![]() |
|
|||||||
| Arşiv Arşivlenmiş Haberlerin Bulunduğu Alan. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
Medeniyet İrfan Hayır Ref (MİHR) Vakfı tarafından
Düzce'de konferans düzenlendi. Türk Diyanet Vakfı-Sen üyeleri konferansa tepki göstererek dinleyicilerin salonu terk etmelerini istediler.MİRH Vakfı tarafından Düzce'de bir düğün salonunda ''Kur-an'daki İslam Mutluluk ve Tasavvuf'' konulu konferansta ABD'de yaşayan MİHR Vakfı Genel Başkanı İskender Erol Evrenosoğlu internet ortamından canlı bağlantıyla dinleyicilerin sorularını yanıtladı. İSLAM2IN 5 DEĞİL 7 ŞARTI VAR Salonda bulunan Türk Diyanet Vakfı Sen üyeleri ve din görevlileri Evrenosoğlu'nun İslam dininin 5 değil 7 şartı bulunduğu yönündeki iddialarına tepki gösterdiler. Konferansın Düzce'de yapılmasına da tepki gösteren sendika üyeleri dinleyicilerin salonu terk etmelerini istediler. Görevlilerin müdahalesiyle sendika üyeleri salondan çıkarıldı. Bu arada salonda bulunan dinleyicilerin büyük kısmı sendika üyelerinin uyarısı üzerine konferansı terk etti. |
|
|
|
|
#2 (permalink) |
![]() |
Bu vatandaş benim hemşeridir.Görmüşlüğümde vardır.çünkü benim eski büromun tam karşısında MİHR tv diye bi kanal açmıştı.müridlerine seslenebilmek için.Kızı daracık kot giyer.başı açıktır.Kendiside bembeyaz bi cübbe.Kendini MEHDİ ilan edenlerden biridir.Ne diyim islamı değiştirmeye çalışan biri nasıl mehdi olabilirki? İnananlara allah akıl fikir versin ![]() |
|
|
|
|
#3 (permalink) | |
![]() |
Alıntı:
birsitede şu yazıyla karşılaştım okumak isteyen okuyabilir inş... yazı kopyanmıyordu ama link vereyim inş... [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Ücretsiz Üye Olmak İçin Tıklayın.] Hz. Ali'nin rivayetine göre Resulullah şöyle buyurdu: "Kıyametin kopması için zaman da sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (c.c.) benim Ehl-i Beytimden bir zatı (Mehdi'yi) gönderecek." (Sünen-i Ebu Davud 5/92)Hz. Ali' den rivayet edilmiştir; Peygamberimiz buyurdu: "El-Mehdi bizden Ehl-i Beyt'tendir."Said b. el Müseyyeb'den Peygamberimiz şöyle buyurdu: "Mehdi kızım Fatıma'nın neslindendir." (Sünen-i İbn Mace 10/348)Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve Ehl-i Beyt'imden bir kişidir. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman s. 13) ..ne olur canım kardeşlerim birde 13. asrın müceddi b.zaman siat nursinin müjdelemek istedi HZ mehdi a.s hakkında verdiği genel bilgiyi okuyunuz.. elimden geldiği kadar sizlere yardımcım olacam inş.. Bediüzzaman Said Nursi Hz. Mehdi’nin bu vazifeleri yerine getireceği tarihleri de müjdelemiştir Bediüzzaman Hicri 1327'de Şam'daki Emevi Camii'nde on bin kişilik bir cemaate verdiği Şam hutbesinde 1371'den sonraki İslam aleminin geleceğine yönelik izahlar yapmış ahir zamandan çeşitli tarihler vererek beklenen Mehdi'nin mücadele ve galibiyet zamanına dikkat çekmiştir:Evet şimdi olmasa da 30-40 SENE SONRA fen ve hakiki marifet (hünerBediüzzaman’ın Şam Hutbesi Hz. Mehdi’nin görev zamanı ile ilgili net tarihler vermiş olması açısından son derece önemlidir:1981- 1991 yılları – Hz. Mehdi'nin faaliyetlerine başlaması 1) ... Evet şimdi olmasa da 30-40 SENE SONRA… Bediüzzaman’ın vermiş olduğu bu tarih ile bu hutbenin okunduğu tarihten 30-40 yıl sonrası yani Hicri 1401-1411 yılları kastedilmiştir. Miladi olarak ise bu tarihler 1981-1991 tarihlerine denk gelmektedir. 2001 – Hz. Mehdi'nin materyalist felsefe karşısındaki galibiyeti 2) ... İnşaAllah YARIM ASIR SONRA onları darmadağın edecek... Said Nursi yukarıdaki sözünün bu son kısmında Hz. Mehdi’nin bu görevini yarım asır yani 50 yıl içinde tamamlayacağını bildirmiştir. Yani materyalist Darwinist ve ateist felsefelerin insanlar üzerindeki etkisinin 10 yıl gibi kısa bir süre içinde yok olacağına işaret etmiştir. Bu tarih ise Hicri 1421 yani 2001 yılına denk gelmektedir.2004 – Hz. Mehdi önderliğinde insanların Kuran ahlakına yaklaşmaları Bediüzzaman’ın Risale-i Nur Külliyatı’nda Hz. Mehdi'nin mücadele ve hakimiyet devreleri ile ilgili olarak verdiği tarihlerden bir diğeri ise 2004 yılına ilişkindir. Bediüzzaman Kuran’ın “Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” (Tevbe Suresi 32) ayetindeki "...Allah Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor." cümlesi hakkında geleceğe yönelik şöyle bir bilgi vermektedir:“Şimdi hatıra geldi kiBediüzzaman bu ayetin ebced değerinin Hicri 1424 yani miladi 2004 yılına denk geldiğini ve bu tarihin Hz. Mehdi önderliğinde Kuran ahlakının dünya hakimiyeti devrelerinden birine işaret ettiğini bildirmektedir.2008 – Hz. Mehdi önderliğinde Kuran ahlakının galibiyeti Bediüzzaman Kuran ahlakının galibiyeti ve hakimiyeti konusunda geleceğe yönelik olarak verdiği haberlerden bir diğerinde ise şöyle bildirmektedir:Şu ayetin gizli imasına “Kim Allah'ıBediüzzaman Said Nursi bu sözünde ayetin “...hiç şüphe yok galip gelecek olanlar Allah’ın taraftarlarıdır” cümlesinin ebced değerinin Hicri 1350 tarihini verdiğini ve bu tarihte Kuran ahlakının bir galibiyeti olacağına işaret ettiğini bildirmiştir. Ancak ayetin ayrıca bunun gibi gelecekte de yine Kuran ahlakının üstün geleceği bir başka dönem olacağına dair gizli bir işaret içerdiğini de hatırlatmıştır. Nitekim ayetin bu cümlesinin Arapça yazılımında yer alan baştaki “fe” harfi de hesaba katılarak ebcedine bakıldığında bu sefer de ebced değeri 80 çıkmaktadır. 1350 üzerine 80 ilave edildiğinde de Hicri 1430 etmektedir ki bu tarih de miladi olarak 2008 yılını vermektedir. Allah’ın izniyle bu tarih Bediüzzaman’ın sözlerinde belirttiği ayetin Kuran ahlakının gelecekteki Darwinist materyalist ve ateist felsefe gibi dinsiz akımlar karşısındaki tam galibiyetine işaret etmektedir (En doğrusunu Allah bilir). (Harun Yahya Hz. İsa’nın Geliş Alametleri)vurguya dikkat edin veridği tarihler geçmişimizde kaldı ve bizler halen allahın resulu yani mehdi a.s aramıyoruz burdaki acizliğimizi görebiliyormuyuz ??? sadece 4 rekatlık bi hacet namazı kılıp sorunuz kimdir bu hz mehdi eminim ki bizlere verilen cevap gibi sizlerede verilecek... Konu O'NEAL tarafından (13-02-2008 Saat 09:03 ) de değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
![]() |
Ne saçma bişey.Yüce dinimiz İslam'ın 5 şartı olduğu Kur'an-ı Kerim'de açık açık söylenmektedir.Aksini söyleyen dinden çıkar.ALLAH'a şirk koşmuş olur..Tartışmanın ve konunun kapanmasını rica ediyorum... [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Ücretsiz Üye Olmak İçin Tıklayın.] |
|
|
|
|
#5 (permalink) |
![]() |
İMAM İSKENDER ALİ M İ H R KİMDİR ???
Eşref Rumi Hazretleri'nin bir işareti ile 29.11.1933 tarihinde ailenin üçüncü ve tek erkek evladı olarak İznik'te dünyaya gelmiştir. Bozoklu Han'dan başlayan soy kütüğüne sahiptir. Şeriftir. Evli ve iki çocuk babasıdır. İlk orta ve lise tahsilini Bursa'da tamamlamıştır. 1956'da İstanbul Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu (şimdiki Marmara Üniversitesi) Banka ve Muhasebe Bölümünden mezun olmuştur. Mastırını ODTÜ'de ekonomi üzerine yapmıştır. Askerliğini 1957-1958 yılları arasında Kore'de tamamlamıştır. Kamu İktisadi Teşekkülleri T.Vakıflar Bankası ve DPT'de Müfettişlik Müdürlük Uzmanlık görevlerinde bulunmuştur. Müfettiş olarak Bandırma'da daha sonra Tokat'ta görev almıştır. 1972 yılında DPT'den ayrılan Efendi Hazretleri Fizibilite etütleri yapan bir iş yeri açmıştır. Daha sonra İktisadi Planlama bölümünde çalışmak üzere Devlet Planlama Teşkilatındaki görevine tekrar çağırılmıştır. O yıllarda Planlama teşvik ve uygulama da Türkiye iktisat meseleleri dergilerinde ve Ticaretliler Dergisinde yazmıştır. Ege Dergisinde Teşvik ve uygulamayla alâkalı yeni çıkan kararnameleri dizayn etmiştir. 1989 yılında İslâm Modern Teknoloji Nükleer Fizik Kimya Enerji Ekonomi Finans İş Etüdleri alanında çalışmalar yapan yurt içinde ve yurt dışında bu ilimlerin gelişmesi istikametinde konferans ve seminerler düzenleyen M İ H R VAKFINI Kurmuştur. Halen vakfın Genel başkanlığını yürütmektedir. 1992 yılında yayın hayatına başlayan aylık M İ H R DERGİSİ'nin baş yazarıdır. Şu anda uydu üzerinden yayın yapan M İ H R TV ve MİHR RADYOSU'nun kurucusudur. Efendi Hazretleri İmam İskender Ali Mihr kâinattaki ilk ve tek "ALLAH'IN ÜNİVERSİTESİ'ni (UNIVERSITY OF ALLAH)" 1 Nisan 2000 tarihinde kurmuştur. Aynı zamanda üniversitenin Rektörüdür. Üniversitede verdiği Tefsir derslerine paralel olarak Kuran-ı Kerim'deki her âyetin Arapçası Latincesi Türkçesi ve kelime kelime mealiyle dizayn edilen KURAN-I KERİM TEFSİRİ 19 cilt olarak hazırlanmaktadır.ÇALIŞMALARI: Makro Ekonomi Alanında Yayınlanmış Kitapları 1-Likid Mekanizma 2-Türkiye'de Ekonomik Darboğazdan Nasıl Kurtulunur? 3-Türkiye'de Enflasyon Probeminin Çözümü ve Kalkınma 4-Türkiye'de Orta Vadeli Krediler 1973 5-Türkiye Sanayiinde Finansal Problemler 19746-Türkiye Bankalar Sisteminde Kaynak İsrafı 19847-Türkiye Fedarel Almanya İşgücü İlişkileri 1973DPT Kütüphanesindeki Araştırılmalarından Birkaçı: 1-Mevduat Hacminin Türkiye'nin Kalkınmasındaki Yeri 2-Para Arzı ve Fiyat İlişkileri 3-Para Çoğaltanı Faktörü ve Finanasal Sistem 4-Türkiye'de Emisyon Paranın Devir Hızı ve Enflasyon Hızı Arasıdaki İlişkiler5-Türkiye'de Enflasyon Teşhis ve Tedavisi 6- Türkiyedeki 10 Bankanın Analizi ve Türkiye 7- Tasarruf Banoları ve Kalkınma Bankası Hakkında Rapor 8- Ticari Krediler ve Yatırım Kredileri 9- 1982 yılında Türk Bankacılık Sistemindeki Likid Mekanizma ve Kaynak İsrafı 10- Türk Bankacılığı Sisteminde Krediler ve İştirakler 11- Bankalardaki Tasarrufların Maliyeti ve Verimlilik 12- Kredi Gelirlerinin Hesaplanması ve Tasarruf Faizlerinin Maliyeti Manevi Alandaki Makaleleri: 1-Sebil Mecmuası 13 makale 2-Milli Gazete 17 makale Makro Ekonomi Alanındaki Makaleleri: 1-Türkiye İktisat Gazetesinde 33 makale 2-Ticaret Dergisinde 8 makale Konferansları 1990-1991 A.B.D 1991 Azerbaycan 1992 Almanya ve Belçika da 1992 Ankara İstanbul İzmir Aydın Denizli 'de aylık Samsun Gaziantep Malatya Adana Konya Hopa Gönen ve bazı illerde periyodik konferansalarManevi Alandaki Kitapları 1- Mutluluk Tasavvuf İslam 2- Sohbet 3- Kur'an'da ki İslam 4- Islam In The Quran 5- Risalet Nurları 6- Tövbe 7- Yeminler 8- Vuslat 9- Tebliğ 10- Kader Kaza 11- Vel Asr 1 12- Vel Asr 2 13- Vel Asr 3 14- Vel Asr 4 15- Mu'min Olmak 16- Tevhid 17- Tekzib 18- Tavzih 19- Nezir 20- Şiirler 21- Gizlenerek Ve Saptırılarak Cennete Girmeye Mani Olan Kur'an-ı Kerim Mealleri 22- Kadir Gecesi 23- What's Islam 24- Tasavvuf Der İslam İm Kuran 25- İslam Mutluluk Tasavvuf 26- İslamiyet Ve Tasavvuf 1 ve 2. Cilt 27- Kur'ân-ı Kerim (1. 2. 3. 4. cilt) |
|
|
|
|
#6 (permalink) | |
![]() |
Alıntı:
saçma olan şey neresi kardeşim neden konun kapanmasını istiyorsunuz. allahu tealnın kelamı olan kuranı kerimde islamın şartları 5 mi doyr acabahangi ayette geçiyosöylermisiniz lütfen ve sizin göndermek istediiğiniz imanın esaslarından bahsediyor islamın değil kardeşim lütfen dikkatli okuyunuz inş !!!! allah Rizasi İÇİn Bu Alttakİ Yaziyi Sonuna kadar Okumaya ÇaliŞiniz Ve GÖreceksİnİz Kİ İslamin 5 Şartiyla Yetİnİyormuyuz... Allah Razi Olsun İSLÂM’IN 5 ŞARTI İSLÂM’I YAŞAMAK İÇİN YETERLİ Mİ?Sevgili kardeşlerim can dostlarım gönül dostlarım işte bir defa daha birlikteyiz; bir defa daha Allah’tan bahsetmek üzere. Bir defa daha kalplerimiz beraber. Konumuz: İslâm’ın 5 şartı ile İslâm yaşanır mı? İslâm 7 safha ve 4 tane teslimden oluşur. Allah’a ulaşmayı dilemekle başlayan 1. safhanın arkasından safhalar birbirini takip eder. 7 safhanın birincisi 28 basamaklık bir İslâm merdiveninde 3. basamakta başlayan Allah’a ulaşmayı dilemektir. Ne zaman Allah’a ulaşmayı dilersek; dilediğimiz an İslâm’ın ilk adımını atmışızdır ve Allah’a ulaşmayı dilediğimiz an cehennemden kurtulmuşuzdur. Allah’a ulaşmayı dilediğimiz an hakk mü’min olmuşuzdur.İslâm 7 tane safha içerir. 3. basamakta Allah’a ulaşmayı dileyen kişi 14. basamakta Allahû Teâlâ tarafından mürşidine ulaştırılır ve kişi tâbiiyetini gerçekleştirir. Ruhu vücudundan ayrılıp Allah’a doğru seyr-i sülûk isimli bir yolculuğa çıkar ve ruh Allah’a ulaşır. Ruhu Allah’a ulaştığı zaman kişi 21. basamaktadır. Ruh Allah’a ulaştıktan sonra Allah’ın Zat’ında yok olur; bu da 22. basamaktır. 2. safha mürşide ulaşmaktır; 14. basamak. 3. safha ruhu Allah’a ulaştırıp Allah’a teslim etmektir (ilk teslim).Sonra kişinin zikri günün yarısını aşar. Daha sonra da kişinin fizik vücudu Allah’a teslim olur. Bu fizik vücudun Allah’a teslimidir. Daha sonra kişi daimî zikre ulaşacak ve nefsini Allah’a teslim edecektir. Fizik vücudun teslimi 4. safha 2. teslimdir. Nefsin teslimi 5. safha 3. teslimdir. Ruh fizik vücut ve nefs; üçü de Allah’a teslim olmuştur. Sonra kişi ihlâs makamının sahibi olur (muhlis olur). Bir başka ifadeyle kişi irşad olur. İrşad olmak konusunda kendisine ulaştırılması lâzım gelen bütün bilgiler onun müktesebatına girmiştir. Ve kişi kalbi ile (tüm muhtevası ile) irşad olmuştur. Burası ihlâs makamıdır. Salâh makamının 5. kademesinde (28 basamağın 5. kademesi) kişi iradesini de Allah’a teslim eder. “İrşada memur ve mezun kılındın.” cümlesiyle irşad makamına tayin edilir. Bundan 14 asır evvel bütün sahâbe bu makamlara ulaşmışlardı. Allah’a ulaşmayı dilemek farzdır; bütün sahâbe bunu gerçekleştirmişlerdir. Mürşide ulaşmak farzdır; bütün sahâbe gerçekleştirmişlerdir. Ruhu Allah’a ulaştırıp teslim etmek farzdır; bütün sahâbe bunu gerçekleştirmişlerdir. Veçhi Allah’a teslim etmek farzdır; bütün sahâbe bunu gerçekleştirmişlerdir. Nefsi Allah’a teslim etmek farzdır; bütün sahâbe bunu gerçekleştirmişlerdir. İrşad olmak farzdır; bütün sahâbe bunu gerçekleştirmişlerdir. İradeyi Allah’a teslim ederek irşad makamına tayin edilmek farzdır; sahâbe onu da gerçekleştirmişlerdir. Kur’ân evvelki kitapların netice itibariyle bir tekrarıdır. İslâm’dan başka bir din hiç olmamıştır. Bütün dinlerin kitaplardaki asılları (mukaddes kitaplardaki asılları) aynıdır. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den evvel Hz. İsa devrinde 7 safhanın 7’si de İncil’de farz kılındı ve onların hepsi 7 safhanın 7’sini de gerçekleştirdiler. Onlardan evvel Hz. Musa zamanında da aynı şey oldu. Ondan evvel Hz. İbrâhîm zamanında da aynı şey oldu. Daha evvel Hz. Nuh zamanında da aynı şey oldu. Bunların hepsi farzdı ve hepsi gerçekleştirildi.İslâmiyet dediğimiz zaman önce İslâm kelimesinin muhtevasına bakalım. Bu aslında Hz. İbrâhîm’in hanif dininin Arapça adıdır. İslâm hanif kelimesinin tam karşılığıdır. Hz. İbrâhîm’in hanif dini 3 esası muhteva ediyordu. 1- Esas vahdet akidesidir; Allah’ın tekliği. Tek bir Allah vardır.2- Esas tevhiddir. Allah’a ulaşmayı dileyenlerin oluşturduğu tek bir fırka tek bir grup.3- Esas Allah’a teslim olmaktır. Yani ruhu fizik vücudu (veçhi) nefsi ve iradeyi Allah’a teslim etmek. İslâm ruh veçh nefs ve irade teslimini içerir ve bunların teslimi tamamlandığı zaman kişi gerçek anlamda İslâm olur.Kur’ân-ı Kerim’e bakıyoruz; yukarıda anlatılan safha ve teslimlerin hepsinin farz olduğunu görüyoruz. 14 asır evvele bakıyoruz; bunların hepsinin yaşanmış olduğunu saptıyoruz. İrade teslimi demek; kesintisiz bir mutluluğu bir insanın ömür boyunca yaşaması demektir. Aradan geçen 14 asır içersinde İslâm’ın bütün hedefleri iblis tarafından yok edilmiştir. İslâm İslâm’ın 5 şartına hapsedilmiştir. İslâm’ın 5 şartı ile hiç kimse cehennemden kurtulamaz. 7 safha ve 4 teslimde hedefler vardır. 7 safhanın 7’si de hedeftir. Bir defa daha sayalım: 1- Allah’a ulaşmayı dilemek; 1. hedef. 2- Mürşide ulaşıp tâbi olmak; 2. hedef. 3- Ruhun teslimi; 3. hedef. 4- Fizik vücudun teslimi; 4. hedef. 5- Nefsin teslimi; 5. hedef. 6- İrşad olmak; 6. hedef. 7- İrademizi Allah’a teslim etmek; 7. hedeftir. Bunlar hedeflerdir. Bu hedeflere ulaşmak için vasıtalar kullanmak mecburiyetindeyiz. Namaz kılmak oruç tutmak zekât vermek hacca gitmek kelime-i şahadet getirmek bu vasıtalardan 5 tanesidir. Bu vasıtaların 6.’sı ve bu 5’inin hepsinden hepsinin toplamından daha önemlisi zikirdir. Ve zikir İslâm’ın 5 şartı arasında yer almamıştır. İblis muhtevayı insanları kurtuluşa ulaştıracak unsurların dışına çıkarıyor ve zikri yok ediyor. Elbette zikri yok ederken insanları vasıta olarak kullanmak suretiyle (onlara vahy ederek) bunu yapıyor. Unutmayın! Şeytan her an herkese vahy eder. Allah’ın Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den sonra kimseye vahy etmeyeceğini iddia edenler! Kur’ân-ı Kerim şeytanın herkese kıyâmete kadar hep vahy etmekle devam edeceğini söylemiyor mu? Şeytan vahy edecek de Allah vahy edemeyecek mi? Böyle bir saçmalığı inanan var mı aranızda? Zikir Allahû Teâlâ tarafından farz kılınmıştır. Evvelâ “Zikir farz mı?” sualinin cevabına bakalım. Bakınız Allahû Teâlâ ne diyor: 73/MUZEMMİL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen). Ve Rabbinin ismini zikret ve her şeyden kesilerek O’na ulaş. Allahû Teâlâ ne diyor? “Allah’ın ismini zikret.” Bunu manası ara sıra günde 8 10 defa Allah’ı zikretmek; her neyse. Bu zikir ara sıra yapılan zikirdir. Ama Allahû Teâlâ çok zikri de farz kılmış. Yani günün yarısından daha fazla zikretmeyi de farz kılmış. Allahû Teâlâ buyuruyor ki:33/AHZÂB-41: Yâ eyyuhellezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran). Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin. Allahû Teâlâ: “Allah’ı günün yarısından daha fazla zikredin. Allahû Teâlâ’yı her gün günün yarısından daha fazla zikredin.” diyor. Demek ki çok zikir de farz. Peki daimî zikir farz mı? O da farz. Nisa Suresinin 103. ayet-i kerimesinde Allahû Teâlâ buyuruyor ki: 4/NİSÂ-103: Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte) innes salâte kânet alel mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken) Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı erkânıyla kılın. Çünkü; namaz mü’minlerin üzerine vakitleri belirlenmiş bir farz olmuştur.Öyleyse 3 muhteva var: Otururken ayakta iken ve yan üstü yatarken hep Allah’ı zikretmek. İşte Allahû Teâlâ’nın daimî zikri de farz kıldığını görüyoruz. Daimî zikir olmazsa kişi nefsini teslim edemez irşad olamaz ve iradesini de Allah’a teslim edemez. Son 3 safha boşlukta kalır. Ama şunu gördük ki; ara sıra zikretmek farz. Günün yarısından daha fazla zikretmek farz ve daimî zikir de Allahû Teâlâ tarafından farz kılınmış. Ve bütün sahâbe daimî zikrin de sahibi olmuşlar. Üstelik de bütün emanetleri o daimî zikre ulaşmak suretiyle Allah’a teslim etmişler.İslâm’da hedefler var; ruhu fizik vücudu nefsi ve iradeyi Allah’a teslim etmek. Bunlar hedefler. İslâm Allah’a teslim olmak demektir. Bu teslimlerin hepsi onun birer safhasıdır. 4 tane teslimin gerçekleşmesi de üzerimize farz kılınmıştır. Bundan 14 asır evvel bütün sahâbe bunu gerçekleştirmiştir. Şimdi Allahû Teâlâ bunları farz kılıyor; bize hedefler veriyor. Ama bu hedefleri gerçekleştirmek için biz namaz kılmak mecburiyetindeyiz oruç tutmak mecburiyetindeyiz zekât vermek mecburiyetindeyiz. Paramız varsa hacca gitmek mecburiyetindeyiz ve 5.’si de bunun ötesinde kelime-i şahadet getirmek mecburiyetindeyiz. Bunların hepsi farz ama bunlar vasıtalar. Bu vasıtaları kullanarak hedeflere ulaşmak mecburiyetindeyiz. Yetmez! Bu vasıtalar kâfi gelmeyecektir. Mutlaka zikri de devreye sokmak mecburiyetindeyiz. Bir 7. faktör daha var: Allah’a mülâki olmayı yani ruhumuzu ölmeden evvel Allah’a ulaştırmayı dilemek. Eğer böyle bir dileğin sahibi olmazsak (Allah’a ulaşmayı dilemezsek) o zaman küfürdeyiz o zaman dalâletteyiz o zaman hüsrandayız. O zaman gideceğimiz yer cehennem o zaman amellerimiz boşa gider o zaman şirkteyiz. Bunların arasında hayatî öneme haiz olan Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişinin cehenneme gideceği konusudur. Ayrıca kişi Allah’ın ayetlerinden gafildir ve takva sahibi de değildir. Sevgili kardeşlerim şimdi ne gördük? İslâm’ın hedefleri var; 4 tane teslim. Bu teslimleri gerçekleştirmek için vasıtalar var. Namaz kılmak oruç tutmak zekât vermek hacca gitmek kelime-i şahadet. Bunlardan başka mutlaka 6.’sı olmak mecburiyetinde: Zikir. Mutlaka 7.’si de olmak zorunda: Allah’a ulaşmayı dilemek. Bırakınız iblis hedefleri bütünüyle yok etmiş vasıtalardan da iki tane hayatî faktörü yok etmiş ki; bunlar hayatımızın olmazsa olmaz şartları. Eğer bir insan Allah’a ulaşmayı dilemezse onun Allah’ın cennetine girmesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Gideceği yer kesinlikle cehennemdir.Şimdi böyle bir noktada hedeflerle vasıtaları iyice birbirinden ayıralım. O hedeflere ulaştıracak olan vasıtaların hepsini iblis devreden çıkarmıyor. Ama hayatî 2 unsuru devreden çıkarıyor. Birisi zikir; farz ve devreden çıkarmış. İkincisi de Allah’a ulaşmayı dilemek; farz ve devreden çıkarmış. Hedefleri (4 teslim hedefini) bütünüyle yok etmiş iblis; tamamen devreden çıkarmış. Ve vasıtalardan da 2 tane hayatî olanını devreden çıkarmış. Geriye İslâm’ın 5 tane şartını bırakmış. İslâm’ın 5 tane şartı olduğu ve bunun orta yol olduğu söyleniyor. Hiç ibadet etmemek bir ekstrem uç Allah’a ruhu veçhi nefsi iradeyi teslim etmek de başka bir ekstrem uç diye değerlendiriliyor. İkisi de ifrat diye düşünüyorlar ve “Doğru yol orta yol İslâm’ın 5 şartıdır.” diyorlar ve de din âlimleri böyle olduğunu iddia ediyor. Bu da bizi çok büyük ölçüde üzüyor.Allahû Teâlâ Kur’ân hakikatlerini bize öğretmeseydi bu büyük üzüntünün içersine düşmezdik. Allahû Teâlâ bize hedefleri ve vasıtaları öğretmeseydi; bu büyük hüznün içersine düşmezdik. Ayrıca onlarda bizi vazifeli kılmasaydı; bu büyük hüznün içersine düşmezdik. Ne yapmış iblis? Şöyle bir misal verelim: Kapının önünde bir araba var; o arabaya binip önce 1. şehre gideceğiz. Oradan 2. şehre ulaşacağız. Oradan 3. 4. 5. 6. 7. şehre ulaşacağız. Hedefimiz o şehirlere ulaşmak. Bunun manevî açıdan değerlendirilmesi 7 tane gök katını aşarak Allah’ın Zat’ına ulaşmak. Ruhu teslim etmek sonra fizik vücudu nefsi ve iradeyi Allah’a teslim etmek; 7 safhada bu işler olacak. İblis ne yapmış? 7 şehre gitmeyi yani hedefleri yok etmiş vasıtaları hedef göstermiş. Yani vasıta kapının önündeki araba. “İşte hedefiniz bu.” diyor. Araba bir yere götürmek için vardır. Araba bir hedefe götürecek olan vasıtadır sadece. İşte İslâm’ın 5 şartı aslında 7 şart olarak bir vasıtadır; bizi 7 safhaya ulaştırmak için varlardır. Ve bu 7 safhanın 4’ü teslimdir; 4 tane teslimi gerçekleştirmemiz için gereklidirler.Şeytanın kurnazlığını görebiliyor musunuz sevgili kardeşlerim ve özellikle sevgili din adamları? Nasıl bir aldatılışla aldatıldığınızın farkında mısınız? İblis İslâm kalesindeki bütün burçları birer birer koparmış yerle bir etmiş ve İslâm’ı bir bitkisel hayata itmiş. İnsanlar İslâm’ı yaşadığını zannediyorlar. Fakat bitkisel hayattalar. Yani İslâm’ın 5 şartını yaşayan bir insan eğer İslâm hayatiyetse bitkisel hayattadır. Çünkü hiçbir hedefe gitmesi mümkün değildir; hedeflerin hepsini iblis yok ettiği için daha acısı vasıtaları hedef diye biz saflara yutturduğu için.Sevgili kardeşlerim Peygamber Efendimiz (S.A.V) devrinde bunların hepsi yaşandı. O zaman Kur’ân vardı. Sonra ehlisünnet vel cemaat âlimleri çıktılar ortaya ve Kur’ân’ı devre dışı bıraktılar. Söylenen şey: “Siz Kur’ân’ı anlamazsınız; yüzünüze gözünüze bulaştırırsınız. Bırakınız Kur’ân’ı. Kur’ân’ı manasına (ruhuna) vararak tercüme edebilecekler sizlere izah edecekler vardır. Onlar izah etsinler. “Onlar da bizleriz.” diyorlar ve izah ediyorlar ve İslâm’ı işin içinden çıkılması mümkün olmayan bu korkunç cehenneme sürüklüyorlar. Fitne katilden büyüktür. İşte bu bir fitnedir. 7 safha ve 4 teslimden oluşan ve üzerimize farz kılınan ve bütün sahâbenin Kur’ân ayetleri doğrultusunda gerçekleştirdiği bu Kur’ân hakikatleri hedefleri açık ve kesin ortada iken bunların hepsini ellerinin tersi ile yok etmişler. Ve de İslâm’ın 5 şartını bizi kakarak itekleyerek o hudutların içine hapsederek cenderenin içine alarak İslâm’ı mahvetmişler. Söylediklerimiz doğru mu yanlış mı? Var mı bunun aksini iddia edecek birisi aranızda? “Hayır sen yanlış söylüyorsun.” diyebilen birisi var mı? Allahû Teâlâ’nın bize öğrettiği bu ilmi sizlere öğretmek için çırpınıyoruz yırtınıyoruz. Ama anlamıyorsunuz. Sizi kurtarmak için yaşıyoruz; hayatımızı buna vakfettik. Ve siz hâlâ bize iftiralar atıyorsunuz. Bu yaptığınız doğru mu? Biz şimdi sizin için yaşayan birisi değil miyiz? Size bundan 14 asır evvelki Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve sahâbenin yaşadığı İslâm’ı anlatıyoruz; madde 1. Onların yaşadığı İslâm’ın Kur’ân’ın ta kendisi olduğunu ispat ediyoruz; madde 2. Çünkü Kur’ân’daki farzları yerine getirerek 7 safha 4 teslimi yaşamışlar. Sizin İslâm’ın 5 şartı gibi korkunç bir tuzağa düşürülmüş olduğunuzu söylüyoruz; madde 3. Ve kurtuluşun bütün reçetesini veriyoruz; diyoruz ki: Sadece Allah’a ulaşmayı dilemeniz hepinizin cehennemden kurtulması için yeterlidir. Bunun için “büyük sır” dememiz lâzım. Çünkü insanlar ehlisünnet vel cemaat âlimlerinin söylediği sözleri öylesine hakikat olarak değerlendirmişler devreye almışlar ki; Kur’ân onlar için hiçbir hüküm taşımaz olmuş. Hep insanları korkutmuşlar: “Siz Kur’ân’a bakmayın Kur’ân’ı anlamazsınız sapıtırsınız haa!” demişler.Sevgili kardeşlerim o günleri hatırlıyorum. Allahû Teâlâ bize Kur’ân’ı öğretmeye başlayıp biz de etrafınıza Kur’ân’ı anlatmaya başladık. Arapçayı bilmeyen birisi çıkıyor Kur’ân öğretiyor. O zaman Planlama Teşkilatı’ndaydık. Birisi geldi; gerçekten bizden evvel din üzerinde çok incelemeler yapmış birisi. Bize acıdığını söyledi. “Sen mi insanlara Kur’ân’ı öğreteceksin?” dedi. “Arapça biliyor musun? Hayır. Din tahsilin var mı? Hayır. Eee?” “İşte oradan öğreniyoruz.” dedik. “Kendine yazık ediyorsun.” dedi. Sonra mı? Sonra aradan bir iki yıl geçtikten sonra bu kardeşimiz geldi; bize teşekkür etti. Allah yolunda yaptıklarımızı söylediklerimizi incelediği için hepsinin gerçek olduğunu tespit ettiği için geldi ve bize teşekkür etti.Sevgili kardeşlerim can dostlarım gönül dostlarım düşünün bir defa; hedefler ve vasıtalar var. İblis hedefleri devreden çıkarmış. Ne yapmış? Hedefleri tamamen yok ettiği için insanların bir şeylerle meşgul olması lâzım. Vasıtaları hedef diye göstermiş bize. Allahû Teâlâ buyuruyor ki:51/ZÂRİYÂT-56: Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûn(ya'budûni). Ve Ben insanları ve cinleri Bana kul olsunlar diye yarattım.Abd kelimesi ile abid kelimesi aynı kökten gelir. Abd; kul demektir abid de; kulluk eden (ibadet eden) demektir. Kulluk eden ibadet eden demektir. Ama abd kul demektir. İşte bu ayeti “Biz insanları başka bir şey için değil; Bize kulluk etsinler diye yarattık.” şeklinde Türkçeye çevirmişler. Yani ibadetlerini yapsınlar namaz kılsınlar oruç tutsunlar zekât versinler hacca gitsinler kelime-i şahadet getirsinler. İbadet diye de bunları kabul ediyorlar. Onlara göre Allah’a ulaşmayı dilemek ve zikir yapmak ibadet değil. Kur’ân-ı Kerim; zikrin günün yarısından daha fazla zikrin ve daimî zikrin farz olduğunu söylüyor. Gözlerimiz fal taşı gibi açılıp arıyoruz. 32 farzın içinde zikir yok 54 farzın içinde zikir yok. O zamanlar önümüze gelen her din adamına sorduk: Zikir farz mıdır? Hepsi aynı cevabı verdi bize: “Değildir.” Onlara ispat ettik ki; zikir farzdır.Sevgili kardeşlerim İslâm’ın 5 şartı bir tuzaktır; bir korkunç tuzaktır. Ve ona kilitlendiğiniz taktirde Allah’a abid olursunuz. Yani Allah’a ibadet yapmış olursunuz ama bu ibadet en büyük ibadetin eksikliği ile yapılan bir eksik ibadettir. En büyük ibadet olan zikir bu ibadet standartları içinde mevcut değildir. Zikir en büyük ibadet midir sevgili kardeşlerim? Kur’ân ayetleriyle size bunu ispat edelim. Allahû Teâlâ buyuruyor ki: 29/ANKEBÛT-45: Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte) innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri) ve le zikrullâhi ekber(ekberu) vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).Kitaptan sana vahy edilen şeyi oku ve salâtı ikame et (namazı kıl). Muhakkak ki salât (namaz) fuhuştan ve münkerden nehy eder (men eder). Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah yaptığınız şeyleri bilir.“Sana Kitaptan verilenleri (vahy edilenleri) onlara (sahâbeye) oku anlat açıkla (tilâvet et kıraat et). Ve namazı kıl. Muhakkak ki salât (namaz) fuhuştan ve münkerden nehy eder (men eder).” Neden? Kişi o sırada namaz kılıyor namaz kıldığına göre ne münkerle uğraşabilir ne de fuhuşla. O kişi o sırada namaz kılıyor. Kimseye bir zararı dokunması da söz konusu değildir. Kendine de bir zararı dokunması mümkün değildir. En azından namaz kıldığı için kişi derecat da kazanır ve bu sebeple hayırdadır. Ama ayet-i kerime (Ankebut-45) şöyle bitiyor: “Ve le zikrullâhi ekber: Ve muhakkak ki şüphesiz ki (Allahû Teâlâ “ve le” kullanmış); zikrullah; yani Allah’ın isminin “Allah Allah Allah…” diye zikredilmesi (tekrar edilmesi) ekberdir; daha büyüktür.” Kimden neden daha büyüktür? Kur’ân-ı Kerim tilâvetinden daha büyüktür. Neden daha büyüktür? Namaz kılmaktan daha büyüktür. Herkes bize “Namaz dinin direğidir.” der en üstün ibadetin namaz olduğunu iddia ederdi. Allahû Teâlâ bize bu ayet-i kerimeyi öğretene kadar. O zaman biz de dedik ki: Tamam namaz yine dinin direği olmakla devam etsin. Ama onun etrafındaki çadır; insanları yağmurdan çamurdan kardan buzdan koruyacak olan çadır; o zikirdir.Allahû Teâlâ ile olan ilişkilerinizde ne görüyorsunuz? İslâm öyle bir kaleydi ki; bu İslâm 7 tane burçtan oluşuyordu. İslâm’ın 7 safhası bütün kale ve burçları çökertilmiştir. Neyle? İslâm’ın 5 şartı ibadetlerin hepsi kabul edildiği için ve hedefler yok edildiği için. İşte Kur’ân işte farzlar işte ortadaki sonuç! Dünyadaki başlangıç keşiflerinin hepsi İslâm’a aittir. Sonra İslâm bu korkunç tuzaktan sonra tökezlemiştir. Ve de en geri ülkeler İslâm ülkesi olmuşlardır. Osmanlı’yı yok etmek en büyük hatamız olmuş. Ufukların Efendisi Osmanlı’yı yok etmişiz. Dine karşı çıkmışız Allah’a karşı savaş vermişiz. Ve Osmanlı İmparatorluğu’nun gelişme devrinde de duraklama devrinde de gerileme devrinde de dünyada en az suç işlenen ülke olmak vasfımızı hep korumuşuz. Ve şimdi dünyadaki en çok suç işlenen ülkelerden biriyiz. Osmanlı’yı yok eden başkaları değil. Biz yok etmişiz. Biz hanedanı bütünüyle ülkemizden kovmuşuz onların bütün mallarına el koymuşuz. İnsanlara 2000 altın vererek onları ülkeden dışarı göndermişiz. Bir süre sonra açlığa mahkûm etmişiz. Bir kısmı sefalet içinde ölmüş. Sevgili kardeşlerim onun hesabını ödüyoruz şimdi. Bir cihan imparatorluğunun dünyadaki en çok suç işlenen ülke haline gelmesi!... Bunun arkasında dine karşı gelmek var. Birinci ve ikinci cihan harpleri 200 milyon insanın ölmesine sebebiyet vermiştir. Sevgili kardeşlerim bu korkunç tabloyu biz unutamıyoruz. Belki Osmanlı kanı taşıdığımız için unutamıyoruz. Bir vakıa ile karşı karşıyayız. İslâm kalesinden 7 burcun 7’si de sökülüp atılmış ve İslâm İslâm’ın 5 şartı ile bitkisel hayata atılmış. İslâm’ın 5 şartı hiç kimseyi kurtaramaz. Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişi mutlaka cehenneme gideceği cihetle ve İslâm’ın 5 şartında Allah’a ulaşmayı dilemek diye bir kavram mevcut olmadığı cihetle bütün İslâm âlemi cehenneme mahkûmdur. Ve anlattığımız ilim dünya tarafından henüz bilinmiyor. Öğrendikleri zaman bize gelecekler; bize ihtiyaçları olduklarını görecekler. Anlayacaklar ki; bu ilim herhangi bir insan tarafından bize öğretilmesi mümkün olmayan bir ilimdir. Çünkü herkes İslâm’ı unutmuş. Anlayacaklar ki; sadece Allah bunu bize öğretebilir. Abd ile abid olmak arasındaki farkı sadece Allah bize öğretti. Allah insanları Allah’a abid olmak için değil; abid olarak bütün ibadetleri Allah’ın emrettiği biçim ve boyutta yerine getirerek Allah’a abd olabilmeleri için yarattı.Gördünüz ki İslâm’ın 5 şartı vasıtadır. Kaldı ki o vasıtalarda da 2 tane eksiklik vardır. Birincisi zikir ikincisi de Allah’a ulaşmayı dilemek. Onlardan birisi olmazsa; Allah’a ulaşmayı dilemek olmazsa zaten hiçbir çözüm getirilemez. Bütün insanlar cehenneme mahkûm edilirler. Sevgili kardeşlerim şimdi anlaşıldı mı? İslâm’ın 5 şartı ile hiç kimsenin kurtuluşa ulaşamayacağı anlaşıldı mı? Allah’a ulaşmayı dilemeyen bir kişi ne olur? Ayetle cevap verelim. Allahû Teâlâ şöyle buyuruyor: 10/YÛNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne). Muhakkak ki onlar Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar ayetlerimizden gâfil olanlardır.10/YÛNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne). İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir). Allahû Teâlâ diyor ki: “Onlar kesinlikle (mutlak surette) muhakkak olarak Bize ulaşmayı dilemezler. (Ruhlarını ölmeden evvel Bize ulaştırmayı dilemezler.) Onlar dünya hayatından razıdırlar. Onlar dünya hayatıyla mutmain olurlar (doyuma ulaşırlar). Onlar Bizim ayetlerimizden gâfil olanlardır. Onların (Allah’a ulaşmayı dilemeyen herkesin) gideceği yer ateştir (cehennemdir).”Sevgili kardeşlerim can dostlarım gönül dostlarım hâlâ ibret almayacak mısınız? Hâlâ Allah’ın dinini öğrenmemekle öğretmemekle ısrar edecek misiniz? Anlamıyor musunuz? Dininizi size unutturmuşlar. Biz mi? Biz vakti ile zaten dinsizdik. Din bizi hiç alâkadar etmezdi. Ama Allahû Teâlâ bu dinden sıfır haberi olan din hakkında hiçbir bilgisi olamayan kara cahili bizi bu görevle görevlendirdi. Ama öyle olduğu için Allah’a çok hamd ediyoruz şükrediyoruz. Yani bir kara cahilken din hakkında en küçük bir bilgisi olmayan bir insanken Allahû Teâlâ’nın bize bu ilmi vermesi bizim için şereflerin en büyüğüdür. Kâinatın en büyük şerefidir. Bir başka şey için daha şükrediyoruz. Biz bu ilimle teçhiz edilmiş olan birisi olsaydık Allah’ın bize öğrettiklerini öğrenmekte büyük zorluklar çekeceğimizi şimdi idrak ediyoruz. Onun için bir kara cahil seçildi din hakkında hiçbir kültürü olmayan bir zavallı.İşte sevgili kardeşlerim bir yerlere vardık galiba. Şunu açık ve net olarak görüyoruz ki; İslâm mahvedilmiştir. Hâlâ anlamayacak mısınız benim sevgili din adamı kardeşlerim? Hâlâ dine ne kadar büyük zarar verdiğinizi fark etmiyor musunuz? Bırakınız başka ülkelerdeki İslâm’ı yaşamayanları. Sadece bizim ülkemizde 70 milyondan fazla insan şu anda cehenneme doğru akın akın gidiyor. Ve siz dini bildiğiniz iddiasıyla (o cehenneme doğru yol alan insanlar arasında sizler de varsınız çünkü anlattıklarımızı bilmiyorsunuz) o ehlisünnet vel cemaat âlimlerinin sizlere öğrettiği ilmi yeterli ve sizi kurtaracak boyutlar olarak kabul ediyorsunuz. Yanlış!... Her şeyi bir tarafa bırakınız; sadece Allah’a ulaşmayı dilemediğiniz için cehennemden kurtulamazsınız şirkten kurtulamazsın takva sahibi olamazsınız küfürden kurtulamazsınız. Anlamıyor musunuz beni sevgili din kardeşlerim anlamıyor musunuz? Bize değil kendinize yazık etmiyor musunuz? Biz Allah’a kendimizi adamışız insanların kurtuluşuna kendimizi adamışız. Bunun dışında hiçbir idealimiz yok. Ama bu bizim hayatımızdan çok daha kıymetli bir olay. Bizi hayata bağlayan; cehenneme doğru yol almakta olan bunca milyon insanı kurtarma azmi anlamıyor musunuz? Sadece bize mâni olmakla meşgulsünüz şu anda. Ne zaman kendinize geleceksiniz? Ne zaman bir vazifeniz olduğunu hatırlayacaksınız? Ne zaman bu insanların vebalini omuzlarınıza almaktan kurtulacaksınız? Kendinize yazık etmiyor musunuz? Bu 70 milyon insana yazık etmiyor musunuz?Sevgili kardeşlerim bu hakikatleri bile bile insanların özellikle din adamlarının Allah’ın hakikatlerine sırtlarını çevirmesi bizi duymazlıktan gelişi bunca insanı (70 milyon insanı) cehenneme mahkûm etmesi ne kadar acı bir şey biliyor musunuz sevgili kardeşlerim? Bir görevleri olduğunu ne zaman öğrenecekler? Görevlerinin insanları cehenneme mahkûm etmek olmadığını onları cehennemden kurtarmak olduğunu ne zaman öğrenecekler? Onlar yanlışı söylüyorlar; doğruyu bilmiyorlar. Bizi işiten insanlar gidip onlardan soruyorlar diyorlar ki: “Dini bilenler sizsiniz. Bir adam çıkmış (bir deli) hem ukalâlık ediyor hem de adam üşütük. ‘Allah’a ulaşmayı dilemezsen cehenneme gidersin küfürdesin şirktesin vs…’ diyor. Doğru mu söylüyor?” El cevap: “Hayır o bilmez. O sahte peygamberdir.” Şeytan sizi bu kadar derinlere nasıl daldırabiliyor? |