Konu
:
Anadolu Beylİkler
Tekil Mesaj Gösterimi
16-05-2007, 20:11
#
1
(
permalink
)
olcaycil
Anadolu Beylİkler
ANADOLU’DA KURULAN İLK TÜRK DEVLETLERİ
Anadolu’da durum
Onüçüncü asrın ikinci yarısından itibaren İlhanlıların nüfuzu altına giren Anadolu Selçuklu devleti asrın sonlarına doğru ziyadesiyle zayıflamış
bir vali kadar hükmü kalmayan son hükümdar İkinci Gıyaseddin Mesud’un 1308’de ölümüyle tamamen ortadan kalkmıştır. Ayaklanma ihtimallerini göz önünde tutan Moğollar
Selçuklu ailesine mensup prensleri öldürmüşler
nüfuzları altında bulunan toprakları
Anadolu umumi Valiliği ismi altında toplayarak idaresini Moğol beylerinden birisine tevdi etmişlerdir.
İlhanlılar
Batı ve Güneybatı Anadolu’ya nüfuz edemediklerinden
buralardaki Türkmen beyleri küçük küçük devletler kurmuşlardı. Selçuklu devleti ismen son bulunca
bu beylikler daha fazla genişlemek için gayretler sarfına başladılar. Yalnız
İlhanlıların Anadolu umumi valilerinin en meşhuru olan Emir Çobanoğlu Demirbaş (Timurtaş) Bey Anadolu’yu tamamen Moğolların idaresi altına sokmaya çalıştı. İlhanlılara karşı bağlılıklarını kesen veya gevşeten Anadolu beyliklerini ortadan kaldırmak istediyse de emelinde muvaffak olamadı. Demirtaş Beyin ölümü Anadolu beyliklerine geniş nefes aldırdı.
İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han evlat bırakmadan 1335’de ölünce İlhanlı devleti son günlerini yaşamaya başlamıştı. O sırada İlhanlıların Anadolu valisi bulunan Türk asıllı Alaeddin Eretna Bey
İlhanlılardaki saltanat kavgalarından faydalanarak
merkezi Sivas olmak üzere bir devlet kurdu (1343). Böylece
Anadolu’nun doğu ve orta taraflarını içine alan ilhanlı nüfuz ve idaresi tamamen sona ererken Anadolu’daki beylikler için birbirlerine karşı daha serbest bir mücadele devre açılmış oluyordu.
Ondördüncü asrın ilk yarısında Anadolu’daki beylikler: Karaman
Germiyan
Menteşe
Hamit
Karesi
Aydın
Saruhan
Eşref
Candar ve Osmanoğulları idi. Orta Anadolu’nun bir kısmına sahip Eretna oğullarından başka Doğu Anadolu’da da ayrı beylik ve hükümetler teşekkül etti. Bu beylikler arasında
hususi beylik menfaatleri ve Anadolu birliğini kurma meselesi yüzünden çarpışmalar eksik olmadı. Nihayet Anadolu birliğini tesis Osmanoğullarına nasiboldu.
Karamanoğulları
Anadolu beylikleri içinde ilk kurulanı ve uzun ömürlüsü Karamanoğulları’dır. Beylikleri yeni kurulduğu sırada bile diğer beyliklerden daha geniş toprağa sahip olmaları çabuk gelişmelerine vesile olmuş ve kuvvetlenince de Selçukluların merkezi Konya’yı zaptetmeleri bakımından kendilerini Selçukluların varisi addetmişlerdir.
Oğuzların Salur yahut da Afşar boyundan olan Karamanlıların Anadolu’ya ne zaman geldikleri kat’i şekilde belli değildir. Onların
Tuğrul Bey ile birlikte Anadolu’ya geldiklerini ve Tuğrul Beyin dönmesinden sonra burada kaldıklarını bildiren eserler olduğu gibi
Moğol istilasından kaçmak suretiyle geldiklerini kaydeden kaynaklar da vardır. Karamanlıların Anadolu’daki yerleşmelerine ait kat’i tarih Birinci Alaeddin Keykubat zamanına rastlamaktadır. Alaeddin Keykubat Karamanlıları 1228’de Ermenek yöresine yerleştirmişti.
Karamanlıların ilk mühim tarihi şahsiyeti Kerimüddin Karaman’dır. Karamanlılar
başlarında Kerimüddin Karaman bulunduğu sırada dahi Konya üzerine hücumda bulunmuşlardır (1261). Oğlu Mehmet Bey
Karamanlıları daha fazla kuvvetlendirmiş
Selçukluların çekmekte oldukları sıkıntılardan faydalanmış
Mısır sultanı Baybars’la siyasi münasebetlerde dahi bulunmuştur. Mehmet Bey Konya’ya karşı hücuma geçerek şehri zaptetmiş
. Selçuk tarihlerinde Cimri diye bahsedilen Siyavuş adında birini Selçuk hükümdarı ilan eylemiş (1277) ise de
sonradan Moğollar tarafından yenilerek öldürülmüştür.
Mehmet Beyden sonra gelen oğulları da Moğollarla mücadeleye devam etmişlerdir. İlhanlıların Anadolu valilerinin en kudretlisi olan emir Çoban ile oğlu Demirtaş Beye bile boyun eğmemişler
fakat onların valilikleri sırasında da çok sıkıntılı devreler atlatmışlardır.
Emir Çobanoğlu Demirtaş Beyin Mısır’a kaçmasını müteakip rahat nefes alan Karamanoğulları
ülkelerini daha kolaylıkla genişletmeye koyulmuşlardır. Konya’ya kat’i şekilde sahip oluşları da Demirtaş Beyin Anadolu’dan uzaklaşmasından sonradır.
Osmanlılarla Karamanlılar arasında ilk münasebet Orhan Bey zamanına rastlamaktadır. Karaman hükümdarı Alaeddin Ali Bey Osmanlı hükümdarı Birinci Murad’ın kızı Nefise Sultan’la evlenmiş
iki devlet arasında akrabalık bağları teessüs etmişti. Akrabalık bağından en çok faydalanmaya çalışan Karamanlılardır. Bu bağa rağmen Alaeddin Ali Bey Osmanlı topraklarına tecavüzden geri durmamıştır.
Kayınpederine karşı tecavüzde bulunan Alaeddin Ali Bey kayınbiraderi olan Yıldırım Bayezit ile de iki defa muharebe etmiştir. Meşhur Akçay muharebesinde Yıldırım Bayezid’e yenilince Konya’ya kaçıp şehre kapanmış
fakat Konya Osmanlılar tarafından zaptedilerek kendisi öldürülmüştür (1398). Yıldırım Bayezit Konya’dan sonra
Karamanlıların daha önceki merkezleri olan Larende (Karaman) kasabasını da zaptetmiş
Alaeddin Ale Beyin iki oğlunu Bursa’ya göndererek muhafaza altına almıştır. Böylece 1402 Ankara muharebesinin neticesine kadar Karaman ülkesine Osmanlılar sahip olmuşlardır.
Timur
Anadolu beylerine eski topraklarını iade edince Karamanoğulları da yine ülkelerine sahip olmuşlardır. Osmanlılar kendilerini toparlayınca Anadolu’da en mühim hasım olarak yine Karamanoğullarını bulmuşlardır. Osmanlılarla Karamanoğulları arasındaki mücadele fatih Sultan Mehmet devrine kadar devam etmiştir.
Germiyanoğulları
Anadolu beyliklerinin kuvvetlerindendir. Germiyan
bir Türkmen aşireti ismi olup bilahare hem aile hem de devlet ismi haline geçmiştir. Beyliği kuran Germiyan aşireti
önce Malatya taraflarında bir müddet oturmuş
sonra Kütahya ve denizli yöresine gelmiştir. Bunların ne zaman Kütahya’ya kat’i şekilde yerleştikleri bilinmemektedir. Yalnız 1283 yılından itibaren Germiyanlıların Kütahya’da kuvvetli nüfuzları olduğu görülmektedir.
Germiyanlıların ilk reislerinden Ali şir Bey ve onun oğlu Yakup Bey Selçukluların emirlerinden idi. Beyliği kuran Yakuy Bey’dir. “Germiyan Sultanı” unvanını alan Yakup Bey
beyliğini hayli kuvvetlendirmiş
Bizanslılarla muharebe etmek üzere
Aydınoğlu Mehmet Bey kumandasında sevk ettiği kuvvet Ege sahillerine kadar inmiş
Ayasluğ ve Birgi’yi zaptetmiştir.
Yakup Bey’in ölümüyle yerine geçen oğlu Mehmet Bey Bizanslı’lardan Simav gölü çevresini zaptetmiştir. Mehmet Bey vefat edince
Germiyanlılara tabi Aydınoğulları beyliği ayrılmıştır. Mehmet Bey’in oğlu olup Süleyman Şah veya Şah Çelebi diye anılan Germiyan hükümdarı
Karamaoğullarının tazyikine maruz kaldığından
onlara mukabil komşusu Osmanlılarla anlaşmak istemiştir. Bu gaye ile kızı devlet Hatun’u Birinci Murad’ın oğlu Yıldırım Bayezid’e vererek akrabalık bağı tesis etmiştir. Kızının çeyizi olarak merkezleri Kütahya ile birlikte Tavşanlı
Simav
Emed’i Osmanlı’lara terk edip kendisi Kula kasabasına çekilmiştir.
Birinci Kosova muharebesinde Sultan Murat şehit düşünce Osmanlıların sarsılacağına hükmeden Karamanoğulları ve Germiyanlılar Osmanlı topraklarına tecavüze kalkmışlardır. Bu sırada Germiyan hükümdarı olan İkinci Yakup Bey
evvelce çeyiz olarak terkedilen toprakları geri almaya başlamışsa da
yıldırım gibi Anadolu’ya yetişen Bayezit Yakup Beyi yakalatarak Rumeli’de İpsala kalesine hapsetmiş ve bütün Germiyan ülkesini zaptetmiştir (1390).
Dokuz sene İpsala’da kalan Yakup Bey 1399’da bir yolunu bulup kaçmak imkanını elde etmiş
deniz yoluyla önce Suriye’ye
oradan da Timur’un yanına gitmiştir.
Ankara muharebesinden sonra öteki Anadolu beyleri gibi Yakup Bey de Osmanlıların eline geçmiş olan arazisine Timur’un emir ve müsaadesi ile sahip olmuştur. Timur’un yüksek hakimiyetini tanımış
onun namına para kestirmiştir. İkinci Yakup Bey
yeğeni Çelebi Mehmet ve daha sonra da İkinci Murat ile iyi geçinmiştir. Kendisinin erkek evladı olmadığından memleketini Osmanlılara vasiyet etmiştir. böylece 1428’de ölümüyle Germiyan beyliği son bulup toprakları Osmanlılara intikal etmiştir.
Karesi Beyliği
Batı Anadolu’da kurulan beyliklerden olup merkezi Balıkesir idi. Beyliği kuran
Karesi Bey ile babası Kalem Beydir. Kalem Bey Melik Danişmend Gazi torunlarındandır. Anadolu Selçukluları Danişmendlilere nihayet verince
bu aileye mensup kimseler Selçukluların hizmetine girerek hudut mıntıkalarında uç kumandalığı vazifeleri almışlardır. Selçuklular yıkılmak üzereyken uç kumandanlarından olan Karesi Bey de kendi adı ile anılan beyliği kurmuştur.
Karesi beyliği
Balıkesir ve çevresi ile birlikte Edremit ve Çanakkale’ye uzanan topraklara sahipti. Bunlar donanma da meydana getirmişlerdi. Osman Gazi’nin çağdaşı olan Karesi Bey’in ölüm tarihi kat’i şekilde belli olmamakla beraber 1325 ile 1330 yılları arasında öldüğü muhakkaktır. Onun ölümü ile Karesi beyliğinin iki oğlu arasında bölünmeye maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Balıkesir ve çevresine Demirhan Bey
Bargama ve çevresine de Yahşi Bey hükmetmekte idi. Yahşi Bey 1341 ve 1342 senelerinde iki defa Gelibolu’ya donanma ile asker çıkarmış
fakat muvaffak olamayarak sonunda İmparator Kantakuzenos ile anlaşmaya mecbur olmuştur. Osmanlılara komşu olan Demirhan Bey’in topraklarının bir kısmının Osmanlılara geçtiği
maamafih Demirhan’ın oğlu olması muhtemel bulunan Süleyman Bey’in Çanakkale etrafında bir müddet daha tutunduğu anlaşılıyor.
Osmanlı ve kayinameleri Karesi Bey’in oğulları ile
beyliğin topraklarını Osmanlılara geçişini başka türlü anlatırlar. Osmanlı kaynaklarına nazaran; Karesi Beyin oğlu Aclan Beydir. Aclan Beydir. Aclan Bey
Osman ve Orhan Gazilerle iyi geçinmiş
oğlu Dursun Bey’i de Orhan Bey’in yanına göndermiştir. Aclan Bey 1335 veya 1337’de vefat edince yerine büyük oğlu geçmişti. Aclan Bey’in büyük oğlu Demirhan Bey geçimsiz ve kötü huylu bir adam olduğundan
halk meşhur bir şahsiyet olan Hacı İl Bey vasıtasıyla Dursun Beyin hükümdarlığını istemiştir. Bunun üzerine Dursun Bey Orhan Gazi’ye müracaatla yardım talebetmiş ve yapılacak yardıma mukabil merkez Balıkesir hariç diğerlerin Osmanlılara terk edileceğini vaad etmiştir.
Orhan Bey ise yanına dursun Bey’i alarak Balıkesir üzerine yürüyünce demirhan Bey Bergama’ya kaçmıştır. Orhan Gazi
Dursun Bey’i
Hacı İl Bey’le birlikte Bergama’ya göndermiştir. Fakat Bergama önünde Dursun Bey kaleden atılan bir okla ölmüş
Demirhan Bey ise yakalanarak Bursa’ya getirilmiştir. Böylece Karesi Beyliği de nihayet bulmuştur. Beyliğin nihayet buluşuna ait birkaç tarih mevcutsa da
son Karesi topraklarının 1345 ile 1354 seneleri arasında Osmanlılara katılmış olması lazım gelmektedir.
Aydınoğulları
Aydınoğulları beyliğini kuran Mehmet Bey’in babası Anadolu Selçuklularının emiülşevahili (amirali) Aydın Bey’dir. Aydınoğlu Mehmet Bey Germiyan hükümdarı Birinci Yakup Bey’in subaşısı idi. Mehmet Bey
Menteşeoğullarına damat olan Sasa Bey ile birlikte hareket ederek sür’atli akınlarla Birgi
Ödemiş
Ayasluğ (Selçuk) ve Tire’yi zaptetmiştir. Mehmet Bey bilahare Sasa Bey’i bertaraf ederek akın ve fetih hareketlerine yalnız başına devam etmiş
böylece kendi adı ile anılan bir beylik kurmaya muvaffak olmuştur. Beyliğin merkezi Birgi idi.
Mehmet Bey’in ikinci oğlu Umur Bey
daha babasının sağlığında kuvvetli bir donanma meydana getirmiş
bilgi ve cesaretle deniz harplerine girişmiştir. Mehmet Bey’in 1333’de ölümü üzerine beyliğin başına Umur Bey getirilmiş
kuvvetli donanmasıyla deniz harplerine devam etmiştir.
Sakız
Ağriboz adalarına
Mora ve Rumeli kıyılarına müthiş akınlar yapan Gazi Umur Bey Bizans’taki taht ve taç kavgalarına müdahale ederek dostu Kantakuzen’in imparatorluk tahtına oturabilmesini temin etmiştir.
Umur Beyin pervasız denir seferlerinden canları yanıp göz açamayanlar nihayet birleşerek umur Bey donanmasına hücum etmişlerdir. Papa
Venedik
Rodos ve Kıbrıs donanmalarından mürekkep müttefik donanması bu hücumda Umur Bey donanmasını yakmışlar
Sahil İzmiri’ni de zaptetmişlerdir. Hıristiyanların bu ittifakına rağmen yılmaya Umur Bey İzmir’i geri almak için yaptığı çarpışmada şehit düşmüştür (1348).
Umur Bey’in ölümüyle yerine geçen büyük biraderi Hızır Bey onun azim ve cesaretine sahip olmadığından Hıristiyanlarla ağır bir muahede imzaladı. Neticede Aydınoğullarının deniz kuvveti de hiçe indi. Hızır Bey ölünce İsa Bey Aydınoğulları hükümdarı oldu. İsa Bey
hem alim
hem de ilim ve sanat adamlarının koruyucusu idi.
İsa Bey zamanında Osmanlılarla Aydınoğulları çatıştılar. Osmanlı hükümdarı Yıldırım Bayezit
Karamanoğullarının teşviki neticesi kendi aleyhinde anlaştıklarını duyduğu Aydınoğulları üzerine hareket etti. İsa Bey mukavemet edemeyeceğini anladığından
Yıldırım Bayezit
Aydınoğulları arazisini harbsiz işgal etti (1390). Yıldırım Bayezit İsa Beyin kızı Hafsa Hatun’u kendisine nikah ederek kayın pederine Tire tarafında biraz arazi bıraktı.
Timur’un 1402 Ankara muharebesinden sonra diğer Anadolu beylikleri gibi Aydınoğulları da yeniden ortaya çıktılar. İsa Bey’in oğlu Musa Bey ile onun oğlu Cüneyt Bey diye anılan Aydınoğulları hükümdarı Osmanlıları hayli uğraştırdı. Cüneyt Bey
Yıldırım Bayezid’in oğlu Emir Süleyman ile
Çelebi Sultan Mehmet ile
sonra da İkinci Murat’la mücadele etmiş
en sonunda da 1425 de yakalanarak idam edilmesiyle Aydınoğulları tamamen sona ermiştir.
Menteşe Beyliği
Anadolu’nun güneybatısında kurulmuş olan Menteşe beyliği
ismini yine Anadolu Selçuklularının emirülsevahili (amirali) olan Menteşe Beyden almıştır. Takriben 1300 tarihine doğru teşekkülünü tamamlamış olan Menteşe beyliği
kurucularının deniz yoluyla bu toprakları ele geçirdikleri bazı kaynaklarda yazılmışsa da Muğla
Beçin
Milas ve Çine taraflarına da hakim oldukları şüphesizdir.
1280 senesinde bir Menteşe beyinin Tralles yani Aydın kasabasını kuşattığını
başka bir Menteşe beyinin de 1300’de Rodos adasını almak için şiddetli mücadelede bulunduğunu biliyoruz. O halde Menteşe beyliği onüçüncü asrın sonlarında güneydoğu Anadolu’da bilhassa denizcilik bakımından hatırı sayılır bir kuvvetti. Menteşe ailesi Rodos’u zapt için Aydınoğulları ile işbirliği de etmiştir.
Menteşe ailesinden Mes’ut ve Erhan Beylerle onun oğlu İbrahim Bey hakkında fazla bilgiye sahip değiliz
yalnız bunlardan Erhan Bey’in kuvvetli donanmaya malik olduğunu biliyoruz. 1354’ten önce ölen Erhan beyin Musa
Ahmet ve Mehmet Bey isimlerindeki oğulları arasında ihtilaflar vukubulmuş
bu yüzden Menteşe beyliği parçalara ayrılmıştır. Bunlardan Mehmet Bey Balat (Milet) hükümdarı bulunurken 1390’da Osmanlı hükümdarı Yıldırım Bayezid’in hücumuna uğramış ve mağlup olunca memleketinden kaçmış ve en sonunda Timur’un yanına kadar gitmiştir. Onun kaçmasıyla menteşe beyliği toprakları Osmanlıların eline geçmiştir.
Ankara muharebesinden sonra Mehmet Bey
Timur’un himayesinde eski beyliğine sahip olmuştur. Onun ölümü ile Menteşe beyi olan oğlu İlyas Bey 1415’ten itibaren Osmanlıların nüfuz ve himayesini tanımıştır. İlyas Beyin oğlu Leys zamanında ise
Menteşe beyliğine tamamen son verilmiştir.
Menteşeoğulları
komşuları Aydınoğulları gibi denizci olmaları bakımından Anadolu beylikleri tarihinde mühim bir mevki işgal ederler.
Eşrefoğulları Beyliği
Eşrefoğulları beyliği Beyşehir etrafında kurulmuştur. Beyliğin kurucusu Eşyrefoğlu Süleyman Bey Selçukluların emirlerindendi. Süleyman Bey onüçüncü asrı sonlarında Selçuklu şehzadeleri arasındaki mücadelede mühim bir rol oynayarak kuvvetini göstermiştir.
Eşrefoğulları beyliğinin kurucusu olup
merkez edindiği Beyşehir’i imar ve ihya eden
hatta bir zamanlar bu şehrin Süleyman Şehri diye anılmasında amil olan Süleyman Bey 1301 yılına doğru ölmüş
yerine oğullarından Mubarizüddin Mehmet Bey geçmiştir. Mehmet Bey
Akşehir ve Bolvadin taraflarını zaptederek Eşrefoğulları arazisinin genişlemesini temin etmiştir.
Mehmet Bey’in ölüm tarihi de babasının ki gibi kat’i şekilde malum olmamakla beraber 1320’den sonra öldüğü anlaşılmaktadır. Mehmet Bey’in oğlu İkinci Süleyman Bey Eşrefoğulları hükümdarı bulunduğu sırada İlhanlıların Anadolu Vali Demirtaş’ın yıkıcı darbelerine maruz kalmıştır. Demirtaş
1325 yılında Süleyman Beyi mağlup ve esir etmiş
sonra da Beyşehir gölüne atarak boğup öldürmüştür. Böylece Eşrefoğulları beyliği son bulmuştur. Daha sonra İlhanlı Valisi Demirtaş Mısır’a kaçıp da Anadolu beyleri rahat nefes alınca
eşref2oüğulları tekrardan tarih sahnesine çıkamamış
Eşrefoğullarına ait topraklar Karaman ve Hamitoğullarının eline geçmiştir.
Candaroğulları
Anadolu beylikleri arasında Karamanoğullarından sonra en uzun yaşayan bu beylik
Kastamonu ve çevresinde kurulmuştur. Sülalenin altıncı hükümdarı İsfendiyar Bey’e nispetle İsfendiyaroğulları diye de anılmaktadır.
Ailenin ilk reisi Şemseddin Yaman Candar
Selçuklu ümerasından olup
hizmetlerine karşılık Kastamonu ve etrafı kendisine verilmişti. Oğlu Süleyman Paşa Kastamonu’da bir beylik kurmaya muvaffak olmuştur (1300). Bilahare Sinop ve Safranbolu’yu da alarak kuvvetlenen Süleyman Paşa bir müddet İlhanlılara itaat eder görünmüştür. Bu beyliğin tam müstakil hale gelmesi
İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han’ın ölümünden sonraya rastlamaktadır.
Candaroğulları ile Osmanlılar arasındaki ilk münasebet Celaleddin Bayezit Bey zamanında başlamıştır. Osmanlı tarihlerinin Kötürüm Bayezit diye bahsettikleri Candaroğulları beyliği komşuları ile mütemadiyen anlaşmazlıklara düşmüştür. Kötürüm Bayezid’in İskender adındaki oğlunu veliaht tayin edeceğinden kuşkulanan öteki oğlu Süleyman Paşa babasına karşı silahlı muhalefete geçmiş
bu arada Osmanlıların yardımını temin edebilmek için de Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa’nın kızı ile evlenmiştir. Osmanlıların yardımı sayesinde babası Kötürüm Bayezid’i Kastamonu’yu terke mecbur bırakmıştır. Kötürüm Bayezit Kastamonu’dan çıkıp Sinop’ta yerleşirken
oğlu da Kastamonu’ya hakim vaziyete geçtiği cihetle
Candaroğulları ikiye ayrılmıştır.
Kötürüm Bayezit 1385’de ölünce oğlu İsfendiyar Bey
Candaroğullarının Sinop şubesi hükümdarı olmuştur. Önce Osmanlılarla iyi geçinen Süleyman Paşa (İkinci Süleyman Bey) bilahare bu tavrını değiştirdiğinden Yıldırım Bayezit ile çarpışmak zorunda kalmış
harbde yenilerek öldüğünden
Candaroğullarının Kastamonu şubesi toprakları Osmanlılara geçmiştir (1392). Sinop şubesinin hükümdarı İsfendiyar Bey’i hakimiyeti Sinop şehrinde devam etmiş
1402 Ankara harbini devam müteakip ise
Timur’un müsaadesiyle İsfendiyar Bey Kastamonu’dan Samsun’a kadar Candaroğullarının eski topraklarına yeniden sahip olmuştur.
Ankara harbinin sarsıntıları atlatılmaya çalışırken Çelebi Sultan Mehmet zamanından itibaren Candaroğulları ile Osmanlılar arasındaki mücadele yeniden başlamış
İkinci Murat zamanında yine çatışmalar olmuş
Fatih zamanında da Candaroğullarına nihayet verilmiştir (1461).
Sarıhanoğulları
Saruhan beyliği
Türkmen beylerinden Saruhan Bey tarafından Manisa merkez olmak üzere eski Lidya kıtasında kurulmuştur. Beyliğin kuruluşu 1313 tarihine rastlamaktadır. Manisa’dan başka Menemen
Gördes
Nif
Turgutlu ve Demirci gibi kasabalarla sahilde bir miktar araziye sahip olan Saruhanoğulları denizcilikle de meşgul olmuşlardır. Saruhanoğulları
Naksos dükası
Sakız ve Foça Cenevizlileri ve Midilli beyleri ile yaptıkları deniz harblerinin sonunda
denizcilikte Aydınoğulları kadar kuvvetli olmamakla beraber bunlardan bazılarını vergiye bağlayarak kadar muvaffakıyet göstermişlerdir.
Beyliğin kurucusu Saruhan Bey ölünce yerine oğlu İlyas Bey geçmiş (1346)
o da ölünce İlyas Bey’in oğlu İshak Bey Saruhan beyi olmuştur (1364).
Osmanlılarla Saruhan oğulları arasında ilk münasebet ve mücadele İshak Bey’in oğlu Hızırşah Bey zamanında vuku bulmuştur. Murat Hüdavendigar’ın düşmesi üzerine
Osmanlılar aleyhine Karamanoğulları tarafından hazırlanan tertibe Saruhanoğulları da karışmışlardır. Lakin Yıldırım Bayezit
sür’atli hareketiyle bunların birlikte iş görebilmelerine fırsat vermemiş ve Saruhan arazisini işgal ederek (1390) beyliğe son vermiştir.
Saruhan arazisi Osmanlılara geçince son hükümdar Hızırşah Bey önce Candaroğlu İsfendiyar Beyin yanına
sonra da Timur’un yanına kaçmıştır. Ankara harbini müteakip
diğer Anadolu beyleri gibi Hızırşah Bey de memleketine sahip olmuş
hatta Yıldırım’ın şehzadeleri arasındaki mücadeleye bitarafından yakalanarak idam edilince
Saruhan beyliği ikinci defa olarak nihayeti ermiştir.
Hamidoğulları
Eğridir merkez olmak üzere Uluborlu
Yalvaç ve daha sonraları Antalya’yı da içine alan Hamidoğulları beyliğinin kurucusu Feleküddin Dündar Bey’dir. Eğridir’i imar ederek kendi adına nisbetle şehre Felekabad ismini veren Dündar Bey
bu beyliği onüçüncü asrın son senelerinde kurmuştur. Dündar Beyin büyük babası Hamit
Selçuklular zamanında bu bölgeye yerleştirilen Türkmen aşiretlerinden birisinin reisi idi. Dündür Beyin mensubolduğu aşiretin büyük babasının ismiyle anılması da muhtemeldir. Hamit Beyin oğlu İlyas Bey Selçukluların göller havzası hududundaki uç beylerinden idi.
İlyas Bey’in oğlu Dündar Bey Hamidoğulları beyliğini kurduğu zaman ilk defa Uluborlu’yu
bilahare de Eğridir’i merkez yapmıştır. Antalya şehri de Dündar Bey zamanında Hamidoğullarına bağlanmıştır; yalnız
Antalya’da Dündar Bey’in kardeşi Yunus Beyin sözü geçtiğinden Hamidoğulları beyliği Eğridir ve Antalya şubelerine ayrılmıştır.
İlhanlıların Anadolu valisi Demirtaş
Anadolu beyliklerini kaldırmak için haret-kete geçtiği zaman Demirtaş’a karşı duramayacağını anlayan Dündar Bey Antalya’ya kaçmıştır. Lâkin Antalya emiri bulunan yeğeni Mahmut Bey amcası Dündar Beyi Demirtaş’a teslim etmiş
o da Dündar’ı öldürtmüştür (1324).
Anadolu beylikleri için tehlike saçan İlhanlı Valisi Demirtaş Mısır’a kaçınca Dündar Bey’in oğlu Hızır Bey meydana çıkarak babasının mülkünün bir kısmını elde etmiş
onu müteakip Dündar’ın diğer oğlu İshak Bey Hamidoğulları beyliğinin idaresini elde ettiği gibi (1328) Eşrefoğullarından arazi bile koparmıştır.
Osmanlılarla Hamidoğulları arasındaki münasebet Dündar Beyin diğer oğlu Mehmet Beyin torunlarından Kemaleddin Hüseyin Bey zamanında vuku bulmuştur. Osmanlı hükümdarı Birinci Murat
Kemaleddin Hüseyin Bey’i sıkıştırarak ülkesinin büyük bir kısmını satmıya mecbur bırakmıştır. Osmanlılar
Hamidoğullarına verdikleri 80
000 altın mukabilinde bu beyliğin topraklarından Yalvaç
Karaağaç Beyşehir
Akşehir ve Seydişehir’e sahip olmuşlardır. Hüseyin Bey 1391 de ölünce arazisinin diğer kısımları Osmanlılarla Karamanlılara intikal etmiştir.
Hamidoğullarının Antalya şubesi Eğridir şubesinden daha sonra yıkılmıştır. Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezit 1392 de Antalya’yı zaptederek beyliğin bu şubesine de nihayet vermiş ise de
1402 Ankara harbinden sonra Hamidoğullarının Antalya şubesi soyundan Osman Bey
Antalya hariç olmak üzere beyliğin topraklarının bur kısmını elde etmiştir. Antalya’yı zaptedebilmek için Karamanoğullarından yardım isteyen Osman Bey
Osmanlıların Antalya Sancak Bey’i tarafından merkezi Korkuteli’ne yapılan âni bir baskın neticesinde telef olmuş
Antalya’yı kuşatan Karamanoğlu Mehmet Bey de kaleden atılan bir gülle isabetiyle ölmüştür (1423). Böylece Hamidoğullarının son tutunma noktaları olan Korkuteli de Osmanlılara geçmiştir.
Eretna ve Kadı Burhaneddin Hükümetleri
Bu iki hükümet
Selçuklular yıkılmak üzere iken veya yıkılmalarını müteakip hemen kurulan hükümetlerden olmadığı ve bunun için de Anadolu beylikleri sayılırken onların arasında zikredilmediği halde
Osmanlı tarihinin ilk devirlerinin iyi kavranabilmesi için kısaca gözden getirilmeleri faydalı olacaktır.
Eretna beyliği
aslen bir Uygur Türkü olan Eretna Bey tarafından kurulmuştur. İlhanlıların Anadolu valisi Emir Çobanoğlu demirtaş Mısır’a kaçtığı sırada Noyan unvanını haiz olan Alaeddin Eretna Beyi kendisine vekil bırakmıştı. Kurnaz ve müdebbir bir zat olan Eretna
Moğollara sadakat göstererek mevkiini muhafaza etmiş
İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han’ın ölümü ile baş gösteren saltanat kavgalarında da gayet kurnaz davranarak Anadolu valiliğini elinden kaçıracak bir hata işlememiştir. 1343 senesinde üzerine yürüyen Demirtaş’ın oğlu Küçük Şeyh Hasan’ı mağlup edince istiklal ve hükümdarlığını ilan eylemiştir. Böylece Erzurum
Sivas
Kayseri
Amasya
Ankara
Aksaray
Tokat şehirlerini içine alan Eretna hükümeti ortaya çıkmıştır.
Anadolu halkı Moğol tahakkümünden bizar olduğundan Alaeddin Eretna’nın iyi idaresi
hak ve adaleti tanıması geniş bir memnuniyet uyandırmış
halkı arasında “Köse Peygamber” diye maruf olmuştu.
Eretna 1352’de ölmüş
yerine geçen oğlu ve onu müteakiben de torunu zamanında valilerin nüfuzları artmaya
bunlara mukabil hükümdarların nüfuzları da azalmaya yüz tutmuştu. Eretna’nın torunu Ali Bey’in 1380 yılında ölümü üzerine
yedi yaşındaki oğlu hükümdar ilan edilmiştir. Fakat çocuğa vasi tayin olunan Kadı Burhaneddin bir taraftan bu çocuğu hal ederken öte yandan da Eretna beyliğinin en nüfuzlu ümerasından olan Hacı Şadgeldi’yi katlederek Eretna beyliğine son verip kendi hükümdarlığını ilan etmiştir (1381).
Eretna beyliği topraklarının mühim bir kısmını içine alan Kadı Burhaneddin’in hükümeti
hükümdarın cesur zeki ve mücadeleci olmasına rağmen on yedi seneden fazla devam edememiştir. Kadı Burhaneddin Karamanoğulları
Mısır memlükleri ve Osmanlılar gibi kendisinden çok kuvvetli hasımlar karşısında kalmış
buna rağmen onlarla mücadele etmekte çekinmemiştir.
Alim
fazıl ve şair bir kimse olan Kadı Burhaneddin
Akkoyunlu devletinin kurucusu Karayölük Osman beyle Divriği yakınlarında yaptığı bir harbde (1397) esir düşerek idam edilmiş
onun öldürülmesiyle hükümeti de sone ermiş.
olcaycil
Üyelere Açık Profil Bilgileri
olcaycil - Özel Mesaj gönder
olcaycil - Daha fazla mesajını bul