Konu
:
<<< Yoksul Çocuk ve Elma Ağacı >>>
Tekil Mesaj Gösterimi
04-10-2007, 17:27
#
1
(
permalink
)
PąмųK SнęκęR
<<< Yoksul Çocuk ve Elma Ağacı >>>
<<< Yoksul Çocuk ve Elma Ağacı >>>
Ulu bir dağın eteğinde küçük bir köy ve o köyün karşı yamacında
sık yemyeşil yaprakları ile parlak kırmızı elmaları olan dibine her yaz sıcağı gölge ve serinlik veren bir elma ağacı varmış bir zamanlar. Ağacın dalları arasına yuva yapmış olan kuşlar
yaprakların arasında korunup
kanat çırparak daldan dala uçuşur
şarkılar söylermişler mutluluk içinde. Bir de her gün bu elma ağacını ziyaret eden gülünce yüzünde güller açan Ali adında yoksul ve zeki bir çocuk varmış.
"Ey güzel çocuk duyuyor musun beni?"
Küçük Ali bu sesin nereden geldiğini anlayamamış şaşkın şaşkın etrafına bakınıp durmuş
sonra farketmiş ki üstünde yemyeşil yaprakları ve kıpkırmızı elmalarıyla görkemlice duran elma ağacı dile gelmiş konuşmakta.
" Ey sevgili elma ağacı sen konuşabiliyor musun?" diye merakla sormuş elma ağacına...
- Tabii
demiş elma ağacı
"sen nasıl konuşabiliyorsan ben de öyle konuşurum ama kimse beni duymuyor çünkü durup dinlemiyor. Elmalarımdan alan hemen uzaklaşıyor burdan..."
- Bağışla
demiş küçük Ali
"bunca zamandır altından gelir geçerim sesini hiç duymamıştım
durup dinlememiştim. Ama bugün karnım açtı elma yemek için geldim buraya
konuştuğunu duyunca önce şaşırdım ama şimdi seni anlıyorum. Çünkü benimde arkadaşım yok benimle de kimse konuşmuyor çok yalnızım..."
Fakir ve yetim olduğu için kimsenin kendisiyle arkadaşlık yapmadığını söylemiş Ali.
-Elma ağacı önce derin bir iç geçirmiş ve sonra küçük Aliye "benimle arkadaş olur musun sana her gün elmalarımdan veririm karnını doyurursun?" demiş. Küçük Ali öyle duygulanmış ki cevap verememiş
cevap yerine sarılıp elma ağacına iki damla gözyaşı dökmüş yanağından... Elma ağacı da çok duygulanmış
"benim de derdim bir candan arkadaşımın olmayışı elmalarımdan alan çekip gidiyor burdan" demiş.
Küçük Ali ağaçtan aldığı iki elmayı hemen afiyetle indirmiş midesine. Sonra dönüp yeni dostuna teşekkür etmiş.
- Gerçekten de bu güne kadar böyle lezzetlisini yememişti Ali.
O günden sonra küçük Ali ile elma ağacı çok iyi dost ve iki candan arkadaş olmuşlar
hemen hergün buluşup kuşların cıvıltıları
suların çağıltıları arasında beraber güler
beraber ağlar
beraber oynar olmuşlar… O günden sonra bütün ağaçlarla
bitkilerle
çiçeklerle dost olmuş
kuşlarla
hayvanlarla konuşur olmuş Ali elma ağacının yardımıyla...
Annesi ölünce babası ve kardeşleriyle ortada kalmış Ali. Her gün ırgatlığa gidip tarla
bağ ve bahçelerde çalışarak günlük rızkını temin eden babası
getirdiği üç beş kuruşla çocuklarının geçimini sağlarmış. Bir gün babası da hastalanınca eve bir şey getirecek kimse kalmamış
derken iş çocukların en büyüğü olan Ali'nin başına kalmış.
Günler böyle sevgi ve neşe içinde geçip giderken bir gün Ali üzgün bir şekilde gelmiş elma ağacının yanına
bu defa çok hüzünlü ve endişeliymiş. Elma ağacı. "Söyle" demiş Ali kardeş"
"neden bu kadar üzgün ve telaşlısın
bir şey mi oldu acaba?" "Sorma elma kardeş babam hasta çalışan kimsemiz yok. kardeşlerim aç
hazır paramızda kalmadı. Ne yapacağımızı bilemez olduk?." demiş.
"Üzülme" diye yanıtlamış elma ağacı
her şeyin bir çaresi vardır. "Bak sana güzel elmalarımdan vereyim
götür çarşıda
pazarda sat
çok paran olur" diye teselli de bulunmuş. Sevincinden ne yapacağını bilememiş Ali
elma ağacına doğru akan kalbindeki sevgi sıcaklığını hissetmiş o an.
O günden sonra Ali devamlı gelip arkadaşının sunduğu kırmızı sihirli elmaları götürüp satmış. Bir zaman sonra ihtiyacından çok daha fazla parası olmuş. Ve her zaman olduğu gibi yine sevinçle oynamaya devam etmişler.
Ali bir gün yine çok dalgın ve üzgünmüş
canı hiç oynamak istemiyormuş. Elma ağacı canının sıkkın olduğunu gören Aliye "Söyle bakalım Ali kardeş canın yine bir şeye mi sıkıldı". "Sorma elma ağacı kardeş
kerpiçten örülü küçüçük bir evimiz vardı yağmura dayanamayıp yıkıldı
babam ve kardeşlerimle açıkta kaldık".
"Bununda bir çaresi var Ali kardeş
yeter ki üzülme. Al bu dallarımdan götür
onlarla kendinize bir barınak yapın içine girin
rüzgardan
yağmurdan korunursunuz." Deyip yine teselli etmiş Ali arkadaşını.
Çocuk sevgiyle
minnetle bakmış elma ağacına. Başlamışlar oyunlar kurmaya yeniden...
Aylar yel gibi
yıllar sel gibi geçip giderken küçük Ali büyük Ali olmuş derken hayalleri de büyümüş. Bir gün "yine dalgınsın Ali kardeş
acaba bilmediğim bir şey mi var"diye seslenmiş elma ağacı. "Ben çocuk değilim artık elma ağacı kardeş
büyüdüm
hayallerimde büyüdü
karşı koyları merak ediyorum
dağların öte yanını
dünyayı gezip görmek
tanımak istiyorum"...
"Onunda bir çaresi var Ali kardeş. Kes dallarımın bir kısmını
sağlam bir kayık yap kendine
yanına da elmalarımdan bol bol al
gezip gör dünyayı. Gittiğin yerlerde bana haber sal kuşlarla
selam yolla ki
içim rahat olsun olur mu? unutma emi! Diye tembih etmiş ve de fazla uzaklara açılma ne olur ne olmaz bazı yerler tekin olmayabilir
sana bir şey olursa üzülürüm". Deyip uyarmış arkadaşını.
"Bu incecik filizlerimi
çekirdeklerimi yanına almanı ve gittiğin her yere dikmeni istiyorum. Büyüyüp ağaç olsunlar
meyve versinler
gölge olsunlar
yiyen herkes şifa bulsun
şifa dağıtsın dört bir yana… Benim tomurcuklarım her iklimi sever
nerde olursa olsun toprağın kucakladığı her filizim yemiş verir"demiş
elma ağacı.
Elma ağacına sarılıp öpmüş
sevgi dolu gözlerle yüreği titreyerek bakmış Ali ve "sen meraklanma arkadaşım bana bir şeycikler olmaz
ayrıca uyarıların için de teşekkür ederim" deyip gülümsemiş kırmızı yanaklı elma ağacına "hey canım arkadaşım
sevgili elma ağacım
sen sonsuza yaşa emi". Deyip fısıldamış. "En zor anlarımda hep yanımda oldun
yardım ettin
bana sonsuz sevgini verdin
doğruyu gösterdin. Ne mutlu bana ki
senin gibi candan bir dostum var…"
Elma ağacının gövdesi ve dallarından
babasıyla beraber hazırladığı kayıkla ayrılmış oradan içi ağlayarak
o büyülü uzak yolculuk başlamış. Yemyeşil rengarenk pırıl pırıl nehirlerde ve derin mi derin vadilerde geçip giderken kalbinin en derinlerinde arkadaşı elma ağacını da götürüyormuş.
Kayığın içinde mutluydu
bu ucsuz bucaksız mavi gökler
bu dingin sular ülkesi Ali'nin ülkesiydi artik.
Küçük kayık
sonunda tertemiz suların üzerinde sessizce kaymaya başlamış. Nihayet içindeki sesin çağrısına uymuştu Ali. Gidebildiği yere kadar gidecekti.
Nehirin üzerinde arkadaşını düşünmüş
büyük bir sessizlik kaplamış
yalnızca ılık bir esinti hissediyormuş yanaklarında. Ali ağlamış en iyi arkadaşını terkettiği için
sessiz nehir gözlerinden yanaklarına akıyormuş sanki
keşke arkadaşını terketmeseydi diye geçirmiş içinden… Yalnızlık bir yana ama en iyi arkadaşının yokluğunu yüreğinde bir yara gibi hissetmiş. Gözyaşları öyle çoğalmışki
sanki nehir gözlerinin içinden akıyormuş…
Uyumuş Ali'cik gözlerini açtığı zaman kendisini büyülü bir atmosferde bulmuş. Mavisi yeşiline karışmış
uzun uzun ağaçların gölgelerini ve meyvalarını cömertçe sunduğu
renk renk çiçeklerin açtığı
kuşların cıvıl cıvıl öttüğü
pırıl pırıl suların aktığı
tertemiz havasıyla insanoğlunun pek uğramadığı bir yere gelmiş.
Her tarafta ceylanlar boy boy çeşit çeşit hayvanlar biribiriyle oynayarak otluyorlarmış.… Ama candan arkadaşından uzak
sevdiklerinden ayrı bir büyümüş çocuk vardı… Elma ağacına kuşlarla haber iletmiş her gitti yere
elma ağacından haber almış kuş kanatlarında…
Ali gittiği her yere elma ağacının tohumunu ekmiş
gittiği her yerde tohumlar filizlenmiş sevgiye. Sonra elma vermeye başlamışlar büyüdükçe. Kuşlar insanlar ve hayvanlar elma ağaçlarının altında buluştukça elma ağaçları da mutluluk dağıtmış etraflarına
böylece tüm canlılara elmalarından vermişler her yaz görkemli ve güçlü dallarıyla…
………….
Aradan çok uzun yıllar geçmiş. Ak sakallı
karlı dağların tepesini andıran başıyla ihtiyar bir adam çıka gelmiş
elinde baston yavaş yavaş yürümüş elma ağacına doğru. Elma ağacının altına gelince
başını kaldırıp sonsuz bir sevgiyle bakmış. Elma ağacı tanımış o eski arkadaşını kırlardan topladığı bir demet papatyayı bırakmış gövdesinin yanına ve sarılıp usulca seni seviyorum demiş.
PąмųK SнęκęR
Üyelere Açık Profil Bilgileri
PąмųK SнęκęR - Özel Mesaj gönder
PąмųK SнęκęR - Daha fazla mesajını bul