ve iLk kLip YaLnız KaLsın
YaLnız KaLsın
Gömdüm Sandım Gittiğinde bir demet çiçeğim bile yok
Toprak kaldım gittiğinde
filiz verdim de suyu yok
Yalnız Kalsın Dediğin Diline
Bedduadır Sesinin Teline
hayko makinayı dagıttı
Dövme ÜzerineHAYKO CEPKİN
Değişik pandomime benzer hareketleri ve müzik tarzıyla bir anda gençlerin gözdesi oldu. Hayko; müzik piyasasının sonradan damdan düşer gibi patlayanlarından değil. Kendisi bir klavye virtüözü. Ve dahası dahası da var… O eski bir dövme sanatçısı. Gelin sonrasını kendisinden dinleyelim.
Fatih; “Herkesin bilmediği yönlerin üzerinde durmak istiyorum. Hareketlerin ve dövmelerin kliplerinde sahne performansına ayrı bir anlam katıyor. Peki bu kolluklar ve dövmelerin görselliğini oluşturduğu tarz nasıl ortaya çıktı?”
Hayko; “İlk klibimizi çekerken yönetmenimizle uzun uzun düşündük. Kıyafet seçimi için bayağı uğraştık. Üzerime bir spor atleti geçirmiştim ki
tamam
dedi. Sportif bir kıyafetle çıkacaksın… Eee bende kollarım boş gözüküyordu
kollukları geçirdim gitti. Yakıştığını düşünüyorum.Zaten daha sonra bir spor firması bana sponsor oldu. Ve bu tarz tam olarak ortaya çıktı.”
Hayko; “Dövmelere gelince; ben hiçbir zaman dövmelerimle ön plana çıkmaya
onları sergileme amaçlı yaptırmaya eğilimli bir insan olmadım. Bunu düşünen adam salaktır zaten. Öyle insanlar popüler kültüre alet olmuşlardır. Dövme yaptırmak için boşuna acı çekmiştir. Dövmeyi yaşarsın… Hissedersin…O senin felsefendir ve o yüzden bunu yaparsın
yaptırırsın…Vücudumda; –the crow- un simgesi
geri dönüşüm işareti var ki geri de döneceğiz toprağa… Kısaca benim için her birinin anlamı ve değeri var.Seviyorum dövmelerimi”
Fatih; “Dövmeleri’ni İstanbul’dan dövme sanatçısı arkadaşım Ruhsel Donbalak yaptı diye biliyorum. Benim yazdığım ‘Türkiye’de Dövme Sanatı’ dövme araştırma ve bilgi kitabına verdiği söyleşide Ruhsel senden bahsetmişti. Ama bir de okuyucularımıza aktaralım?”
Hayko; Bendeki dövmeleri Ruhsel Usta
üstad ne dersin bilemiyorum
O yaptı. Kitabının içeriğinde belirttiğin üzere Türkiye’nin ilk dövme ustalarından biridir. Ben 1994’ten başlayarak onun yanında çıraklık yaptım. 4 sene çalıştım. Ama doğuştan gelen bir el titremesi olayım var. Ve yapamayacağıma kanaat getirdim. Bir gün çıktım karşısına ve Ustam ben yapamıyorum
dedim. Bir insan kendisine yalan söylememeli bence ve hangi işi iyi yapıyorsa onla ilgilenmeli. Yani ben dövmenin kültürüne
felsefesine sahibim. İşin iç yüzünü bilen bir insanım. Popüler kültürün aleti olmuşsa
alet edenlerin meselesidir. Beni alakadar etmez. Başkalarının dövmeleri de
hayatları da beni ilgilendirmez. Biri bende dövme gördü diye dövme yaptırıyorsa zaten bu onun sorunudur. Rahatsızlığıdır.”
Fatih; “Müziği dövme yaptırdığın dönemlerde de bir arada sürdürüyor muydun?”
Hayko; “ Senin de bildiğin üzere zaten birçok grupta ve sanatçıda klavye çaldım. Müziğin içindeydim. Ama yoğunluk meselesi. O zamanlar dövme sanatçısı olmayı gerçekten istedim ama bu da bir yetenektir. El hüneridir. Bende de bu el titremesiyle ne kadar yetenek olursa olsun gölgede kalacaktı. Müziği seçtim. İstediğim işi yapıyorum. Memnunum hayatımdan. Kendi dinleyici kitlemi de oluşturduğumu düşünüyorum. İnternet siteme gelen eleştiriler de bunu gösteriyor bana. ”
Fatih; “Peki insanların sana sıkıntı çekmeden rahatça ulaşabildiklerini söyledin az önce bir hayranına. Gerçekten böyle mi? Nasıl iletişim kuruyorlar seninle?”
Hayko; “ haykocepkin.com İnternet sayfamdan bana ulaşan tüm beni sevenlerin mesajlarını bizzat kendim okuyorum. 1 milyon tane gelse yine de okur cevap veririm. Araştırın cevap vermediğim bi tane adam bulamazlar. Ben hep böyle olacağım…Bana ulaşan her insan değerlidir benim için. İster övsün
ister eleştirsin!”
Fatih; “Çok teşekkürler vakit ayırdığın için
konser öncesi oldukça enerjik görüyorum seni…”
Hayko; “ Evet… Bu benim her zamanki halim. Yerinde duramayan bir adamım. Eskişehir’i de bu açıdan oldukça seviyorum. Bu 3. gelişim ve daha sı da
gelecek…Ben teşekkür ediyorum… Çalışmalarında başarılar.”