Artık kabullenmişliğin yorgun havasını çalıyorum şimdi..
Vurgun yemiş satırlarım son yıkıntıların altında çırpınırken..
Ben derinden bir türkü tutturmuşum akıp giden zamana..
Hislerim yanıyor!..
Dumanını çekiyorum içime efkar sigarasıdır diye..
Ve ben artık
kaybetmişliğin ardından ağlayan çocukları oynuyorum..
Neydi bizi bu karanlığın girdabında rotasız bırakan..
Neydi hislerimizin dumanını savuran?..
Yok olmuşluğun keyifsizliğini mi sürmeliyim şimdilerde..
Yoksa senin yok oluşunun acısını mı sindirmeliyim içime?..
Yoksun!..
Bir hayal kadar duman
bir duman kadar bulanık hayalin..
Tutunacak gibi oluyor ümitlerim..
Bir adım veriyorum sana karşı..
Bulanıklığı da kalmıyor dumanının..
Yoksun!..
Az önce verdiğim nefes kadar anlıktı varlığın..
Az önce hayat verdin bana
ama şimdi; yoksun!..
Karşımda bulanık dumanın
içimde hislerin alevi..
Ve elimde kalemim..
Son demlerini döküyorum satırlara teslim olmuşluğun..
Son nağmelerini mırıldıyorum titrek dudaklarımdan..
Ve üşüyen ellerimle enkazını oluşturuyorum ..
Ardında yıkıntısını bıraktığın satırların..
Sen
tutulan el kadar sıcak bir gerçek..
Verilecek bir nefes kadar da gidicisin..
Tutsam içimde öldürecek
bıraksam uçup gideceksin..
Sen
efkar sigaramdaki duman kadar hayal..
Enkazından kurtulamayacağım kadar da..
Yıkıntı bıraktın ardında..
Ve ben kabul ettim..
Yenildim
yok edildim..
Bir ruh kadar sessizim şimdi odalarda gezinen..
Gözdeki fer kadar gidiciyim ben de..
Elveda hayallerin kahramanı
elveda aşkın dumanı..
Ve elveda yıkıntılarımın mimarı..
Yak!..
Yık!..
Estir dumanını!..
Gözlerimden feri de çek!..
Öyle git!..
Nasıl olsa gidişine bağlamıştım ipimi..
Mezar taşıma da adını çiz
öyle git!
alıntı...