KANUN NO: 2709
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI (1982)
Kabul Tarihi: 7 Kasım 1982
Resmi Gazete ile Neşir ve İlânı: 9 Kasım 1982 - Sayı: 17863 (Mükerrer)
5. t. Düstur
c.22 - s.
BAŞLANGIÇ (*)
(Değişik: 4121 - 23.07.1995) Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu

ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;
Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak

Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı

refahı

maddi ve manevi mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü

egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun

bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının

Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip

belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;
(Değişik ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.1) Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin

Türk varlığının

Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının

Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin

Atatürk milliyetçiliği

ilke ve inkilapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının

Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür

medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının milli gurur ve iftiharlarda

milli sevinç ve kederlerde

milli varlığa karşı hak ve ¤¤¤¤lerde

nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu

birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı

karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve Yurtta sulh

cihanda sulh arzu ve inancı içinde

huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR

İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak

sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere
(*) - Bu Anayasa

07.11.1982 tarihinde yapılan halkoylaması sonucu kabul edilmiştir.
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN
demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.
BİRİNCİ KISIM
GENEL ESASLAR
I. DEVLETİN ŞEKLİ
MADDE 1 - Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
II. CUMHURİYETİN NİTELİKLERİ
MADDE 2 - Türkiye Cumhuriyeti

toplumun huzuru

millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde

insan haklarına saygılı

Atatürk milliyetçiliğine bağlı

başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan

demokratik

lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
III. DEVLETİN BÜTÜNLÜĞÜ

RESMİ DİLİ

BAYRAĞI

MİLLİ MARŞI VE BAŞKENTİ
MADDE 3 - Türkiye Devleti

ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı

şekli kanunda belirtilen

beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı İstiklal Marşıdır.
Başkenti Ankara'dır.
IV. DEĞİŞTİRİLEMEYECEK HÜKÜMLER
MADDE 4 - Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile

2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
V. DEVLETİN TEMEL AMAÇ VE GÖREVLERİ
MADDE 5 - Devletin temel amaç ve görevleri

Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü

ülkenin bölünmezliğini

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak

kişilerin ve toplumun refah

huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini

sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya

insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
VI. EGEMENLİK
MADDE 6 - Egemenlik

kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti

egemenliğini

Anayasanın koyduğu esaslara göre

yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması

hiçbir surette hiçbir kişiye

zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.
VII. YASAMA YETKİSİ
MADDE 7 - Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.
VIII. YÜRÜTME YETKİSİ VE GÖREVİ
MADDE 8 - Yürütme yetkisi ve görevi

Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından

Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.
IX. YARGI YETKİSİ
MADDE 9 - Yargı yetkisi

Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
X. KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK
MADDE 10 - Herkes

dil

ırk

renk

cinsiyet

siyasî düşünce

felsefî inanç

din

mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(Ek fıkra: 5170 - 7.5.2004 / m.1) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet

bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Hiçbir kişiye

aileye

zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
XI. ANAYASANIN BAĞLAYICILIĞI VE ÜSTÜNLÜĞÜ
MADDE 11 - Anayasa hükümleri

yasama

yürütme ve yargı organlarını

idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.
İKİNCİ KISIM
TEMEL HAKLAR VE ÖDEVLER
BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL HÜKÜMLER
I. TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN NİTELİĞİ
MADDE 12 - Herkes

kişiliğine bağlı

dokunulmaz

devredilmez

vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Temel hak ve hürriyetler

kişinin topluma

ailesine ve diğer kişilere karşı ¤¤¤¤ ve sorumluluklarını da ihtiva eder.
II. TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN SINIRLANMASI
MADDE 13 - Temel hak ve hürriyetler

Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün

millî egemenliğin

Cumhuriyetin

millî güvenliğin

kamu düzeninin

genel asayişin

kamu yararının

genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle

Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabilir.
Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaç dışında kullanılamaz.
Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak ve hürriyetlerin tümü için geçerlidir. Madde 13.- (Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.2) Temel hak ve hürriyetler

özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar

Anayasanın sözüne ve ruhuna

demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
III. TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN KÖTÜYE KULLANILAMAMASI
MADDE 14 - Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri

Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak

Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek

temel hak ve hürriyetleri yok etmek

Devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak veya dil

ırk

din ve mezhep ayırımı yaratmak veya sair herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzenini kurmak amacıyla kullanılamazlar.
Bu yasaklara aykırı hareket eden veya başkalarını bu yolda teşvik veya tahrik edenler hakkında uygulanacak müeyyideler

kanunla düzenlenir.
Anayasanın hiçbir hükmü

Anayasada yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şekilde yorumlanamaz.
MADDE 14.- (Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.3) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri

Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri

Devlete veya kişilere

Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.
Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler

kanunla düzenlenir.
IV. TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN KULLANILMASININ DURDURULMASI
MADDE 15 - Savaş

seferberlik

sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde

milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla

durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da

savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler (...) (*) dışında

kişinin yaşama hakkına

maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din

vicdan

düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez

suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
_____
(*) Madde 15 in 2. fıkrasında yer alan ile

ölüm cezalarının infazı ibaresi

22.5.2004 tarih ve 25469 sayılı R.G.'de yayımlanan

7.5.2004 tarih ve 5170 sayılı Kanunun 2. maddesi hükmü gereğince madde metninden çıkartılmıştır.
_____
V. YABANCILARIN DURUMU
MADDE 16 - Temel hak ve hürriyetler

yabancılar için

milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.
İKİNCİ BÖLÜM
KİŞİNİN HAKLARI VE ÖDEVLERİ
I. KİŞİNİN DOKUNULMAZLIĞI

MADDİ VE MANEVİ VARLIĞI
MADDE 17 - Herkes

yaşama

maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında

kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tâbi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.
(...) (*) Meşrû müdafaa hali

yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi

bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi

bir ayaklanma veya isyanın bastırılması

sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiileri

birinci fıkra hükmü dışındadır.
_____
(*) Madde 17 nin 4. fıkrasının başında geçen Mahkemelerce verilen ölüm cezalarının yerine getirilmesi hali ile ibaresi

22.5.2004 tarih ve 25469 sayılı R.G.'de yayımlanan

7.5.2004 tarih ve 5170 sayılı Kanunun 3. maddesi hükmü gereğince madde metninden çıkartılmıştır.
_____
II. ZORLA ÇALIŞTIRMA YASAĞI
MADDE 18 - Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.
Şekil ve şartları kanunda düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ¤¤¤¤i niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları

zorla çalıştırma sayılmaz.
III. KİŞİ HÜRRİYETİ VE GÜVENLİĞİ
MADDE 19 - Herkes

kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması

bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası

uyuşturucu madde veya alkol tutkunu

bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi

eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler

ancak kaçmalarını

delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama

ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.
Yakalanan veya tutuklanan kişilere

yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal

toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
Yakalanan veya tutuklanan kişi

tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok onbeş gün içinde hâkim önüne çıkarılır. (Değişik 1. cümle: 4709 - 3.10.2001 / m.4) Yakalanan veya tutuklanan kişi

tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hakim önüne çıkarılır. Kimse

bu süreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal

sıkıyönetim ve savaş hallerinde uzatılabilir.
Yakalanan veya tutuklanan kişinin durumu

soruşturmanın kapsam ve konusunun açığa çıkmasının sakıncalarının gerektirdiği kesin zorunluluk dışında

yakınlarına derhal bildirilir. (Değişik 6. fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.4) Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı

yakınlarına derhal bildirilir.
Tutuklanan kişilerin

makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.
Her ne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişi

kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.
Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar

kanuna göre

Devletçe ödenir. (Değişik son fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.4) Bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zarar

tazminat hukukunun genel prensiplerine göre

Devletçe ödenir.
IV. ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ VE KORUNMASI
A. ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ
MADDE 20 - Herkes

özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Adli soruşturma ve kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar saklıdır. (...) (3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı kanunun 5. maddesi hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.)
Kanunun açıkça gösterdiği hallerde

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça

kimsenin üstü

özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. (Değişik 2. fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.5) Milli güvenlik

kamu düzeni

suç işlenmesinin önlenmesi

genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ve kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü

özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim

kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde

el koyma kendiliğinden kalkar.
B. KONUT DOKUNULMAZLIĞI
MADDE 21 - Kimsenin konutuna dokunulamaz. Kanunun açıkça gösterdiği hallerde

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça

kimsenin konutuna girilemez

arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Madde 21.- (Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.6) Kimsenin konutuna dokunulamaz. Milli güvenlik

kamu düzeni

suç işlenmesinin önlenmesi

genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez

arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim

kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde

el koyma kendiliğinden kalkar.
C. HABERLEŞME HÜRRİYETİ
MADDE 22 - Herkes

haberleşme hürriyetine sahiptir.
Haberleşmenin gizliliği esastır.
Kanunun açıkça gösterdiği hallerde

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.
Madde 22.- (Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.7) Herkes

haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Milli güvenlik

kamu düzeni

suç işlenmesinin önlenmesi

genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim

kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde

karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.
V. YERLEŞME VE SEYAHAT HÜRRİYETİ
MADDE 23 - Herkes

yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti

suç işlenmesini önlemek

sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak

sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahat hürriyeti

suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti

(...) (*) vatandaşlık ¤¤¤¤i ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.
_____
(*) (...) içindeki ibare 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı kanunun 8. maddesi hükmü gereğince metinden çıkarılmıştır.
_____
VI. DİN VE VİCDAN HÜRRİYETİ
MADDE 24 - Herkes

vicdan

dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet

dini âyin ve törenler serbesttir.
Kimse

ibadete

dinî âyin ve törenlere katılmaya

dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak

kişilerin kendi isteğine

küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.
Kimse

Devletin sosyal

ekonomik

siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa

din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfus sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.
VII. DÜŞÜNCE VE KANAAT HÜRRİYETİ
MADDE 25 - Herkes

düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse

düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.
VIII. DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA VE YAYMA HÜRRİYETİ
MADDE 26 - Herkes

düşünce ve kanaatlerini söz

yazı

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü

radyo

televizyon

sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması

(Ek ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.9) milli güvenlik

kamu düzeni

kamu güvenliği

Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması

suçların önlenmesi

suçluların cezalandırılması

Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması

başkalarının şönret veya haklarının

özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Düşüncelerin açıklanması ve yayılmasında kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dil kullanılamaz. Bu yasağa aykırı yazılı veya basılı kâğıtlar

plâklar

ses ve görüntü bandları ile diğer anlatım araç ve gereçleri usulüne göre verilmiş hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınan merciin emriyle toplattırılır. Toplatma kararını veren merci bu kararını

yirmidört saat içinde yetkili hâkime bildirir. Hakim bu uygulamayı üç gün içinde karara bağlar. (...) (3. fıkra 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı kanunun 9. maddesi hükmü gereğince metinden çıkarılmıştır.)
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler

bunların yayımını engellememek kaydıyla

düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
(Ek son fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.9) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil

şart ve usuller kanunla düzenlenir.
IX. BİLİM VE SANAT HÜRRİYETİ
MADDE 27 - Herkes

bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme

açıklama

yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.
Yayma hakkı

Anayasanın 1 inci

2 nci ve 3 üncü maddeleri hükümlerinin değiştirilmesini sağlamak amacıyla kullanılamaz.
Bu madde hükmü yabancı yayınların ülkeye girmesi ve dağıtımının kanunla düzenlenmesine engel değildir.
X. BASIN VE YAYIMLA İLGİLİ HÜKÜMLER
A. BASIN HÜRRİYETİ
MADDE 28 - Basın hürdür

sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.
Kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dilde yayım yapılamaz. (...) (2. fıkra 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı kanunun 10. maddesi hükmü gereğince metinden çıkarılmıştır.)
Devlet

basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında

Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.
Devletin iç ve dış güvenliğini

ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da ayaklanma veya isyana teşvik eder nitelikte olan veya Devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her türlü haber veya yazıyı

yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla

basanlar

başkasına verenler

bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olurlar. Tedbir yolu ile dağıtım hâkim kararıyle; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle önlenebilir. Dağıtımı önleyen yetkili merci

bu kararını en gen yirmidört saat içinde yetkili hâkime bildirir. Yetkili hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa

dağıtımı önleme kararı hükümsüz sayılır.
Yargılama görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için

kanunla belirtilecek sınırlar içinde

hâkim tarafından verilen kararlar saklı kalmak üzere

olaylar hakkında yayım yasağı konamaz.
Süreli veya süresiz yayınlar

kanunun gösterdiği suçların soruşturma veya kovuşturmasına geçilmiş olması hallerinde hâkim kararıyle; Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün

millî güvenliğin

kamu düzeninin

genel ahlâkın korunması ve suçların önlenmesi bakımından gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir. Toplatma kararı veren yetkili merci

bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkime bildirir; hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa

toplatma kararı hükümsüz sayılır.
Süreli veya süresiz yayınların suç soruşturma veya kovuşturması sebebiyle zapt ve müsaderesinde genel hükümler uygulanır.
Türkiye'de yayımlanan süreli yayınlar

Devletin ülkesi ve milliyetle bölünmez bütünlüğüne

Cumhuriyetin temel ilkelerine

millî güvenliğe ve genel ahlâka aykırı yayımlardan mahkûm olma halinde

mahkeme kararıyla geçici olarak kapatılabilir.
Kapatılan süreli yayının açıkça devamı niteliğini taşıyan her türlü yayın yasaktır; bunlar hâkim kararıyla toplatılır.
B. SÜRELİ VE SÜRESİZ YAYIN HAKKI
MADDE 29 - Süreli veya süresiz yayın önceden izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.
Süreli yayın çıkarabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerin

kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve belgelerin kanuna aykırılığının tespiti halinde yetkili merci

yayının durdurulması için mahkemeye başvurur.
Süreli yayınların çıkarılması

yayım şartları

malî kaynakları ve gazetecilik mesleği ile ilgili esaslar kanunla düzenlenir. Kanun

haber

düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal

ekonomik

malî ve teknik şartlar koyamaz.
Süreli yayınlar

Devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin veya bunlara bağlı kurumların araç ve imkânlarından eşitlik esasına göre yararlanır.
C. BASIN ARAÇLARININ KORUNMASI
MADDE 30 - Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri

Devletin ülkesi ve milliyetiyle bölünmez bütünlüğü

Cumhuriyetin temel ilkeleri ve millî güvenlik aleyhine işlenmiş bir suçtan mahkûm olma hali hariç

suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez ve işletilmekten alıkonulamaz. MADDE 30.- (Değişik: 5170 - 7.5.2004 / m.4) Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları

suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz.
D. KAMU TÜZELKİŞİLERİNİN ELİNDEKİ BASIN DIŞI
KİTLE HABERLEŞME ARAÇLARINDAN YARARLANMA HAKKI
MADDE 31 - Kişiler ve siyasî partiler

kamu tüzelkişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme ve yayım araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın şartları ve usulleri kanunla düzenlenir.
Kanun

13 üncü maddede yer alan genel sınırlamalar dışında bir sebebe dayanarak

halkın bu araçlarla haber almasını

düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşmasını engelleyici kayıtlar koyamaz. (Değişik 2. fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.11) Kanun

milli güvenlik

kamu düzeni

genel ahlak ve sağlığın korunması sebepleri dışında

halkın bu araçlarla haber almasını

düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşmasını engelleyici kayıtlar koyamaz.
E. DÜZELTME VE CEVAP HAKKI
MADDE 32 - Düzeltme ve cevap hakkı

ancak kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir.
Düzeltme ve cevap yayımlanmazsa

yayımlanmasının gerekip gerekmediğine hâkim tarafından ilgilinin müracaat tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde karar verilir.
XI. TOPLANTI HAK VE HÜRRİYETLERİ
A. DERNEK KURMA HÜRRİYETİ
MADDE 33 - Herkes

önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir.
Dernek kurabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerin

kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve belgelerin kanuna aykırılığının tespiti halinde yetkili merci

derneğin faaliyetinin durdurulması veya kapatılması için mahkemeye başvurur.
Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil

şart ve usuller kanunda gösterilir.
(Dört ve Beşinci Fıkralar: 4121 - 23.07.1995)
(Değişik Fıkra: 4121 - 23.07.1995) Dernekler

kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak

milli güvenilğin

kamu düzeninin

suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa

kanunla bir merci

derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı

yirmidört saat içerisinde görevli hakimin onayına sunulur. Hâkim

kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde

bu idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.
(Değişik Fıkra: 4121 - 23.07.1995) Birinci fıkra hükmü

Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir.
(Değişik Fıkra: 4121 - 23.07.1995) Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır.
Madde 33.- (Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.12) Herkes

önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir.
Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz.
Dernek kurma hürriyeti ancak

milli güvenlik

kamu düzeni

suç işlenmesinin önlenmesi

genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil

şart ve usuller kanunda gösterilir.
Dernekler

kanunun öngördüğü hallerde hakim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak

milli güvenliğin

kamu düzeninin

suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa

kanunla bir merci

derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı

yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim

kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde

bu idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.
Birinci fıkra hükmü

Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir.
Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır.
B. TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ DÜZENLEME HAKKI
MADDE 34 - Herkes

önceden izin almadan

silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Şehir düzeninin bozulmasını önlemek amacıyla yetkili idarî merci

gösteri yürüyüşünün yapılacağı yer ve güzergâhı tespit edebilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil

şart ve usuller kanunda gösterilir.
Kanunun gösterdiği yetkili merci

kamu düzenini ciddî şekilde bozacak olayların çıkması veya millî güvenlik gereklerinin ihlâl edilmesi veya Cumhuriyetin ana niteliklerini yoketme amacını güden fiillerin işlenmesinin kuvvetle muhtemel bulunması halinde belirli bir toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklayabilir veya iki ayı aşmamak üzere erteleyebilir. Kanunun

aynı sebeplere dayalı olarak bir il'e bağlı ilçelerde bütün toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklanmasını öngördüğü hallerde bu süre üç ayı geçemez.
Dernekler

vakıflar

sendikalar ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları kendi konu ve amaçları dışında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyemezler.
Madde 34.- (Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.13) Herkes

önceden izin almadan

silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak

milli güvenlik

kamu düzeni

suç işlenmesinin önlenmesi

genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil

şart ve usuller kanunda gösterilir.
XII. MÜLKİYET HAKKI
MADDE 35 - Herkes

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar

ancak kamu yararı amacıyla

kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.
XIII. HAKLARIN KORUNMASI İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
A. HAK ARAMA HÜRRİYETİ
MADDE 36 - Herkes

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma (Ek ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.14) ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme

görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.
B. KANUNİ HAKİM GÜVENCESİ
MADDE 37 - Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.
Bir kimseyi kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.
C. SUÇ VE CEZALARA İLİŞKİN ESASLAR
MADDE 38 - Kimse

işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar

kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
(Ek fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.15) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular

delil olarak kabul edilemez.
(Ek fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.15) Hiç kimse

yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.
(Ek fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.15) Savaş

çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışında ölüm cezası verilemez. (...) (Madde 38 in 9. fıkrası

22.5.2004 tarih ve 25469 sayılı R.G.'de yayımlanan

7.5.2004 tarih ve 5170 sayılı Kanunun 5. maddesi hükmü gereğince madde metninden çıkartılmıştır.)
Genel müsadere cezası verilemez. (Değişik 10. fıkra: 5170 - 7.5.2004 / m.5) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
İdare

kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
Vatandaş

suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez. (Değişik son fıkra: 5170 - 7.5.2004 / m.5) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş

suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.
XIV. İSPAT HAKKI
MADDE 39 - Kamu görev ve hizmetinde bulunanlara karşı

bu görev ve hizmetin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılan isnatlardan dolayı açılan hakaret davalarında

sanık

isnadın doğruluğunu ispat hakkına sahiptir. Bunun dışındaki hallerde ispat isteminin kabulü

ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.
XV. TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN KORUNMASI
MADDE 40 - Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes

yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
(Ek 2. fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.16) Devlet

işlemlerinde

ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin

resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da

kanuna göre

Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
SOSYAL VE EKONOMİK HAKLAR VE ÖDEVLER
I. AİLENİN KORUNMASI
MADDE 41 - Aile

Türk toplumunun temelidir. (Ek ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.17) ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet

ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır

teşkilâtı kurar.
II. EĞİTİM VE ÖĞRENİM HAKKI VE ÖDEVİ
MADDE 42 - Kimse

eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.
Eğitim ve öğretim

Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda

çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre

Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.
Eğitim ve öğretim hürriyeti

Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz.
İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.
Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar

Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak

kanunla düzenlenir.
Devlet

maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin

öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.
Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim

öğretim

araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez.
Türkçeden başka hiçbir dil

eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tâbi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası andlaşma hükümleri saklıdır.
III. KAMU YARARI
A. KIYILARDAN YARARLANMA
MADDE 43 - Kıyılar

Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Deniz

göl ve akarsu kıyılarıyla

deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.
Kıyılarla sahil şeritlerinin

kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir.
B. TOPRAK MÜLKİYETİ
MADDE 44 - Devlet

toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek

erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun

bu amaçla

değişik tarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tespit edebilir. Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması

üretimin düşürülmesi

ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz.
Bu amaçla dağıtılan topraklar bölünemez

miras hükümleri dışında başkalarına devredilemez ve ancak dağıtılan çiftçilerle mirasçıları tarafından işletilebilir. Bu şartların kaybı halinde

dağıtılan toprağın Devletçe geri alınmasına ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.
C. TARIM

HAYVANCILIK VE BU ÜRETİM DALLARINDA ÇALIŞANLARIN KORUNMASI
MADDE 45 - Devlet

tarım arazileri ile çayır ve mer'aların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek

tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla

tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır.
Devlet

bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alır.
D. KAMULAŞTIRMA
MADDE 46 - Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde

karşılıklarını peşin ödemek şartıyla

özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını

kanunla gösterilen esas ve usullere göre

kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.
Kamulaştırma bedelinin hesaplanma tarz ve usulleri kanunla belirlenir. Kanun kamulaştırma bedelinin tespitinde vergi beyanını

kamulaştırma tarihindeki resmî makamlalarca yapılmış kıymet takdirlerini

taşınmaz malların birim fiyatlarını ve yapı maliyet hesaplarını ve diğer objektif ölçüleri dikkate alır. Bu bedel ile vergi beyanındaki kıymet arasındaki farkın nasıl vergilendirileceği kanunla gösterilir.
Kamulaştırma bedeli

nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak tarım reformunun uygulanması

büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi

yeni ormanların yetiştirilmesi

kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde

taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir ve peşin ödenmeyen kısım Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddine bağlanır.
Kamulaştırılan topraktan

o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli

her halde peşin ödenir.
Madde 46.- (Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.18) Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde

gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla

özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını

kanunla gösterilen esas ve usullere göre

kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak

tarım reformunun uygulanması

büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi

yeni ormanların yetiştirilmesi

kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde

taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.
Kamulaştırılan topraktan

o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli

her halde peşin ödenir.
İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.
E. DEVLETLEŞTİRME VE ÖZELLEŞTİRME (*)
MADDE 47 - Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler

kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde devletleştirilebilir.
Devletleştirme gerçek karşılığı üzerinden yapılır. Gerçek karşılığın hesaplanma tarzı ve usulleri kanunla düzenlenir.
(Ek fıkralar: 4446 - 13.8.1999)
Devletin

kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir.
Devlet

kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzelkişilere yaptırılabileceği veya devredilebileceği kanunla belirlenir.
IV. ÇALIŞMA VE SÖZLEŞME HÜRRİYETİ
MADDE 48 - Herkes

dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.
Devlet

özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini

güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.
V. ÇALIŞMA İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
A. ÇALIŞMA HAKKI VE ÖDEVİ
MADDE 49 - Çalışma

herkesin hakkı ve ¤¤¤¤idir.
Devlet

çalışanların hayat seviyesini yükseltmek

çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak

çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır. (Değişik 2. fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.19) Devlet

çalışanların hayat seviyesini yükseltmek

çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak

çalışmayı desteklemek

işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.
Devlet

işçi-işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirler alır. (...) (3. fıkra 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı kanunun 19. maddesi hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.)
B. ÇALIŞMA ŞARTLARI VE DİNLENME HAKKI
MADDE 50 - Kimse

yaşına

cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.
Küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar.
Dinlenmek

çalışanların hakkıdır.
Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.
C. SENDİKA KURMA HAKKI
MADDE 51 - İşçiler ve işverenler

üyelerinin çalışma ilişkilerinde

ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma hakkına sahiptirler.
Sendikalar veya üst kuruluşlarını kurabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerin

kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve belgelerin kanuna aykırılığının tespiti halinde yetkili merci

sendika veya üst kuruluşun faaliyetinin durdurulması veya kapatılması için mahkemeye başvurur.
Sendikalara üye olmak ve üyelikten ayrılmak serbesttir.
Hiç kimse sendikaya üye olmaya

üye kalmaya

üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
İşçiler ve işverenler aynı zamanda birden fazla sendikaya üye olamazlar.
Herhangi bir iş yerinde çalışabilmek

işçi sendikasına üye olmak veya olmamak şartına bağlanamaz.
İşçi sendika ve üst kuruluşlarında yönetici olabilmek için

en az on yıl bilfiil işçi olarak çalışmış olma şartı aranır.
(*) 13.8.1999 tarih ve 4446 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile madde kenar başlığı yukarıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri

yönetim ve işleyişleri

Anayasa'da belirlenen Cumhuriyetin niteliklerine ve demokratik esaslara aykırı olamaz.
Madde 51.- (Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.20) Çalışanlar ve işverenler

üyelerinin çalışma ilişkilerinde

ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma

bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak

milli güvenlik

kamu düzeni

suç işlenmesinin önlenmesi

genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil

şart ve usuller kanunda gösterilir.
Aynı zamanda ve aynı işkolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz.
İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam

istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir.
Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri

yönetim ve işleyişleri

Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.
D. SENDİKAL FAALİYET
MADDE 52 - (23.07.1995 - 4121 s. Y. m.3 ile yür. kld.)
VI. TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ

GREV HAKKI VE LOKAVT
A. TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ HAKKI
MADDE 53 - İşçiler ve işverenler

karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.
Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.
(Ek Fıkra: 4121 - 23.07.1995) 128 inci maddesinin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları

üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve İdareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni

uygun idari veya kanuni düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller kanunla düzenlenir.
Aynı işyerinde

aynı dönem için

birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz.
B. GREV HAKKI VE LOKAVT
MADDE 54 - Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında

uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir.
Grev hakkı ve lokavt iyiniyet kurallarına aykırı tarzda

toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz.
Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu

grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddî zarardan sendika sorumludur.
Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir.
Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda

uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek

Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.
Yüksek Hakem Kurulunun kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.
Siyasî amaçlı grev ve lokavt

dayanışma grev ve lokavtı

genel grev ve lokavt

işyeri işgali

işi yavaşlatma

verimi düşürme ve diğer direnişler yapılamaz.
Greve katılmayanların işyerinde çalışmaları

greve katılanlar tarafından hiç bir şekilde engellenemez.
VII. ÜCRETTE ADALET SAĞLANMASI
MADDE 55 - Ücret emeğin karşılığıdır.
Devlet

çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.
Asgari ücretin tespitinde ülkenin ekonomik ve sosyal durumu göz önünde bulundurulur. (Değişik son fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.21) Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da gözönünde bulundurulur.
VIII. SAĞLIK

ÇEVRE VE KONUT
A. SAĞLIK HİZMETLERİ VE ÇEVRENİN KORUNMASI
MADDE 56 - Herkes

sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir
Çevreyi geliştirmek

çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ¤¤¤¤idir.
Devlet

herkesin hayatını

beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak

işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.
Devlet

bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak

onları denetleyerek yerine getirir.
Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.
B. KONUT HAKKI
MADDE 57 - Devlet

şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde

konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır

ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler.
IX. GENÇLİK VE SPOR
A. GENÇLİĞİN KORUNMASI
MADDE 58 - Devlet

istiklâl ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında

Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.
Devlet

gençleri alkol düşkünlüğünden

uyuşturucu maddelerden

suçluluk

kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.
B. SPORUN GELİŞTİRİLMESİ
MADDE 59 - Devlet

her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır

sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder.
Devlet başarılı sporcuyu korur.
X. SOSYAL GÜVENLİK HAKLARI
A. SOSYAL GÜVENLİK HAKKI
MADDE 60 - Herkes

sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
Devlet

bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilâtı kurar.
B. SOSYAL GÜVENLİK BAKIMINDAN ÖZEL OLARAK KORUNMASI GEREKENLER
MADDE 61 - Devlet harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle

malûl ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar.
Devlet

sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.
Yaşlılar

Devletçe korunur

Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir.
Devlet

korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır.
Bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kurar veya kurdurur.
C. YABANCI ÜLKELERDE ÇALIŞAN TÜRK VATANDAŞLARI
MADDE 62 - Devlet

yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin

çocuklarının eğitiminin

kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması

anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri alır.
XI. TARİH

KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARININ KORUNMASI
MADDE 63 - Devlet

tarih

kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar

bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.
Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir.
XII. SANATIN VE SANATÇININ KORUNMASI
MADDE 64 - Devlet

sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması

değerlendirilmesi

desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.
XIII. SOSYAL VE EKONOMİK HAKLARIN SINIRI
MADDE 65 - Devlet

sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini

ekonomik istikrarın korunmasını gözeterek

malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.
XIII. Devletin iktisadi ve sosyal ¤¤¤¤lerinin sınırları
Madde 65.- (Değişik madde ve başlığı: 4709 - 3.10.2001 / m.22) Devlet

sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini

bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
SİYASİ HAKLAR VE ÖDEVLER
I. TÜRK VATANDAŞLIĞI
MADDE 66 - Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.
Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. Yabancı babadan ve Türk anadan olan çocuğun vatandaşlığı kanunla düzenlenir. (...) (2. cümle 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı kanunun 23. maddesi hükmü gereğince metinden çıkarılmıştır.)
Vatandaşlık

kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.
Hiçbir Türk

vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.
Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.
II. SEÇME

SEÇİLME VE SİYASİ FAALİYETTE BULUNMA HAKLARI
MADDE 67 - Vatandaşlar

kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme

seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.
(Değişik: 4121 - 23.07.1995) Seçimler ve halkoylaması serbest

eşit

gizli

tek dereceli

genel oy

açık sayım ve döküm esaslarına göre

yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. Ancak

yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının oy hakkını kullanabilmeleri amacıyla kanun

uygulanabilir tedbirleri belirler.
(Değişik: 4121 - 23.07.1995) Onsekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma haklarına sahiptir.
Bu hakların kullanılması kanunla düzenlenir.
(Değişik: 4121 - 23.07.1995) Silah altında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler

(Ek ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.24) taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler oy kullanamazlar. Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde (Değişik ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.24) oy kullanılması ve

oyların sayım ve dökümünde seçim emniyeti açısından alınması gerekli tedbirler Yüksek Seçim Kurulu tarafından tesbit edilir ve görevli hâkimin yerinde yönetim ve denetimi altında yapılır.
(Ek fıkra: 4121 - 23.07.1995) Seçim kanunları

temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenir.
(Ek son fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.24) Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler

yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.
A - PARTİ KURMA

PARTİLERE GİRME VE PARTİLERDEN AYRILMA
MADDE 68 - (Değişik Madde: 23.07.1995 - 4121 s. Y. m.6) Vatandaşlar

siyasi parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve partilerden ayrılma hakkına sahiptir. Parti üyesi olabilmek için onsekiz yaşını doldurmuş olmak gerekir.
Siyasi partiler

demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlardır.
Siyasi partiler önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa ve kanun hükümleri içerisinde faaliyetlerini sürdürürler.
Siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemleri

Devletin bağımsızlığına

ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne

insan haklarına

eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine

millet egemenliğine

demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.
Hâkimler ve savcılar

Sayıştay dahil yüksek yargı organları mensupları

kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri

yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri

Silahlı Kuvvetler mensupları ile yükseköğretim öncesi öğrencileri siyasi partilere üye olamazlar.
Yüksek öğretim elemanlarının siyasi partilere üye olmaları ancak kanunla düzenlenebilir. Kanun bu elemanların

siyasi partilerin merkez organları dışında kalan parti görevi almalarına cevaz veremez ve parti üyesi yüksek öğretim elemanlarının yüksek öğretim kurumlarında uyacakları esaslar belirler.
Yüksek öğretim öğrencilerinin siyasi partilere üye olabilmelerine ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.
Siyasi partilere

Devlet

yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın

alacakları üye aidatının ve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir.
B - SİYASİ PARTİLERİN UYACAKLARI ESASLAR
MADDE 69 - (Değişik Madde: 4121 - 23.07.1995) Siyasi partilerin faaliyetleri

parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur. Bu ilkelerin uygulanması kanunla düzenlenir.
Siyasi partiler

ticari faaliyetlere girişemezler.
Siyasi partilerin gelir ve giderlerinin amaçlarına uygun olması gereklidir. Bu kuralın uygulanması kanunla düzenlenir. Anayasa Mahkemesince siyasi partilerin mal edinimleri ile gelir ve giderlerinin kanuna uygunluğunun tespiti

bu hususun denetim yöntemleri ve aykırılık halinde uygulanacak yaptırımlar kanunda gösterilir. Anayasa Mahkemesi

bu denetim görevini yerine getirirken Sayıştaydan yardım sağlar. Anayasa Mahkemesinin bu denetim sonunda vereceği kararlar kesindir.
Siyasi partilerin kapatılması

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır.
Bir siyasi partinin tüzüğü ve programının 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı verilir.
Bir siyasi partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına

ancak

onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak halinde geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir. (Ek cümle: 4709 - 3.10.2001 / m.25) Bir siyasi parti

bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde

söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.
(Ek fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.25) Anayasa Mahkemesi

yukarıdaki fıkralara göre temelli kapatma yerine

dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir.
Temelli kapatılan bir parti bir başka ad altında kurulamaz.
Bir siyasi partinin temelli kapatılmasına beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri

Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmi Gazetede gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu

üyesi

yöneticisi ve deneticisi olamazlar.
Yabancı devletlerden

uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alan siyasi partiler temelli olarak kapatılır.
Siyasi partilerin kuruluş ve çalışmaları

denetlenme ve kapatılmaları ile siyasi partilerin ve adayların seçim harcamaları ve usulleri yukarıdaki esaslar çerçevesinde kanunla düzenlenir. (Değişik son fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.25) Siyasi partilerin kuruluş ve çalışmaları

denetlenmeleri

kapatılmaları ya da Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmaları ile siyasi partilerin ve adayların seçim harcamaları ve usulleri yukarıdaki esaslar çerçevesinde kanunla düzenlenir.
IV. KAMU HİZMETLERİNE GİRME HAKKI
A. HİZMETE GİRME
MADDE 70 - Her Türk

kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir.
Hizmete alınmada

görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.
B. MAL BİLDİRİMİ
MADDE 71 - Kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunmaları ve bu bildirimlerin tekrarlanma süreleri kanunla düzenlenir. Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar

bundan istisna edilemez.
V. VATAN HİZMETİ
MADDE 72 - Vatan hizmeti

her Türkün hakkı ve ¤¤¤¤idir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.
VI. VERGİ ÖDEVİ
MADDE 73 - Herkes

kamu giderlerini karşılamak üzere

malî gücüne göre

vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı

maliye politikasının sosyal amacıdır.
Vergi

resim

harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur

değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi

resim

harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık

istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.
VII. DİLEKÇE HAKKI
MADDE 74 - Vatandaşlar

(Ek ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.26) ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye'de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında

yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu

(Ek ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.26) gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.
Bu hakkın kullanılma biçimi kanunla düzenlenir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
CUMHURİYETİN TEMEL ORGANLARI
BİRİNCİ BÖLÜM
YASAMA
I. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
A - KURULUŞU
MADDE 75 - (Değişik Madde: 23.07.1995 - 4121 s. Y. m.8) Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen beşyüzelli milletvekilinden oluşur.
B. MİLLETVEKİLİ SEÇİLME YETERLİLİĞİ
MADDE 76 - Otuz yaşını dolduran her Türk milletvekili seçilebilir.
En az ilkokul mezunu olmayanlar

kısıtlılar

yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar

kamu hizmetinden yasaklılar

taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar; zimmet

ihtilâs

irtikâp

rüşvet

hırsızlık

dolandırıcılık sahtecilik

inancı kötüye kullanma

dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla

kaçakçılık

resmî ihale ve alım satımlarına fesat karıştırma

Devlet sırlarını açığa vurma

(Değişik ibare: 4777 - 27.12.2002 / m.1) terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar

affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler.
Hâkimler ve savcılar

yüksek yargı organları mensupları

yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları

Yükseköğretim Kurulu üyeleri

kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri ve Silahlı Kuvvetler mensupları

görevlerinden çekilmedikçe

aday olamazlar ve milletvekili seçilemezler.
C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN SEÇİM DÖNEMİ
MADDE 77 - Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimleri beş yılda bir yapılır.
Meclis

bu süre dolmadan seçimin yenilenmesine karar verebileceği gibi

Anayasada belirtilen şartlar altında Cumhurbaşkanınca verilecek karara göre de seçimler yenilenir. Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilir.
Yenilenmesine karar verilen Meclisin yetkileri

yeni Meclisin seçilmesine kadar sürer.
D. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ SEÇİMLERİNİN GERİYE BIRAKILMASI VE ARA SEÇİMLERİ
MADDE 78 - Savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmezse

Türkiye Büyük Millet Meclisi

seçimlerin bir yıl geriye bırakılmasına karar verebilir.
Geri bırakma sebebi ortadan kalkmamışsa

erteleme kararındaki usule göre bu işlem tekrarlanabilir.