaralar bazı insanları... Yara açıktır ve hep içerlere işler.Hayatı senin gibi görmeyenlere anlatsan dinlemezler dinleseler inanmazlar.Biz öyle görmüyoruz senin ruhun hasta derler.Kendin gibi birini bulana kadar hastasındır... Evet aşk yoksa hayat bir akşamın oluşu gibidir;ömrün anlamsızlığı o kızıl odüş yorgunu ışıklar gibi vurur yalnızlık pencerene.Kalbindeki yaranın acısı o yürek yanması dahada büyür.Oysa dışarıda küçümsenir duyguların alaya alınır gözyaşın.Çünkü kalkınma yükselme zamanıdır. Aşk aslında birilerinin gelip yarana dokunmasıdır...Ozaman yaranı örten seni boğan o büyük boşluk aralanır.İşte o zaman korkuların biter utanç diner.anlarsınki o boşluk sana ait değildir.Aslına dönersin ilk haline yaralı haline...Yara iyileşirmi peki?Hayır ne kadar büyük ve güçlü olursa olsun hiçbir aşk bu yarayı iyileştiremez.Bu yara yaşamaktandır çünkü yaşamanın ta kendisidir... Bu yaraya dokunduktan bu yarayı hatırlattıktan sonra çekip giden sevgiliye bu yüzden derin bir öfke duyulur.Çünkü yaralı insana kendisiyle buluştuktan sonra yeniden boşluğa düşmesi ölümden bile korkunç gelir.Çünkü korkusuzca soluk alan yaranın üzerini yine ve büyük bir hızla o eski boşluk örtmeye başlar.Bayalıklar unutkanlıklar korkular boyun eymeler ertelenen düşler uzlaşmalar hırslar basit hesaplar örter... Aşk biterken yaşanan o büyük üşümek bundandır işte.Ayakta kalman ilerlemen kendini kanıtlaman ve büyümen için seni hep bu boşluğa çağırırlar... Büyümek dedikleri aslında bu korkunç boşlukta üşümektir hep üşümektir..." |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
![]() |
inadım inat..sen aramadığın
sormadığın sürece ulaşmayacaktı sesim senin kentine.. ki dün gece yenik düştüm gururuma.. yaşıyor muydun? sağlığın yerinde miydi? Günlüğünde adım geçiyor muydu?.. bu hasret fazla geldi.. numaranı tuşladım.. "aradığınız sevgili sizden kaçıyor" sesi.. diğer hattını aradım ben hayatına girmeden önce kullandığın ve "biz" olduktan sonra anılar ardına bıraktığın evet! çalıyor.. dığıt..dığıt.. Cevap yok.. yeniden arıyorum.. "Sinyal sesinden sonra dahi olsa mesajını bırakma".. yeniden .. yeniden arıyorum .. Efendim -Merhaba (dilimden zor çıkıyor harfler).. Nasılsın ? (usuldan titriyor sesim) -Hep aynı iş - güç. (geçiştiricice) -Bana söylemek istediğin ya da paylasmak istediğin bir şey var mı? (umut dolu bir ses..) -Hayır (kesin bir ifade ve soğukluk) -Bitti mi.. (hıçkırıklarımı yutma anım..) -Ne bitti mi? -ikimizin ortak oldugu şey..biz.. (gözlerim tebessümlü yanağım ıslak) -Sen düşün (sadistçe..) -Ben niye düşünüyorum? Bu ilişki tek kişilik mi? (şok hali) -Bilmiyorum..Kafam karışık (önemsiz bir şeymiş gibi) -Bittiyse bunu birbirimize itiraf edicektik.. Ertelemeyecektik.. Ben üzülmeyeyim diye bunu geçiştirme..Bir gün üzülürüm sonra tebessüm ederim..Ama böyle işkence faslı uzuyor.. (umudum bitti..beklediğim sadece bir sözcük) -daha karar veremedim. bitmesini de istemiyorum devam etmesini de (korkak ürkek bahaneler ardına saklanan gibi) -ben dostlarıma "çok mutluyuz..harika bir ilişki" derken kendimi kandırmışım.. ortada sana dair herhangi bir şey yokmuş..Tek kişilik şizofren temalı bir oyundaymışım..Ve perdeler indi.. -....(sessizlik) -Sana yaptığım yanlışım ne.. (gerekçe isteği meraklı bir ses tonu) -Sorun sen değilsin bana uzak olman.. Ben buna alışık değilim. -Sana "Kilometreler ayırmaz insanı inan birleştirir telefon telleri gibi.. ama milimetrelerse ayıran; bağışlanmaz yazgıdır bu beterin beteri" demiştim. ben puşkin'in yalancısıyım.. Benden ne bekliyordun?(hıçkırıklar haykırışlar duyulmasın diye yastıkla dudakları kepenklemek..) -hiç bir şey.. (tok bir ses..) -pekala..ben o kente gelene kadar sende bana dair ne varsa onları sakla imha etme.. Geldiğimde geri alıcam.. Tamam mı? -... (sessizlik) -Sen de kararımı onaylıyor musun.. bitiriyoruz değil mi? (son çırpınışlar..) -Emin değilim.. -Peki.. Emin oldugunda bunu benimle paylasmanı bekliyeceğim.. (sesli aglamalar baslıyor titrek ses..) -Neyse. aglamanı duymak istemiyorum.. -pekala..Kendine iyi davran..eyvallah.. Sonrası duvara dayanmışlık dizlerime sarılmışlık.. Etrafım kalabalık.. teselli vaziyetleri.. kasılmalar titremeler boğulmalar kalpte ritim bozukluğu şok durumu daimi.. tebessüm maskesini takıyorum uzaklaşmak için diğerlerinden.. inanıyorlar.. yüzümü yıkayıp yatağıma uzanıyorum.. telefonum yastığımın bir ucunda..herhangi bir ses gelsin istiyorum.. saatler ilerliyor.. kırılganlığım artıyor.. ne kadar mantıklı düşünmeye çalışırsam çalışayım teselli edicek bir güneş bulamıyorum kendime.. kırmızı gözlerimle penceremden son bir kez denize bakıp uyuma emri veriyorum..olmuyor..bir kaç doz remeron içiyorum.. gerisini hatırlamıyorum.. Sabah 07:13 .. Rüyamda beni istemediğini söylüyordu.. Rüyam gerçeğinden de acıydı.. Rüyam bir kabustu.. Hemen soğuk yatağımdan kalkıyorum.. Gözüm gri denizde kar atıştırıyor hafifçe.. Dışarı atıyorum kendimi.. karlı kaldırımlarda yürüyorum.. yanaklarımda yaşlar buz oluyor üşüyorum.. Çay alıyorum bir marketten paranın üstünü unutuyorum.. Gazete alıyorum koltuğumun altına sıkıştırıyorum.. Sonunda sıcaklığa geliyorum.. Kahvaltı hazırlıyorum sigara altı olsun diye.. iştahım yok yiyemiyorum.. Telefonum çalıyor arayan annem.. Ruhum kabarıyor da kabarıyor.. Meğer ne yalnızmışım bu gri kentte sevdiklerim hep uzaklarda.. acıya dayanmak için bir şey yapmam lazım ; bileklerimi kanatmak kendimi terastan aşağı atmak ..gibi.. Sadece paxil yutup kahve içmeye devam ediyorum.. ve sigara.. Keşke yaram açık olsaydı tütün basmak ne haz verirdi bana.. Birazdan öğlen olacak.. Yine kalabalığın ortasında kalıcam.. Titreyen parmaklarımla göz yaşlarımı son kez siliyorum.. (aptallığımdan mıdır bilinmez bittiğine hala inanamıyorum |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
![]() |
Dün yine gökyüzünün masmavi görkemi ve hayalini çizdiğim bembeyaz bulutlarının altında seni bekledim. Uzaklarda gülümseyen gökkuşağının renkleri içinde aradım seni
yoktun. Yokluğun bir canavarın dişlerinde yüreğimi kemirip duruyor. Yokluğun cehennemim yokluğun zifiri karanlığım zindanım oldu. Belki bir köşeden çıkıp gelirsin diye bütün gün seni düşleyip gözlerim ufukta kucağım dolu sevgi yüreğimde binbir umut yeşertip ve ölesiye bir özlemle bekledim seni gelmedin... Seni ne kadar özlediğimi bilmiyorsun. Bir bilsen seni ne kadar çok özlediğimi; dağları tepeleri aşar denizleri ovaları devirip gelirdin bana... İçim özleminle nasıl dolup taşıyor özleminle nasıl tutuşuyor bir bilsen. Yüreğimin bütün bentleri paramparça sensiz. Şimdi yüreğimin her kıyısından özlem sızıyor. Yüreğime de söz geçiremiyorum artık. Biz bu dünyada seninle çıkarsız yalansız hilesiz hesapsız sevdik birbirimizi.. Yüreğimizin bembeyaz tuvaline maviyi fonlayarak ve aşkın da kıpkızıl resmini de çizerek; insanları kuşları dağları çiçekleri suları da öyle hilesiz sevmiştik. Biz seninle bütün engellere rağmen bitmez tükenmez bir azimle sevginin doruğuna erişmek için tırmandık hayat yokuşunu. Ve bitip tükenmeyen bir aşkla sevdik birbirimizi. Biz seninle uzak dağ başlarına yazdık umutlarımızı. Denizlere dalgalara fırtınalara acılara korkulara uçurumlara yazdık sevdamızı. Biz seninle kanatları sevdalı iki güvercindik mavi göklerde. Kanat çırptıkça yükseldik sevdalara yükseldikçe sevdalara avcılar düştü peşimize. Zamanın acımazsızlığına aramızdaki mesafelere etrafımızdaki çirkinliklere günübirlik aşklara saldırılara satılık sevgilere rağmen biz yine de yüreğimizde hiç sönmeyen bir yangınla özledik birbirimizi en kutsal aşkla sevdik kirletmeden umutlarımızı bekledik... Senden ayrılalı günlerin ayların yılların nasıl geçtiğini bilemez hesabını tutamaz oldum. Her seher uyanınca dağların esen rüzgarlarına açıyorum penceremi o ölümüne özlediğim kokunu getirir diye. Bir nebze de olsa dindirir yada söndürür diye yüreğimdeki özlemin ateşini... Her gece menekşe rengi gözlerini demledim hayalimde. İpek saçlarını sevdalı gülüşlerini inci dişlerini demledim. Ne çok severdin yayla yollarında türküler söylemeyi ellerimi avucunun içine alıp başını göğsüme dayamayı. Şimdi her gece insana hayat veren ve yüreğime nakış nakış işleyen sevda sözlerin dolaşıyor kulaklarımda paylaştığımız ümit dolu tatlı hayalleímiz. Yılmak yoktu bizim için bu yolda. Ağlamak sızlanmak yoktu geriye dönmek hiç yoktu. Zordu çetindi bizim sevdamız ama her şeye ve çekilen tüm acılara değerdi. Sabır diyordun. Sabrı ümit etmeyi sevmeyi zorluklara karşı direnmeyi de senden öğrenmiştim. Konuşurken insanın yüzüne dosdoğru bakmayı dürüst ve namuslu bakmayı merhameti acımayı insan gibi düşünmeyi senden öğrenmiştim. Senden öğrenmiştim sevdalara türkü yakmayı... Şimdi Ren nehrinin kıyısında dalgın bakışlarla dalıp dalıp gidiyorum uzaklara. Gökyüzü masmavi ve saatler yorgun bir su gibi akıp gidiyor gözlerimde.. Ufka gökmavisinin kızılla birleştiği o ince sıcak ve yumuşak çizgiye bakıyorum. Bir kuş gelip konuyor saçlarıma yüreğimi ipekten kanatlarına sarıp sana gönderiyorum... Seni düşünüyorum. Seni düşünmek gökyüzü olmak gibi bir şey bazen ya da rotası belli olmayan bir gemiye binip yeni iklimlere yelken açmak gibi. İnsan olmayan bir adada inip Robinson gibi insansız bir yaşam kurmak istiyorum. Ve o adada bir ömür yalnız seni beklemek istiyorum... Saatler su gibi akıp gidiyor. Bir gemi yanaşıyor kıyıya inen yolcuları izliyorum sen yoksun. “ Kahretsin !”. diyorum.” Ne olur çıkıp gelse sarılsa boynuma.” Bir gemi uzaklaşıyor limandan. Suların devinimleri akıyor gözlerimde karışıp gidiyor uzaklara... Seninle suyu pırıl pırıl bir pınarın başında buluşmak ellerini tutmak yüreğinin sımsıcak yerinden menekşe gözlerinden narçiçeği dudaklarından öpmek serin nefesini doyasıya içmek ve doyasıya içime çekmek geçiyor içimden... Sonra sarılıp sımsıkı kucaklamak ve sevinçten havalara uçmak geçiyor ... Ağladığımda mendil güldüğümde kahkaha susadığımda su olmanı uyuduğumda rüyalarıma girmeni her sabah alnımdan öperek uyandırmanı istiyorum... Her gece kuş olup sana doğru uçmak ardında serin rüzgarlar bırakarak dağlar denizler ormanlar aşıp bir pınarın başında menekşe gözlerine konmak geçiyor içimden. Dalgın bakışlarından sevdalı yüreğinden öpmek geçiyor. O an bütün ağaçlar diz çökmeli diyorum özleminle kanayan yüreğime. Bütün yıldızlar göz kırpmalı mutluluklara. “Allahım bu kadar mutluluk çok.” deyip ellerimi gökyüzüne kaldırıp ağlamalıyım. Gökler de ağlamalı benimle bulutlar ırmaklar yıldızlar da ağlamalı... Şunu bilmelisin ki nerede olursam olayım hangi iklimde kalırsam kalayım vakti geldiğinde bir gün mutlaka yüreğim alıp beni sana getirecektir. Ben buna bütün kalbimle inanıyorum sen de bütün kalbinle inan. Hiç bir yol bilmesem de gelmeye kalmasa da mecalim geleceğim inan... Bekle |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
![]() |
Aşk denilen şey...
Belki de bir hayalin peşinden yıllarca koşabilmektir ya da koşmayı düşünebilmektir aşk. Üstelik yitip giden hızla geçen zamanın sonunda o hayali hiç gerçekleştirememe olasılığına rağmen... Günleri geceleri bir odaya kapanarak geçirirken bir telefon çığlığına bir kapı ziline ömrün yarısını verebilmeyi düşünmektir... Ya da duyulacak bir sesle sevgilinin yüzündeki bir gülüşle gözlerindeki bir ışıltıyla ömrün üzerine bir ömür daha ekleneceğini hissetmektir aşk... Her şey çok iyi giderken mutluluk ormanına her gün yeni fidanlar ekerken insanların sana ve ona gıpta ile baktığını düşünürken bir anda onsuz diğer yarınsız kalabileceğin fikrinin seni deli etmesidir... Tam da ona hayatını bağlamışken onsuz yapamayacağını onsuz nefes bile alamayacağını düşünürken bir gün yapayalnız kalma korkusunun bütün vücudunu titretmesidir aşk... Terk edildiğinde hayata küseceğini suçlayacak yüzlerce insan ya da neden bulacağını kin tutacağını intikam yeminleri edeceğini bilmektir... Bir özlem şarkısının içini eriten ezgilerinin veya seni bambaşka mekanlara sürükleyen mısraların kulağından girip yüreğine doğru akmasına sonra gözlerinden damla damla dışarı taşmasına engel olamamak ve zaten engel olmaya güç bulamamaktır aşk... Aylarca görmediğin tenine dokunmadığın kokusunu doyasıya ciğerlerine çekemediğin ve hatta sesini bile duymadığın birisine hala tüm hücrelerinle bağlı kalabilmektir delicesine özlemektir aşk... Tutkun yüzünden aptallıkla suçlanmayı göze almaktır... Sana aptal diyenlere söylenecek söz bulamazken başın öne eğilip gözlerinden akan gözyaşlarına rağmen yüreğinin onu seviyorum diye haykırmasıdır aşk... Plansız hesapsız ölçmeden biçmeden kaygısızca ama her olumsuzluğu da göz önüne alarak kendini bırakmaktır... Güçtür aşk ve zordur aşkı yaşamak. Her pisliğe vurdumduymazlığa kalleşliğe iki yüzlülüğe karşı kazanılmış bir zaferdir. Yarını hiç düşünmeden sadece içinde bulunduğun anın hazzını bütün benliğinde hissedebilmektir. Sayılarla harflerle belirlenmiş her şeye meydan okuyan bir belirsizliktir... O belirsizliğin içinde savrulurken bir sonraki günü dakikası dakikasına planlamanın ne kadar saçma olduğunu görebilmektir aşk. Ve aslında hiçbir benzetmenin hiçbir tarifin aşkı tanımlayamayacağını bile bile aşk üzerinde yazma söz söyleme cesareti gösterebilmek o yazılanları söylenenleri okuyabilmek dinleyebilmektir aşk... |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
![]() |
Dokunmadan tenine
Gece ışıl ışıldı gökyüzü. Önce her yıldıza senin adını verdim yetmedi. Hiç biri senin gözlerin gibi değildi. Ben yalnız senin gözlerini yıldız bildim. Herkes altında sarhoş olacağı yıldızı ararken ben senin gözlerinde bitirdim içki kadehlerini. Her şey siyah beyazken ben mavi bir düşte gizlendim Konuk oldum uykularına gördüğün her rüyanın içindeydim. Gördüğün denizmiydi ben o denizin martısıydım.Bir ormanda mı yürüyordun en ulu ağacıydım. Sen bir dağın tepesinde görürken kendini ben doruklarında beyazlığıydım. Sonsuz hasret ateşiydim ben her gece kapında yanan. Sen bile söndüremezsin beni. Çünkü hasretin sen varken bile dinmeyenindendi. Kolaydı sevmeler ben imkansızı seçdim. Ne kadar yakınsam o kadar uzaktın bana. Elimi uzatsam tutabilirdim ama bir o kadarda ulaşılmazdın. Kaçanlardan değildim ben kaçmadım. Ne zaman vazgeçmeye kalsam yüreğim o kocaman haliyle dikildi karşıma. Ben yüreğimin sesini dinledim. Ve yüreğim aslında sendin. Her sözcüğü denedim aslında seni anlatmak için. Her sözcüğün üzerinde durup bin kere düşündüm. Ya onlar anlatamadı seni ya sen onlara yetmedin. Sözcükler yetmedi ya renklere sarıldım bende. Bir tek mavi anlattı seni. Maviye yakışan yalnız sendin. Ne kendimi sakladım ne de sözlerimi. Duygularım içtendi. Seni kendimi seve rgibi sevdim. Tutkuyla bağlıydım sana ama sevdam senin tutsağın değildi. Ben özgürlüğüme düşkündüm ve özgürlüğümde sendin. Dinle ey yar sana bağımlı olmadan büyüttüm ben bu sevdayı içimde. Sen olsanda büyümeye devam edecek olmasanda. Sevmişim bir kere seni kurtuluşun yok sevgimden. Seni özlemeyi en çok ben bilirim. Hiç yakınmadım seni özlemekten. Üsteklik kavuşamama ihtimali işlenmemiş soğuk bir taş gibi önümde dikilip dururken. Sana dokunamamak yüreğimi böyle acıtırken. Bil ki ben yüreğimi kanatan bu acıya inat dokunmadan tenine saatlerçe sevişebilirim seninle... |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
![]() |
Susuyorsun!Birkaç damla gözyaşıyla;biraz hüzün ve bir tutam ayrılık var gözlerinde.
Bende susuyorum!Bildiğim onca şeye rağmen ve seni ölesiye sevmenin acısını içimde hissederek ve gözlerimden akacak gözyaşlarımın beni yakmasından korkarak susuyorum.. Aslında yalan;susuşum yanmaktan değil;seni kaybetmekten korktuğumdan.. Ama sen hala ağlıyorsun.... Sanıyorum bu gözyaşları bir gidişin ertesinde yaşanankiyle aynı .. Boğazındaki bu düğüm dönüşü olmayan bi gidişin habercisimi yoksa?... Bu tabloyu hatırlıyorum..Şairl erin en nefret ettikleri tablo. Sevenlerin en olmaz dedikleri;en korktukları anları bu tablo... Ve bende susuyorum seninle birlikte...Susup delicesine ağlıyor yüreğim.Sensizliğe adım adım girerken ben tükeniyorum;sen gözyaşlarını yüreğime akıtırken sessiz bir çığlık olup meydan okuyorum geceye... Artık küllerimden yaratıyorum tekrar kendimi..Bu hain gecenin bugünkü siyahlığını şimdi daha iyi anlıyorum.Biliyorum bu gidiş zor olacak;çünkü bir 'GİTME' nin üzerine yapılan bir yolculuk olacak..Belki gidilen yollar tekrar hatırlanmamak üzere unutulacak..Belki bütün isimler bütün anılar hafızalardan silinecek;fotoğraflar eski;fotoğraflar siyah kimbilir belki albümlerde dahi yer bulamayacak.... Ama bu geceler..bu geceler hep böyle siyah hep böyle senle dolu hep böyle özleminle an gibi aklımda olacak..Biliyorum bu gidişin zor olacak..yüreğime bir taş oturur belki ama gözlerim;gözlerim sensiz hep öyle bilinmezliklerde hep böyle gecede asılı seni severek kalacak... Bana yine susup bi köşeden bakmak düştü..Gelen giden;bakan bakmayan;gören görmeyen herkes gözlerimden geçerken aradığım bir gidişin ardından bana kalan bir avuç gözyaşı olacak...Şimdi bu sensizliğin arifesinde neler olacağının korkusundayım..Hani gitme diyerek başlayıp sonu kimbilir nerelerde biten bi sensizliğin....... |
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Karalama Defterimiz:)) | ..::PRéNSéS::.. | Geyik Oyunlar | 54950 | Bugün 16:01 |
| Ayrılık | LaneDliHaDun<3 | Çöp Forum | 2 | 22-11-2008 22:48 |
| ayrılık | ●ŚOП İKλZ●™ | Aşk Şiirleri | 1 | 03-09-2008 14:15 |
| Ayrılık Ayrılık... | PirincßurgéR | Şiirler | 2 | 29-07-2008 19:00 |
| Bitmiş Sevdalar ... | DЯΣΛM™ | Aşk Bölümü | 64 | 25-07-2008 09:52 |