Konu
:
Hadis Ilimlerinin Temellerine Bir Bakis
Tekil Mesaj Gösterimi
16-05-2007, 10:48
#
1
(
permalink
)
♣ ΛRES ♣
Hadis Ilimlerinin Temellerine Bir Bakis
HADIS ILIMLERININ TEMELLERINE BIR BAKIS
Sünnetin Kur'an dan sonra ilk basvurulacak merci olmasi ve Kur'an'in pratige geçirilmesi açisindan Islami ilimler arasinda hadis ilimlerinin ne kadar önemli oldugunu belirtmeye hacet yoktur. Kur'an ayetleri bize hiç bir bozulma olmadan ulastigi için onun orijinalligini arastirmaya gerek yok ise de
bize ulasan sünnetin hangilerinin ne dogrulukta ulastigini arastirmak hadis ilimlerinin konusu olmustur.
Bugün Islam'a gönül vermis
onun derdini kendine dert edinmis herkesin hadis ilimlerine dair temel bilgileri -- yalnizca ana hatlari ile de olsa -- bilmesi gerektigi kanaatindeyiz. Nasil ki matematik ile ilgili dört islem gibi temel bilgileri bilmek bir insani matematik uzmani yapmiyorsa
temel hadis usulü bilgilerini bilmek de bir müslümani muhaddis yapmayacaktir. Ama yine de bu bilgiler
hadis ögrenirken
hadis eserlerine bakarken
onlarin saglikli ulasip ulasmadigini anlamada yardimci olacak
o kisiyi hadis/haber alma ve verme suuru ile donatacaktir. Iste bu düsünce ile müteakip bölümlerde hadis ilimlerine temel seviyede küçük bir giris yapmak amaçlanmaktadir.
HADIS ILIMLERI
Hadis ilimleri deyince ilk olarak akla ilm-u dirayet-il-hadis gelir. Bu ilim dalinda hadisin kuvvet derecesi
dogrulugu
bizlere saglikli bir biçimde ulasip ulasmadigi arastirilir. Dirayet/Rivayet ikilisi bir bakima kalite/kantite ikilisine benzer. Mesela tek bir kanaldan gelen dirayeten güçlü bir hadisin
bir kaç kanaldan gelen yani rivayeten güçlü gözüken bir hadisden daha sahih olmasi pek ala mümkündür.
Hadis ilimlerinden bir digeri de ihtilaf-ul-hadis'dir. Bu ilim dali sihhaten ayni kuvvette olup birbiri ile uyusmayan iki hadis arasindaki ihtilafi çözmekle mesgul olur. Bu durumlarda muhaddisler ve fakihler cem ve te'lif
tercih
nesh ve tevakkuf denilen metodlar kullanirlar.
Hadis rivayet eden kisilerin rivayete ehil olup olmadiklarini arastiran ilim dalina da cerh ve ta'dil veya nakd-i rical denir. Bu ilim dali hem sahislar hakkinda bilgi toplamak
hem de bu bilginin objektifliginin saglanmasi açisindan ve bu kimselerin hangi kriterlere göre hadis rivayetine ehil olup olmayacaklarinin tesbiti bakimindan çok zor ve çok mesuliyetlidir. Iste bu yüzden Buhari
Yahya b. Main
Ahmed b. Hanbel
Hafiz Zehebi gibi az sayida alim bu isin hakkini verebilmislerdir.
HADIS ISTILAHLARI
Her ilim dalinin bir terminolojisi oldugu gibi hadis ilimlerinin de istilahlari vardir. Hadis istilahlari anlasilmadikça hadis usulü de anlasilamaz. Hadis istilahlari çok sayida oldugu için asagida sadece bir kismina temas edilecektir:
Ravi hadisi rivayet eden kisidir. Bir ravi hadisi baskasindan aldiginda aldigi kisiye o ravinin seyh'i denir. Hadisi alan ravi de talib'dir. Hadis almaya ahz
baskasina rivayet etmeye de eda tabir edilir.
Sened hadisi rivayet eden raviler zinciridir.
Cerh ve ta'dil ilminde ravilerin kalitesini belirtmek icin sika (hadis rivayetine tam ehil kisi) dan vadda (hadis uyduran kisi) ya kadar çesitli tabirler kullanilir. Bir ravi
durumu arastirildiktan sonra
ya bu iki uçtan birinde
ya da arada bir yerde degerlendirilir.
"Sika" da iki sart aranir: Adl ve zabt. Adl ravinin hadisi bozmadan rivayet eden dürüst bir müslüman olmasi
zabt ise hafizanin kuvvetli olmasi özelligidir.
Hadisin ne sekilde rivayet edildigi de önemlidir. Bunlardan bazilarina sema
kiraet
icazet denir. Sema talibin seyhden dogrudan isitmesidir. Kiraet ise talibin hadisleri bir yazili metinden okuyarak seyhine arzetmesi
seyhin de onlari rivayet ettigini onaylamasidir.
Burada
yazili belgelere günümüzde haber bakimindan verilen önemi göz önüne alarak bir noktaya dikkat çekmekte yarar var:
Sema hadisçilerin nazarinda en saglam ahz yoludur. Her ne kadar ilk hicri asirlarda hadislerin yazilmasi vukubulmus aksini iddia eden müstesriklere gereken cevaplar verilmisse de bu
semanin birinci derecedeki önemini azaltmaz. Çünkü hadis tahsilinde asl olan kalitedir. Mesela tarihi bir vesika bulunsa hadisçiler su sorulari soracaklardir: Bu vesikayi kim yazmistir? Bu kimse haber vermede ne kadar dürüsttür? Vesikada yazdigi haberleri ögrenip yazincaya kadar hafizasinda bozmadan tutabilmis midir? Olayi bizzat kendisi mi müsahade etmistir yoksa baskasindan mi almistir? Yazdigi haber siyasi ise
bu kisi taraf midir veya ona yazdirilmis midir? Daha sonra bu vesikada tahrifat yapilmis midir? Görüldügü gibi vesikanin sahte olmadigi bilinse bile bu yetmemektedir. Halbuki haberin dogrudan raviden dinlenmesinde bu zorluklar en aza iner. Elbette ki ravi hadisi ahz ederken seyhin hadisi hem ezberden bilip
hem de yazdigi bir kagittan okumasi daha da kuvvetlidir. Bu konuda hadisçilerin nasil titiz davrandigina dair bir örnek verelim:
Tirmizi (r.a) bir hadisi senedi ile rivayet ettikten sonra bu hadisdeki seyhi Abd b. Humeyd'in
Muhammed b. Fadl'in sunu anlattigini söyler:
"Yahya b. Main ilk benim önümde oturdugu zaman bu hadisi sordu. Ben de Hammad b. Seleme bize tahdis etti (diyerek hadisi edaya basladim) Yahya dedi ki keske defterinizden rivayet etseniz? Ben de defterimi getirmek üzere kalktim. Elbisemden tuttu ve önce bana (hafizanizdan) yazdirin. (Defteri getirmeden önce) tekrar size kavusamamaktan korkuyorum dedi. Bunun üzerine hadisi yazdirdim
sonra çikip defterimi getirdim ve ona (hadisi) okudum."
Muhaddislerin ravilerin kalitesi üzerinde ne kadar dikkatle durduguna da Imam Malik su sözleri ile isaret etmektedir:
"Bu ilim
yani hadis ilmi dindir. Artik dininizi kimlerden aldiginiza dikkat ediniz. Su direklerin dibinde Rasulullah (s.a.v) söyle buyurdu diyenlerden yetmis zat gördüm ki her hangi birisine beytülmali teslim ederseniz yine emin sayabilirsiniz. Böyle iken onlarin hiç birisinden ahz etmedim. Çünkü bu isin ehli degillerdi. Sonra memleketimize Ibn-i Sihab-i Zühri gelince hepimiz kapisina kosup üst üste yigilirdik."
Hadislerin çesitli yönlerden siniflandirilmasi:
Sihhat yönünden:
Sahih: Asagidaki üç sarti saglayan hadise denir:
senedinde kopukluk olmamasi (muttasil olmasi)
Bütün ravilerin sika olmasi
Illet ve sazlik bulunmamasi
Bu son sartin arastirilmasi zor olup
bunda ancak Buhari gibi büyük hadis mütehassislari derinlesebilmislerdir. Illet ve sazlik olmasi durumu
ilk bakista hadisin sened ve ravi yönünden saglam gözükmesine ragmen
metin veya senedde gizli bir bozukluk olmasi halidir. Eger muallel (illetli) veya saz ise hemen zayif hadis mertebesine iner.
Hasen: Sahih hadisin sartlari bunda da geçerlidir. Su farkla ki ravilerden birisi iyi olmasina ragmen hafiza gücü gibi bir bakimdan sika mertebesine çikamamissa o hadis "hasen" olur. Hasen hadis sahihden asagi fakat ona yakin
zayif hadisden yukarda bir yerdedir.
Zayif: Genelde sahih ve hasen sartlarini
senedde kopukluk (munkati) olmasi
ravilerden bir veya bir kaçinin zayif görülmesi
illet
ve diger sebeplerden dolayi saglayamayan hadisdir.
Mütevatir: Yalan üzerine birlesmesi aklen imkansiz olan bir grup insanin rivayet ettigi hadisdir. Bu sart her tabakada tahakkuk etmelidir. Mütevatir hadise "kesin" gözü ile bakildigindan inkari tehlikeli görülmüstür. Mamafih mütevatirlerin sayilari pek azdir.
Mevzu: Uydurma hadisdir. Kimi alimlere göre mevzu hadis
zayif hadislerin en düsük derecesidir. Bir baska görüse göre de mütevatir ve mevzu hadisler
ilki kesin oldugundan
ikincisi de uydurma oldugundan hadis arastirmalarina dahil edilmezler.
Sahibi yönünden:
Merfu: Peygamber (s.a.v) e ait olan hadisdir.
Mevkuf: Söz veya fiilin sahabiye ait oldugu hadisdir.
Maktu: Söz veya fiilin tabiiye ait oldugu hadisdir.
Bir hadisin merfu olmasi onun sahih oldugunu göstermez. Merfu bir hadis pekala sahih
hasen veya zayif olabilir.
Senedde uzunlugu yönünden:
Ali: Senedin muttasil olmakla birlikte az sayida raviden olusmasidir.
Nazil: Seneddeki ravi sayisinin çok olmasidir.
Elbette ki hadisin az sayida insandan geçerek muhaddise ulasmasi tercih edilir. Mamafih nazil bir hadisin ali'den daha sahih olmasi da mümkündür.
Hadislerin sihhatlerine göre hükmü:
Sahih ve hasen hadisler ictihada elverisli kabul edilirler. Zayif hadisler ise müctehidin metoduna
hadisin zayiflik derecesine
kendini destekleyen baska hadisler olup olmamasina göre kabul veya red edilirler. Zayif hadisler genelde ictihada elverisli görülmese bile "fedail-i a'mal" konularinda
yani insanlari iyi amellere tesvik etme babinda anlatilabilirler. Çünkü zayif hadis
mevzu hadis gibi uydurma olmayip ictihadda
helal
haram gibi onemli konularda istifade edilebilecek kuvvete çikamamis hadisdir. Mevzu hadisle
zayif hadis arasindaki bu fark hatirda tutulmalidir.
Mevzu hadislere gelince
muhaddisler bunlarin asilsiz oldugu belirtilmeksizin söylenmesinin
yazilmasinin haram oldugunu söylerler. Çünkü böyle bir hadisi gören kisi onu peygamberimize ait sanacaktir. Mevzu hadisler asilsiz olduklari belirtilerek insanlari bunlara karsi uyarmak için söylenip yazilabilir.
Hadisde metin ve sened tenkidi:
Bir hadisin makbul olup olmadiginin arastirmasi iki safhadan geçer:
Metin tenkidi
Sened tenkidi
Metin tenkidi hadisin metninin incelenmesi ile içinde tutarsizliklarin olup olmadiginin
daha kuvvetli ve yaygin hadislerle çelisip çelismediginin arastirilmasidir.
Sened tenkidi ise senedin yapisinin incelenmesi ve tarihi bilgilerle ravilerin ömürlerine bakarak kopukluk olup olmadiginin
ravilerin rivayete ehil olup olmadiginin arastirilmasidir.
Metin ve senedden bahsetmis iken muhtemel bir süphenin izalesi için muhaddisler nazarinda hadisin metin ve senedden olustugu bilinmelidir. Bazen büyük muhaddislerden bahsedilirken yedi yüz bin hadis yazmistir
bir milyon hadis toplamistir gibi ifadelere rastlanir. Bunlar süphesiz kabaca rakamlar olmakla birlikte
yine de okuyucuya mübalagali gelebilir. Gerçekten de peygamberimizin nübüvvet yillari
bilhassa hicret sonrasi günleri göz önüne alinirsa bu rakamlar çok fazladir. Ama her hadisin muhaddislerce sened ve metni ile birlikte bir bütün olarak görüldügü bilinirse durum anlasilir. Mesela Ahmed Naim Tecrid-i Sarih tercümesinde söyle der: "'Ameller niyetlere göredir' hadisini Hafiz Ebu Ismail-i Ensari-i Herevi yalniz Yahya b. Said-i Ensari ashabina varmak üzere yedi yüz tarikten kayd ve zabt eylemisdir." Yani yalniz bu hadisin yedi yüzden fazla senedi var demektir ki hadis sened ve metni ile birlikte bir bütün sayildigindan bu metinde yedi yüzden fazla hadis var demektir. Artik diger hadisler de nazar-i dikkate alinirsa hadis sayisinin ne kadar kabarik rakamlara ulasacagi tasavvur edilebilir. Bu rakamlari daha da artiran bir diger husus sahabe ve tabiinin söz ve fiillerine de hadis denmesidir. (Yukarida tarifi geçen mevkuf ve maktu hadisler) Böylece bir milyon
su kadar yüz bin gibi ifadelerin hiç de mübalagali olmadigi ortaya çikar.
HADISLERIN TOPLANMASI
HADIS KITAPLARI
Hicri ilk asirda hadisler yazmaktan daha çok sözlü olarak ve ezberden rivayet ediliyordu. Daha sonra çikan fitne ve kargasaliklarda bazi siyasi guruplarin kendi lehlerine hadis uydurmalari
asr-i saadetin giderek daha çok geride kalmasi gibi sebepler
ashab-i kiramin ögrencileri olan tabiin hazeratinin ve onlardan sonraki muhaddislerin hadisleri toplamalarina ve bu konuda çok titiz davranmalarina yol açti. Pek çoklari bir iki hadis almak için günlerce
haftalarca süren yolculuklara çiktilar.
Hadislerin yazilarak mecmualarda toplanmasi Ömer b. Abdülaziz zamaninda
ikinci hicri asrin ortalarinda baslamis
asagi yukari üçüncü hicri asrin ortalarinda Buhari ve Müslim'in sahihleri ve diger bazi sünenlerin yazilmasi ile kemale ermistir.
Hadis kitaplarinin türleri:
Hadis kitaplarinin türlerinden bir kismi sunlardir:
Cami: Akaid
ahkam
zühd
edeb
tefsir
siyer
fitneler
menakib konularindaki hadisleri toplayan eserlere denir. Mesela Buhari'nin sahihi bir "cami" dir.
Sünen: Yalnizca namaz
oruç
taharet vb. ahkam hadislerini havi kitaplardir. Sünen-i Ebu Davud
Sünen-i Nesai gibi. Tirmizi nin sünenine cami de denilir.
Müsned: Hadislerin onlari rivayet eden sahabe adlari altinda guruplandigi kitaplardir. Mesela önce Ebu Bekir (r.a) in rivayet ettigi hadisler
sonra Ömer (r.a) in rivayet ettigi hadisler
...
diye devam eder. Müsnedlerin en meshuru Ahmed b. Hanbel'in müsnedidir.
Hadis kitaplarinin sihhatçe en kuvvetli olan altisi Kütüb-ü Sitte adi altinda toplanmistir. Bunlara "sihah-i sitte" veya "usul-u sitte" de denir. Bu alti kitaptan ilk besi Buhari ve Müslim'in sahihleri
Nesai
Ebu Davud ve Tirmizi'nin sünenleridir. Altinci kitap olarak Imam Malik'in Muvatta'sini veya Darimi'nin sünenini koyanlar olmussa da sonunda Ibn-i Mace'nin süneni agirlik kazanmistir. Bu demek degildir ki Imam Malik'in Muvatta'si sihhat bakimindan Ibn-i Mace'den geridedir. Sebep
Muvatta hadislerinin diger hadis kitaplarinda zaten mevcut olmasidir.
Kütüb-ü Sitte'nin her birinin kendine göre ayri bir meziyeti vardir. Ravilerin ahzinda daha siki sartlar koymus olan Buhari'nin Sahihi Kütüb-ü Sitte'nin sihhatçe en kuvvetli kitabidir. Imam Müslim'in sahihi sihhat bakimindan Buhari'den sonra gelir. Fakat tertibi daha güzel
metin ve senedlerdeki ifadelerde daha titizdir. Subhi es-Salih Ulum-ul-Hadis'inde söyle der:
"Hadis rivayeti mevzuunda daha çok bilgi almak isteyen Tirmizi'nin camiine
sadece ahkam hadisleri isteyen Ebu Davud'un sünenine
fikhi bablarin mükemmel siralanisini görmek isteyen Ibn-i Mace'nin sünenine müracaat etmelidir. Nesai'nin süneninde ise bu meziyetlerin bir çogu bulunmaktadir."
Ayrica Nesai'nin süneni Buhari ve Müslim den sonra sihhatçe en kuvvetli olan
en az zayif hadis ihtiva eden kitaptir. Diger üç sünende de az da olsa zayif hadisler bulunmaktadir.
Bunlardan baska Taberani'nin mu'cemleri
Hakim'in Müstedrek'i
daha bir çok müsnedler
müstahrecler vb. varsa da bunlar sihhat bakimindan Kütüb-ü Sitte'nin asagisindadir.
Mevzuat kitaplari: Alimler
asilsiz olduklarini bildirmek maksadi ile mevzu hadisleri topladiklari bir çok kitaplar yazmislardir. Bunlardan bazilari Huseyn b. Ibrahim el-Cuzekani'nin Kitab-ul-Ebatil ve Kitab-ul-Mevzuat'i
Suyuti'nin el-Leali el-Masnua'si
Aliyyul-Kari'nin el-Masnu fi Ma'rifet-il-Mevzu adli kitaplaridir.
SONUÇ
Hadis ilmi dünyada yalnizca müslümanlara has bir ilim olup tarihçilere parmak isirtmis
bu ilmi degersiz göstermek isteyen müstesrikleri de bir çok sikintilara sokmustur. Dünya tarihinde
peygamberimizden baska
hayati ve risaleti
bütün ayrintilari ile ve çok titiz metodlarla günümüze kadar ulasan baska hiç bir sahsiyet yoktur. Bu sebeple
hadis ilmi müslümanlarin medar-i iftiharlari olup ayni zamanda sünneti bize ulastirdigi için ona sahip çikmak
onun metodolojisini
bize biraktigi muhtesem ilmi mirasi sonraki nesillere aktarmak vazifemiz olmalidir.
Hadislerden bahsederken de
uluorta ve kulaktan dolma seyleri degil
muteber kitaplardan aldigimiz hadisleri söyleyerek
ilmimiz az da olsa
sünnete asik
mesuliyetini müdrik bir müslümana yarasir titizlik gösterilmelidir.
Ayrica
muhaddislerin hadis rivayeti ve metin/sened tenkidi metodlarindan bugünkü haber alma/verme ve degerlendirmede ögrenecegimiz bir çok dersler vardir.
Hadis ilimleri hakkinda daha çok bilgi için
bu yaziyi hazirlamada çok faydalanilan Ahmed Naim'in Tecrid-i Sarih tercemesinin birinci cildine yazdigi nefis mukaddimesine bakilabilir. Bilhassa 82. ve 91. sayfalarda yazdigi çok kaliteli "Metodolojiden bir bahis" ve "Bir Mukayese" ünvanli makalelerinin okunmasi hararetle tavsiye edilir. Bundan baska Subhi es-Salih'in Ulum-ul-Hadis'i (Türkçesi: Hadis Ilimleri ve Istilahlari) da bu konuda agir olmayan
kolay anlasilir bir kitaptir.
♣ ΛRES ♣
Üyelere Açık Profil Bilgileri
♣ ΛRES ♣ - Özel Mesaj gönder
♣ ΛRES ♣ - Daha fazla mesajını bul