Japon Pazarlama Tarzı
Japon işletmelerinin pazarlamadaki başarısı

biranda gerçekleşen bir olgu değildir. Geçmişte atılan rasyonel adımların sonucudur. Düşük fiyat

malda

ambalajda ve hizmette yüksek kalite

yeni mal geliştirmede başarı

iyi seçilmiş pazarlama hedefi ve güçlü pazarlama bilgisi Japonlara uluslar arası prestij kazandırmış ve Japon malları dünyada en çok aranan mallar olmuştur. Japonya'da pazarlama konusu incelenirken

her şeyden önce Japon pazarlamasının şu genel özellikleri göz önünde tutulmalıdır:
1) Japon pazarlaması uluslar arası boyutludur; böyle olması bir zorunluluktur. Nedeni

Japonya'nın hemen tüm doğal kaynaklardan yoksun olmasıdır. Doğal kaynakları ithal etmek ve ürettiği malları ihraç etmek

Japonya için zorunlu bir yaşam biçimidir.
2) Pazarlar titizlikle incelenmiş

ihtiyaçlar ve istekler öğrenilmiş

uygun mallar geliştirilmiş; ayrıca çok iyi pazarlama stratejileri ve taktikleri oluşturulmuştur.
3) Japonlar

pazarlamayı kendi sosyal ve kültürel yapılarıyla uyumlu kılmışlardır.
ULUSLARARASI PAZARLARA GİRME STRATEJİLERİ
1960'lı yılların başında

Japon işletmeleri

önce ulusal pazara eğildiler. Ulusal pazardaki payı büyüterek

maliyetlerini düşürmek için çalıştılar. Gerekli teknolojiyi de ele geçirerek

Batı ülkelerinden ithal edilen malların ikamelerini üretmeye başladılar. Devlet de

ithal yasakları koyarak

gümrük vergilerini arttırarak ve yabancı sermaye yatırımlarını sınırlayarak

işletmelere yardımcı oldu. Sonuçta

hemen tüm iç Pazar ele geçirildi.
Çok daha önemli olan

tüketicilerin

gelirlerinin artmasına paralel olarak satın alma davranışlarını değiştirmelidir. Geleneksel biriktirme alışkanlıklarını bir yana bırakan tüketiciler

alımlarını çok arttırdılar

lüks mallara yöneldiler ve Japonya tüketim toplumuna dönüştü.
Ulusal pazarın ele geçirilmesi

üretim hacmini büyüttü

dolayısıyla üretim maliyetlerinin düşmesine yol açtı. Böylece

rekabet üstünlüğü sağlayan işletmeler

uluslar arası pazarlara girme çabalarına başladılar. Hangi pazarlara girileceğini belirlemek üzere araştırmalar yapıldı ve Pazar giriş stratejileri ve taktikleri geliştirildi ve uygulamaya geçildi. Uluslararası pazarlara girmede şu üç strateji benimsendi:
· malların iç pazarlardan gelişmekte olan ülkelere

oradan da gelişmiş ülkelere pazarlanması.
· yüksek teknolojili ürünlerin iç pazar garantiye alındıktan sonra gelişmiş ülkelere

sonra da gelişmekte olan ülkelere pazarlanması.
· (bazı malların iç Pazar için değil de yalnızca dış pazarlar için üretilmesi) malların önce gelişmiş ülkelere

sonra ulusal pazara

en sonra da gelişmekte olan ülkelere pazarlanması.
Birinci stratejiye göre

üretim fazlaları gelişmekte olan Güneydoğu Asya ve Latin Amerika ülkelerine ihraç edildi. Bunun nedeni

o ülkelerde daha az rekabetin olması ve ülkelere satılan malların batı standartlarına uygun olmamasıdır. Bu ülkelerin satın alma güçleri zayıf olduğu için de o ülkelere satışta düşük fiyat politikası izlenmektedir.
İkinci stratejiye göre

bazı işletmeler gelişmiş ülkeler arasında

önce Avrupa ülkelerine

sonra da ABD'ye girdiler. Nedeni

ilk aşamada

ABD'nin çok güçlü işletmeleriyle rekabete girmek istememeleriydi. Örneğin

inşaat ve tarım makineleri alanlarında

Avrupa pazarlarında yeterli pazar payları ele geçirildikten sonra gözler ABD'ye çevrildi.
Üçüncü stratejiye göre

bazı işletmeler iç pazarı bir yana bırakıp

önce gelişmiş ülkeleri hedef pazar olarak seçtiler. Bu stratejilerin başarıyla uygulanmasıyla

uluslar arası pazarlar kısa süre içinde kapsandı

güçlü ve tekin bir pazarlama ağı örüldü.
PAZARLAMA STRATEJİLERİ
*Pazar stratejisi: Japon işletmeleri

gerek ulusal pazarda

gerekse uluslar arası pazarlarda

pazarı bölümleyerek hedef pazarı ya da pazarları seçme stratejisini benimsemişlerdir. Uluslar arası pazarlar

genellikle

coğrafi bakımdan ve ülkenin gelişmişlik düzeyine göre bölümlenmiş ve girilecek pazarlar seçilmiştir.
*Mal stratejisi: Seçilen hedef pazarların ihtiyaçlarına ve isteklerine uygun mallar geliştirilmiştir. Başlangıçta malların kalite standartları oldukça düşüktür. Ama kalite standartları hızla geliştirilmiş ve pazarın ihtiyaç ve isteklerine uygun kalitede malların pazarlanması sağlanmıştır.
*Fiyat stratejisi: Pazarı ele geçirmek için rekabetçi fiyat stratejisi

hem iç hem de dış pazarlarda uygulanmıştır. Bu strateji şu şekilde formüle edilmiştir: << Kaliteyi yükselt-maliyeti düşür-fiyatı düşür-pazarı ele geçir >> genelde düşük fiyat stratejisinin uygulanabilmesi için

maliyetlerin düşürülmesi gerekir. Japonya'da da bu yapılmıştır. Pazar payı arttırılarak büyük ölçek ekonomisi sağlanmış

böylece elde edilen maliyet avantajı fiyatlara yansıtılmıştır. Kuşkusuz

üretim ve dağıtımın etkili kılınması ve mal kalitesinin yükseltilmesi de pazarların ele geçirilmesinde çok etkili olmuştur.
Dış pazarlara da düşük fiyatlarla girilmiştir. Bu taktik gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde aynı biçimde kullanılmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde tüketicilerin satın alma güçleri yetersiz olduğunda

bu düşük fiyat taktiğini uygulamak bir bakıma zorunluydu. Gelişmiş ülkelerde ise

düşük fiyat politikası rekabet aracı olarak kullanılmıştır.
Ulusal Pazar ele geçirildikten ve yabancı işletmelerin ulusal pazara girmeleri çeşitli yollarla engellendikten sonra

iç pazarda yabancı işletmelerin rekabeti hemen hemen ortadan kalktı. Sonuçta fiyat taktiğinde bir değişme oldu; bir çok mal

iç pazarda

dış pazarlara göre daha yüksek fiyatlarla satılmaya başlandı. Damping dene bu uygulamanın dayandığı temel düşünce şudur: Belirli pazarlarda elde edilen karları

başka pazarları ele geçirmek için kullanmak.
*Dağıtım stratejisi: Ulusal dağıtım sistemi

kendine özgü geleneksel bir yapıya sahiptir. Dağıtım kanalında yer alan aracılar çok sayıda görevliler kullanılmaktadır. Toptancılar ve perakendecilerin desteklenmelerinin gerekli olduğu

sosyal etkileri olan bir sistemdir. Sistemin karmaşık olması

yabancı işletmelerin Japon pazarına girmelerini güçleştiren engellerden biridir.
Ulusal dağıtım sistemini geliştirmek ve etkili kılmak için çalışmalar yapılmaktadır. Ülkenin coğrafi bakımdan küçük olmasının fiziksel dağıtım eylemlerini - özellikle taşımayı - kolaylaştırdığı gözden kaçırılmamalıdır. Uluslararası pazarlardaki dağıtım uygulamaları çok daha değişik bir yapıdadır. Pazara girmenin ilk aşamasında şu üç uygulamaya başvurulur:
1- üretim işletmelerinin bir çoğu

yabancı ülkelerin sosyal yapılarını

işletme gereklerini

yasal düzenlemeleri ve dillerini bilen büyük Japon ihracat şirketlerini kullandılar. Bu şirketler

işlerin büyük boyutlu olması ve deneyimli olmaları nedeniyle

dağıtım maliyetlerinin düşük olmasını sağladılar.
2- Bazı işletmeler girilen ülkenin yerel dağıtım işletmeleriyle anlaşmalar yaptılar. Böylece yerleşik dağıtım sisteminden yararlandılar.
3- Bazı işletmeler de - özellikle ABD pazarında - iyi işlemeyen dağıtım kanallarına ve pazarlama uzmanlarına sahip olan yerel yöneticilerle çalıştılar.
*Reklam stratejisi: Japon reklamları duygusal

baş döndürücü ve dolaylı mesajlar veren yapıdadır. Ayrıca

reklamlarda

yumuşak ses ve müzik ile çok güzel görüntülere yer verilir. Pazara sunulan malların

üreticinin titiz çabaları sonucunda geliştirilmiş mallar olduğu vurgulanır. Böylece tüketicilerde üreticinin olumlu imajı uyandırılmaya çalışılır.
*Bilgi toplama stratejisi: Japon yöneticileri dağıtım kanalında yer alan toptancı ve perakendecilerden doğrudan bilgi toplamaya çok önem verirler. Dağıtım kanalında yer alan aracıları ziyaret ederek elde edilen bilgiler <<soft data>>; mal gönderme

stok düzeyleri ve perakende satışlarla ilgili bilgiler <<hard data>> diye adlandırılır. Bu iki tür bilginin

tüketicilerin davranışlarını ve isteklerini en iyi biçimde yansıttığına inanırlar.
Bir pazara girerken <<soft>> veriler üst ve orta düzey yöneticiler tarafından toplanır. Nedeni

aracıları ziyaret ederek toplanan bilgilerin

pazara girme açısından ve sonra da iyi ilişkiler geliştirme açısından çok kritik bilgiler olduğuna inanılmasıdır. Yöneticiler

kendi mallarını rakiplerininkilerle karşılaştırmak istediklerinde <<hard>> veriler ele geçirmek isterler. Bunu için de malın dağıtım kanalındaki gerçek akışını gösteren stok

satış ve başka bilgileri toplarlar.
YÖNETİM ÖZELLİKLERİ
Pazarlama eylemleri

işletme

satış ya da kar eylemleri olarak değil

insan eylemleri olarak görülür

dolayısıyla insan faktörüne çok önem verilir. Pazarlama yöneticisinin temel görevi

görevlileri yetiştirmek

işbirliğine ve uyumlu çalışmaya alıştırmak ve olabildiği ölçüde işletmeye katkıda bulunmasını sağlamaktır.
Pazarlama eylemlerini yürüten üyelerin yetkileri ve sorumlulukları kesin çizgilerle belirlenmemiştir. Üyeler tek bir eylem türüne bağlanmamışlardır. Pazarlama eylemleri sadece pazarlama departmanının sorumluluğunda değildir. Pazarlama bölümü dışında kalan bölümlerin yöneticileri de pazarlama eylemleriyle ilgilenirler.
Japon pazarlamasının güçlü yanı

pazarlama stratejileri ve taktikleri geliştirmekten çok

uygulamadadır. Uygulamanın etkili olmasında şu özellikler önemli rol oynar: Japon işletmelerinde orta yönetim basamağındaki yöneticiler

eylemlerin yönetiminde önemli rol oynarlar. Bunlar çok iyi yetiştirilmiş

alttan başlayarak

yönetici düzeyine yükselmiş

yaşamları boyunca işletmede görev yapan kişilerdir. Dolayısıyla işletmeyi ve çevreyi çok iyi bilirler. Üst yönetimle ve alt basamaktaki görevlilerle kolayca ilişkiler kurarlar. Etkili planlar ve programlar geliştirirler.
İkinci özellik

Japonya'da üst düzey yöneticilerin

pazarlamayla ilgili olarak

<<eylem normları>> koymalarıdır. Bu normlar

oldukça geneldir ve pek de açık-seçik değildir. Böylece

uygulamacılara esneklik verilmiş olur. Üçüncü özellik ise

işletmenin kurucusunun karizmasının ve önderlik yeteneklerinin

pazarlama eylemlerinin etkili bir biçimde yürütülmesinde itici güç olmasıdır.
Oluşturulan pazarlama stratejileri ve taktikleri kolayca kavranabilir ve ilgili taraflarca desteklenir. Stratejiler esnektir

değişen koşullara çabucak uyum sağlayabilir ve oldukça kısa süreli amaçlara yöneliktir. Ancak

işletme sahipleri ve finans kurumları kısa sürede kar için baskı yapmazlar

önemli olan belirlenen pazara girmek ve planlanan Pazar payını elde etmektir.
DEVLETİN ROLÜ
Devlet kuruluşları

işletmeleri ve iş hayatını yönlendirme çabalarında bulunur. Ancak emri vermez

dikte etmez

sadece özendirici ve caydırıcı biçimde davranır. Devletçe hazırlanmış merkezi bir plan yoktur. Bir çok ekonomik karar

ilgililerin düşünceleri alınarak oluşturulur.
Japon pazarlamacıları devlet kurumlarıyla iyi ilişkiler kurarlar ve uyumlu biçimde çalışırlar. Geliştirdikleri projeler ve stratejilere ilişkin bilgileri ilgili devlet kurumlarına verirler. Bu arada büyük işletmelerin küçük işletmelerle şiddetli rekabete girmelerini önlemek üzere bazı önlemler alındığını da belirtmek gerekir.
Türkiye İle Japonya'nın Pazarlama Sistemlerinin Karşılaştırılması
Japonya ile Türkiye'nin kıyaslaması yapıldığında

Japonya'nın pazarlamada elde ettiği başarıların Türkiye için niçin sağlanamadığı sorusu akla getirilebilir. Bu anlamda Japonya'nın izlediği yol ve uyguladığı yöntemler değerlendirilerek Türkiye'nin içerisinde bulunduğu şartlara göre yaralı sonuçlar oluşturacak fikirler geliştirilebilir. Bir ülke teknolojiye iki şekilde sahip olabilir

bunlar; 1- satın almak

2- teknolojiyi üretmek olarak sıralanabilir.
Bunlardan satın almak çok pahalıya mal olabilirken

ikincisinde ise çok büyük sermaye

bilgi

tecrübe gibi faktörlere ihtiyaç vardır. Kısaca

her ikisinin de yerine getirilmesi için finansal kaynak gereklidir. Japonya ise özellikle teknolojiyi alırken tamamen dışarıya bağlı kalmayıp

piyasadaki mevcut teknolojiyi aynen alıp

yeni gelişmeleri onun üzerine inşa ederek bugünkü konumuna ulaşmada önemli oranlarda yol kat etmiştir. Böylece mükemmeli başarmada her şeye sıfırdan başlamayarak büyük bir zaman ve finans kaybını önlemiştir.
Türkiye'nin böylesi durumlarda yapabilecekleri ve dışa açılma politikalrını geliştirmesi açısından yapması gerekenler şöyle sıralanabilir: Türkiye 1980 sonrası dönemlerde

iç talebin azalmasından dolayı artan ürün fazlalıklarının azaltılması düşüncesi ihracatın artmasına sebep olmuştur; ancak

devletin vermiş olduğu teşvikler ve sağlamış olduğu sübvansiyonlara rağmen Türkiye'nin dünya ticaret hacminden aldığı pay istenilen seviyelerde değildir. Türkiye'nin ulusal ve uluslar arası pazarlama açısından amaçlarını yeni gelişmelere göre gözden geçirmesi gerekmektedir.
Pazarlama yönetiminde

kişilerin veya kurumların değil toplumun menfaatini hedefleyen ve böylece toplumun katılımını sağlayabilen sosyal pazarlama anlayışının önemi hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Modern ve sosyal pazarlama anlayışının

ulusal ve uluslar arası pazarlama alanındaki gelişmeleri hızlandırıcı etkisinden faydalanabilmek için: devlet

tüketiciyi koruma kanunları; sanayi yatırımlarına yeterli teşvik ve indirimler; çevreyi ve insan sağlığını korumaya yönelik yatırımları özendirme; okullar

kalifiye eleman yetiştirme kursları

topluma karşı sorumluluk duygusunun geliştirilmesine yönelik çalışmaların ödüllendirilmesi gibi faaliyetlerle destek olmak durumundadır.
Türkiye bir müddet Japonya gibi ithal ikamesine yönelip

daha sonra dünya pazarlarına çok uluslu şirketler

ortaklaşa yatırımlar

yabancı sermaye yatırımı özel veya resmi ihracat büro ve acentaları açarak girebilir ancak

burada diğer ülke özellikleri dikkate alınarak Türkiye açısından en uygun olan şekil seçilmelidir. Yurt dışı pazarlara girmeden büyük zaman ve finans kaybını önleyecek tedbirleri almalı; gerekli olan değişiklik ve yenilikleri yapmalı; hedef müşterilerin beğenilerini üründen hizmete kadar kazanmalıdır.
Yüksek teknolojiyi ülkenin kendi öz sermayesiyle veya ihracat gelirleriyle en iyi şekilde transfer edebilmeli

uluslar arası rekabete karşı koyabilecek sanayileşme sağlanabilmeli

üretimle başlayan servis hizmetleriyle devam eden hizmetlerinde her ayrı faaliyet kolunda verimliliği sağlayabilecek bilgi sadece üst düzey bir idarecide veya birkaç idarecide toplanmamalı özellikle verimliliği sağlayacak şekilde dağıtılmalıdır.
Dış ticaret hacmi dar olan ve sanayileşmede geciken ülkelerde işletmelerin güç kaynağını oluşturan devlet uzun dönemde kar getirecek yatırımlarda müteşebbislere

her konuda hem destek vermeli hem de akılcı bir kontrolle yönlendirebilmelidir