P
PARA (MONEY) :
Mal ve hizmetlerin satın alınmasını sağlayan

mübadele aracı olan hazır bir satınalma gücüdür. Para sayesinde

ekonomide mallar kolayca el değiştirirler.
PARA ARZI (MONEY SUPPLY) :
Bir ülkedeki toplumun sahip olduğu ödeme araçlarının tümüdür. Bu araçlar; banknot

kaydi para ve madeni paradır. Fakat bazı ülkelerde hazine bonları

devlet tahvilleri

ticari senetler

vadeli mevduat hesapları da para arzı olarak kabul edilirler.
PARA BİRİMİ (MONETARY UNIT) :
Bir ülke parasının standart birimidir. Türk para birimi "Lira"

Japonya para birimi "Yen" gibi.
PARA EKONOMİSİ (MONETARY ECONOMY
PECUNIARY ECONOMY) :
Değişim aracı olarak paranın kullanıldığı ekonomidir. Para önceleri mallarla temsil edilirken

zamanla malların taşıma zorluğu

dayanıksızlığı

değerini muhafaza edememesi gibi nedenlerden dolayı madeni para kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonraları altın ve gümüş kullanılmış

fakat zamanla yerini altın karşılığı sertifika ve banknotlara bırakmıştır. Ekonominin gelişmesiyle altın karşılığı olmayan kağıt paralar kullanıma girmiştir ve bankacılığın gelişmesiyle kaydi paraya geçilmiştir.
PARA EROZYONU (MONETARY EROSION) :
Enflasyonun etkisiyle paranın değerinde meydana gelen azalmadır.
PARA PİYASASI (MONEY MARKET) :
Kısa vadeli kredi işlemlerinin yapıldığı piyasadır. Bu piyasalarda kredi arzı

toplumun küçük ve kısa süre içinde kullanamayacağı paralardan; kredi talebi de işletmelerin ve küçük ekonomik birimlerin günlük ihtiyaçlarını karşılama isteklerinden oluşmaktadır.
PARA POLİTİKASI (MONETARY POLICY) :
Tam istihdamı sağlamak

enflasyonu önlemek

ödeme bilançosu açığını gidermek gibi makro ekonomik amaçları gerçekleştirmek üzere

ekonominin likiditesinin arttırılmasıdır. Bu ancak para miktarının değiştirilmesiyle sağlanır.
PARA SİSTEMİ (MONETARY SYSTEM) :
Ülkelerin

ülke paralarının yönetimi için kabul ettikleri sistemdir. Sistem

para arz ve talebini düzenleyen hukuk kuralları ve uygulamalrı ile belirlenir. Madeni para sistemi ve kağıt para sistemi olarak ikiye ayrılır.
PARA TALEBİ (MONEY DEMAND
DEMAND FOR MONEY) :
Belirli bir ülkede

belirli bir dönem içerisinde kişilerin ekonomik varlıklarını para olarak ellerinde bulundurma arzularıdır. Para talebi ile kişiler ellerindeki paraları başka varlıklara dönüştürebilirler.
PARAFİSKAL GELİRLER (PAYROLL TAX
PARAFISCALITY) :
Kamu niteliğindeki devlet kuruluşları (Ticaret odası

Sanayi odası

vb) ve sosyal güvenlik kuruluşları ( SSK

Bağkur

vb) tarafından toplanan kamu gelirleridir. Bu gelirler

devlet bütçelerine dahil edilmezler. Karşılıklarının olmaması bakımından harca benzerler.
PARAMETRE (PARAMETER) :
Parametre

cebirsel eşitlikteki sabit terimdir. Örneğin

y= 3x+5 şeklindeki bir ifade de 3 ve 5 birer parametredir.
PARANIN MARJİNAL FAYDASI (MARGINAL UTILITY OF MONEY) :
Kişilerin para stoklarına eklenecek kâr miktarının

kişinin likidite ihtiyacının tatmininde sağladığı ek faydadır.
PARASAL TABAN (MONETARY BASE) :
Dolaşımdaki para

banka nakit rezervleri ve Merkez Bankası'ndaki zorunlu karşılıkların toplamıdır.
PARASAL ÜCRET (MONEY WAGES) :
Üretim faktörüne katılan emek faktörünün para cinsinden ödenmesidir. Yâni

işçiye yaptığı işin karşılığının para olarak ödenmesidir. Parasal ücretin satınalma gücü

ekonomideki genel fiyat seviyesinde dayanır. Eğer fiyatlar seviyesindeki artış parasal ücretten fazla ise

satınalma gücü azalacak; artış parasal ücrettekine göre az ise

satınalma gücü artacaktır.
PASİF (LIABILITY) :
Parayla değerlendirilebilir borç ve yükümlülükler toplamıdır. Bir bilançonun pasifi

işletmedeki varlıkların hangi kaynaklardan sağlandığını ve işletmenin hukuki ve mali yapısını gösterir.
PAZAR PAYI (MARKET SHARE) :
Bir işletmenin ürettiği ürünlerin satışının

aynı endüstri alanında üretilen ürünlerin satışı içindeki payıdır.
PAZARLAMA (MARKETING) :
İşletmenin amacına ulaşması ve müşteriyi tatmin için

mal ve hizmetlerin üreticiden tüketiciye doğru olan akışına yön verilmesini sağlayan işletme faaliyetidir. Satış

dağıtımi reklam gibi doğrudan ve ürün farklılaştırılması

pazar araştırması gibi dolaylı faaliyetleri kapsar.
PERMİ (PERMIT
LICENCE) :
Kamu otoritelerinin ithal ve ihraç edilecek mallar

yurtdışına çıkarılacak döviz ve benzeri değerler için verdiği izin belgesidir.
PİLOT BÖLGESİ (PILOT REGION) :
Belirli bir konuda uygulanmaya konulması düşünülen bir modelin uygulama sonucunun daha kolay görülmesi amacıyla seçilen bölgedir. Bu uygulama sayesinde gelecekte karşılaşılabilecek problemleri önceden görmek mümkündür.
PİLOT ÜRETİM (PILOT PRODUCTION) :
Piyasaya yeni sürülecek bir mal ile ilgili olarak ortaya çıkabilecek çeşitli problemlerin önceden belirlenmesi amacıyla üretilen

tüketici ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olmayan üretimdir.
PİYASA (MARKET) :
Bir malın alıcı ve satıcısının buluştukları yerdir. Burada para vererek mal ve hizmet talebinde bulunan alıcılar ile para karşılığı mal ve hizmet sunan satıcılar birbirleriyle kolaylıkla ilişki kurabilirler. İtalyanca "piazza" kelimesinden dilimize geçmiştir. Farsça "bazar" kökeninden gelen "pazar" terimi de piyasa anlamına gelir.
PİYASA ARZI (MARKET SUPPLY) :
Piyasadaki bütün satıcılar tarafından gerçekleştirilen mal ve hizmet arzıdır.
PİYASA DEĞERİ (MARKET PRICE) :
İktisadi bir değerin

o günkü alım satım değeridir. Rayiç olarakta adlandırılır.
PİYASA EKONOMİSİ (MARKET ECONOMY) :
Hangi mal ve hizmetin üretileceğine tüketicinin karar verdiği ekonomi türüdür. Üretilecek mal ve hizmeti talep belirler. Mala olan talep arttıkça

malın fiyatı da artacaktır. Bu da işletmelerin kâr maksimizasyonunu sağlar.
PİYASA FİYATI (MARKET PRICE) :
Sermaye piyasası aracının arz ve talebinin karşılaşması sonucunda oluşan fiyattır. Bu düzeyde arz ve talep eğrileri aynı noktada kesişirler.
PİYASA GÖZETİMİ (MARKET SURVEILLANCE) :
Borsa'da işlem gören menkul kıymetlerde gerçekleşen olağandışı fiyat ve/veya miktar hareketlerinin

sözkonusu borsanın ilgili birimi ve/veya piyasanın yasal düzenleyicisi konumunda olan kurum tarafından

yapay piyasa ve içeriden öğrenenlerin ticareti gibi yasal olmayan aktivitelerin tespit edilebilmesi amacıyla izlenmesi ve incelenmesidir.
PİYASA GÜÇLERİ (MARKET FORCES) :
Piyasada ürünün satış fiyatını ve miktarını belirleyen arz ve talep güçleridir.
PİYASA KAPİTALİZASYONU (MARKET CAPITILIZATION) :
Hisse senedi piyasasında

hisse senetleri işle gören firmaların çıkarılmış nominal sermayelerinin hisse fiyatları bazında piyasa değerini belirtir.
PİYASA TALEBİ (MARKET DEMAND) :
Piyasadaki tüketicilerin bir mal veya hizmete olan taleplerinin toplamıdır.
PİYASA TALEP EĞRİSİ (MARKET DEMAND CURVE) :
Kişilerin bir mala olan taleplerinin geometrik olarak tek tek toplanması suretiyle elde edilen eğridir.
PİYASA YAPISI (MARKET STRUCTURE) :
Piyasadaki satıcılar arasındaki rekabete dayanan ilişkileri belirleyen özelliklerden meydana gelmektedir. Piyasada faaliyet gösteren firmaların büyüklük oranları

alıcıların büyüklük oranı

mal farklılaştırma derecesi

piyasaya giren mallara konulan kısıtlamalar piyasa yapısını oluşturan başlıca özelliklerdir.
PLANLAMA (PLANNING) :
Planlama

belirli bir dönemde

belirli sosyo-ekonomik amaçlara ulaşabilmek için

önceden belirlenmiş araçları kullanarak bu işle görevlendirilmiş organlar tarafından belirli bir bölgede yürütülen faaliyetlerin tümüdür.
PLANLI EKONOMİ (PLANED ECONOMY) :
Kaynak kullanım kararlarının piyasa mekanizması yerine merkezi yönetim tarafından alındığı ekonomi türüdür. Kaynak kullanımını devlet belirler ve devlet kontrol eder. Planlı ekonomilerde ekonomik düzenlemeler hazırlanmış planlar çerçevesinde yapılsa da

ülkeler farklı ekonomik ve politik sitem uyguladıklarında planlar da bu sisteme göre değişecektir. Planlar emredici planlar ve yol gösterici planlar olarak ikiye ayrılır. Emredici planlarda ülkedeki bütün ekonomik faaliyetler planlar çerçevesinde yürütülürken

yol gösterici planlar kamu sektörü ve özel sektörüyle yapılır.
PLASMAN (PLACING) :
Paranın gelir getirici bir alacağa

bir gayrimenkule veya bir menkul değere ayrılmasıdır. Bankalar için ise

kredi kullandırımını ifade eder.
POLİÇE (BILL
DRAFT
TRADE BILL OF EXCHANGE) :
Alacaklı olan bir kişinin borçlusuna borcunu ödemesi için yazı yoluyla yolladığı ödeme emridir. Poliçe bir kredi aracıdır. Paranın transferini sağlar. Aynı zamanda bir tür paradır.
POLİTİK İKTİSAT (POLITICAL ECONOMY) :
İktisat ve siyaset ilmi kurallarını inceleyerek

bu kuralları devletin ekonomik rolünü belirlemek ve düzenlemek amacıyla birarada kullanan bilim dalına verilen addır.
PORTFÖY (PORTFOLIO) :
Bir yatırımcının sahip olduğu menkul kıymetlerin tümüne verilen addır.
PORTFÖY YATIRIMLARI (PORTFOLIO INVESTMENT) :
Yatırımcıların faiz veya kâr payı sağlamak amacıyla bono

tahvil

hisse senedi gibi kıymetli evrakları toplamalarıdır. Devlet tahvillerinin alımı portföy yatırımlarına bir örnektir.
PORTFÖY YÖNETİMİ (PORTFOLIO MANAGEMENT) :
Mali piyasalarda hangi yatırım araçlarına ne zaman

ne kadar para yatırılacağı ve bunların getirilerinin hakkındaki yönlendirme ve yönetim işlemlerinin vekil sıfatıyla yapılmasıdır.
POZİTİF İKTİSAT (POSITIVE ECONOMICS) :İktisat ilminin olayları ve kişilerin davranışlarını objektif olarak gözlemlediği ve buna bağlı olarak kararlar aldığı iktisat türüdür.
PREFİNANSMAN :İhracat

ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı faaliyetlerle ilgili mal ve hizmet alımının finansmanında kullanılmak üzere firmalarca

bizzat yurtdışındaki alıcıdan veya uluslararası piyasadan sağlanıp

Türkiye'deki bankalar veya özel finans kurumları aracılığı ile (garanti verilerek veya verilmeksizin) alışı yapılmak suretiyle kullandırılan azami 1 yıl vadeli kredilerdir.
PRİM (PREMIUM) :İşin kapsamına göre asıl ücrete ek olarak yapılan ödemedir. Prim

işverenin isteği doğrultusunda veya sözleşme uyarınca yapılır. Teşvik edici bir ödüllendirme aracı özelliği taşır.
PRİMLİ TAHVİL (PREMIUM BOND) :
Tahvilin ihraç fiyatının

tahvil üzerinde yazılı olan nominal fiyattan düşük olması durumudur. Bu fark

primli tahvil şeklinde adlandırılır.
PROVİZYON (REMITTANCE FUND) :
Herhangi bir bankada hesabı bulunan bir kişinin

banka hesabından herhangi bir anda çekilebilen

hesap bakiyesinin ödemeye müsait olduğunun teyididir.