Tekil Mesaj Gösterimi
Eski 19-09-2007, 23:23   #6 (permalink)
_E_R_E_N_
 
_E_R_E_N_ - ait Avatar
_E_R_E_N_ - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: HÜcre Ve HÜcrenİn Yapisi

 
LİZOZOMLAR

Mitokondrilerin büyüklüğünde (0.5 mikron çapında); sayıca onlardan az ve daha düşük yoğunlukta; lipoprotein yapısında tek tabakalı bir zarla çevrilmiş içlerinde litik enzimler (hidrolazlar proteazlar lipaztar ve fosfatazlar; toplam kırktan fazla enzim saptanmıştır) içeren çoğunluk küremsi keseciklerdir (Şekil 3.1 ve 5). ilk defa 1955 yılında sıçan karaciğerinde saptanmış daha sonra alyuvarlar hariç tüm hayvansal hücrelerde özellikle vücudun savunmasından sorumlu olan akyuvarlarda ve makrofajlarda bol miktarda bulunduğu görülmüştür. Bitki hücrelerinde mantar­larda ve mayalarda lizozom benzeri yapıların olduğuna ilişkin bazı kanıtlar vardır. Bakterilerde ise lizozom yoktur; fakat litik enzimler bulunmuştur.
Hücrelerdeki bileşikleri özellikle protein polisakkarit ve çekirdek asitlerin! hidroliz ederek parçalayabilen bu litik enzimler bir zarla çevresinden ayrılmakta ve büyük bir olasılıkla da lizozom İçerisinde etkisiz (inaktif) durmaktadır. Tahrip edilen bir fizozomdan dışarıya akan enzimler kısa bir sürede tüm hücre içeriğim' liziz ederek (parçalayarak) onu ölüme sürükler. Bu olaya "Otoliz" denir ölümden kısa bir süre sonra kokuşmanın ortaya çıkması bu lizozomların bozulması nedeniyledir. Lizozom enzimleri ribozomlarda sentezlenerek ya ER aracılığıyla doğrudan doğruya ya da GA aracılığıyla dolaylı olarak paketlenerek yani bir kesecik içerisine alınarak sitoplazmaya verilir içi tanecikli lamelli ya da homojen yapıda olabilir.
Yumurtanın döllenmesi sırasında spermanın akrozomundan çıkarılan (yumur­tayı delmek için) enzimler lizozom içeriğidir. Lizozomların iyi işlev görmemesi hücrelerin ve dokuların yaşlanmasına neden olur. Metamorfoz (başkalaşım) geçiren canlı­ların hücrelerinin bir çeşit eriyerek yeniden şekillendirilmesinde erime işlemim gerçekleştiren lizozomlardır. Keza dokulardaki programlanmış (zamanı gelmiş) hücre ölümleri de yine bunlar tarafından yapılır.

Karbonhidrat taşıyan proteinler ve diğer maddeler özellikle hücre yüzeyinde bulunurlar ve hücrelerin birbirlerini tanımasın) (kendi doku türünden olanlar) diğer hücrelerle ilişki kurmasını morfogenetik hareketlerin (embriyolojik hücre hareketleri) oluşmasını sağlarlar. Birhücrelilerin konjugasyon yaparken birbirini tanıması ve birbi­rine yapışması hücre yüzeyindeki özel karbonhidratlarla olur. Embriyonik gelişim sırasında farklılaşmış hücrelerin bir araya toplanması için de bu karbonhidratlar önemlidir.
Hücre yüzeyindeki bazı glikoproteinlerin bozulmasıyla kanserleşmenin ortaya çıktığı bulununca araştırmalar bu konu üzerinde yoğunlaştı. Virüslerin konukçu hücreleri tanıması (hücreye özgü virüsler) da bu karbonhidratlarla ya da karbonhidratlı proteinler aracılığıyla olmaktadır. Hücre içerisine endositosisle alınacak madde­lerin lizozomlarda parçalanıp parçalanmayacağı ya da hangi asamaya kadar parça­lanacağı bu endositoz zarın özgüllüğü ile saptanır. Bu zar da hücre zarından oluşur ve dolayısıyla GA'nın dolaylı denetimi altındadır.
Sonuç olarak hücreye girecek ve çıkacak tüm maddeler hücrenin bölünmesi gelişmesi farklılaşması işlevleri ve diğer hücrelerle olan ilişkileri hücre zan tarafın-dan saptanır. Zarın özelliği de proteinlerle birlikte karbonhidratlar tarafından sağlanır ve karbonhidratlar (glikozamin ve mannoz hariç; bunlar protein molekülüne ribozomlarda eklenir) özellikle terminal şekerler (galaktoz fukoz ve sialik asit) protein zincirlerine GA'nda eklenir. Golgi aygıtının sistemleri ER'dan meydana gelmiştir.
Hücre içerisine giren küçük moleküller doğrudan doğruya enerji elde eden sis­temler (glikoliz ve trikarboksilik asit çemberi) aracılığıyla parçalanabilir ya da sentezlenme tepkimelerine herhangi bir değişikliğe uğramadan katılabilir. Halbuki endositozisle fagositozla ve besin ko¤¤¤¤arıyla (birhücrelilerde) hücreye alınan büyük moleküller maddeler hatta bakteriler lizozomlar aracılığıyla küçük moleküllere par­çalanır. Bir miktar hücre zarıyla çevrilmiş olarak hücre içine giren bu besin kofulu (fagozom) lizozomlarla sarılarak temas ettikleri yerde zarları erimek suretiyle bir tek koful halinde birleşirler. Litik enzimler bu koful içinde besin maddelerim koful zarından difüzyonla geçebilecek kadar küçük moleküllere parçalarlar ve sindirileme-yen kısım koful içinde kalır. Birhücreli canlılarda artık maddeleri taşıyan bu koful hücre zarıyla birleşerek dışarıya açılır ve sindirilemeyen maddeler bu yolla atılır. Yüksek organizasyonlu canlılarda bu artıklar ya yavaş yavaş (çoğunluk difüzyonla) hücre dışına atılır (karaciğer hücrelerinde olduğu gibi) ya da sindirim kofulu tekrar tekrar kullanılarak bir zaman sonra artık maddelerle dolmasına ve hücrenin yaşlan­masına neden olur. Yaşlandıkça insanın vücudunda özellikle ellerinin üzerinde omuzlarında ya da yüzünde kahverengi lekelerin oluşması lipofuksin denen pigmentlerin (yaşlılık pigmenti) birikmesindendir
Kandaki akyuvarlar vücudu özellikle bakterilere karşı savunmak için sorumlu olduklarından taşıdıkları taneciklerde bol miktarda lizozom enzimi içerirler. Böylece bir zaman sonra akyuvar içerisindeki taneciklerin hepsi bakteri lizisinde kullanılır ve tüm hücre bir ya da birkaç ko¤¤¤¤a tamamen dolar. Bu artık maddeler dışarıya atılamadığından bir zaman sonra akyuvar ölür.
Kemiklerin yıkılıp yeniden yapılması sırasında lizozomlar yıkıcı osteoklast hücrelerinden dışarıya litik enzimler salgılarlar ve yıkılan artıkları da hücre içerisinde sindi­rirler. Keza yumurtanın döllenmesi sırasında da spermanın akrozumundan (basının uçundan) litik enzimler (pankreas tripsinine benzer bir enzim) salgılanarak yumurta zarının delinmesi sağlanır. Döllenmeden hemen sonra bu sefer yumurtanın kabuğunda bulunan taneciklerdeki litik enzimler serbest hale geçerek kabuğu parçalar ve diğer spermaların girmesin! önleyecek yeni bir kabuğun meydana gelmesini sağlar.
Lizozomlar keza kendi hücresi içerisindeki bazı maddeleri ya da organelleri (çoğunluk işlevlerim bitirmiş ya da bozulmuş) de sindirir. Bunun nasıl işlediği tam olarak bilinmemektedir. Sindirim ko¤¤¤¤arının içinde ribozom ve mitokondrilere rast­lanır. Fazla A vitamininin kemiklerdeki ve kıkırdaktaki lizozom enzimlerim serbest bıraktığı ve dolayısıyla kemikleri kırılır bir duruma geçirdiği; fakat yeterli miktarlarda da yaşlı hücreleri yok etmeyi sağladığı için genç kalmada yardımcı olduğu saptan­mıştır.
Lizozom enzimleri daha çok hafif asidik ortamlarda etkendir. Hücrede birçok işlevinin yanısıra bozukluklarında bazı hastalıkların ortaya çıkmasına neden olurlar. örneğin soluduğumuz havadan alınan karbon parçacıkları akciğerimizdeki fagosit­lerde yıllarca kalmasına karşın silisyum dioksit fagositlerin lizozomuna girer ve ora­da bulunan enzimlerin etkisiyle kristallerinin üzerinde silisik asit oluşur. Silisik asidin hidroksil grupları hücre zarının yapısında bulunan fosfolipit ve proteinlerin bazı gruplarıyla çok sıkı hidrojen bağları kurar. Böylece hücre ve lizozom zarları zedelenir. Ayrıca silisyum dioksit taşıyan fagositler hücre dışına bir madde salgılarlar. Bu mad­de özellikle akciğerdeki bağ dokunun bir çeşit fibröz dokuya dönüşerek esnekliğin} yitirmesine neden olur. Keza aspest kristalleri de aynı rahatsızlıklar) özellikle mezotelyum (vücut boşluğunu astarlayan zar) kanserlerini meydana getirir. Kanda ürik asidin fazla olması (proteini fazla alanlarda daha yaygındır) mono-sodyum ürat kris­tallerinin eklem yerlerinde toplanmasına (gut hastalığı) ve buradan da fagositlerin içi-ne girerek lizozomlarındaki enzimleri serbest bırakmasına neden olduğu bilinmekte­dir. Bu da sonuçta kininlerin (ağrı yapıcı maddeler) meydana gelmesini sağlar. Bun­dan başka lizozom enzimlerinin histamin serotonin ve bradikinin oluşumunu sağla­dığı bunların da yangıya (apse) neden olduğu varsayılmaktadır. Sıtmaya karşı kulla­nılan kinin bağırsak parazitlerine karşı kullanılan karbon tetraklorit parazitlerin lizo-zomlanna yoğunlaşarak onların etkinliğini bozar. Keza deriyi ışığa karşı duyarlı kılan porfirin antrasen ve nötral kırmızısı yine lizozomlarda toplanır.
Mitozda lizozomların sayışı azalır ve olanlar da kenara itilir (normal durumda çekirdek civarında fazladırlar). Keza lizozom zannın geçirgenliğim artıran maddeler (örneğin karsinojen etki gösteren forbol A) verildiğinde mitoz bölünme hızı artırılır stabilize edici maddeler (kortizon gibi) verildiğinde bu hız azaltılır. Bu da mitoz bölün­menin belirli ölçüde lizozomlarla hızlandırıldığını kanıtlar. En azından meydana getir­diği proteaz enzimler aracılığıyla ribozomlardaki protein sentezini inhibe eden bazı proteinleri parçalamak suretiyle hücre aktivitesini artırdığı saptanmıştır. Nitekim yumurtanın döllenmesi sırasında verilen litik enzimler (keza yumurta hücresine proteolitik enzimler verildiğinde de aynı şey olur) bu inhibitörü ortadan kaldırdığından protein sentezi büyük ölçüde artar.
Lizozomlardan elde edilen lizozom deoksiribonükleazın (DNaz) DNA'yı parça­ladığı bilinmektedir. Lizozom DNaz'ın iki aktif bölgesi vardır. Bunlar DNA sarmalının her iki ipliğin! birden parçalarlar. Yalnız bir ipliğin parçalanması karşı taraftaki komplementeri tarafından onarılabilir (daha geniş bilgi için kalıtımla ilgili bölümdeki DNA rejenarasyonuna bkz!). iki taraflı yıkımın onarımı olanaksızdır. Lizozom DNaz'ı DNA'yı tam yıkmasına karşın pankreas DNaz'ı kısmen yıkabilmektedir.
Kanser meydana getiren birçok faktörün (fiziksel mor ötesi ışınlar ve îyonize ışınlar; kimyasal polibenzoitler hidrokarbonlar azotlu bazı bileşikler dişi eşey hormonu silis aspest vs. ve virüsler) doğrudan ya da dolaylı olarak kromozom yapışım ya da DNA'nın dizilimim bozduğu bilinmektedir özellikle silisyum dioksitte anlattığı­mız gibi bazı maddelerin lizozom zarım bozarak enzimlerin bu arada DNaz'ın serbest kalmasına; bunun da DNA'yı bozarak hücrenin kanserleşmesine yol açtığı varsayılmaktadır.
Keza kalıtsal olarak birçok enzim sentezlenemeyebilir ve buna bağlı olarak lizozomlar işlevlerim yapamazlar. Bu şekilde çoğunluk autozomlardaki çekinik genlerin neden olduğu (bir tanesi eşey kromozomundadır) on kadar hastalık tanımlanmıştır (örneğin Tay-Sachs Niemann-pick vs.) özel yöntemlerle (enzimlerin üzerim antikorla kaplamak suretiyle) dışarıdan lizozom içine sokulan eksik enzimler hastaların iyileşmesine neden olur.

KOFUL

Hücre zarının sitoplazmaya doğru yaptığı bir kıvrımlardan endoplazmik retikulumdan veya golgi aygıtından meydana gelirler.Kese şeklinde içi sıvı dolu bir organeldir.Ko¤¤¤¤ar madde alış verişinde ve bazı maddelerin depolanmasında ve hücre içi sindiriminde rol oynarlar.

Ko¤¤¤¤ar daha çok tek hücreli organizmalarda ve bitki hücrelerinde bulunurlar.Hayvan hücrelerinde çok küçük olan koful bitki büyük ve fazla gelişmiştir. Ko¤¤¤¤ar genç hücrelerde küçük yaşlı hücrelerde ise hücreyi doldurabilecek kadar büyük olabilirler.Tek hücreli canlılardaki boşaltım ko¤¤¤¤arına kontraktil kofulu denir.

PLASTİDLER


Sadece bitki hücrelerinde bulunan hayvan hücrelerinde bulunmayan organeldir.Plastidler renklerine göre üçe ayrılırlar.
Kloroplastlar:Yeşil pigment (renk maddesi) taşıyan plastidlerdir.Bitkilerin yaprak ve genç gövdelerindeki hücrelerde bulunurlar.Mitokondrilerde olduğu gibi çift zarla çevrilmişlerdir.Kendilerine özgü DNA ve RNA’ları vardır.Kloroplastların içi stroma denilen renksiz sıvı ile doludur.Stroma içinde ise lameller şeklinde granumlar yer alır. Klorofil pigmentleri lameller üzerinde yer alır.Kromoplast:Genellikle genç hücrelerin plastidlerinden meydana gelir.Sarı(ksantofil) turuncu(karoten) kırmızı(likopin) gibi pigmentleri taşırlar.Bu pigmentler meyvelerin ve çiçeklerin rengini verir.Domateste likopin havuçta karoten ayçiçeğinin taç yapraklarında ksantofil pigmentleri vardır. Lökoplast:Bitkilerin ışık görmeyen kısımlarında oluşan renksiz plastidlerdir. Lökoplastlar ışık varlığında kloroplasta dönüşürler.Bitkilerin protein yağ nişasta depolandığı organeldir.
_E_R_E_N_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla