Tekil Mesaj Gösterimi
Eski 12-05-2007, 22:09   #7 (permalink)
Sovalye
 
Sovalye - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Namaz ilmihali

 
Mescidlere Ait Hükümler

490- Mescid İslam mabetlerine (ibadet evlerine) verilen bir isimdir. Lûgatta
"secde edilecek yer" demektir. Çoğuluna "mesacid" denir. Mescidlerin büyüğüne
"Cami" denir. Bunun çoğulu da "Cevami"dir.
Mescidler Yüce Allah'a ibadet
için yapılmıştır. Bundan dolayı her mescidin büyük bir şeref ve fazileti vardır.
Bu şerefi göstermek için her mescide Beytullah (Allah'ın evi) denmiştir. Onun
için mescidlere hürmet edilir. Mescidlerde hiç kimse istediği gibi hareket
edemez. Bir mescid kıyamete kadar mesciddir. Mescidlere saygısızlık etmek
taşkınlıkta bulunmak Yüce Allah'ın hakkına saldırmaktır. Bunun sorumluluğu pek
büyüktür.
491- Bir mescidin içi ve arsası mescid olduğu gibi semaya
kadar olan bütün üst tarafı da mescid hükmündedir. Onun için mescidlerin
içlerinde yapılması mekruh ve yasak şeyler bunların üstlerinde de
mekruhtur.
492- Mescidlerin "Fina-i Mescid" denilen çevresi mescidlere
bitişik olup aralarında yol bulunmayan yerler de namaz hususunda mescid
hükmündedir. Bu bakımdan oralardan imama uymak sahihdir. Saflar bu yerlere
ulaşmasa bile hüküm aynıdır. Fakat diğer hususlarda mescid hükmünde değillerdir.
Oralardan geçip gitmek ve oralara abdestsiz girmek caizdir.
Bayram ve
cenaze namazgahları da yalnız namaz hususunda mescid hükmündedirler. Bir
kimsenin kendi evinde kendisi için mescid edindiği yer asla mescid hükmünü
kazanmaz.
493- Mescidlerin en faziletlisi Mescid-i Haram (Kâbe) ile
çevresindeki sahasıdır. Sonra Medine-i Münevveredeki "Mescidünnebi"dir. Sonra
"Beytülmakdis"dir. Sonra "Kuba" mescididir. Bundan sonra en eski mescidler daha
sonra da en büyük olan mescidler gelir.
(Malikîlere göre mescidlerin en
faziletlisi önce "Mescid-i Nebevidir. Sonra "Mescid-i Haram" sonra "Mescid-i
Aksa'dır. Bunlardan sonra bütün mescidler eşittir.
Ancak insanın evine
yakın olan mescidde namaz kılması komşuluk hakkını gözetme bakımından daha
faziletlidir.)
494- Bir kimsenin kendi mahalle veya kabilesi mescidinde
namaz kılması diğer mescidlerde namaz kılmasından daha faziletlidir diğer
mescidlerin cemaatı ister daha çok ve ister daha az olsun. Yalnız bir mescidin
imamı daha salih ve alim olursa orada namaz kılmak daha faziletlidir. Bu konuda
Mescid-i Haram ile Mescid-i Nebevi'de kendilerine has bir özellik ve üstünlük
vardır. Bunlarda kılınan namazların sevabları kat kat ziyadedir.
495- Bir
mescid insanlara dar gelecek olsa yanındaki yer sahibinden kıymeti ile arsa
satın alınarak mescide katılır. Arsa sahibi razı olmasa bile bu işlem yapılır
çünkü buna bütün insanların ihtiyacı vardır. Böyle bir mescid veya cami
sonradan binaların durumundan anlayan yetkili kimselerin görüşlerine göre çok
genişlemiş ise içinde cuma ve bayram namazları kılınması gibi en büyük
idareciden tekrar izin alınması gerekir.
496- Bir kimse Yüce Allah'ın
rızası için yaptırmış olduğu mescidin idaresine tamirine döşeme ve
aydınlatılmasına ehil ise müezzinliğine ve imamlığına başkalarından daha çok
hak sahibidir. Kendisinden sonra da evladı ve aşireti diğer insanlardan
evladır. Bunlar müezzinliğe ve imamlığa ehil değiller ise diledikleri uygun
kimseleri müezzin ve imam tayin edebilirler. Ancak yapılan bu tayin işinde vakıf
ile mahalle halkı arasında bir ayrılık olursa bakılır: Eğer vakıfın seçtiği
kimseler daha iyi veya halkın seçtiği şahıslara eşit ise vakıfın seçtiği
tercih edilir. Değilse halkın isteği geçerli olur.
497- Bir mescidin
duvarlarını ve kubbesini birtakım nakış ve yaldızlarla süklemekte bir beis
yoktur; fakat sade bir halde bulunması daha iyidir özellikle kıble tarafının
bakışları toplayacak şekilde ince ve zarif nakışlarla süslenmesi
namaz
kılanların dikkatini çekeceğinden ve kalblerinin huzurunu bozacağından mekruh
görülmüştür. Bununla beraber bir kimse kendi malından bir mescidi süsleyebilir.
Fakat mütevelli (mescidin bakımına memur olan kimse) bu gibi nakış ve süsleri
vakıfın malından yapamaz. Yaparsa bedelini öder. Çünkü bunlar mescidin yapısına
ve devamına ait şeyler değildir. Ancak gelir fazlasının zalimler eline geçip yok
olacağından korkulursa bu gibi harcama yapılabilir.
498- Mescidlerin
lambaları en fazla gecenin üçte birine kadar yakılabilir bundan fazla
yakılamaz. Çünkü vakfın malına tecavüz olur. Ancak vakıfın böyle bir şartı varsa
veya adet öyle ise tecavüz sayılmaz.
499- Mescid içinde kuyu kazılmaz.
Eskiden beri varsa olduğu gibi bırakılır. Abdest için hazırlanmış bir yer
yoksa mescid içinde abdest alınmaz.
500- Devamlı imam ve müezzini
bulunan bir mescidde namaz kılındıktan sonra tekrar cemaat halinde ezan ve
ikametle namaz kılınması mekruhtur. Fakat tekrar ezan ve ikamet yapılmaksızın
mescidin mihrabından başka bir tarafta bazı kimselerin tekrar cemaatla namaz
kılmaları sahih olan görüşe göre mekruh değildir.
501- Bir mescidde
ezan okunduktan sonra içinde bulunan kimsenin o mescidi bırakıp başka bir
mescide gitmesi başka bir mescidde görevli değilse mekruhtur.
502-
Namaz kılanın önünden geçmek günahtır. Fakat mescidde ileri saflarda yer varken
arka saflarda namaz kılanın önünden geçmek ve ileri gitmek caizdir. Çünkü bu
kimse kendisine hürmet hakkını kaybetmiştir.
503- İtikâfa girmeyen
kimsenin mescid içinde yemek yemesi ve uyuması mekruhtur. Fakat bir görüşe göre
memleketinden uzak kalmış kimsenin mescid içinde yemesi ve uyuması caizdir.
Ancak ihlilafdan kurtulmak için böyle bir garibin itikafa niyet etmesi daha
iyidir.
504- Mescidlere abdestli olarak girilir. Namaz maksadı olmaksızın
mescidlere çocukları ve delileri sokmak zaruret olmadıkça yol gibi geçip gitmek
caiz değildir.
505- Bir mescide girerken önce sağ ayağı ileri atarak
girmeli ve hemen Peygamber Efendimize Salat ve Selam getirmeli:
"Allahümmeftah aleyna ebvabe rahmetike = Ya Rabbi! Üzerimize rahmetinin
kapılarını aç" diye dua etmeli. Çıkarken de önce sol ayağı dışarıya atmalı:
"Allahümmeftah aleyna ebvabe fadlike = Ya Rabbi! Üzerimize lütuf ve
kereminin kapılarını aç" diye duada bulunmalıdır.
506- Mescidlere gelişi
güzel hareket ve davranışlarla girilemez. Kollar sıvalı pallo omuzlara atılmış
bir şekilde girmek uygun olmaz. Bir zaruret bulunmadıkça mescidlerde dizleri
dikmek veya ayakları uzatmak sureti ile rastgele oturulmaz. Bunlar caiz
görülemez.
Yine mescidlere serili sergiler üzerine kirli veya ıslak
ayaklarla basılamaz. Mabedlerin temizliğine zarar veren işler yapılamaz. Herkes
haline göre mabedlere en temiz ve en güzel elbiselerini giyerek gitmeli.
Cemaatı tiksindirici hallerden kaçınmalıdır. Bir ayet-i kerimede:

"Her mescide gidişinizde temiz ve güzel elbiselerinizi giyiniz"
buyurulmuştur.
507- Mescidlerde yüksek sesle konuşmak mekruhtur. Ancak
cemaata duyurmak için hatiblerin ve vaizlerin din dersi veren hocaların
seslerini yükseltmeleri caizdir. Başkalarının namazlarını karıştırmamak
şartıyla Kur'an okuyanların ve Allah'ı zikredenlerin seslerini yükseltmeleri de
caizdir.
508- Mescidlerde gürültü yapmak gereksiz yere dünya işlerini
konuşmak kaybolan eşyaları sorup araştırmak zikir ve hikmet taşımayan şiirler
okumak caiz değildir. Denilmiştir ki: "Ateşin odunu yemesi gibi mescidde
konuşulan sözler iyilikleri yer bitirir."
509- Mescidlerde suçlulara
ceza uygulamak alış-veriş yapmak caiz değildir. Yalnız itikâf halinde olanlar
kazanç sağlamak maksadı olmaksızın sadece ihtiyaçları kadar alış-verişte
bulunabilirler.
(İmam Ahmed'e göre mescidlerde nikah akdî yapılması
sünnettir İmam Şafiî Hazretlerine göre bu akid yalnız itikaf halinde bulunan
için caizdir.)
510- Mescid içinde dilencilik yapmak haramdır. Bu
dilencilere para vermek de mekruhtur. En ihtiyatlı görüş budur. Fakat hediye ve
sadaka vermek yasak değildir.
511- Mescidleri pis ve kötü kokulu
şeylerden korumak vacib olan bir görevdir. Onun için mescid lambalarında temiz
olmayan yağları kullanmak caiz değildir. Soğan ve sarımsak gibi kokuları hoş
olmayan şeyleri yemiş kimselerin cemaat arasına girmeleri de uygun değildir.
Çünkü bunların kokusu cemaata eziyet verir.
512- Mescidlerde okunan
Kur'an-ı Kerimi hutbeleri ve yapılan vaazları tam bir hürmetle dinlemek
gerekir. Mescidlerde oturup kalkma gidip gelme edeblerine gereği üzere riayet
edilmesi bir görevdir.
Bütün bunlar mübarek mabedlere ait edeblerdendir.
Bunlara aykırı hareket etmek İslâm adabına aykırıdır. Böyle hoş olmayan bir
hareket İslâm mabedinin ne kadar kutsal bir makam olduğunu güzelce anlamamaktan
ileri gelir. Kur'an-ı Kerime ve diğer saygı değer şeylere karşı yapılması
gereken hürmeti bilmemekten ileri gelir. Sosyal terbiyeye ve din kardeşlerine
karşı gösterilmesi gereken hürmet ve nezakete aykırı bulunur. Artık bu gibi
yolsuz hareketlerden kaçınmalı İslâm adabına yaraşır şekilde hareket
etmelidir.
513- Mescid kapılarını namaz vakitlerinden sonra kapamak
mekruhtur. Ancak içindeki eşyanın çalınmasından korkuluyorsa
kilitlenebilir.



Ek

514- Mescid ve cami inşa etmenin fazileti ve sevabı pek çoktur. Bunları yapmak
bunların inşaatına yardım etmek bir iman ve hayırseverlik nişanıdır. Çünkü
Kur'an-ı Kerimde: "Yüce Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe
iman eden kimse bina ve imar eder" diye buyurulmuştur.
515-
Mescidleri bina ve imar eden müminler hakkında büyük müjdeler vardır. Bir
hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: "Her kim Yüce Allah'ın rızasını
dileyerek bir mescid bina ederse Allah da ona cennette bir ev bina
eder.
Diğer bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: "Her kim
helal malından içinde Yüce Allah'a ibadet edilecek bir bina yaparsa Allah da
onun için Cennetde inci ve yakuttan bir bina yapar".
İşte helal
maldan görsünler ve işitsinler için değil de yalnız Allah rızası için yapılan
bir mabedin sevabı çok fazladır. Ne mutlu böyle hayırlı işler
başaranlara!..
516- İnsanlar ölünce amelleri biter amel defterleri
kapanır. Artık bu defterlere sevab yazılmaz. Ancak mescid yapmış olmak gibi
devamlı hayırları bulunan müminlerin amel defterleri kapanmaz. Onlara daima
sevablar yazılır durur. Çünkü bir hadis-i şerifde buyurulmuşlur: "Bir mümine
öldükten sonra amelinden ve iyiliklerinden ulaşacak şeylerden biri öğrenip
yaydığı ilim yahut geriye bırakmış olduğu salih evladı yahut miras bırakmış
olduğu Mushaf yahut yapmış olduğu mescid yahut yolcular için yapmış olduğu ev
yahut akıtmış olduğu ırmak yahut sağlık halinde hayatta iken malından çıkarıp
verdiği sadakadır. Bunlar vefatından sonra kendisine (sevab olarak)
ulaşır".
İşte bu hadis-i şerifin beyanına göre de mescidleri yapan
medreseleri kuran çeşmeleri akıtan ve benzeri hayırlı vakıfları yapan kimseler
hakkında ne büyük bir müjdeyi kapsıyor.
517- Yüce Allah'ın rızası için
yapılmış vakıflar birer sadaka-i cariyedir (devam edip giden hayırlardır). Şöyle
ki: Mükellef olan bir müslüman bir malının mülkiyet ve menfaatini insanların
tasarrufundan engellerde Allah yolunda bir hayır işine bağlarsa onu vakfetmiş
olur. Artık o mal ancak Yüce Allah'ın mülkü hükmüne geçer. Onda hiç kimsenin
mülkiyet hakkı kalmaz.
Herhangi bir vakfın geçerli hale gelebilmesi için
usulüne göre mahkemede tescil edilmesi gerekir. Ancak bundan vakıf olan
mescidler mezarlıklar ve vasiyet suretiyle olan vakıflar müstesnadır. Şöyle
ki:
Bir müslüman bir mescid yapar da onu yoluyla beraber mülkiyetinden
çıkararak içinde namaz kılınması için insanlara izin verirse insanlarda orada
cemaatla namaz kılarsa o mescidin vakıflığı tescile muhtaç olmadan tamamlanmış
olur.
Yine bir kimse bir malını bir hayır yoluna vakıf olmak üzere
vasiyet edip sonra o vasiyet üzerine vefat etse bakılır: Eğer malının üçte biri
bunu karşılıyorsa veya varisi yoksa veya varisleri olur da vasiyetin tümünü
geçerli kabul ediyorsa o mal o hayır yoluna tamamen vakfedilmiş olur. Eğer
geriye bırakmış olduğu malın üçte biri yetmeyip varisler de muvafakat etmiyorsa
terekesinin üçte biri kadar olan mikdar ancak o hayır işine konulan şartlarla
vakfedilmiş bulunur. Bunun geçerliliği tescile bağlı değildir. Vakıflarla ilgili
bilgi "Hukuku İslâmiye ve Istılâhatı Fıkhiye" adındaki eserimizin dördüncü
cildinde vardır.
518- Mescidlere ibadet yapmak ve cemaatla namaz kılmak
için devam etmek de mescidleri sağlığa kavuşturmak ve imar etmek sayıldığından
fazileti pek ziyadedir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: "Bir kimse içinde
cemaatla namaz kılınan bir mescide gidecek olsa gidiş ve gelişlerinden atacağı
adımlarından her biri ile bir günahı silinir. Diğer biri ile de kendisi için bir
sevab yazılır.
Diğer bir hadis-i şerifde de: "Her kim evinde güzelce
abdest alır da sonra mescide giderse o kimse Allah'ın ziyaretçisi olur.
Ziyarette bulunana ikram ise her ziyaret edilen zat üzerine bir haktır" diye
buyurulmuştur.
Diğer bir hadis-i şerifde de şöyle buyurulmuştur: "Gecenin
karanlığında mescide yürüyen kimse kıyamet gününde Yüce Allah'a nurlar içinde
kavuşacaktır".
Ne büyük müjdeler!... Artık mescidlere devamlı bir ganimet
bilmeli cemaatla namaz kılmanın sevabını kaçırmamaya çalışmalıdır. Bu hususta
muvaffak olmamazı Yüce Allah'tan niyaz ederiz.
Sovalye isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla