Alternatif Ucuz Enerji Kaynakları
Artık çağımız tam bir "enerji çağı" haline gelmiştir. Yaşamımızda öylesine değişik makineler

araçlar

taşıtlar kullanıyoruz ki bunlar için de çok ve değişik enerjilere ihtiyaç vardır.
Evlerimizde ısınmak için odun

kömür

doğalgaz

petrol ve elektrikten yararlanıyoruz. Yolculuk yapmak için kullandığımız taşıtlar petrolle çalışır. Artık her evde bulunan buzdolabı

çamaşır makinesi

bulaşık makinesi

televizyon

ütü

mutfak robotu

fırın gibi birçok ev eşyası ancak elektrik enerjisiyle çalışabilir.
Enerji

günümüz insaninin yaşamına öylesine girmiştir ki

sadece elektrik enerjisinin tükendiğini düşünmek bile insanlık için ne kadar korkunçtur! Dünyadaki tüm bilgisayar sistemleri

haberleşme ağları

evlerde kullanılan elektrikli eşyalar işlemez hale gelmiştir! Gerçekten düşünmek bile bir kabus gibi!..
Demek ki

yaşamımızın ayrılmaz birer parçası olan bu araç

makine ve eşyaların çalışabilmesi için yeterli miktarda enerji üretmek gerekir. Enerji elde etmek için daha çok doğal kaynaklardan yararlanılır. Ancak bu doğal kaynaklar sınırsız değildir. Gün geçtikçe azalmaktadır. Her insan bunun bilincine varmalıdır.
Okulda

evde

iş yerlerinde hangi enerji ne olursa olsun boşa harcanmamalıdır. Isınırken dikkatli olmalı

sobaları

kaloriferleri gereğinden fazla yakmamalıyız. Kullanılmayan odalardaki lambaları söndürmeliyiz. Ev eşyalarım ihtiyaç dışı

gereksiz yere kullanmamalıyız. Eşyalarımızın fazla enerji tüketimine neden olabilecek arızalarım hemen tamir ettirmeliyiz.
Unutmamalıyız ki enerji ve enerji kaynakları sınırsız değildir. Kendimiz daima tasarruflu olmalıyız. Bununla da yetinmeyip çevremizdeki tüm insanları bu konuda uyarmalı

bilinçlenmeleri için çalışmalıyız.
ENERJİ NEDİR?
Bir cisimde bulunan

bir iş meydana getirmeye yarayan güce "enerji" denir. Akan suda

hareket eden bir cisimde

bir makinede ya da insanda her an bir iş meydana getirme gücü olduğuna göre

bunlarda enerji var demektir.
Hareket gibi enerji de Fizik biliminin en önemli unsurlarından biridir. Enerji

kimya enerjisi ya da fizik enerjisi şeklinde olabilir. Bir maddenin yanması

bir kimya enerjisi sağlar. Yanma sonucunda meydana gelen ısı

ışık birer enerji çeşididir. Ayrıca

fiziksel değişmelerle de enerji elde edilir.
Bütün enerji şekilleri ikiye bölünür:
1) Potansiyel enerji;
2) Kinetik enerji;
Bunlara

"durum enerjisi" "hareket enerjisi" de denebilir.
Ok atmak için bir yayı iyice gerdiğinizi düşünün. Bu yayda bir potansiyel enerji vardır. Kurulmuş bir saat zembereğin de

doldurulmuş bir tüfekte de potansiyel enerji bulunur.
Kinetik enerji ise

cisimlerin hareket halinde bulunmaları yüzünden doğan enerjidir. Gerilmiş yay

oku fırlatınca

dolu tüfek patlayınca

saat zembereği boşalınca bunlardaki potansiyel enerji

hareket enerjisine dönüşür.
Enerji şekilleri bir halden öbür hale dönebilir. Mesela

kırda bir taş attığımızı düşünelim. Havada uçmakta olan taşın kinetik bir enerjisi vardır. Taş düşünce bu enerji potansiyel enerjiye dönüşür. Onu alıp yeniden atmaya hazırlanınca taştan yeniden kinetik enerji doğar. Kömürdeki kimyasal enerji

kömür yanınca ısı enerjisi haline gelir. İstim denen kızgın su buharındaki enerji bir buhar makinesinin kolunu iterek mekanik enerji olur.
ENERJİ KAYNAKLARI .
. Bilim ve teknik ilerledikçe çok değişik kaynaklardan enerji elde etmeye başarmışlardır
.İnsanlar başlangıçta sadece doğal ve basit yollarla enerji elde etmişlerdir
Günümüzde enerji elde edilen başlıca kaynaklar şunlardır:
1. İnsan gücü
2. Hayvan gücü
3. Rüzgar gücü
4. Odun

kömür gibi katı yakıtlar
5. Petrol

6.Gaz
7. Su (baraj)
8. Sıcak su kaynakları
9. Su buharı
10. Uranyum madeni
11. Güneş.
ENERJİ TASARRUFU NASIL YAPILIR?
Günümüzde enerji çok çeşitli alanlarda

çok değişik amaçlarla kullanılmaktadır. Enerjinin her çeşidi

en yaygın olarak evlerimizde tüketilmektedir. Bu nedenle enerji tasarrufuna evlerden başlamak gerekir. Ev hanımları

kaloriferciler

çocuklar kısacası herkes bu konuda duyarlı olmalı

böylece hem tasarruf edilmeli hem de kullanılan enerjiden yüksek verim alınmalıdır.
Evlerimizde aşağıdaki önlemler alınırsa çok büyük oranda enerji tasarrufu yapılmış olur:
1. Buzdolabı

fırın

ütü

çamaşır makinesi

bulaşık makinesi gibi elektrikli ev araçları

üretici firmaların kullanma talimatlarına uygun olarak verimli bir biçimde kullanılmalıdır.
2. Az elektrikle yüksek ışık verebilen

örneğin flüoresan lambalar tercih edilmeli;
gereksiz olan lambalar söndürülmelidir.
3. Pencerelere mümkünse çift cam takılmalı

gerekiyorsa kısa girmeden macun ve öteki tamir işleri tamamlanmalıdır.
4. Zorunlu havalandırmalar dışında kapılar

pencereler iyice kapatılmalı

gereksiz yere açılıp kapatılmamalıdır.
5. Sobalar üstten yakılmalı

yanan sobanın üzerine odun

kömür atılmamalıdır.
6. Kalorifer radyatörlerinin ön kısmı daima açık tutulmalı

önüne ısının yayılmasın) engelleyecek şeyler konmamalıdır.
7. Odanın ısısı yükseldiği zaman üstümüzdeki giysileri çıkarmalı

pencereleri

kapıları açmak yerine radyatörler kısılmalı ya da kapatılmalıdır. Soba kullanılıyorsa sobalar kapatılmalıdır.
8. Gereksiz yere sıcak su harcanmamalıdır.
9. Yemekler düdüklü tencerelerde ya da termik tabanlı

enerji tasarrufu sağlayan tencerelerde pişirilmelidir.
10. Apartmanlarda özellikle çocuklar

asansörleri bir oyun aracı olarak değil

inmek çıkmak ihtiyacı için kullanmalıdır.
İLK NÜKLEER GÜCÜ KİM KEŞFETTİ?
1905 yılında Einstein meşhur E=mc2 formülü ile fisyon sonucu açığa çıkabilecek enerji konusunda öngörüde bulunmuştu. Daha sonra 1930 yılında bu öngörü deneysel olarak Otto Hahn

Lise Meitner ve diğerleri tarafından doğrulandı. Dünyanın ilk insan yapısı nükleer reaktörü 1942 yılında Enrico Fermi’nin yürüttüğü bir proje sonucunda Amerika Birleşik Devletleri’nin Chicago

Illinois kentinde kuruldu.
Ancak

dünyadaki ilk nükleer reaktörün ortaya çıkışı milyonlarca yıl öncesine dayanmaktadır. Afrika’da Oklo

Gabon’daki bir uranyum madeninde

yeraltı sularının da maden içinde bulunması nedeniyle doğal bir nükleer reaktör oluştuğu ve binlerce yıl ısı ürettiği son yıllarda ortaya çıkarılmıştır.
Her iki reaktör de fisyonu kullanarak ısı üretmiş fakat hiçbiri elektrik üretmemiştir.
Elektrik üreten ilk ticari nükleer güç santralı Shippingport

Pennsylvania’da (ABD) kurulmuş ve 1957’de işletmeye girmiştir. Fisyon kullanılarak üretilen ilk elektrik ise

Aralık 1951’de Arco

Idaho’daki Deneysel Üretken Reaktöründe elde edilmiştir.
RADYASYON VE RADYOAKTİVİTE NEDİR?
Radyasyon

dalga

parçacık veya foton olarak adlandırılan enerji paketleri ile yayılan enerjidir. Radyasyon

daima doğada var olan ve birlikte yaşadığımız bir olgudur. Radyo ve televizyon iletişimini olanaklı kılan radyo dalgaları; tıpta

endüstride kullanılan x-ışınları; güneş ışınları; günlük hayatımızda alışkın olduğumuz radyasyon çeşitleridir.
Radyasyon genellikle bir atomun çekirdeğinde başlar. Atomları da

proton ve nötronların oluşturduğu bir çekirdek ve bu çekirdeğin etrafında dönen elektronlar oluşturur. Ağır elementler (çekirdeğinde 83 den fazla proton barındıranlar)

kararsız oldukları için daha küçük atomlara dönüşürler. Bu parçalanma sırasında

çekirdekten parçacıklar ve enerji dalgaları ortaya çıkar. Bu yolla enerji veren elementlere radyoaktif elementler adı verilir.
Radyoaktif elementler temel olarak Alfa

Beta ve Gama olmak üzere

3 ana tip enerji salında bulunurlar. Alfa radyasyonu

(+) yüklü parçacıklardan oluşur ve bir kağıt parçası tarafından durdurulabilir. Beta radyasyonu

elektronlardan oluşur. İnce bir aliminyum levha bu elektronları durdurmak için yeterlidir. Gama radyasyonu ise ışık hızında hareket eden enerji dalgalarından oluşmaktadır.
Alfa

Beta ve Gama radyasyonu aynı zamanda iyonlaştırıcı radyasyon olarak da adlandırılırlar. Bir başka deyişle

diğer atomların elektronlarını ayıracak yeterli enerjiye sahiptirler.
Bu tür radyasyonlara maruz kalma süresine

radyasyonun şiddetine ve maruz kalınan vücut bölgesine bağlı olarak

hücreyi parçalayabilir

zarar verebilir veya herhangi zararlı bir etkisi olmadan geçip gidebilirler. İyonlaştırıcı radyasyonun insanlar üzerindeki etkisi Rem veya Sievert birimiyle ölçülmektedir. Ancak son yıllarda Rem yerine Sievert (Sv) kullanılması standart hale gelmiştir. (100 Rem = 1 Sv).
Elektrik

bakır gibi iletken bir telin manyetik bir alan içinde hareket ettirilmesi ile üretilir. Elektrik jeneratörü

bir mıknatıs içinde dönen sarılı iletken tellerin bulunduğu

ve bu tellerin mıknatıs içinde dönmesiyle elektrik akımı üreten bir makinadır. Evlerimizde

iş yerlerimizde

endüstride gereksinim duyduğumuz büyük miktardaki elektrik enerjisini elde etmek için

elektrik jeneratörlerini döndürecek büyük güç santrallerine ihtiyaç duyarız.
Çoğu güç santralı

jeneratörü döndürmek için ısı üretiminde bulunurlar. Fosil yakıtlı santraller ısı üretimi için doğal gaz

kömür ve petrol yakarlar. Nükleer santraller da uranyum yakıtını parçalayarak ısı üretirler. Ancak bütün bu değişik tip santraller ürettikleri ısıyı

suyu buhar haline dönüştürmek için kullanırlar.
Oluşan buhar ise elektrik jeneratörüne bağlı olan türbine verilir. Su buharı

türbin şaftı üzerinde bulunan binlerce kanatçık üzerinden geçerken daha önce üretilen ısıdan almış olduğu enerjiyi kullanarak

türbin şaftını döndürür. İşte bu dönme

jeneratörün elektrik üretmek için gereksinim duyduğu mekanik harekettir. Jeneratörde oluşan elektrik ise iletim hatları denilen iletken teller ile kullanılacağı yere gönderilir.
Türbinden çıkan

enerjisi diğer bir deyişle basınç ve sıcaklığı azalmış buhar ise yoğunlaştırıcı (kondensör) denilen bölümde soğutulup su haline dönüştürüldükten sonra

tekrar kullanılmak üzere santralın ısı üretilen bölümüne geri gönderilir. Yoğunlaştırıcıda soğutma işini sağlayabilmek için deniz

göl veya ırmaklarda bulunan su kullanılır. Su kaynaklarından uzak bölgelerde ise santralın hemen yanında bulunan ve uzaktan bakıldığı zaman geniş dev bacalara benzeyen soğutma kuleleri kullanılır. Bu kulelerin üzerinde görülen beyaz duman ise su buharıdır.
Elektrik üretmek için kullanılan diğer bir yöntem ise hidrolik santrallerdir. Bu yöntem ile barajlarda biriktirilen su

bir su türbinini üzerinden geçirilir ve türbine bağlı elektrik jeneratörü döndürülerek elektrik üretilir.
Yukarda bahsedilen bu yöntemler büyük miktarlarda elektrik enerjisini üretmek için kullanılırlar. Bunların yanı sıra rüzgar

güneş ve jeotermal enerji kullanarak da elektrik üretilmektedir. Ancak bu tür kaynaklardan üretilen enerji miktarı asıl ihtiyacımızı kendi başına karşılamaktan uzaktır.
Su

güneş

rüzgar ve jeotermal kaynaklara

yenilenebilir enerji kaynakları denilir. Bu kaynaklar diğerleri gibi tükenmezler. Petrol

doğal gaz

kömür

uranyum gibi maddeler önümüzdeki birkaç yüzyıl içinde tükeneceklerdir.
JEOTERMAL ENERJİ NEDİR ?
Belli elemanların radyoaktif ayrışmasından oluşan

yeryüzünün iç ısısı; bu ısı

potansiyel olarak büyük ve aslında ulaşılmamış bir enerji kaynağıdır.
RÜZGAR ENERJİSİ NEDİR ?
Yel değirmenlerinde ve rüzgar jeneratörlerinde olduğu gibi

rüzgar gücü kullanılarak enerji üretimi.
Geçmişte kullanımı su pompajı ile sınırlı olan rüzgar enerjisinin

günümüzde elektrik üretim amacı ile kullanımı ön plana çıkmıştır. Rüzgar enerjisinden elektrik üretimi

konvansiyonel enerji kaynaklarıyla ekonomik olarak yarışabilir duruma gelmiştir. Türkiye’de son iki yıl içinde 26 rüzgar santralı kurma başvurusu yapılmıştır. Bu da konunun Türkiye gündeminde yer aldığının bir göstergesidir. Ülkemizde var olan rüzgar potansiyelinden yararlanarak elektrik enerjisi üretilmesi için “Ulusal Rüzgar Enerjisi Programı” hazırlanarak uygulamaya konulmalıdır. Bu programda 10 yıllık bir dönem için politikalar

hedefler

yatırımlar

teşvikler ve Ar-Ge konuları yer almalıdır.
Öncelikli olarak

elektrik üretimine uygun rüzgar kaynakları potansiyelinin tam olarak belirlenmesi için sürdürülen rüzgar ölçüm çalışmaları hızlandırılıp sonuçlar bir veri tabanında toplanmalı ve Türkiye rüzgar atlası oluşturulmalıdır. Ancak

bunların yanı sıra

yeterli teknolojik seviyeye kısa sürede ulaşabilmemiz için gerekli yasal mevzuat da hızla tamamlanmalıdır.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın hazırladığı "Yap-İşlet (BO) Modeli ile Kurulacak ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları ile Çalışacak Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı"nın gerekli düzenlemeler yapılarak

en kısa zamanda çıkarılması yararlı olacaktır.
Ülkemizde rüzgar enerjisi konusunda yeterli bilgi birikimi ve teknolojik alt yapı henüz oluşmadığı için

en azından kısa vadede teknoloji ve ürün ithali gerekecektir. Ancak

teknolojideki hızlı değişim sonucu eskimiş olan teknolojilerin alınmaması için çok dikkatli olunmalı

ithal olunacak makinelerin en son teknoloji ürünü olmalarına özen gösterilmeli

ilk kurulacak santrallarda bile paket ithal projelerden kaçınılmalı ve ilk uygulamalardan itibaren Türkiye'de yapılabilecek kısımların yerli teknoloji ile üretilmesi imkanları üzerinde durulmalıdır. Kazanılacak teknolojik gelişim sonunda

bütünü ile yerli üretime dayalı

Orta Doğu ve Orta Asya pazarına ürün satabilecek rüzgar türbin sanayi oluşturulması hedeflenmelidir. Danimarka rüzgar sanayiinde 12000 kişinin çalıştığı göz önüne alınırsa

rüzgar türbini sanayiinin Türkiye’nin enerji sektörüne katkısı dışında yeni istihdam olanakları da sağlayacağı açıktır.
Milli Park alanları ile yerleşim yerleri içinde ve 2 km’den daha yakında rüzgar santralı kurulmasına izin verilmemelidir. Alanlar seçilirken

aynı alanlarda olabilecek diğer kullanım imkanları da belirlenerek bir ekonomik fayda karşılaştırması ve çevre etki değerlendirmesi yapılmalıdır.
GÜNEŞ ENERJİSİ
Türkiye coğrafi konumu itibarıyla güneş kuşağı içerisinde yer almakta olup

güneş enerjisinden yararlanma potansiyeli

Doğu Karadeniz Bölgesi dışında tüm bölgelerimiz için önemle ele alınması gereken bir büyüklüktedir. Güneş enerjisinden su ısıtma

konut ısıtma

pişirme

kurutma

soğutma gibi ısıl amaçlarla yararlanılabileceği gibi

güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştürmek de olanaklıdır. Ülkemiz sahip olduğu yüksek güneş enerjisi potansiyelini

beyin gücü ve teknoloji geliştirmeye gereken önemi vererek değerlendirmeli ve yalnızca gelişmiş ülkelerin bir pazarı olmamalıdır. Bunun için de güneş enerjisi uygulamalarının yaygınlaşıp gelişmesini sağlayacak kurumsal altyapı oluşturulmalı ve gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Uygulamaya yönelik verimli ve maliyet etkin çözümler geliştirilmesi için

araştırmalara kaynak ayrılmalı

ilgili firma ve kullanıcılar teşviklerle desteklenmelidir.
BİYOKÜTLE ENERJİSİ
Ülkemizde klasik biyokütle kaynaklarından olan odun ile bitki ve hayvan artıkları

uzun yıllardan beri

özellikle ısınma ve pişirme alanlarında kullanılagelmektedir. Ancak bu kullanımın ilkel ve ekonomik olmayan biçimde gerçekleştiği söylenebilir.
Modern biyokütle kaynakları ise

enerji ormancılığı ürünleri ile orman ve ağaç endüstrisi atıkları

enerji (bitkileri) tarımı (bir yetiştirme sezonunda ürün alınan enerji bitkileri)

tarım kesimindeki bitkisel ve hayvansal atıklar

kentsel atıklar

tarıma dayalı endüstri atıkları olarak sıralanır.
Türkiye’de atıklara dayalı biyokütle enerjisi (biyogaz ve çöp santralları) için bazı çalışmalar yapılmıştır. Dünyada giderek yaygınlaşan bu çalışmalara önem verilmeli ve hayvan çiftliği gübrelerinin ve şehir çöplerinin değerlendirilmesi için araştırma ve demonstrasyon projeleri yürütülmelidir. Ormancılık potansiyeli ile ilgili bilgiler bulunmakla birlikte

ormanlarımız biyokütle enerjisi üretim potansiyeli açısından değerlendirilmiş değildir. Enerji plantasyonları biçimindeki tarımsal üretim olanakları üzerinde durulmamış ve konu tarımsal üretim planlarında ele alınmamıştır. Kısacası

Türkiye’nin biyokütle enerji potansiyeli tam olarak bilinmemektedir.
Ülkemizin biyokütle enerji potansiyelinin saptanması konusu birinci öncelikte ele alınmalı ve bu proje ile enerji ormancılığından

enerji tarımından

çeşitli yan ürün

atık ve artıklardan elde edilebilecek biyokütle materyallerinin çeşitleri ve coğrafi bölgelere göre yıllık miktarları belirlenmelidir. Ardından

çeşitli biyokütle enerjisi üretim stratejileri

uygulama olanakları ve ekonomik rekabet edebilirlikleri araştırılarak

ülkemiz için uzun dönemli Biyokütle Enerjisi Anaplanı yapılmalıdır. Bu plan çerçevesinde

biyokütle üretimine yönelik orman dışı ağaç plantasyonları ve enerji bitkileri için ülke genelinde bir tarımsal üretim planlaması başlatılmalı ve konunun ekonomik boyutları ortaya konulmalıdır.
Biyokütle enerji uygulamaları ile ilgili bir araştırma merkezi oluşturulmalı

modern biyokütle üretim yöntemleri ve çevrim teknolojileri üzerinde Ar-Ge çalışmaları desteklenmeli

pilot uygulamalara ve gerekli teknoloji transferlerine başlanmalıdır.
DENİZ KÖKENLİ YENİLENEBİLİR ENERJİ
Deniz kökenli yenilenebilir enerjilerden Türkiye için söz konusu olabilecek olan

geliştirilmiş bir teknolojisi de bulunan deniz dalga enerjisidir. Ayrıca denizlerimizde biyokütle yetiştiriciliği üzerinde de durulmalıdır. Türkiye'de enerji alanındaki Ar-Ge çalışmalarında ve enerji planlamalarında henüz yer almayan bu konu ilgili ön çalışmalar başlatılmalıdır.