Konu
:
Acİllll!!:(
Tekil Mesaj Gösterimi
21-04-2007, 07:51
#
2
(
permalink
)
dαяιυѕ
Cevap: Acİllll!!:(
spor u bulamadım ama
YEŞİLAY KONFERANSLARINA ESAS OLAN METİN:
ZARARLI ALIŞKANLIKLARDAN KORUNMAK
BAŞARILI VE MUTLU OLMAK
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Merkezi
Her insan hayatta başarılı ve mutlu olmak ister. İnsanın başarılı ve mutlu olabilmesi için başarısız ve mutsuz kılan nedenlerden sakınması
başarılı ve mutlu kılan şartları yerine getirmesi gerekir.
İnsanı başarısız ve mutsuz kılan sebepler;
1-
Olumsuz düşünmek
2-
Olumsuz dil kullanmak
3-
Olumsuz davranmaktır.
Olumsuz düşünmek
bizi güçsüz kılan ya da temel değerlere aykırı olan duygu ve düşüncelere sahip olmaktır. Olumsuz dil
bizi ve muhatabımızı güçsüz kılan veya temel değerlere aykırı olan dildir. Olumsuz davranış
bizi ve muhatabımızı güçsüz kılan veya temel değerlere aykırı olan davranıştır.
Beş (görme
işitme
tat ve koku alma
dokunma) duyumuzla çevremizden aldığımız uyarılar olumlu ise
olumlu düşünür
olumlu dil kullanır ve olumlu davranırız; bu uyarılar olumsuz ise olumsuz düşünür
olumsuz dil kullanır ve olumsuz davranırız. Olumlu düşünmek
olumlu dil kullanmak ve olumlu davranmak için çevremizden aldığımız bütün uyarıların olumlu olması gerekir. Ancak o zaman başarılı ve mutlu oluruz.
Başarılı ve mutlu olmanın şartları;
1-
Olumlu düşünmek
2-
Olumlu dil kullanmak
3-
Olumlu davranmaktır.
Olumlu düşünmek
bizi güçlü kılan ve temel değerlere uygun olan duygu ve düşüncelere sahip olmaktır. Olumlu dil
bizi ve muhatabımızı güçlü kılan ve temel değerlere uygun olan dildir. Olumlu davranış
bizi ve muhatabımızı güçlü kılan ve temel değerlere uygun olan dildir. Duygularımızın
düşüncelerimizin
dilimizin ve davranışlarımızın biz ve muhatabımızı güçlü kılması için; neşeli
iyimser
azimli ve çalışkan kılması gerekir. Temel değerler toplumu ayakta tutan ahlâki değerlerdir. Bu değerlerin bütünü genel ahlâktır. Genel ahlâkı meydana getiren ahlâk türleri; bilim
basın
sanat
siyaset ve meslek ve ticari ahlâkı ile cinsel ahlâktır. Başarılı ve mutlu olmamız için dışarıdan aldığımız bütün uyarıların genel ahlâkı meydana getiren ahlâk türlerinin her birine uyması gerekir.
Olumsuz uyarılar insanı başarısız ve mutsuz kıldığı gibi
zararlı alışkanlıklar edinmesinde de büyük rol oynar. Eğer biz
her türlü olumsuz uyarılardan uzak durursak
hem zararlı alışkanlıklardan korunmuş hem de başarılı ve mutlu oluruz.
Adı ne olursa olsun
insanın ruh ve beden sağlığına zarar veren her alışkanlık zararlıdır. İnsanları zararlı alışkanlıklara yönlendiren sebepleri üç grupta toplamak mümkündür:
1-
Olumsuz çevreyle (özellikle arkadaş çevresiyle) ilgili sebepler.
2-
Merak
özenti
taklit duygularıyla ilgili sebepler
3-
Mutsuzluk sebepleri.
İnsanı etkileyen başlıca çevreler; aile
okul
arkadaş
üniversite
medya
sanat ve iş çevresidir. Günümüzde insanları en çok etkileyen çevre medyadır. İnsanlar
özellikle çocuklar ve gençler gördüklerini taklit eder
öğrendiklerini yapar
öyle ise
insanlara gösterilenler ve öğretilenler öyle olmalıdır ki
bunlar taklit edilip yapıldıkları zaman
insanlar yasalara ve genel ahlakâ aykırı hiçbir şey yapmamış ve hiçbir zararlı alışkanlık edinmemiş olsunlar. Basın ahlâkı; yazılı
sesli ve görüntülü bütün yayınların
toplum huzurunu ve genel ahlâkı koruyarak yapılmasıdır.
İnsan çevresinden gelen olumsuz uyarılara karşı korunmaya muhtaç bir varlıktır. Zihin mekaniği
zihnin iradeye bağlı olmadan çalışmasıdır. Psikolojideki çağrışım kanunları zihin mekaniğini mümkün kılmaktadır. Gördüğümüz
duyduğumuz ya da okuduğumuz bir şeyin daha sonra benzerini veya zıddını görür
duyar veya okursak
onu hatırlarız. Belli bir yerde ya da belli bir tarihte bir olay olduktan sonra
o yerde veya o tarihte yaşanan başka bir olay
kendinden önceki olayı hatırlatır. Bu hatırlama çağrışım kanunları gereğidir. Bunda irademizin ve mantığımızın bir rolü yoktur. İnsan psikolojisinin bu özelliği
basın ahlâkının zararlı alışkanlıklarla mücadelede ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
İnsanın sağlıklı
başarılı ve mutlu olabilmesi için beden ve ruh sağlığının her türlü zararlı şeylerden korunması lâzımdır. İnsanın ruh ve beden sağlığını bozan şeylerin başında zararlı alışkanlıklar gelir. Başlıca zararlı alışkanlıklar; sigara
alkol
uyuşturucu ve kumar bağımlılığıdır.
SİGARANIN ZARARLARI
Sigarada 4000 çeşit zehirli madde vardır. 1991 yılında ülkemizde sigara yüzünden ölenlerin sayısı 200 bindir. Bunun 160 bini sigara tiryâkisi; 40 bini ise bebekler ve küçük çocuklar (duman altı olanlar) dır. Gırtlak ve beyin kanserinin %99’u
beyin kanamalarının %85’i
damar tıkanıklıklarının %90’ı
akciğer kanserlerinin %90’ı sigara kaynaklıdır. Sigara içenlerin vücuduna %15 ila %33 oranındı daha az oksijen girmektedir. (Kapalı bir odada içilen bir tek sigaranın dumanı iki aylık bir bebeğin ölümüne neden olmuştur.) 100 tiryakiden 50’si sigara yüzünden ölmektedir. Sigara sağlığın olduğu kadar cilt güzelliğinin de düşmanıdır. Anne adayı sigara içerse
çocuğu; %80 erken veya ölü
%65 özürlü (alkolde %100)
%20 normal sürede
fakat normalden küçük doğar.
ALKOLÜN ZARARLARI
İnsanın bir santimetreküp kanında bir miligram alkol bulunması
alkol zehirlenmesinin bütün belirtileri için yeterlidir. Şayet bu miktar 4-5 miligrama kadar yükselirse
içen komaya girer. Komaya her giren kurtulamaz. Alkol asla bir gıda değildir. Alkol için söylenmiş güzel sözlere
aldatıcı reklâmlara aldanmamalıdır. Alkol ilâç olmadığı gibi
alkollü içkiler iştah açıcı da değildir. Bilakis zamanla mide rahatsızlıklarına
iştahsızlıklara ve sindirim bozukluklarına
iştahsızlıklara ve sindirim bozukluklarına sebep olur. Alkolün nihâî zararı akıl hastalıkları
felçler
kalp
karaciğer
böbrek ve damar hastalıkları
özürlü çocukları ve ölüm şeklindedir. Alkolizmin tuzağı biradır. İstatistiklere göre
alkoliklerin %80’i alkollü içki alışkanlığına bira ile başlamışlardır. Birada bulunan nitrozamin adlı madde kansere sebep olmaktadır. Bira yapımında kullanılan bira mayası
alkol üreten bir maya türü olduğundan alkolüz bira olmaz. 2 temmuz 1997 tarihinde basında çıkan bir haberde bir gerçek daha ortaya konmuştur: Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cüneyt Özkürkçügil
böbrek hastalarının
biranın böbreklerdeki kumun veya taşın dışarı atılmasında rol oynadığı yolundaki yanlış inancını belirterek; “Bira içildikten sonra sıkça idrara çıkıldığı bir gerçek
ama bundan beklenen fayda elde edilmiyor. Hastalara tavsiye edilen bira
böbreklerdeki suyu emerek
kumların kalmasına neden olup
taş oluşmasını kolaylaştırıyor” demiştir.
Cinayetlerin % 5’i
Boşanmaların % 80’i
Irza tecâvüzlerin % 50’si
Trafik kazalarının % 70’i
Aile içi şiddetin % 70’i
Görevini terk edenlerin % 60’ı
alkol yüzündendir.
İntihar olaylarında alkolün etkisi
içmeyenlere oranla 58 kat fazladır.
Alkol beyni % 17 oranında küçültmekte
bunun sonucu çocuklara da aynen intikal etmektedir. Bu etki kadında (annede) 2 katı fazladır. Alkol bağımlısı tedaviye muhtaçtır. Alkolizmin tedavisi çok zor
tedavi şartlarına uyulmadığı takdirde imkânsızdır. İstatistikler
tedaviden sonra 2 yıl alkol kullanmama ihtimalinin % 5 ilâ % 10 olduğunu göstermektedir. Yegâne kurtuluş
hiç başlamamaktır. Bir kadeh alkollü içki içenin beyninde binlerce beyin hücresi ölmektedir.
UYUŞTURUCU FELÂKETİ
Uyuşturucu maddeler
beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanıdır. Başlıca etkileri; delilik
erken bunama
şuur ve hafıza kaybı
sayıklama
hayâl görme
korku
evham
zaman ve mekân algılamasında bozukluk
iktidarsızlık
kangren
kan pıhtılaşması
kalp hastalığı
karaciğer ve böbreklerde iltihap ve tıkanma
depresyon
ölüm isteği
nefes darlığı
öksürük
boğulma hissi
solunum felçleri
intihar ve ölümdür. Orta derecede kuvvetli bir gram uyuşturucu bir milyon beyin hücresini öldürmektedir. Uyuşturucuyu bir veya iki defa kullanmak bağımlılık yapar. Uyuşturucunun
girdiği aileyi yıkmaması düşünülemez.
UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞININ BELİRTİLERİ ŞUNLARDIR:
Cilt üzerinde mor ve siyah iğne izleri
damarlar üzerinde iltihaplanma
sinirlilik hali
ahlâksızlık ve suç fiillerine yönelme
bakışlarında donukluk
uyuşukluk ve uykululuk hali
yalnızlıktan hoşlanma
uyuşturucu için kullanılan âletlerin yanında olması
uyuşturucu kullanma zamanının yaklaştığında gözlerin sulanması
burnunun akması
kaşıntı
esneme ve gözbebeklerinin büyümesi.
Uyuşturucu bağımlıları
tıbbî tedaviye ve rehabilitasyona muhtaç olan hastalardır. Uyuşturucu kullanımı ne kadar erken fark edilirse
bağımlının kurtulma ümidi o kadar artar
aksi halde sonu ölümdür.
DOPİNG VE UYKU İLÂCI
“Ne olursa olsun
yeter ki
başarılı olayım” diye yola çıkarak
doping alan sporcular
öğrenciler
uzun yol sürücüleri ve gece çalışan şoförler
amfetamin ve kafein bağımlısı olma riski ile karşı karşıyadırlar. Bağımlılık artınca dozu arttırmak zorunda kalırlar. Bir süre sonra bırakmak isterlerse de tıbbî yardım olmadan ekseriyâ başaramazlar. Tekrar başlar ve amfetamin kullanımı kişinin ruh ve beden sağlığını bozar. Her türlü uyuşturucuda olduğu gibi
doping uygulamasında da ölüm riski vardır. Doping ve uyku hapları
uyuşturucu madde karışımı ilâçlardır.
Uyku ilâcı uykusuzluğu tedâvi etmez. Bunun için uykusuzluğun asıl sebebini bulup
onu ortadan kaldırmak lâzımdır. Eğer uyku hapları her gece kullanılırsa
birkaç hafta sonra artık uykuya yardımcı olma etkisi kalmaz. Uyku ilâcının kullanımına aniden son vermek ise uykunun daha da kötüleşmesine yol açar. Bu bakımdan uyku haplarının kullanılması da
yavaş yavaş bırakılması da uzman doktorun kontrolünde olmalıdır.
KUMAR ÂFETİ
Bilim adamlarının kumarbazlar üzerinde yaptıkları araştırmalar
“noradrenalin” hormonunun kumarbazlarda noksan seviyede bulunduğunu göstermiştir. Bu hormon
heyecan hallerinde artarak kalp atışlarını hızlandırır. Heyecan hâli geçtikten sonra hormon normal seviyeye iner ve kalp atışları da normalleşir. Kumar heyecanıyla artan bu hormon
kumar heyecanından sonra düşmeye başlar
fakat normal seviyede kalmaz
bu seviyenin altına düşer. İşte “noradrenalin” hormonunun kumarbazlarda noksan seviyede bulunması
kumar bağımlılığının biyolojik sebebidir. Bu sebepten kumarbaz
kumar oynamadan duramaz. Bütün varlığını kumarda kaybeden kumar oynamak için istediği parayı bulmak uğruna ahlâkî veya âdî suçlar işlemekten kendini alamaz. Sonunda bunalıma girer
intihar eder. Bu sebepten kumarın girdiği ailelerin yıkılması düşünülemez.
BAĞIMLILIĞIN TEDAVİSİ
Sigara bağımlısı
sigarayı kendi iradesi ile bırakamıyorsa
sigara da dâhil
alkol
uyuşturucu ve kumar bağımlılığının klinik tedavisi esastır. Tedavi esnasında ve tedaviden sonra bağımlıya bütün aile fertleri tarafından tam bir ilgi
sevgi ve şefkat gösterilmeli ve hangi nedenle olursa olsun
hiçbir zaman bağımlılık ortamına girmemesine dikkat etmelidir.
ÖNEMLİ BİR KONU: KOLALI İÇECEKLER VE YABANCI SİGARALAR
Dünya gençliğini kitle halinde bağımlı yapan
Coca ve Cola bitkilerinden elde edilen kolalı içeceklerde kullanılan
kokaindir. İnsanlar her gün bunları içmek suretiyle zehirlenmektedirler. Kokainin kolalı içeceklerde olduğunu gizlemek için bunun yerine meyan kökü kullanıldığı ileri sürülmüştür. Bu beyanlar tamamen asılsız olup
kamuoyunu yanıltmak için yapılmaktadır. Meyan kökü hiçbir surette kolalı içecekler gibi zehirli içkilerin içerisine girmez. Çünkü
meyan kökü
bağımlılık yapmaz. Bağımlılık yapmayan bir içecek
bağımlılık yapan kadar satılmaz. Bu nedenle kolalı içecekleri üreten yabancı şirketler
bu içeceklere bağımlılık yapan üç maddeden en az birini (kokain
kafein
alkol) karıştırmaktadırlar. İçinde türlü uyuşturucular taşıyan ve bağımlılık yapan kolalı içecekler
ilkokul çağından itibaren çocuklara narkotik iptilânın kapısını açmaktadır.
Ayrıca
Tekel fiyatının altında kaçak satılan yabancı sigaralar bilhassa ortaokullarda sigara içen çocuklarımız için en tehlikeli uyuşturucu tuzaklarıdır. Arşivimizde bulunan
dergimizde ve raporlarımızda yer alan belge ve bilgilere göre kolalı içeceklerde; Kola nebatından çıkarılan kokain esansı
Kola yapraklarından elde edilen kafein esansı
ve bunların ekstre halinde gelmesinde kullanılan alkol gibi bağımlılık yapan uyuşturucu türü maddeler yanında
ürüne bilinen rengini veren ve zararlı bir madde olduğu bildirilen karamelize (yanmış) şeker mevcuttur.
Evet
karışımında bulunan uyuşturucu türü maddelerle bağımlılık yaptığı kesin olan. Kezâ ilkokul ve daha küçük yaşlardaki çocuklarımızı beyazlara kanalize etmede önemli bir basamak
hattâ tuzak diyebileceğimiz kolalı içecekler
cikletler v.b maddeler üzerinde
gerek Devlet olarak
gerek toplum olarak ciddiyetle durmak mecburiyetindeyiz. Ve bu konularda insanlık
büyük bir tehdit altındadır.
ZARARLI ALIŞKANLIKLARIN SEBEPLERİ
Cehâlet
tembellik
bencillik
bilgisizlik
kötü arkadaş
grup baskısı
aşağılık kompleksi
kötüleri merak etme
kötülere özenme
kötüleri taklit etme
birahane
diskotek ve müstehcen eğlence yerleri
millî kültürden uzaklaşma
ahlâkî değerlerin zayıflaması
uyuşturucu kültürünün benimsenmesi
dış güçlerin ajan ve mafya faaliyeti
sevgiden
ilgiden ve şefkatten mahrum kalma
işsizlik
uyuşturucu madde karışımı ilâçların kullanılması
uyuşturucu karıştırılmış yiyecek ve içecekler
çıkartmalar
içki ve sigara ile bunların kullanıldığı tanışma
kutlama ve eğlence partileri
zamanın değerlendirilmemesi
başarısızlık ve mutsuzluk
stres
aşırı lüks ve eğlence hırsı
israf
“Bir defa denemekle bir şey olmaz” ve benzeri tuzak sözler
gayesizlik
ümitsizlik
intibaksızlık
geçimsizlik
şiddet
yalnızlık hissi
kendini kabul ettirme duygusu
iletişimsizlik
ekran bağımlılığı
kumara yol açan ortamlar ve oyunlar.
KORUNMA YOLU
Bütün insanlar
özellikle çocuklar ve gençler
sevgiye
ilgiye ve şefkate muhtaçtır. İnsan
doğumundan ölümüne kadar eğitime muhtaç bir varlıktır. O
nasıl bir çevrede yetişirse
ona göre bir eğitim alır ve yönlendirilir. Aile
okul
arkadaş ve iş çevreleri ile medya
insanı
özellikle çocukları ve gençleri yönlendiren ve eğitiminde rol oynayan çevrelerdir. İnsan
her zaman çevresinde iyi örnekler görmeye
bunlarla teşvik edilmeye
kötü örneklerden ise uzak tutularak korunmaya muhtaçtır. Çocuğa çevre şartlarını o şekilde hazırlamalıdır ki
onun davranışı karşısında ona söyleyeceğimiz söz; “Sakın yapma” yerine
“Aferin!” olsun. O
çevresinden ne kadar müspet mesajlar alırsa
şahsiyeti o kadar müspet olarak gelişip teşekkül eder. Sokak çocuklarının hepsinin sokak çocuğu oluşlarının
tiner ve bally koklamalarının nedeni
suçlu çocukların tamamına yakınının suç işlemelerinin sebebi
yetişkin suçluların büyük çoğunluğunun suçlu olmalarının nedeni
çocukluk ve gençlik yıllarında sevgiden
ilgiden ve şefkatten mahrum kalmaları ve bozuk kişiler ve bozuk çevreler tarafından yönlendirilmeleridir. Çocukların ve gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunmaları için sevgiden
ilgiden ve şefkatten mahrum kalmamaları ve müspet kişilik sahibi olmaları gerekir. Ailenin
okulun
iş çevrelerinin ve medyanın görevi
insanlara yapıcı mesajlar vererek
onların müspet kişilik sahibi olarak yönlendirilmesini ve eğitilmesini sağlamak
Devletin görevi de bu eğitimi mümkün kılmak ve denetlemektir. Bütün çevrelerin ve devletin bir görevi de genel ahlâkı korumaktır. Çünkü
genel ahlâk
kişilerin ruh ve beden sağlığının ve toplum huzurunun korunmasında son derece önemli rol oynamaktadır. Başarılı ve mutlu olması için her insanın özsaygıya
özgüvene ve özdisipline ihtiyacı vardır.
GENEL AHLÂK
Toplumu ayakta tutan ahlâkî değerlerin hepsine “genel ahlâk” diyoruz. Genel ahlâk; bilim
basın
sanat
siyâset
ticaret ve meslek ahlâkı ile cinsel ahlâktan meydana gelir. Müspet kişilik özellikleri ile genel ahlâk arasında çok yakın bir münâsebet vardır. Toplum huzurunu bozan fiiller ve yayınlar
genel ahlâkın bozulmasına neden olur. Aynı şekilde genel ahlâkın zayıflaması da toplum huzurunu bozmaktadır. Her bilginin herkese verilmesi genel ahlâka aykırıdır. Çünkü
yersiz
zamansız ve sorumsuz yapılan yayınlar zararlı olur. Buna bir örnek vermek gerekirse; Batılı ülkelerde okullarda ve medyada
bizde de medyada herkese verilen cinsellik bilgileri çok zararlı olmuş
cinsel ahlâk zayıflayarak fuhuş ve eşcinsellik yaygın hâle gelmiş
AIDS felâketi insanlığı tehdit eder olmuştur. Halbuki
bu bilgiler herkese verilmeyip
yalnız yetkili sağlık kuruluşları tarafından ilgililere verilmiş olsaydı
insanlık
AIDS felâketi ile karşı karşıya kalmazdı. İnsanlar
özellikle çocuklar ve gençler
gördüklerini taklit eder
öğrendiklerini yaparlar. Bu sebepten
genel ahlâkın korunabilmesi için bütün fiillerin ve yayınların genel ahlâka uygun olması gerekir. Bunun için genel ahlâkı meydana getiren bütün ahlâkî değerlerin caydırıcı hukûkî yaptırımlarla korunmasına ihtiyaç vardır. Her devlet bunu sağlamaya çalışmaktadır.
MERAK
ÖZENTİ VE TAKLİT
İnsanların mutlu ya da mutsuz olmalarında büyük rol oynayan üç duygu: MERAK
ÖZENTİ ve TAKLİT’tir. Bu duygular yapıcı yönde
yani ahlâkî değerlere uygun olarak kullanılırsa
insanlar başarılı ve mutlu; menfî istikamette
yani ahlâkî değerlere aykırı olarak yönlendirilirse başarısız ve mutsuz olurlar. Merak
özenti ve taklit duygularının genel ahlâka aykırı olarak yönlendirilmesi
zararlı alışkanlıklardan kaynaklanmaktadır. O halde
insanın yönlendirilmesinde rol alan bütün çevrelerin bu duyguları her zaman ahlâkî değerlere uygun olarak kullanmaları
fakat hiçbir zaman ahlâkî değerlere aykırı kullanmamaları gerekir. Merak
özenti ve taklit duygularının genel ahlâka uygun olarak kullanılması
hem ahlâkî değerlerin korunmasını
hem de insanın başarılı ve mutlu olmasını sağlayacaktır. Çünkü o
gördüklerini taklit eder
öğrendiklerini yapar.
BAŞARILI VE MUTLU OLMAK İÇİN
Beş duyumuzla çevremizi algılayıp zihnimizle idrâk
idrâk ettiklerimizi dilimizle ifâde ederiz. İster kendi haline bırakalım
zihnimiz programlarla çalışır. Biz programlamazsak
zihnimiz
aldığımız uyarılarla programlanır. Başarılı ve mutlu olmak için zihnimize
aynen bir bilgisayar gibi emirler vererek
onun çalışmasını programlamak zorundayız. Bu emirler sözle ifade edilebileceği gibi
düşünce yoluyla iletilen telkinler de olabilir. Bir şeyi başarabileceğimize inanırsak
sinir sistemimize başarı için şartlandıran mesajlar veririz. Hipnozla uyutulan insanların cildine
kızgın demir parçası olduğu bildirilen buz parçası dokundurulmuştur. Tekrarlanan her denemede deri
kızgın demirle dağlanmış gibi
kızararak su toplamıştır. Açıklaması şudur: Burada etkili olan gerçek değil
sinir sistemine ve dolayısıyla bilinçaltına ulaşan inançtır. Eğer bir işi başaramayacağımıza inanırsak
sinir sistemimize
onun bu işi başarma kabiliyetini yok eden veya sınırlayan mesajlar veririz. Aynı şey
bir hastanın iyi olup olmayacağına olan inancı için de geçerlidir. Çünkü
hormonların salgılanması ve enzim üretilmesi buna göre olmaktadır. Başarısızlık yoktur
sadece sonuçlar vardır. Bu sonuçları değerlendirirsek
bize kazanç olarak geri döner. Başarı formülü şudur: Karar ver
harekete geç
sonuçları değerlendir
esnek ol! Mükemmelliğe ulaşma inançlarını modellemeyi öğrenmeliyiz. Mutsuzluk yoktur
yalnız olumsuz durumlar vardır. Olumsuz durumdan çıkıp
olumlu duruma girersek
mutlu oluruz. Durumumuz
beden dilimizden ve ruh h
âlimizden meydana gelir. Bunlardan birini değiştirirsek
diğeri de değişir. Kişi denemeye istekli olursa her zaman geçerli olan zihin kanunu şudur: Düşüncelerinizi ve duygularınızı mutlu olma yolunda değiştirin
davranışlarınız mutlu olma yönünde değişecektir. Aynı şey tersi için de geçerlidir: Berbat bir durumdaysanız
ya da ağlıyorsanız
başınızı kaldırın
omuzlarınızı dik tutun ve samimiyetle gülümseyin. Hisleriniz ânında değişecek ve kendinizi mutlu hissedeceksiniz. Beceri kazanmanın sırrı tekrardadır. Ne kadar başaracağınız
ne kadar başaracağınıza inandığınız kadardır. Duygularımız
düşüncelerimiz
dilimiz ve davranışlarımız ile arkadaşlıklarımız
çevremiz
bilgilerimiz ve iletişimimiz genel ahlâka uyuyor ve bizi güçlü kılıyorsa
başarılı ve mutlu oluruz. Bu unsurlardan bizi güçsüz kılan veya genel ahlâka aykırı olan varsa
başarılı ve mutlu olmamız için onu değiştirmemiz veya onda gerekli değişikliği yapmamız lâzımdır. Zararlı alışkanlıklardan korunmanın ilk şartı
başarılı ve mutlu olmaktır. Başarılı ve mutlu olmanın şartları; olumlu düşünmek
olumlu dil kullanmak
olumlu davranmak ve zamanı değerlendirmektir. Olumlu düşünmek
bizi güçlü kılan ve temel değerlere uygun olan duygu ve düşüncelere sahip olmaktır. Olumlu dil
bizi ve muhatabımızı güçlü kılan ve temel değerlere uygun olan dildir. Olumlu davranış
bizi ve muhatabımızı güçlü kılan ve temel değerlere uygun olan davranıştır.
Sevgisi
saygısı
ilgisi
şefkati
anlayışı
sabır ve sadakati tam olan
başarılı ve mutlu olmanın şartlarını yerine getiren kişi
aile
kurum kuruluş ve toplumlar hem başarılı
hem de mutlu olurlar.
BOŞ ZAMANLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
İnsanları
bilhassa çocukları ve gençleri zararlı alışkanlıklardan korumak için boş zamanların değerlendirilmesi şarttır. Bunun için her yerleşim biriminde ihtiyacı karşılayacak kadar park ve dinlenme yerleri
oyun alanları
spor tesisleri yapılmalı
bölgenin özelliğine göre gençlerin ve mesleği olmayan yetişkinlerin meslek sahibi olmalarını sağlayacak bilgi ve beceri kursları ile öğrencilerin ve meslek sahiplerinin araştırma yapmalarına imk
ân verecek kütüphaneler ve eğitim merkezleri açılmalıdır.
KAYNAKLAR:
1)
Yeşilay’ın sigara
alkol
uyuşturucu ve kumar broşürleri.
2)
Uyuşturucu Kültürü
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Merkez Yayını.
3) Uyuşturucu Gerçeği
Sel
âhaddin Kaptanağası.
4)
Sınırsız Güç. Anthony Robbins. Türkçesi: Dr. Mehmet Değirmenci.
EKİ: 1- Zararlı Alışkanlıklarla Mücadele Eğitiminde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
2- Alkol ve Kumar Bağımlılığından Eğitim Seferberliğiyle Kurtulan FİNLANDİYA’NIN KALKINMASI.
ZARARLI ALIŞKANLIKLARDAN KORUNMA
KONUSUNDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Bilindiği gibi zararlı alışkanlıklar
kişinin ruh ve beden sağlığını bozan alışkanlıklardır. Zararlı alışkanlıklar konusunda verilen konferanslarda ve yapılan panellerde dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır
1-
Çocuklara ve gençlere hiçbir zararlı
özellikle uyuşturucu madde gösterilmemeli ve nasıl kullanıldığı öğretilmemelidir.
2-
Uyuşturucu maddelerin adları ve nasıl elde edildikleri bildirilmemelidir.
3-
Ancak uyuşturucu maddeler gaz
sıvı ve katı halde kullanılarak kişilerin tuzaklara düşürüldüğü anlatılmalıdır.
4-
Zararlı maddeleri kullananların nasıl krize girdiği ve nasıl öldüğü anlatılmalı ve gösterilmelidir. Mesel
â
bir alkoliğin veya uyuşturucu bağımlısının kriz ve ölüm hali
sigara tiryakisinin damarlarının nasıl tıkanmış ve akciğerlerinin hali
kumarbazın cinayet işlemiş veya intihar etmiş hali gösterilmeli veya görüntülenmelidir. Tehlikeli madde ve tehlikeli davranış o şekilde tanıtılmalıdır ki; özendirici olmayıp caydırıcı olsun.
İnsanlar
özellikle çocuklar ve gençler gördüklerini taklit eder
öğrendiklerini yaparlar. Bu nedenle zararlı alışkanlıklar konusunda insanlar
özellikle çocuklar ve gençler bilgilendirilirken
onların gördüklerini taklit edecekleri ve öğrendiklerini yapacakları dikkate alındığında
nelerin gösterilip
nelerin öğretilmesi gerektiği daha iyi anlaşılmış olur. Bu temel
medya için de geçerlidir. Yani medyanın görüntüleyip öğrettiği şeyler öyle olmalıdır ki; bunları görenler gördüklerini taklit ettikleri ve öğrendiklerini yaptıkları zaman yasalara ve genel ahlâka (bilim
basın
sanat
siyaset
meslek ve ticaret ahlâkına ve cinsel ahlâka) aykırı hareket etmemiş olsunlar.
İnsan iki temel davranışından biri
haz duyduğu şeye yaklaşmak
diğeri
elem duyduğu şeyden uzaklaşmaktır. İnsan tehlikeli şeyi
haz verici zannederse
bilmeden felâkete sürüklenir. Fakat onun felâket unsuru olduğunu kesin olarak bilirse
ondan uzak durur. İşte zararlı alışkanlıklar
birçok kişi tarafından ve medyada özellikle internette
özendirildiği için çocuklar ve gençler bunlardan haz duyacaklarını düşünerek
bilmeden ölüme giderler. Halbuki
zararlı alışkanlıkların getirdiği kriz ve ölüm gibi sonuçları gördükleri zaman
aynı şeyi asla yaşamak istemezler. Zararlı bir maddenin hem kullanışını
hem de getirdiği sonucu öğretmek ve göstermek doğru değildir. Çünkü zararlı maddeyi kullanmayı düşünen kişinin zihni onu kullanmaya programlanırsa
bu durumda gelecek sonucu düşünemez olur ve ilk fırsatta zararlı maddeyi kullanır.
İnsanların gördükleri ve öğrendikleri şeyler öyle nitelikte olmalıdır ki
insanlar gördüklerini taklit edip
öğrendiklerini yaptıkları zaman
ahlâksızlık ve suç fiilleri işlememiş veya bu ve benzeri fiillere teşvik edilmemiş ya da zamanlarını zararlı
faydasız veya lüzumsuz şeylerle geçirmemiş olsunlar. Aile
okul
arkadaş
üniversite
iş ve sanat çevreleriyle birlikte medya da bu kuralı uygularsa toplum huzuru ve genel ahlâk korunmuş olur. Bunun mümkün olabilmesi için caydırıcı yasal yaptırımların uygulanması gerekir.
KAYNAKLAR:
1) Yeşilay’ın Sigara
Alkol
Uyuşturucu ve Kumar Broşürleri
2) Uyuşturucu Âfetine Karşı Nasıl Bir Mücadele/Sel
âhaddin Kaptanağası- Rabi Baştürk
3)
Uyuşturucu ile Mücadele Kılavuzu/Selâhaddin Kaptanağası-Rabi Baştürk
4)
Zararlı Yayınlar Hakkında Rapor/Yeşilay Genel Merkezi
5)
Zararlı Alışkanlıklar Hakkında Rapor/Yeşilay Genel Merkezi
6)
Basın Ahlâkı Hakkında Rapor/Yeşilay Genel Merkezi.
Alkol ve Kumar Bağımlılığından Eğitim Seferberliğiyle Kurtulan
FİNLANDİYA’NIN KALKINMASI
Finlandiya’nın kalkınmasına en büyük engel teşkil eden faktör
onun 1917 yılına kadar bağımsız bir ülke olmamasıdır. İsveç ile Rusya arasında yer alan Finlandiya
1811 yılına kadar İsveç’in
1917’ye kadar da Rusya’nın hâkimiyeti altında kalmıştır. Ülke arâzisi ormanlık alanlar ile bataklıklardan ve kayalıklardan ibaretti ve Finlandiya dünyanın en fakir memleketlerinden biriydi. Dış etkilerle alkol ve kumar bağımlılığı ülkede yaygın hâle getirilmiş
bu nedenle ve ayrıca cehâlet
tembellik
işsizlik
bencillik
rüşvet ve yolsuzluk yüzünden ülke çökme noktasına gelmişti. Çaresizlik içinde kıvranan ülkede büyük düşünür
eğitimci ve siyaset adamı Snelman’ın (1806-1881) önderliğinde
Fin öğretmenlerinin öncülüğünde eğitim gönüllüleri olan aydınlar tarafından 1840’lı yıllarda eğitim seferberliği başlatılmıştır. Eğitim seferberliğine paralel olarak yürütülen diğer çalışmaların yanı sıra
sadece alkol için hebâ olan maddî değer
alkol yüzünden meydana gelen kavgalar
yaralamalar
hırsızlıklar
cinâyetler
yangınlar tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçların herkesi korkutacak boyutlarda olduğu görülmüştür.
Finlandiya’da uygulanan eğitim seferberliğinde toplumun bütün kesimlerine
anlayacakları seviyede dil ve edebiyat
ahlâk
ruh ve beden sağlığı ve ekonomi konferansları verilerek. Fin insanının her evde bir kitaplık kurarak
boş zamanlarını
kendini yetiştirmek için yararlı kitaplar okuyarak değerlendirmesi
sağlıklı iletişim kurması
ahlâkî değerlere uyması
ruh ve beden sağlığını koruması
üretim yapabilmesi için meslek ve iş sahibi olması sağlandı. Ülkeyi yok olma noktasına getiren olumsuzlukları gideren eğitim seferberliğini kalkınma seferberliği izledi. Bu sâyede Finlandiya
bugünün müreffeh “Beyaz Zambaklar Ülkesi” oldu.
Finlandiya’da her evde bir kitaplık vardır. Büyük yerleşim birimlerinin her birinde açılan kütüphanelerden 7’den 70’e
her Fin vatandaşı yararlanmaktadır. Mükemmel bir düzen içinde çalışan kütüphanelerden günün her saatinde hiçbir ücret ödemeden kitaplar evlere ödünç verilmektedir. Finlandiya’da eğitim mecburî ve parasızdır. Her Fin erkeği ve kadını okuma yazma bilir. Finler kendilerinden çok başkalarının hak ve hürriyetlerini düşünürler. Bütün büyük şehirlerde binlerce insan sokaklarda dolaşır. Yalnız başına
ya da topluca yürürler
karşılaşırlar
dururlar
konuşurlar
ama çıt çıkmaz. Kalabalığın sesi duyulmaz. Hiç kimse birbirine bağırmaz. Karşılaşıp konuşanlar
duygu ve düşüncelerini
dileklerini bağırmadan sessizce ifade ederler. Orada hürriyetin değeri yüksektir. Ancak bu
başkalarını rahatsız etme pahasına kullanılmaz. Finlandiya bu sonuca
ancak medyanın ve sanatın gücüyle desteklenen bir eğitim seferberliği sâyesinde ulaşmıştır.
Finlandiya’nın kalkınması
kalkınmakta olan bütün ülkeler için mükemmel bir örnektir. Biz de Finlandiya gibi hareket ettiğimiz takdirde kalkınmamamız için hiçbir sebep yoktur.
EĞİTİMCİ-YAZAR
RABİ BAŞTÜRK
KAYNAK:
Beyaz Zambaklar Ülkesi’nde
Grigori Petrof. Türkçesi:Ali Haydar Taner
.
dαяιυѕ
Üyelere Açık Profil Bilgileri
dαяιυѕ - Özel Mesaj gönder
dαяιυѕ - Daha fazla mesajını bul