S-Ş
SABİT DEĞERLER (SLOW ASSETS
FIXED ASSETS) :
Ev

bina

toprak

makina gibi kullanılan ve satış için elde tutulmayan taşınır ve taşınmaz değerlerin tümüne verilen addır.
SABİT GETİRİLİ MENKUL KIYMETLER (FIXED INCOME SECURITIES) :
Alacaklılık hakkı sağlayan

belirli bir meblağı temsil eden

dönemsel gelir getiren

misli nitelikte seri halinde çıkarılan

ibareleri aynı olan ve yatırım aracı olarak kullanılan borçlanma senetleridir. İhraç eden kuruluşların niteliğine göre kamu ve özel sektör menkul kıymetleri olarak ikiye ayrılırlar. Sabit getirili menkul kıymetler vade sonuna kadar elde tutulmaları halinde belirli bir getiriyi garanti eder.
SABİT KUR SİSTEMİ (FIXED EXCHANGE RATE SYSTEM) :
Döviz kurunun hükümet tarafından belirlendiği

olabilecek dalgalanmalara izin verilmeyen

döviz kurlarının sabit tutulduğu sistemdir. Sabit kur sistemi

altın para sistemi ve kontrollü kambiyo sistemi olarak sınıflandırılır.
SABİT MALİYETLER (FIXED COST; OVERHEAD COST; CONSTANT COST) :
Kısa dönemde işletmenin üretim seviyesine bağlı olmayan giderlerdir. Işletmenin üretim miktarı azalsa da

artsa da miktarı değişmeyen kaçınılmaz giderlerdir. Bina

makina

teçhizat giderleri sabit maliyetlerin başlıcalarıdır.
SABİT SERMAYE (FIXED CAPITAL) :
Bina

arsa

makina gibi itletme aktifinde bulunan ve amortisman hesabına giren varlıklar için yatırılan sermayedir. Bunlar hemen paraya çevrilemezler.

süreklilik gösterirler. Makina

arazi

patent hakkı

her türlü donanım sabit sermaye unsurlarından bazılarıdır.
SABİT SERMAYE MALLARI (FIXED CAPITAL GOODS) :
Bina

makina gibi üretim sırasında uzun süre kullanılabilen dayanıklı mallardır.
SABİT SERMAYE YATIRIMLARI (FIXED CAPITAL INVESTMENTS) :
Bina

makina gibi üretim sırasında uzun süre kullanılabilen dayanıklı malların üretilmesi için yapılan harcamalardır.
SAFİ MİLLİ HASILA NET (NATIONAL PRODUCT) :
Ülkenin ekonomik durumunu ve refah seviyesini belirlemek amacıyla

gayrisafi milli hasıla'dan amortismanların çıkarılması yoluyla elde edilen değerdir.
SAĞLAM PARA (HARD CURRENCY
SOUND MONEY) :
Fiili satınalma gücü ve resmi değeri büyük oranda birbirine eşit olan paradır. Genellikle güçlü bir ekonomiye sahip ülkelerin paraalrı sağlam para kabul edilmektedir.
SAMURAİ :
Japonya'da ihraç edilen yabancı tahvillerdir.
SANAYİ (INDUSTRY) :
Hammaddeleri yapılmış madde haline getirmek için gerçekleştirilen üretim ve bu üretimde kullanılan araçların tümüne verilen addır. Sanayi

müteşebbis tarafından kâr elde etmek amacıyla kurulan mal ve hizmet üretimidir.
SATICI PİYASASI (SELLER'S MARKET) :
Satıcıların pazara hakim olduğu

istedikleri satış şartlarını alıcılara kabul ettirdikleri piyasa türüdür. Talebin arza oranla çok olduğu durumlarda

satıcılar piyasaya hakimdirler. Fakat talebiz az olduğu durumlarda

arz-talep dengesi bozulacağından

satıcıların piyasaya olan hakimiyeti de azalacaktır.
SATIŞ GARANTİSİ (UNDERWRITING) :
Şirketin finansal varlık ihracında yatırım bankalaının ihracı yapan şirketi güvence altına alacak şekilde bu şirketlere tanıdıkları garantidir. Piyasaya yeni çıkan menkul değerlerin satılamaması gibi olumsuzlukları önlemek amacıyla yapılır.
SATIŞ VERGİLERİ (SALES TAXES) :
Harcamalar üzerinden alınan bir tür dolaylı vergidir. Genel satış vergileri ve Özel satış vergileri olarak ikiye ayrılır. Genel satış vergileri

üretim esnasında mallar el değiştirirken alınırlar. Özel satış vergileri ise tüketim esnasında alınan vergilerdir.
SAVAŞ EKONOMİSİ (WAR ECONOMY) :
Savaş dönemlerinde tüm ekonomik kaynakların savaş için gerekli malların üretiminde kullanıldığı

fiyat belirleme ve üretim

bölüşüm

tüketim kararlarının tamamen devletin kontrolüne bırakıldığı ekonomik düzendir.
SEANS (SESSION) :
Bir menkul kıymet pazarında işlemlerin gerçekleştirilebileceği (başlama ve bitiş arasındaki) zaman aralığıdır.
SEKTÖR (SECTOR) :
Ekonominin faaliyet bölümleridir. Bu bölümlendirmenin ekonomik analizlerde ve teorik çalışmalardaki rolü büyüktür.
SELEKTİF KREDİ POLİTİKASI (SELECTIVE CREDIT POLICY) :
Kredi kaynaklarının ekonomik amaçların önceliğine göre dağıtılmasıdır. Krediler ilk aşamada gelişmesi gerekli sektörler için verilirler.
SENDİKA (TRADE UNION) :
İşçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde

ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacıyla oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır. Işçi sendikaları

işkolu esasına göre bir işyerindeki işçiler

işveren sendikaları da yine işkolu esasına göre bir işyerindeki işverenler tarafından kurulurlar.
SENDİKASYON KREDİSİ :
Bankanın ihracatçı müşterilerine kullandırmak üzere uluslararası bankalar piyasasında borçlanma yolu ile fonlama temin etmesine denir.
SERBEST BÖLGELER (FREE ZONES
FREE TRADE AREAS) :
Mal ve hizmetlerin gümrük vergisine bağlı olmaksızın serbestçe girdikleri ülkenin gümrük sınırları dışında kalan bölgelerdir. Mallar bu bölgelerde depolanabilir veya tekrar ihraç edilebilirler. Serbet limanlar

serbest ticaret bölgelerinin en yaygın olanıdır. serbest üretim bölgesi

ihracata yönelik hafif imalat sanayi üretiminin gerçekleştiği bölgelerdir. serbest üretim bölgelerinin serbest ticaret bölgelerinden farkı

bir üretim merkezi olmalarıdır.
SERBEST KREDİLER (UNTIED CREDITS) :
Kullanımına herhangi bir sınırlama getirilmeksizin

kullanımını kredi alan ülkenin belirlediği ülkelerdir. Bu tip kredileri

genellikle uluslararası bankalar verirler.
SERBEST MAL (FREE GOODS) :
Üretimleri için bir çaba harcanmayan

tüm ihtiyaçları karşılayacak kadar çok bulunan

fiyatı olmayan mallardır. Hava

serbest mallara en güzel örnektir.
SERBEST PİYASA EKONOMİSİ (FREE MARKET ECONOMY) :
Ekonomik faaliyetlerin tam rekabet şartlarında serbestçe yapılabildiği

arz ve talebin temel belirleyici kabul edildiği

ekonomik sorunların fiyat mekanizması ile çözülmeye çalışıldığı ekonomidir.
SERBEST REKABET (FREE COMPETITION) :
Tekelci işletmelerin devlet müdahalesinin olmadığı bir piyasadaki rekabetidir.
SERİ ÜRETİM (¤¤¤¤¤¤ PRODUCTION) :
Aynı maldan

aynı zamanda birden fazla üretilmesidir. Seri üretimde mamul sayısı azdır. Kısa zamanda tamamlanan bir serinin üretiminden sonra başka malın üretimine geçilir
SERMAYE (CAPITAL) :
Üretimde kullanılan kendisi de üretilmiş olan mal ve değerlerdir. Sermaye kavramı; yatırılmış para

yatırımdan kazanılan gelir ve varlıkların parasal değeri anlamında da kullanılmaktadır.
SERMAYE ARTTIRIMI (CAPITAL INCREASE) :
Bir şirketin esas sermayesine karşılık olan hisse senetlerinin bedelleri ödendikten sonra genel kurul kararı ile yeni hisse senedi çıkarılarak şirket sermayesinin artırılmasıdır.
SERMAYE GİDERLERİ (FINANCIAL EXPENSES) :
İşletmenin banka

finansal kuruluş ve borç alınan üçüncü şahıslara ödediği faizdir. Finansman giderleri olarakta adlandırılırlar.
SERMAYE HESABI (CAPITAL ACCOUNT) :
Özel kuruluşlarla

kamu kuruluşlarının gerçekleştirdiği

kısa ve uzun süreli olan

uluslararası sermaye akımlarının ödemeler bilançosunda bulunduğu bölümdür. Sermaye hesabı

kısa süreli sermaye bilançosu

portföy yatırım bilançosu gibi alt bilançolara ayrılabilir.
SERMAYE İHRACI (CAPITAL EXPORT) :
Birikim yoluyla sağlanan sermaye fazlasının sermaye açığı olan ülkelere transfer edilmesi işlemidir.Gelişmiş ülkelerde kullanılmayan sermaye fazlası az gelişmiş ülkelere ihraç edilerek bu ülkelerin bundan yaralanmasını sağlamaktır.
SERMAYE İTHALİ (CAPITAL IMPORT) :
Sermaye açığı olan ülkelerin sermaye fazlası olan ülkelerden veya uluslararası finansman kuruluşlarından gerekli sermayeyi transfer etmeleri işlemidir.
SERMAYE KAZANÇLARI (CAPITAL GAINS) :
Menkul veya gayrimenkul sermaye varlıklarının satın alındıkları ve satıldıkları tarih arasındaki değer artışı ile sağlanan kazançtır.Bu varlıkların elde tutulma süresi bir yıldan az ise elde edilen kazanç ; bir yıldan fazla ise uzun süreli sermaye kazancı olarak adlandırılır.
SERMAYE KAZANÇLARI VERGİSİ (CAPITAL GAINS TAX) :
Menkul veya gayrimenkul sermaye varlıklarının satışından sağlanan değer artış kazançları üzerinden alınan vergidir.Bu vergilendirme varlığın elde tutulma süresine ve kazanç miktarına göre belirlenir.
SERMAYE MALLARI (CAPITAL GOODS) :
Makina

teçhizat

fabrika

bina gibi başka malların üretiminde kullanılan mallardır.
SERMAYE PİYASASI (CAPITAL MARKET) :
Uzun vadeli finansman ihtiyaçlarının ve bunların karşılanması için yaratılmış finansal varlıkların alınıp satıldığı piyasadır.Sermaye piyasasının başlıca görevleri tasarruf oluşturmak

riske katlanmaktır.
SERMAYE PİYASASI KURULU (STOCK EXCHANGE COMMISSION) :
Türkiye'de sermaye piyasasını düzenlemek için çıkartılan 30 Temmuz 1981'de yürürlüğe giren sermaye piyasası kanunuyla kurulan merkezi Ankara'da bulunan kamu tüzel kitisidir.
SERTEN (CERTAIN) :
Kambiyo borsalarında uygulanan

bir ülke parasının değerinin başka bir ülke parası cinsinden ifade edilmesidir.
SERVET VERGİSİ (WEALTH TAX) :
Kişilerin belirli bir anda sahip oldukları her türlü menkul ve gayrimenkul mal ve paralardan oluşan servetleri üzerinden alınan dolaysız bir vergidir.Emlak vergisi imotorlu taşıt vergisi örnek verilebilir.
SICAK PARA (HOT MONEY) :
Bir ülkeden başka bir ülkenin mali kriz merkezlerine hareket eden kısa dönemli sermaye hareketleridir.Bunun nedenleri arasında arbitraj bulunur.
SIKI PARA POLİTİKASI (TIGHT MONEY POLICY) :
Enflasyonist dönemlerde uygulanan

piyasadaki para arzını azaltmaya yönelik politika tedbirleridir.Bu uygulama esnasında

emisyon ve kredi hacimlerinin daraltılması

reeskant

karşılık ve faiz oranlarının yükseltilmesi gibi önlemler alınır.
SINAİ ÜRETİM ENDEKSİ (INDUSTRIAL PRODUCTION INDEX) :
İmalat sanayinde

madencilik

elektrik ve gaz endüstrilerinde fiziksel üretim değerlerinin dönemsel olarak ölçülmesidir.
SİGORTA (INSURANCE) :
İleride olabilecek her türlü olay ve risk karşısında doğacak hasar ve zarara karşı önceden sağlanan teminat ve telafi olanağıdır. Sigorta sözleşmesi ile gerçekleştirilir. Sigortacı

sigorta yaptıran kişi

sigorta menfaati

sigorta tazminatı

riziko sigorta sözleşmesinin unsurlarıdır.
SİSTEM ANALİZİ (SYSTEM ANALYSIS) :
Daha iyi bir sistem tasarlanması ve geliştirilmesi amacıyla herhangi bir sisteme ve onun işlediği çevreye bağlı faktörlerin toplanması

düzenlenmesi ve değerlendirilmesi işlemleridir.
SON GİREN İLK ÇIKAR (LAST IN FIRST OUT) :
Bir stok değerlendirme yöntemi olan son giren ilk çıkar yöntemine göre

en son alınan malların ilk tüketileceği

ilk satın alınan mallarında son mevcut olarak kalacağı düşünülür.
SOSYAL FAYDA (SOCIAL BENEFIT) :
Alınan ekonomik kararlar sonucunda

toplumun refah seviyesinde meydana gelen artıştır. Bu kararlar devlet tarafından alınabileceği gibi

kişiler tarafından da alınabilir.
SOSYAL MALİYET (SOCIAL COST) :
Bir ekonomik faaliyetin topluma olan maliyetidir. Sosyal maliyetin faaliyeti yapan kişi ya da kurumun maliyetine eşit olması şart değildir.
SOSYAL MUHASEBE (SOCIAL ACCOUNTING) :
Belirli bir ülkenin

belirli bir dönemde milli gelir ve giderleriyle

ekonomik faaliyetlerini muhasebe tabloları ile açıklayamaya yarayan sistemdir.
SOSYAL PLANLAMA (SOCIAL PLANNING) :
Bir ülkenin beşeri altyapısını oluşturan toplum yapısının gelişmesinde ekonominin kalkınmasına yardım edecek şekilde sosyal

ekonomik

siyasi politikalar izlemek yoluyla düzenlemelerin planlanmasıdır.
SOSYAL YARDIMLAR (PUBLIC RELIEF) :
Ekonomik ve sosyal açıdan korunmaya muhtaç kişilere karşılık beklemeksizin insani

dini

sosyal ve ailevi gerekçelerle yapılan maddi desteklerdir.
SPEKÜLASYON (SPECULATION) :
Fiyatların ileride değişeceği ve bu fiyatlar üzerinden yapılacak alım-satım işlemlerinden bir kâr sağlanacağı beklentisiyle bugünden alım-satım işlemleri yapmaktır.
SPEKÜLATİF PARA TALEBİ (SPECULATIVE DEMAND FOR MONEY) :
Bir ülkede

belirli bir dönemde kişilerin ve firmalrın piyasanın nasıl bir biçim alacağını tahmin ederek bir çıkar elde etmek üzere para talebinde bulunmalarıdır.
SPEKÜLATÖR (SPECULATOR) :
Gelecekteki fiyat değişikliklerini tahmin ederek kâr elde etme amacıyla spekülasyon yapan kişilere verilen addır. Spekülatörlerin faaliyetleri özellikle ekonomik ve siyasi bunalım dönemlerinde bu bunalımın niteliğini arttırıcı rol oynayabilir.
SPESİFİK VERGİ (SPESIFIC TAX) :
İthal edilen maldan

malın ağırlığı

sayısı

adedi gibi fiziki ölçüler üzerinden alınan gümrük vergileridir. Spesifik vergiler ithal edilen malın niteliğini göz önüne almadığı için bazı olumsuz yanları vardır. Bu yüzden

spesifik vergi giderek daha az kullanılmaktadır. genellikle nitelik farkının önemli olmadığı mallar için kullanılırlar.
SPOT DÖVİZ İŞLEMLERİ (FOREIGN EXCHANGE SPOT TRANSACTIONS) :
Uluslararası döviz piyasalarında

belirli bir tarihte piyasada geçerli döviz kuru üzerinden yapılan döviz işlemleridir. Müşteri ve bankalara uygulanan spot işlemlerindeki döviz kuru iki günlüktür.
SPOT KREDİ :
Firmaların kısa süreli nakit ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik kısa vadeli krediler. Kredi kullanıldığında

geri ödeme vadesinin ve faiz tutarının ne olacağı baştan belirlenmiştir.
SPOT PİYASA (SPOT MARKET) :
Ticaretin

nakit ödeme karşılığı anında teslim şeklinde gerçekleştiği piyasa türüdür.
SPRED (SPREAD) :
Bankaların döviz alım satım işlemlerinde

alım fiyatıyla satım fiyatı arasındaki farktır.
STAGFLASYON (STAGFLATION) :
Enflasyondaki durgunluk ve işsizliktir. İngilizce stagnation (durgunluk) ve inflation (enflasyon) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir kavramdır.
STANDART MALİYET (STANDARD COST) :
Üretim sırasında katlanılan giderlerin gerçek değerleri yerine standardını esas alarak yapılan maliyet hesaplama yöntemidir. Işletmeler

bu yöntemle gerçek üretim giderleri ile saptanmış standartları karşılaştırarak aralarındaki farkların analizini yaparak değerlendirmektedirler.
STANDART SAPMA (STANDARD DEVIATION) :
İstatistiksel bir serideki terimlerin

ne kadar sapma yaptıklarını ölçmeye yarayan bir istatistik ölçüsüdür. Bir serideki terimelrin

aritmetik ortalamadan farklarının kareli ortalamasıdır.
STAND-BY DÜZENLEMESİ (STAND-BY ARRANGEMENTS) :
Uluslararası Para Fonu ve istikrar programı uygulamakta olan üye ülkeler arasında sağlanan kredileri düzenleyen sözleşmedir.
STAND-BY KREDİSİ (STAND-BY CREDIT) :
Uluslararası Para Fonu'nun istikrar programı uygulamakta olan üye ülkelere

bu istikrar programını desteklemek amacıyla verdiği kredidir.
STATİK ANALİZ (STATIC ANALYSIS) :
Ekonomideki denge durumlarını incelemekte kullanılan analiz yöntemidir. Bu analiz sırasında

sadece belirli bir zamandaki denge durumu incelenir. Zaman boyutu yoktur.
STERİLİZASYON POLİTİKASI (STERILIZATION POLICY) :
Ülkeye giren veya ülkeden çıkan altın ve dövizin milli para miktarını ve fiyatlar genel seviyesini etkilemsini önlemek amacıyla uygulanan politikadır. Bu politikayı uygularken açık piyasa işlemlerinden yararlanılır.
STOK DEĞER ARTIŞI :
Belirli bir dönem içerisinde

ülke veya itletmede mevcut stokların toplam değerlerinde meydana gelen artıştır.
STOK DEĞER KAYBI (STOCK DEPRECIATION) :
Belirli bir dönem içerisinde

ülke veya işletmede mevcut stokların toplam değerlerinde meydana gelen azalmadır.
STOK DEVİR HIZI (STOCK TURNOVER) :
İşletmede mevcut stoklarla satın malın maliyeti arasındaki ilişkiyi gösteren orandır.
STOK KONTROLÜ (STOCK CONTROL) :
Üretim sırasında üretilen mamule dolaylı veya dolaysız olarak katılan her türlü fiziksel varlıkların ve mamulün maliyeti minimum olacak teklide belirlenmesi ve yönetilmesidir.
STOKLAMA (STOCKING) :
İşletmedeki hammadde

işletme malzemesi

yardımcı madde

yarı mamuller ve mamullerin saklanması ve korunmasıdır.
STOPAJ (WITHHOLDING TAX) :
Gelir vergisi borcunu mükellef yerine üçüncü bir kişi tarafından ödenmesidir. Devlet memurlarının gelir vergileri de maaşlarından kesilir.
SÜBVANSİYON (SUBVENTION
SUBSIDY) :
Hükümetin üreticileri korumak ve onları teşvik etmek amacıyla para veya parasal değere sahip şeylerle karşılıksız olarak yaptığı yardımdır.
SÜRÜ PSİKOLOJİSİ :
Büyük fiyat dalgalanmalarında küçük yatırımcıların bilinçsiz şekilde yüksek fiyattan alım yapmaları ya da panikle düşük fiyattan satış yapmalarıdır.
SWAP :
Faiz oranları ile döviz kurlarındaki değişmeler sonucunda ortaya çıkan riski en aza indirmek amacıyla geliştirilmiş işlemdir.
ŞEREFİYE (SPECIAL ASSEMENT) :
Kamu kuruluşları ve Belediyelerin gerçekleştirdikleri bayındırlık ve imar faaliyetlerinden dolayı değerinin artmasına yol açtıkları gayrimenkullerin sahiplerinden aldıkları bir tür harçtır.
ŞER'İ VERGİLER (RELIGIOUS TAXES) :
İslam hukuku esaslarına göre düzenlenmit zekat

ötür

hara.

cizye vergileridir. Bunlar zorunlu vergilerdir.
ŞUBELER CARİ FAİZİ :
Bankaların genel müdürlüğü ile şubeleri arasındaki fon (para) hareketleri (borç ve alacak işlemleri) için kullanılan faiz. Şubeler Cari Faizi kredi faizlerinden düşük

mevduat faizlerinden ise yüksek bir orandadır.
ŞÜPHELİ ALACAKLAR (BAD DEBT) :İşletmenin alacakları arasında bulunan fakat tahsil edilme şansı çok az olan alacaklardır.